Yiğit Akın – Cihan Harbi’nin Cephe Gerisi (2025)

Yiğit Akın’ın ‘Cihan Harbi’nin Cephe Gerisi’ (‘The Ottoman Home Front during World War I’) adlı eseri, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş esnasındaki sosyal, ekonomik ve politik koşullarını inceleyen önemli bir çalışma. Akın, savaşın Osmanlı toplumunu nasıl etkilediğini, cephedeki askerlerin ve geride kalan sivillerin yaşadığı zorlukları, savaş ekonomisinin çöküşünü ve toplumsal dönüşümleri detaylı bir şekilde ele alıyor.

Kitap, Osmanlı Devleti’nin savaşa giriş nedenlerini ve savaşın başlangıcındaki genel durumu özetleyerek başlıyor. Ardından, savaşın ilan edilmesiyle birlikte toplumun seferberlik ruhuyla nasıl etkilendiğini anlatıyor. Akın, savaşın ilk dönemlerinde görülen coşkunun zamanla nasıl yerini yorgunluğa, umutsuzluğa ve açlığa bıraktığını vurguluyor.

Eser, savaşın Osmanlı ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkilerini ayrıntılı olarak inceliyor. Savaş harcamalarını karşılamak için uygulanan politikaların enflasyona, işsizliğe ve kıtlığa yol açtığını gösteriyor. Akın, Osmanlı ekonomisinin savaş süresince nasıl çöktüğünü, altyapının nasıl zarar gördüğünü ve ticaretin nasıl sekteye uğradığını belgelerle ortaya koyuyor.

Kitap, savaşın Osmanlı toplumunun farklı kesimlerini nasıl etkilediğini de mercek altına alıyor. Cephedeki askerlerin yaşadığı zorluklar, cephe gerisindeki kadınların ve çocukların karşılaştığı güçlükler, savaş zengini olarak bilinen bazı kesimlerin yükselişi ve yoksullukla mücadele edenlerin çaresizliği canlı bir şekilde anlatılır. Akın, savaşın toplumsal eşitsizlikleri nasıl artırdığını ve toplumsal yapıyı nasıl dönüştürdüğünü vurguluyor.

Eser, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş sırasındaki politikalarını ve yönetim şeklini de ele alıyor. İttihat ve Terakki Partisi’nin savaş politikaları, savaşın yönetimi, propaganda faaliyetleri ve azınlıkların durumu gibi konulara değinilir. Akın, savaşın Osmanlı siyasetini nasıl radikalleştirdiğini ve otoriterleşmeye yol açtığını gösteriyor.

Özetle ‘Cihan Harbi’nin Cephe Gerisi’, Osmanlı toplumunun I. Dünya Savaşı sırasındaki deneyimlerini anlamak için önemli bir kaynak. Akın’ın titiz araştırması ve detaylı analizi, savaşın Osmanlı toplumu üzerindeki derin ve kalıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Kitap, tarihçiler, akademisyenler ve Osmanlı tarihiyle ilgilenen herkes için değerli bir okuma sunuyor.

  • Künye: Yiğit Akın – Cihan Harbi’nin Cephe Gerisi, çeviren: Uğur Zekeriya Peçe, İletişim Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2025

Helmuth Schneider – Antik Teknoloji Tarihi (2025)

Helmuth Schneider’in ‘Antik Teknoloji Tarihi’ adlı eseri, antik çağdaki teknolojik gelişmeleri ve uygulamaları inceleyen kapsamlı bir çalışma. Bu kitap, antik dönemdeki mühendislik, mimarlık, üretim teknikleri, ulaşım, tarım ve diğer teknolojik alanlardaki bilgileri ve uygulamaları detaylı bir şekilde ele alarak, modern teknolojinin kökenlerini anlamamıza yardımcı oluyor.

Schneider’in eseri, antik çağdaki mühendislik ve mimarlık alanındaki önemli projeleri, su kemerleri, köprüler, yollar, tapınaklar ve diğer yapıları inceler. Antik Yunan ve Roma’daki mühendislik projelerinin teknik detaylarına inerek, o dönemin mühendislik bilgisini ve becerilerini gözler önüne serer. Aynı zamanda, seramik, metal işleme, cam yapımı, tekstil üretimi gibi antik dönemdeki üretim tekniklerini ve kullanılan araçları detaylı bir şekilde ele alır. Bu sayede, antik çağdaki üretim süreçleri ve teknik altyapı hakkında kapsamlı bir bilgi sunar.

Ulaşım konusunda ise, antik çağdaki gemiler, arabalar ve diğer ulaşım araçları, denizcilik ve kara taşımacılığı hakkında bilgiler verir. Antik dönemdeki ulaşım ağlarının nasıl inşa edildiği, hangi araçların kullanıldığı ve bu araçların teknik özellikleri hakkında detaylı bilgiler sunar. Tarım alanında da antik dönemdeki tarım teknikleri, sulama sistemleri ve tarım araçları incelenir. Antik çağdaki tarım uygulamalarının ve verimliliğin nasıl sağlandığına dair önemli bilgiler sunar.

Kitapta, madencilik, enerji kullanımı, silah yapımı gibi diğer teknolojik alanlardaki gelişmeler de yer alır. Antik çağdaki teknolojik gelişmelerin sadece mühendislik ve üretimle sınırlı olmadığını, aynı zamanda diğer alanlarda da önemli ilerlemelerin kaydedildiğini gösterir. Bu sayede, antik çağdaki teknolojik gelişmelerin çok yönlü ve kapsamlı bir şekilde ele alınmasını sağlar.

Özetle kitap, antik çağdaki teknolojik gelişmeleri anlamak için önemli bir kaynaktır. Antik dönemin teknik bilgisi ve becerileri hakkında kapsamlı bir bakış sunar ve modern teknolojinin kökenlerini anlamamıza yardımcı olur. Bu kitap, tarihçiler, arkeologlar, mühendisler, mimarlar ve antik teknolojiye ilgi duyan herkes için değerli bir kaynaktır. Antik çağdaki teknolojik gelişmelerin izini sürmek ve bu alandaki bilgi birikimini artırmak isteyen herkes için temel bir eserdir.

  • Künye: Helmuth Schneider – Antik Teknoloji Tarihi: Medeniyetlere Yön Veren İcatlar, çeviren: Tuna Akçay, Runik Kitap, tarih, 142 sayfa, 2025

Elizabeth L. Eisenstein – Erken Modern Avrupa’da Matbaa Devrimi (2025)

Elizabeth L. Eisenstein’ın ‘Erken Modern Avrupa’da Matbaa Devrimi’ (‘The Printing Revolution in Early Modern Europe’) adlı eseri, matbaanın icadının ve yaygınlaşmasının erken modern Avrupa üzerindeki dönüştürücü etkilerini inceleyen çığır açan bir çalışmadır. Eisenstein, matbaanın sadece bilgi yayımını hızlandırmakla kalmayıp, aynı zamanda düşünce biçimlerini, toplumsal yapıları ve kültürel kurumları da derinden etkilediğini savunur.

Kitapta, matbaanın icadından önce Avrupa’da el yazması kültürü ve bilginin yayılma biçimleri ayrıntılı olarak ele alınır. Eisenstein, matbaanın ortaya çıkışıyla birlikte bilginin daha hızlı, daha doğru ve daha geniş kitlelere ulaşılabilir hale geldiğini vurgular. Bu durum, Rönesans, Reformasyon ve Bilim Devrimi gibi önemli kültürel ve entelektüel hareketlerin gelişiminde kritik bir rol oynamıştır.

Eisenstein, matbaanın sadece bilgi yayımını değil, aynı zamanda bilginin örgütlenme biçimini de değiştirdiğini belirtir. Matbaa sayesinde kitaplar daha standart hale gelmiş, bilginin depolanması ve erişimi kolaylaşmıştır. Bu durum, bilimsel araştırmaların, felsefi tartışmaların ve edebi eserlerin yaygınlaşmasına ve daha geniş kitleler tarafından erişilebilir olmasına yol açmıştır.

Kitapta, matbaanın toplumsal etkileri de ayrıntılı olarak incelenir. Eisenstein, matbaanın okuryazarlık oranlarını artırdığını, yeni iletişim biçimlerinin ortaya çıkmasına neden olduğunu ve toplumsal katılımı teşvik ettiğini savunur. Matbaa, aynı zamanda siyasi ve dini propaganda için de etkili bir araç haline gelmiş, bu da toplumsal ve siyasi değişimlere katkıda bulunmuştur.

Eisenstein, matbaanın erken modern Avrupa’sında yarattığı değişimi “iletişim devrimi” olarak adlandırır. Bu devrim, bilginin yayılma biçimini, düşünce yapısını ve toplumsal etkileşimi derinden etkileyerek modern dünyanın temellerini atmıştır. Kitap, matbaanın sadece teknolojik bir yenilik olmadığını, aynı zamanda kültürel, entelektüel ve toplumsal bir dönüşümün tetikleyicisi olduğunu gösterir.

Özetle ‘Erken Modern Avrupa’da Matbaa Devrimi’, matbaanın tarihsel önemini ve etkilerini anlamak için temel bir eserdir. Eisenstein’ın kapsamlı araştırması ve derinlikli analizi, matbaanın modern dünyayı nasıl şekillendirdiğine dair önemli içgörü sunar. Kitap, tarih, iletişim, kültür ve sosyal bilimler alanlarında çalışanlar için değerli bir kaynak niteliği taşır.

  • Künye: Elizabeth L. Eisenstein – Erken Modern Avrupa’da Matbaa Devrimi, çeviren: Hamit Çalışkan, İş Kültür Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2025

Jean-Paul Roux – İran ve İranlıların Tarihi (2025)

Jean-Paul Roux’nun ‘İran ve İranlıların Tarihi: Başlangıcından Günümüze’ (‘Histoire de l’Iran et des Iraniens: Des Origines à nos jours’) adlı eseri, İran ve İranlıların kökenlerinden günümüze kadar uzanan zengin ve karmaşık tarihini ele alıyor. Roux, bu geniş zaman dilimini, İran coğrafyasının jeopolitik önemini, kültürel zenginliğini ve siyasi çalkantılarını vurgulayarak anlatıyor.

Kitap, Elamlılar, Medler, Persler, Partlar ve Sasaniler gibi antik dönem uygarlıklarından başlayarak, İslam’ın İran’a gelişini, Selçuklu ve Moğol istilalarını, Safevi İmparatorluğu’nu ve modern İran’ın oluşumunu detaylı bir şekilde inceliyor. Roux, İran tarihini sadece siyasi olaylarla sınırlamıyor, aynı zamanda İran kültürünün, sanatının, edebiyatının ve felsefesinin gelişimini de ele alıyor.

Kitap, Zerdüştlük, Maniheizm ve İslam gibi farklı inanç sistemlerinin İran toplumunu nasıl etkilediğini ve İran’ın İslam dünyasındaki rolünü irdeliyor. Roux, İran’ın komşu coğrafyalarla olan etkileşimini, özellikle de Orta Asya, Hindistan ve Arap dünyasıyla olan ilişkilerini de inceliyor.

Kitap, İran’ın modern dönemdeki siyasi ve toplumsal değişimlerini, 1979 İslam Devrimi’ni ve İran-Irak Savaşı’nı da kapsayarak, İran tarihine kapsamlı bir bakış sunuyor. Roux, İran tarihini anlatırken, farklı kaynaklardan yararlanarak, okuyucuya zengin ve detaylı bir bilgi sunuyor. Kitap, İran tarihine ilgi duyan herkes için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Jean-Paul Roux – İran ve İranlıların Tarihi: Başlangıcından Günümüze, çeviren: Erkan Ataçay, Doğu Batı Yayınları, tarih, 512 sayfa, 2025

İdil Çetin – İktidarın Görsel Repertuarı (2025)

Bu çalışma, geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminde Atatürk fotoğraflarının gündelik görselliği nasıl şekillendirdiğini ve bu görselliğin Atatürk kültünün inşasına nasıl katkıda bulunduğunu inceler.

Amaç, insanların günlük olarak karşılaştığı Atatürk fotoğrafları aracılığıyla sıradan ve gündelik olanın bilgisini ortaya koymaktır.

Çalışma, siyasetin fotoğraflara nasıl yansıdığından ziyade, fotoğrafların siyasi hayatın ilerleyişindeki rolüne odaklanır.

Bu nedenle, temel malzeme olarak dönemin süreli yayınlarında dolaşıma girmiş Atatürk fotoğrafları kullanılır. Ayrıca, iktidardakilerin bu fotoğraflar üzerindeki tasarrufları da gündelik görselliğin inşasının bir parçası olarak değerlendirilir.

  • Künye: İdil Çetin – İktidarın Görsel Repertuarı: Lider Kültünün İnşasında Mustafa Kemal Atatürk Fotoğrafları (1912-1950), Alfa Yayınları, tarih, 584 sayfa, 2025

Charles Stephenson – Sovyet-Japon Savaşı (2025)

Charles Stephenson’ın ‘Sovyet-Japon Savaşı: Stalin’in Uzak Doğu Seferi’ (‘Stalin’s War on Japan’) adlı kitabı, II. Dünya Savaşı’nın son aşamalarında Sovyetler Birliği’nin Japonya’ya karşı yürüttüğü askeri operasyonları detaylı bir şekilde inceliyor.

Kitap, Sovyetler Birliği’nin Uzak Doğu’daki stratejik hedeflerini, askeri hazırlıklarını ve Japon Kwantung Ordusu’na karşı gerçekleştirdiği büyük çaplı taarruzu ele alıyor.

Stephenson, Sovyet birliklerinin Mançurya’daki hızlı ilerleyişini, Japon savunma hatlarının çöküşünü ve savaşın sona ermesindeki Sovyet katkısını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Kitap, Sovyetler Birliği’nin Japonya’ya karşı savaşa giriş nedenlerini, savaşın seyrini ve sonuçlarını analiz ederek, bu çatışmanın II. Dünya Savaşı’nın genel gidişatındaki ve Soğuk Savaş’ın başlangıcındaki rolünü vurguluyor.

Stephenson, askeri operasyonların yanı sıra, siyasi ve diplomatik gelişmeleri de ele alarak, Sovyetler Birliği’nin Uzak Doğu’daki nüfuzunu artırma çabalarını ve bu durumun bölgedeki güç dengelerini nasıl etkilediğini inceliyor.

Kitap, Sovyet-Japon Savaşı’nın genellikle göz ardı edilen önemini ortaya koyarak, II. Dünya Savaşı tarihine yeni bir perspektif getiriyor.

  • Künye: Charles Stephenson – Sovyet-Japon Savaşı: Stalin’in Uzak Doğu Seferi, çeviren: Selçuk Uygur, Kronik Kitap, tarih, 328 sayfa, 2025

Tom Holland – Rubicon (2025)

Tom Holland’ın ‘Rubicon: Roma Cumhuriyeti’nin Zaferi ve Trajedisi’ (‘Rubicon: The Triumph and Tragedy of the Roman Republic’) adlı kitabı, Roma Cumhuriyeti’nin son yüzyılını, MÖ 146’dan MÖ 44’e kadar olan dönemi ele alıyor. Holland, bu dönemi, cumhuriyetin yavaş yavaş çöküşüne ve imparatorluğa dönüşmesine yol açan bir dizi olay ve karakter üzerinden anlatıyor. Kitap, Roma’nın Akdeniz’deki yükselişini, Kartaca’nın yıkılışını ve ardından gelen iç savaşları detaylı bir şekilde inceliyor.

Holland, Marius, Sulla, Pompey, Caesar ve Cicero gibi dönemin önemli figürlerinin hayatlarını ve eylemlerini canlı bir şekilde tasvir ediyor. Bu karakterlerin hırsları, çatışmaları ve ittifakları, cumhuriyetin kaderini nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor. Kitap, Roma’nın siyasi ve sosyal yapısını, senatonun gücünü, halk meclislerinin rolünü ve ordunun önemini vurguluyor.

Holland, cumhuriyetin çöküşünü, bireysel hırsların ve siyasi çekişmelerin bir sonucu olarak görüyor. Ona göre, Roma’nın genişlemesi ve zenginleşmesi, aynı zamanda cumhuriyetin temel değerlerini aşındırdı. Kitap, Caesar’ın Rubicon Nehri’ni geçişini ve ardından gelen iç savaşı, cumhuriyetin sonunu getiren dönüm noktası olarak ele alıyor. Caesar’ın diktatörlüğü ve ardından suikastı, Roma’nın imparatorluğa geçişinin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

Holland, ‘Rubicon’da, Roma Cumhuriyeti’nin son yüzyılını, sürükleyici bir anlatımla ve detaylı bir şekilde ele alıyor. Kitap, Roma tarihine ilgi duyanlar için önemli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Tom Holland – Rubicon: Roma Cumhuriyeti’nin Zaferi ve Trajedisi, çeviren: Ilgın Yağmur Eker, Kronik Kitap, 440 sayfa, 2025

Edhem Eldem – Mitler, Gerçekler ve Yöntem (2025)

Edhem Eldem’in ‘Mitler, Gerçekler ve Yöntem’ adlı eseri, bir Osmanlı tarihçisinin merakının ve titizliğinin bir ürünü olarak, farklı dönemlere ve konulara ışık tutan makalelerden oluşuyor. Bu kitap, Eldem’in bir resme dair genel kanıları sorguladığı, bir Osmanlı bürokratının hayat hikayesindeki tercihlerini incelediği, yeniçerilerin mezarlarının akıbetini araştırdığı ve 19. yüzyılın başındaki bir intihal olayını mercek altına aldığı geniş bir yelpazede, Osmanlı tarihine ilişkin bir dizi miti sorguluyor.

Eldem’in bu eseri, sadece Osmanlı tarihinin yazımına dair genel ve özel yöntem önerileri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda tarihçinin bakış açısının günümüze kadar uzandığını da gösteriyor. Yazar, Osmanlı tarihinin farklı dönemlerine ve konularına dair derinlemesine bir analiz sunarken, tarihçinin rolünü ve sorumluluğunu da vurguluyor. Kitap, tarihçinin sadece geçmişi değil, bugünü de anlamak için nasıl bir bakış açısına sahip olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Ayrıca, okuyuculara yazarın Collège de France’a uzanan tarihçilik kariyeri hakkında kapsamlı bir söyleşi de sunuluyor. Bu söyleşi, Eldem’in akademik yolculuğunu ve tarihçiliğe bakış açısını daha yakından tanımamızı sağlıyor. ‘Mitler, Gerçekler ve Yöntem’, Osmanlı tarihine ilgi duyan herkes için okunması gereken bir eser.

  • Künye: Edhem Eldem – Mitler, Gerçekler ve Yöntem: Osmanlı Tarihinde Aklıma Takılanlar, Alfa Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2025

Gülhan Balsoy – Osmanlı’da Avare Kadınlar (2025)

On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı toplumunda, “çoklu kriz” olarak adlandırılan bir dönemde, kadınlar yalnızlığın farklı biçimleriyle yüzleşmek zorunda kalmışlardır. Kimileri eşlerini kaybetmiş, kimileri terk edilmiş, kimileri ise başka nedenlerle yalnızlığa itilmiştir. Bu kadınlar, sadece ekonomik zorluklarla değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal yargılarla da mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Dönemin orta sınıf ahlak anlayışı, bu kadınları büyük bir tehdit olarak görmüştür. Onlar ya başıboş, toplumsal düzeni tehdit eden “kurtlar” gibi algılanmış ya da korunmaya muhtaç, yozlaşmaya açık “kuzular” olarak etiketlenmişlerdir.

Gülhan Balsoy’un bu eseri, Osmanlı toplumunda kadınların yalnızlığının nasıl algılandığını, sosyal yardım kuruluşlarının bu kadınlara nasıl yaklaştığını ve terk edilen kadınların nasıl damgalandığını derinlemesine inceliyor. Kitap, evlilik dışı ilişkiler, gayrimeşru çocuklar ve toplumun gözünde “düşmüş kadın” imgesi etrafında şekillenen bir anlatı sunarak, bireysel trajedilerle toplumsal kaygıların nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor. Arşiv belgelerinin yanı sıra, 20. yüzyılın başlarında yazılan ‘Refet’ ve ‘Gayya Kuyusu’ romanlarından da yararlanan Balsoy, “avare kadınların” devlet ve toplum arasında nasıl hayatta kalma mücadelesi verdiklerini incelikli bir yaklaşımla ortaya koyuyor. Bu kitap, Osmanlı toplumunun kadınlara yönelik bakış açısını ve yalnız kadınların yaşadığı zorlukları anlamak için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Gülhan Balsoy – Osmanlı’da Avare Kadınlar: 19. Yüzyıl Aile Krizi ve Kadın Yoksulluğu, Fol Kitap, tarih, 200 sayfa, 2025

Michael Denis Higgins – Antik Dünyanın Yedi Harikası (2025)

Michael Denis Higgins’in ‘Antik Dünyanın Yedi Harikası: Bilim, Mühendislik ve Teknoloji’ (‘The Seven Wonders of the Ancient World – Science, Engineering and Technology’ adlı kitabı, antik dünyanın yedi harikası olarak bilinen yapıların ardındaki bilimsel, mühendislik ve teknolojik başarıları detaylı bir şekilde inceliyor. Higgins, bu yapıların inşasında kullanılan yöntemleri, karşılaşılan zorlukları ve bu zorlukların nasıl aşıldığını, dönemin bilimsel ve teknolojik bilgisi ışığında ele alıyor.

Kitap, sadece yapıların tarihi ve mimari özelliklerine değil, aynı zamanda bu yapıları inşa eden toplumların sosyal, ekonomik ve kültürel yapılarına da ışık tutuyor. Piramitlerin inşasındaki iş gücü organizasyonu, sulama sistemlerinin ve ticari yolların geliştirilmesi, dönemin teknolojik yeteneklerinin bir yansıması olarak ele alınıyor.

Higgins, her bir yapıyı ayrıntılı bir şekilde inceleyerek, o dönemin mühendislik dehasını ve teknik bilgisini gözler önüne seriyor. Örneğin, Mısır piramitlerinin inşasındaki taş blokların nasıl taşındığı, devasa heykellerin nasıl yapıldığı, İskenderiye Feneri’nin nasıl inşa edildiği gibi konular, kitabın temel odak noktalarını oluşturuyor.

Kitap, antik dünyanın yedi harikasının sadece birer anıt olmadığını, aynı zamanda o dönemin bilimsel ve teknolojik yeteneklerinin birer kanıtı olduğunu vurguluyor. Higgins, bu yapıları incelerken modern bilimsel ve mühendislik yöntemlerini kullanarak, o dönemin insanlarının ne kadar ileri görüşlü ve yetenekli olduğunu ortaya koyuyor.

Sonuç olarak bu eser, antik dünyanın yedi harikasına farklı bir bakış açısı getirerek, bu yapıların arkasındaki bilimsel ve teknolojik başarıları anlamamızı sağlıyor. Kitap, tarih, mühendislik ve arkeolojiye ilgi duyan herkes için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Michael Denis Higgins – Antik Dünyanın Yedi Harikası: Bilim, Mühendislik ve Teknoloji, çeviren: Ilgın Yağmur Eker, Kronik Kitap, tarih, 320 sayfa, 2025