Barbara Stollberg-Rilinger – Kutsal Roma İmparatorluğu (2020)

Barbara Stollberg-Rilinger’in yayımlandıktan kısa süre sonra beş baskı yapan ‘Kutsal Roma İmparatorluğu’, Mete Tunçay çevirisiyle Türkçede.

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun yaşayan en önemli uzmanlarından biri sayılan Barbara Stollberg-Rilinger, İmparatorluğun siyasi kültürünü ve kendine has kurumlarını çok yönlü bir bakışla ele alıyor.

İmparatorluğu, çokça yapıldığı gibi Avrupa Birliği gibi modern yapılarla karşılaştırmak yerine, başka hiçbir örneğe benzemeyen özgün bir siyasi organizasyon olarak değerlendiren Rilinger, İmparatorluğun homojen olmayan yapısının ortaya koyduğu durumu ve birçok içsel çelişkiye sahip oluşunun onun kaderini nasıl dönüştürdüğünü kapsamlı bir bakışla izliyor.

  • Künye: Barbara Stollberg-Rilinger – Kutsal Roma İmparatorluğu, çeviren: Mete Tunçay, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 196 sayfa, 2020

Jacques Le Goff – Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart mı? (2016)

Tarihyazımı ve dönemlendirme sistemlerini, dar bir tarihsel bakıştan kurtararak güncellemeyi amaçlayan bir çalışma.

Ortaçağ tarihi uzmanı Le Goff, tarihi dönemlere ayrılmasını yalnızca kronolojik bir olgu olarak görmemek gerektiğini, her dönemi kendi anlamı ve değeri içinde düşünmek gerektiğini belirtiyor.

  • Künye: Jacques Le Goff – Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart mı?, çeviren: Ali Berktay, İş Kültür Yayınları

Gürdal Aksoy – Dersim (2016)

Dersim bağlamında, Ermenilerin Alevi Kürt kültürü üzerindeki etkileri ve devamlılığını inceleyen, alana dair öncü bir çalışma.

Dersim’de Ermeni etkileri ve etnik kaynaşma, bölgede Türkleşen ve Kürtleşen Ermeniler, Alevilik ile Ermeni Hıristiyanlığı arasındaki ilişki ve Ermenilerin Dersim’de tarihsel sürekliliği gibi pek çok ilgi çekici konu, bu kitapta.

  • Künye: Gürdal Aksoy – Dersim, İletişim Yayınları

Michel de Certeau – Tarihyazımı (2020)

Machiavelli’den bu yana tarih, tarihi üreten politik iktidarın tarafında yer alır.

Michel de Certeau’nun bu klasik yapıtı da, dört yüz yıllık Batılı tarihyazımını eleştirel bir bakışla analiz ederek bu hakikati çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Çağlar boyunca tarihyazımını belirleyen işlemlerin özelliklerini ayrıntılarıyla gözler önüne seren Certeau’ya göre bu özellikler bir nesne üretmek, bir süre belirlemek ve bir öykü tasarlamaktır.

Tarihyazımı disiplininin hangi aşamalardan geçerek bu günlere geldiğine daha yakından bakmak isteyen her okurun edinmesi gereken çalışma, tarihyazımının tarihten dışlananları nasıl ötekileştirdiğini irdelemesiyle de ayrıca önemli.

Oğuz Adanır’ın usta işi çevirisiyle.

  • Künye: Michel de Certeau – Tarihyazımı, çeviren: Oğuz Adanır, Doğu Batı Yayınları, tarih, 503 sayfa, 2020

Murat Kılıç – “Allah, Vatan, Soy, Milli Mukaddesat” (2016)

1951 yılında çeşitli milliyetçi derneklerin bir araya gelmesiyle kurulan ve 1953’te kapatılan Türkiye Milliyetçiler Derneği’nin (TMD) iki yıllık ömrünün bir incelemesi.

Derneğin fikri arka planı, kuruluşu, faaliyetleri ve derneğin kapatılmasına giden süreç konularını işleyen kitap, Türk sağının kapsamlı bir fotoğrafını da çekmekte.

  • Künye: Murat Kılıç – “Allah, Vatan, Soy, Milli Mukaddesat”, İletişim Yayınları

İştar Gözaydın – Diyanet (2020)

Kendisini laik olarak tanımlayan herhangi bir ülkede, laikliğe en büyük aykırılık Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum yaratmaktı.

Bu yönüyle kurum, doğal olarak, ilk zamanlarından bu yana, din-devlet ilişkileri ve laiklik tartışmalarının odağında yer almakta.

Diyanet, devletin dine, dinin toplumsal rolüne ve örgütlenmesine müdahale etme isteğinin somutlaşmış halidir.

Bu kurum, hem devletin beklentilerine hem de toplumsal ihtiyaçlara cevap vermek ve bu cevapların laiklikle ilgili tartışmalarda dengeyi bozmasına engel olmak üzere faaliyet gösterir.

Öte yandan yalnızca ibadet, dinselliğin gündelik hayat içerisindeki düzeni değil, bilakis ilahiyat da Diyanet’in görev alanında sayılır.

İşte İştar Gözaydın’ın güncellenmiş bir baskıyla raflardaki yerini alan bu önemli incelemesi, kurumun tarihi, hukuki düzeni, örgütlenmesi, bütçesi, kadrosu ve organizasyon şemalarını ayrıntılı bir bakışla ortaya koyuyor.

Gözaydın’ın çalışması, bununla da yetinmeyerek din-devlet ilişkisi bağlamında siyasal tartışmalara da pek çok kez konu olmuş bu organizasyonu, Türkiye tarihindeki laiklik tartışmalarıyla da örtüşen bir perspektiften irdeliyor.

  • Künye: İştar Gözaydın – Diyanet: Türkiye Cumhuriyeti’nde Dinin Tanzimi, İletişim Yayınları, din, 432 sayfa, 2020

James Harvey Robinson, James Henry Breasted ve Emma Peters Smith – İlk Çağ’dan Orta Çağ’a Uygarlığın Öyküsü (2020)

Muhtemelen yarım milyon yıl önce uygarlık ortaya çıkmaya başladı.

Peki, bunu sağlayan koşullar tam olarak nelerdi?

Kapsamıyla da dikkat çeken elimizdeki kitap, tam da bu soruların yanıtını vermesiyle dikkat çekiyor.

Uygarlığı mümkün kılan keşif ve buluşları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan kitap, söz konusu keşiflerin şu an keyfini sürdüğümüz konfor ve rahatlıkların yanı sıra, aynı zamanda dinsel inanışlarımızı, doğru ve yanlışa dair idealarımızı, yönetim şeklimizi, üretim yöntemleri ve ticaret yapma yollarımızı, edebiyatımızı ve her türden sanatımızı nasıl kökten dönüştürdüğünü de gözler önüne seriyor.

Kitap, uygarlığın bütün bunların toplamı olduğunu gösteriyor ve buna ek olarak, tıpkı evler, aletler ve giysiler gibi, uygarlığın da binlerce yıl boyunca geliştiğini ve geçmişten gelen miras olarak ebeveynlerden çocuklara aktarılarak kuşaktan kuşağa devredildiğini de ortaya koyuyor.

  • Künye: James Harvey Robinson, James Henry Breasted ve Emma Peters Smith – İlk Çağ’dan Orta Çağ’a Uygarlığın Öyküsü, çeviren: İbrahim Şener, Doruk Yayınları, tarih, 528 sayfa, 2020

Deniz Parlak – Laikleşme Sürecinde Camiler (2020)

Camiler İslam’ın yüzyıllara dayanan kadim mekânlarıdır.

Türkiye’de camiler ise, laikleşme tartışmalarının hep en önemli başlıklarından biri olageldi.

Deniz Parlak’ın bu ilgi çekici çalışması da, Osmanlı’dan devralınan dinî bir mirasla İslâm’ı sahiplenen yeni devletin laiklik siyasetini, camilerin geçirdiği dönüşüm ekseninde ortaya koyuyor.

Camileri tarihsel süreçte şekillendiren şartları çözümleyerek, Türkiye’de laikliğin oluşum sürecindeki makro siyasetin nasıl şekillendiğini gözler önüne seren çalışma, camileri, personel yapısından kurumsal şekillenmesine, Ramazan ayındaki kullanımından devlet kadrosunca ziyaretlerine, siyasetçilerin camileri konu edinen demeçlerinin içeriğinden vaazların içeriğine, Türkçe ezan tartışmalarından dinî öğretime kadar geniş bir çerçevede ele alıyor.

Parlak ayrıca, laiklik siyasetinin ulus-devletin erken dönemlerinden itibaren tüm siyasal ve toplumsal dokuya nüfuz ettiği kabul edilmekle birlikte, bilhassa bahsi geçen dönemde dinin özel alana itilmek istendiği ve bireysel alana hapsedildiği tezlerine eleştirel yaklaşıyor.

Yazar bu tezini de, camilerin toplumsal iktidar ilişkilerindeki rolü bağlamında, erken Cumhuriyet döneminden çok partili hayata geçişte ana paradigma olan laiklik siyasetinin dönüşümünü analiz ederek ispatlamaya koyuluyor.

  • Künye: Deniz Parlak – Laikleşme Sürecinde Camiler: Geç Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e, İletişim Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2020

Murat Metinsoy – İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye (2016)

Gündelik yaşamdan ilginç ayrıntılar eşliğinde, 2. Dünya Savaşı Türkiye’sinin bir fotoğrafını çeken ödüllü bir kitap.

Ülkenin bu zor yıllarına ışık tutan Murat Metinsoy’un öne çıkan tezi de, bu dönemde demokratikleşme taleplerinin toplumsal alandan geldiği şeklinde.

Yazar, olaylar dizinini tabandan irdeleyerek kitlelerin o dönemde nasıl bir yaşam deneyimine sahip olduğunu, yaşadıkları sıkıntıları ve bu sıkıntılarını gündelik yaşamdaki direnişleriyle nasıl ortaya koyduklarını irdeliyor.

Kitap, otoriter dönemlerde bile toplumun gündelik mücadelelerinin ve taleplerinin siyasete nasıl büyük etkide bulunabileceğini gözler önüne sermesiyle önemli.

Kitaba, toplumsal sorunları ve devletin yanlışlarını tasvir eden karikatürler de eşlik ediyor.

  • Künye: Murat Metinsoy – İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye, İş Kültür Yayınları

Jane Hathaway – Osmanlı Hâkimiyetinde Arap Toprakları (2016)

Osmanlı’nın Arap topraklarındaki varlığını uygarlığa hiçbir katkısı olmamış “işgal dönemi” olarak niteleyen tezlere karşı çıkan önemli bir inceleme.

Jane Hathaway, Osmanlı’nın buradaki üç yüz yıllık egemenliğinin modern Ortadoğu’nun temellerinin atılmasında önemli katkısı olduğunu savunuyor.

  • Künye: Jane Hathaway – Osmanlı Hâkimiyetinde Arap Toprakları, çeviren: Gül Çağalı Güven, İş Kültür Yayınları