Louis-Antoine de Bougainville – Dünyanın Çevresinde Yolculuk (2009)

‘Dünyanın Çevresinde Yolculuk’ta Louis-Antoine de Bougainville, 18. yüzyılda yaptığı ilginç bir deniz yolculuğunu anlatıyor. Canlı bir anlatıma ve seyre dair zengin ayrıntılara sahip eserinde Bougainville, uğradığı adalar ve onları kuşatan denizler, aşılan boğazlar ve geçitleri okurlarıyla paylaşıyor.

Kitabın bu niteliğiyle, denizcilik konusunda önemli bir kılavuz olduğu söylenebilir. 18. yüzyılda denizdeki protokol kuralları, sömürge yönetimleri ve sömürge tarihi konusunda önemli bilgiler barındıran kitapta, kimi yörelerin betimlemesi, kıyının görünümü, akıntıların yönü ve rüzgâr rejimi gibi birçok zengin ayrıntı yer alıyor.

  • Künye: Louis-Antoine de Bougainville – Dünyanın Çevresinde Yolculuk, çeviren: Ömer Bozkurt, Yapı Kredi Yayınları, coğrafya, 350 sayfa

Reiner Möckelmann – Franz von Papen (2019)

Nazi Almanya’sının Ankara büyükelçisi Franz von Papen, Türkiye’nin Almanların yanında yer alması için elinden geleni yapmıştı.

von Papen bu amacına tam anlamıyla ulaşamasa da, Anadolu Ajansı’nda çalışan Türk vatandaşı Yahudilerin işlerinden çıkarılmalarını sağlamıştı.

Öte yandan Türkiye vatandaşı Yahudilerin resmi görevlere alınmaması ve Almanya’dan kaçan Yahudi ve Alman akademisyenlerin üniversitelerde görev almaması için de elinden gelen her şeyi yapmıştı.

İşte, kendisi de bir dönem Ankara’da Alman diplomatı olarak görev almış Reiner Möckelmann’ın bu enfes çalışması, von Papen’in Ankara’daki faaliyetlerini ve o dönemdeki muhataplarının buna karşı tutumlarını adım adım izliyor.

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başvekil Refik Saydam, Hariciye Vekili Şükrü Saracoğlu, Hariciye Vekili Numan Menemencioğlu ve Türkiye’nin Alman Büyükelçisi Hüsrev Gerede, Franz von Papen’le bu dönem muhatap olmuş, dolayısıyla bu kitapta karşımıza çıkan belli başlı isimler.

Kitabın en önemli yönlerinden biri ise, bu aralar bizde filmi de gösterimde olan Çiçero olayını da aydınlatması.

Çiçero, İngiltere’nin Türkiye Büyükelçisi Hughe Knatchbull-Hugessen’in Kosova kökenli uşağı Elyeza Bazna’ydı ve von Papen kimliğini gizlemek için ona Çiçero adını vermişti.

Çiçero Almanlara kısa sürede dört yüzden fazla gizli belge aktarmış, bunun karşılığında da 300 bin Sterlin almıştı.

  • Künye: Reiner Möckelmann – Franz von Papen: Hitler’in Türkiye Büyükelçisi, çeviren: Selma Türkis Noyan, Kitap Yayınevi, tarih, 405 sayfa, 2019

Rauf Denktaş – 20 Temmuz’a Doğru (2015)

Rauf Denktaş’ın, TSK’nın gerçekleştirdiği 20 Temmuz 1974 Kıbrıs harekâtına dair anıları, bu kitapta.

Kitapta, Denktaş’ın 1989’da Kıbrıs gazetesinde yayınlanmış 15-20 Temmuz sürecine ilişkin anılarının yanı sıra, Denktaş’ın el yazısı kupürleri de bulunuyor.

Tek taraflı olsa da, harekâtın öncesi ve sonrasında yaşananları kayda geçirmesiyle önemli bir kaynak.

  • Künye: Rauf Denktaş – 20 Temmuz’a Doğru, hazırlayan: Süleyman Ergüçlü, Bizim Kitaplar

Hélène Carrère D’encausse – Dünyayı Değiştiren Altı Yıl (2018)

Sovyetler Birliği çökeli çok oldu.

Fakat bu konudaki tartışmalar hiç bitmedi, bilakis azalmak yerine daha da arttı.

Görünen o ki, çok yönlü sürdürülen bu tartışmalar uzun bir süre daha devam edecek.

Rus tarihi ve kültürü alanında uzman akademisyenlerden olan Hélène Carrère D’encausse de bu çalışmasında, kimi zaman ağır ağır ilerleyen, kimi zaman akıl almaz şekilde hızlanan, toplamda altı yılı bulmuş Sovyetler Birliği’nin çöküş sürecini başından sonuna izliyor.

D’encausse yalnızca Sovyetler’in çöküşüyle değil, bu sürecin başlı başına dünyayı kökten bir biçimde nasıl dönüştürdüğünü de irdeliyor.

Kitapta, Yuriy Andropov, Leonid Brejnev, Mihail Gorbaçov, Boris Yeltsin ve Vladimir Putin gibi, bu dönemde önemli ve kritik roller üstlenmiş isimlerle, Çernobil patlaması, ekonomik krizler, perestroyka ve bağımsızlık hareketleri gibi o dönemin gündemini oluşturan konularla karşılaşıyoruz.

  • Künye: Hélène Carrère D’encausse – Dünyayı Değiştiren Altı Yıl: 1985-1991 Sovyet İmparatorluğu’nun Yıkılışı, çeviren: Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2018

Robert Gerwarth – Mağluplar (2018)

Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan anlaşmalar ve sözüm ona çözümler, Avrupa’yı barışa ihtiyaç duyulan barışa kavuşturabildi mi yoksa İkinci Dünya Savaşı’nı neden olan koşulları alttan alta besledi mi?

Modern tarih alanında uzmanlaşmış bir profesör olan Robert Gerwarth, ikincisinin geçerli olduğunu düşünüyor.

Savaş sonrası anarşi ortamını, yıkılan imparatorlukların ve doğan ulus devletlerin gelişimini derinlemesine irdeleyen Gerwarth, Avrupa’nın 20. yüzyılı üzerine yeniden düşünmemizi sağlıyor.

En önemlisi de Gerwarth, bu dönemde çizilmek istenen sınırların, sürgünlerin, yeni milliyetçiliklerin ve bütün Avrupa’yı saran büyük şiddet dalgasının İkinci Dünya Savaşı’nın tohumlarını nasıl ektiğini gözler önüne seriyor.

Avrupa’nın Birinci Dünya Savaşı’ndaki mağlupları olan kara imparatorlukları ve onların savaştan sonraki durumları hakkında çok özgün bir çalışma olarak öneriyoruz.

  • Künye: Robert Gerwarth – Mağluplar: Birinci Dünya Savaşı Neden Bitmedi? (1917-1923), çeviren: Yüksel Taşkın, Doğan Kitap, tarih, 456 sayfa, 2018

Eyüp Durukan – Çanakkale’den Mondros’a (2015)

Eyüp Durukan, Enver Paşa’nın talimatıyla,  1915’te Viyana’ya savaş levazımatı almak için gönderilen ekibin başındaydı.

Durukan bu seyahatten İstanbul’a dönüşünde, İstanbul Boğazı ve Çatalca Müdafaa Hattı’nda görev aldı.

1916’da Çanakkale’ye Ağır Topçu Alayı tabur kumandanı olarak tayin edildiğinde harp cephede olanca şiddetiyle sürüyordu.

Durukan bu yıllarda yaşadığı, duyduğu askeri ve siyasi olayları, diğer cephelerden gelen haberleri gün gün ve belgeleriyle kaydetmeye devam etti.

İşte Durukan’ın anılarının elimizdeki üçüncü cildi, hem bu süreçte yaşananları hem de Çanakkale’de farklı cephelerde savaşan Osmanlı’nın durumuna ve imparatorluğun 1. Dünya Savaşı’ndaki son üç yılına ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: Eyüp Durukan – Çanakkale’den Mondros’a, hazırlayan: Murat Uluğtekin, İş Kültür Yayınları, anı, 496 sayfa, 2015

Aysel Yıldız – Kenar Adamları ve Bendeleri (2018)

Bu kitap, 19. yüzyılın başlarında küçük bir Balkan kasabası olan Rusçuk’ta yaşamış, biri Türk diğeri Ermeni iki adamın ilginç ilişkiler ağı ve hikâyeleri üzerinden dönemin kapsamlı bir okumasını yapıyor.

Köse Ahmed Efendi ile Manuk Mirzayan, önce Rusçuk ayanı Tirsinikloğlu İsmail Ağa, daha sonra da Alemdar Mustafa Paşa’nın iki sadık bendesi olmuştu.

İkili, hamileri sayesinde, Balkan eşrafıyla olduğu kadar Osmanlı merkezi bürokratları ve Rus ricaliyle de sıkı ilişkiler kuracaktı.

Bu ilişkiler zamanla büyük güç kazanacak, öyle ki Köse Ahmed Efendi ve Manuk Mirzayan, bir dönem payitahta da gelerek hem uluslararası politikayı hem de iç politikayı yönlendirebilecek kadar etkili olacaklardı.

İşte Ayşe Yıldız, bu iki adamın Rusçuk’ta başlayıp genişleyen ilişkilerini merkeze alarak dönemin Osmanlı, Balkan ve Rus toplumunun nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Yıldız’ın ele aldığı dönem, âdemi merkeziyetçilik akımının öne çıktığı; uluslararası sorunlar, ciddi toprak kayıpları ve yeni modernleşme çabalarının gözlemlenmeye başladığı bir dönemdir.

Köse Ahmed Efendi ve Manuk Mirzayan’ın hikâyesi de, bir yönüyle bu sürecin tam merkezinde yer aldığı için ayrıca önemli.

  • Künye: Aysel Yıldız – Kenar Adamları ve Bendeleri: Tirsinikli İsmail Ağa ve Alemdar Mustafa Paşa’nın Adamları Manuk Mirzayan ve Köse Ahmed Efendi, Kitap Yayınevi, tarih, 329 sayfa, 2018

Simon Millar – Viyana 1683 (2015)

Kanuni Sultan Süleyman’ın Viyana kuşatmasından 154 yıl sonra Osmanlı, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasında Viyana kapılarına dayanmıştı.

Simon Millar bu çalışmasında, Osmanlı’nın hezimetiyle sonuçlanan kuşatmayı başından sonuna izliyor ve bu seferin ayrıntılı bir dökümünü sunuyor.

Renkli savaş sahneleri, 3 boyutlu harekât haritaları, fotoğraflar ve coğrafi haritalar eşliğinde.

  • Künye: Simon Millar – Viyana 1683, illüstrasyonlar: Peter Dennis, çeviren: Eşref B. Özbilen, İş Kültür Yayınları

Kirsten E. Schulze, Martin Stokes ve Clom Campbell – Ortadoğu’da Etnik ve Dini Azınlıklar (2015)

Ortadoğu’nun devletsiz halk ve azınlıkları, üç yazarlı bu kapsamlı kitabın konusu.

Kitap Hıristiyan, Yahudi, Zerdüşt, Alevi, Bahai, Maruni, Kürt ve Filistinli gibi grupların toplumsal ve siyasi konumu hakkında çok önemli bir kaynak.

Kitap, Ortadoğu’ya dair merak edilen kimi konuları aydınlatmasıyla da değerli.

  • Künye: Kirsten E. Schulze, Martin Stokes ve Clom Campbell – Ortadoğu’da Etnik ve Dini Azınlıklar, çeviren: Kenan Kalyon, Totem Yayıncılık

Orhan Şevki – Azınlık Spor Kulüpleri ve Sporcular (2018)

Futbolun “ordinaryüs”ü Lefter’i, Lefter Küçükandonyadis’i kim unutabilir!

Peki Vahram Papazyan’ı,

Tahtaperde Aleko’yu,

Büyük Garbis’i,

Buhuri’yi,

Vartan Tetikbaş’ı,

Garo Hamamcıoğlu’nu…

İşte bu harika çalışma, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte azınlık spor kulüplerini, bu kulüplerin yetiştirdiği büyük oyuncuları ve kulüplerin Türk sporunun gelişimindeki unutulmaz katkılarını gözler önüne seriyor.

Orhan Şevki, Osmanlı’da esas olarak yabancılar aracılığıyla başlayan modern spor faaliyetlerini ve bu faaliyetlerin azınlık spor kulüpleri bağlamında geçirdiği dönüşümü kayda alıyor.

Modern sporların bizde ortaya çıkış süreci çok ilginçtir.

Bunlar daha çok yabancılar aracılığıyla icra edilmiş, fakat bu faaliyetler kimi baskılarla karşılaşmış, özellikle bu alan Türk sporculara yasaklanmıştı.

Bu öyle bir boyut almıştır ki, Türk futbolcular bu yasakları delmek adına, adlarını değiştirip futbol oynamaya çalışmışlardır.

Şevki’nin bunun gibi çok ilginç bilgilerle harmanladığı kitabından, 20. yüzyılın başlarında art arda kurulmaya başlanan Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi Türk kulüplerinin gelişimine dair ayrıntıları ve azınlık spor kulüplerinin çok iyi futbolcular yetiştirerek çoğunu bu kulüplere verdiğini de öğreniyoruz.

Kitap bunun yanı sıra,

  • Türk sporuna azınlık sporcularının katkılarının neden yadsınamaz olduğunu,
  • Azınlık spor kulüplerinin sayısız milli sporcu, sayısız şampiyon çıkardığı altın çağını,
  • Siyasi olayların getirdiği baskılar sonucu nüfusları yavaş yavaş azalan gayrimüslim cemaatlerle birlikte azınlık kulüplerinin de tek tek eriyişini,
  • Bu süreçten sonra maddi olanakların tükenmesi nedeniyle kulüplerin kendi yağlarıyla kavrulmayı sürdürme çabalarını,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

Çalışma, yukarıdaki isimlerin yanı sıra, Garbis Zakaryan, Kasapoğlu, Niko Kovi, Violet Kostanda, Rober Eryol ve Lale Kohen’i yeniden hatırlamak ve anmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Orhan Şevki – Azınlık Spor Kulüpleri ve Sporcular: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, İş Kültür Yayınları, spor tarihi, 192 sayfa, 2018