Robert Gerwarth – Mağluplar (2018)

Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan anlaşmalar ve sözüm ona çözümler, Avrupa’yı barışa ihtiyaç duyulan barışa kavuşturabildi mi yoksa İkinci Dünya Savaşı’nı neden olan koşulları alttan alta besledi mi?

Modern tarih alanında uzmanlaşmış bir profesör olan Robert Gerwarth, ikincisinin geçerli olduğunu düşünüyor.

Savaş sonrası anarşi ortamını, yıkılan imparatorlukların ve doğan ulus devletlerin gelişimini derinlemesine irdeleyen Gerwarth, Avrupa’nın 20. yüzyılı üzerine yeniden düşünmemizi sağlıyor.

En önemlisi de Gerwarth, bu dönemde çizilmek istenen sınırların, sürgünlerin, yeni milliyetçiliklerin ve bütün Avrupa’yı saran büyük şiddet dalgasının İkinci Dünya Savaşı’nın tohumlarını nasıl ektiğini gözler önüne seriyor.

Avrupa’nın Birinci Dünya Savaşı’ndaki mağlupları olan kara imparatorlukları ve onların savaştan sonraki durumları hakkında çok özgün bir çalışma olarak öneriyoruz.

  • Künye: Robert Gerwarth – Mağluplar: Birinci Dünya Savaşı Neden Bitmedi? (1917-1923), çeviren: Yüksel Taşkın, Doğan Kitap, tarih, 456 sayfa, 2018

Eyüp Durukan – Çanakkale’den Mondros’a (2015)

Eyüp Durukan, Enver Paşa’nın talimatıyla,  1915’te Viyana’ya savaş levazımatı almak için gönderilen ekibin başındaydı.

Durukan bu seyahatten İstanbul’a dönüşünde, İstanbul Boğazı ve Çatalca Müdafaa Hattı’nda görev aldı.

1916’da Çanakkale’ye Ağır Topçu Alayı tabur kumandanı olarak tayin edildiğinde harp cephede olanca şiddetiyle sürüyordu.

Durukan bu yıllarda yaşadığı, duyduğu askeri ve siyasi olayları, diğer cephelerden gelen haberleri gün gün ve belgeleriyle kaydetmeye devam etti.

İşte Durukan’ın anılarının elimizdeki üçüncü cildi, hem bu süreçte yaşananları hem de Çanakkale’de farklı cephelerde savaşan Osmanlı’nın durumuna ve imparatorluğun 1. Dünya Savaşı’ndaki son üç yılına ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: Eyüp Durukan – Çanakkale’den Mondros’a, hazırlayan: Murat Uluğtekin, İş Kültür Yayınları, anı, 496 sayfa, 2015

Aysel Yıldız – Kenar Adamları ve Bendeleri (2018)

Bu kitap, 19. yüzyılın başlarında küçük bir Balkan kasabası olan Rusçuk’ta yaşamış, biri Türk diğeri Ermeni iki adamın ilginç ilişkiler ağı ve hikâyeleri üzerinden dönemin kapsamlı bir okumasını yapıyor.

Köse Ahmed Efendi ile Manuk Mirzayan, önce Rusçuk ayanı Tirsinikloğlu İsmail Ağa, daha sonra da Alemdar Mustafa Paşa’nın iki sadık bendesi olmuştu.

İkili, hamileri sayesinde, Balkan eşrafıyla olduğu kadar Osmanlı merkezi bürokratları ve Rus ricaliyle de sıkı ilişkiler kuracaktı.

Bu ilişkiler zamanla büyük güç kazanacak, öyle ki Köse Ahmed Efendi ve Manuk Mirzayan, bir dönem payitahta da gelerek hem uluslararası politikayı hem de iç politikayı yönlendirebilecek kadar etkili olacaklardı.

İşte Ayşe Yıldız, bu iki adamın Rusçuk’ta başlayıp genişleyen ilişkilerini merkeze alarak dönemin Osmanlı, Balkan ve Rus toplumunun nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Yıldız’ın ele aldığı dönem, âdemi merkeziyetçilik akımının öne çıktığı; uluslararası sorunlar, ciddi toprak kayıpları ve yeni modernleşme çabalarının gözlemlenmeye başladığı bir dönemdir.

Köse Ahmed Efendi ve Manuk Mirzayan’ın hikâyesi de, bir yönüyle bu sürecin tam merkezinde yer aldığı için ayrıca önemli.

  • Künye: Aysel Yıldız – Kenar Adamları ve Bendeleri: Tirsinikli İsmail Ağa ve Alemdar Mustafa Paşa’nın Adamları Manuk Mirzayan ve Köse Ahmed Efendi, Kitap Yayınevi, tarih, 329 sayfa, 2018

Simon Millar – Viyana 1683 (2015)

Kanuni Sultan Süleyman’ın Viyana kuşatmasından 154 yıl sonra Osmanlı, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasında Viyana kapılarına dayanmıştı.

Simon Millar bu çalışmasında, Osmanlı’nın hezimetiyle sonuçlanan kuşatmayı başından sonuna izliyor ve bu seferin ayrıntılı bir dökümünü sunuyor.

Renkli savaş sahneleri, 3 boyutlu harekât haritaları, fotoğraflar ve coğrafi haritalar eşliğinde.

  • Künye: Simon Millar – Viyana 1683, illüstrasyonlar: Peter Dennis, çeviren: Eşref B. Özbilen, İş Kültür Yayınları

Kirsten E. Schulze, Martin Stokes ve Clom Campbell – Ortadoğu’da Etnik ve Dini Azınlıklar (2015)

Ortadoğu’nun devletsiz halk ve azınlıkları, üç yazarlı bu kapsamlı kitabın konusu.

Kitap Hıristiyan, Yahudi, Zerdüşt, Alevi, Bahai, Maruni, Kürt ve Filistinli gibi grupların toplumsal ve siyasi konumu hakkında çok önemli bir kaynak.

Kitap, Ortadoğu’ya dair merak edilen kimi konuları aydınlatmasıyla da değerli.

  • Künye: Kirsten E. Schulze, Martin Stokes ve Clom Campbell – Ortadoğu’da Etnik ve Dini Azınlıklar, çeviren: Kenan Kalyon, Totem Yayıncılık

Orhan Şevki – Azınlık Spor Kulüpleri ve Sporcular (2018)

Futbolun “ordinaryüs”ü Lefter’i, Lefter Küçükandonyadis’i kim unutabilir!

Peki Vahram Papazyan’ı,

Tahtaperde Aleko’yu,

Büyük Garbis’i,

Buhuri’yi,

Vartan Tetikbaş’ı,

Garo Hamamcıoğlu’nu…

İşte bu harika çalışma, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte azınlık spor kulüplerini, bu kulüplerin yetiştirdiği büyük oyuncuları ve kulüplerin Türk sporunun gelişimindeki unutulmaz katkılarını gözler önüne seriyor.

Orhan Şevki, Osmanlı’da esas olarak yabancılar aracılığıyla başlayan modern spor faaliyetlerini ve bu faaliyetlerin azınlık spor kulüpleri bağlamında geçirdiği dönüşümü kayda alıyor.

Modern sporların bizde ortaya çıkış süreci çok ilginçtir.

Bunlar daha çok yabancılar aracılığıyla icra edilmiş, fakat bu faaliyetler kimi baskılarla karşılaşmış, özellikle bu alan Türk sporculara yasaklanmıştı.

Bu öyle bir boyut almıştır ki, Türk futbolcular bu yasakları delmek adına, adlarını değiştirip futbol oynamaya çalışmışlardır.

Şevki’nin bunun gibi çok ilginç bilgilerle harmanladığı kitabından, 20. yüzyılın başlarında art arda kurulmaya başlanan Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi Türk kulüplerinin gelişimine dair ayrıntıları ve azınlık spor kulüplerinin çok iyi futbolcular yetiştirerek çoğunu bu kulüplere verdiğini de öğreniyoruz.

Kitap bunun yanı sıra,

  • Türk sporuna azınlık sporcularının katkılarının neden yadsınamaz olduğunu,
  • Azınlık spor kulüplerinin sayısız milli sporcu, sayısız şampiyon çıkardığı altın çağını,
  • Siyasi olayların getirdiği baskılar sonucu nüfusları yavaş yavaş azalan gayrimüslim cemaatlerle birlikte azınlık kulüplerinin de tek tek eriyişini,
  • Bu süreçten sonra maddi olanakların tükenmesi nedeniyle kulüplerin kendi yağlarıyla kavrulmayı sürdürme çabalarını,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

Çalışma, yukarıdaki isimlerin yanı sıra, Garbis Zakaryan, Kasapoğlu, Niko Kovi, Violet Kostanda, Rober Eryol ve Lale Kohen’i yeniden hatırlamak ve anmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Orhan Şevki – Azınlık Spor Kulüpleri ve Sporcular: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, İş Kültür Yayınları, spor tarihi, 192 sayfa, 2018

Serdar Ösen – Osmanlı Devlet ve Toplum Hayatında Mevlevilik (2015)

Modernleşme çalışmalarının hız kazandığı 19. yüzyılda, Mevleviliğin Osmanlı devlet ve toplum hayatındaki yerini irdeleyen bir araştırma.

Serdar Ösen, Anadolu’da Mevleviliğin ortaya çıktığı koşulları ve 19. yüzyıl boyunca Osmanlı tahtında bulunmuş padişahların dönemlerini esas alarak siyasi ve toplumsal alanda Mevleviliğin nasıl bir tarihi seyir izlediğini tartışıyor.

  • Künye: Serdar Ösen – Osmanlı Devlet ve Toplum Hayatında Mevlevilik, Kitap Yayınevi

Miri Shefer-Mossensohn – Osmanlı’da Bilim (2019)

Uzmanlık alanı Osmanlı dönemindeki bilimsel ve tıbbi çalışmalar olan Miri Shefer-Mossensohn’dan, Osmanlı’daki bilimsel, kültürel yaratı ve bilgi alışverişi konusunda çok değerli bir çalışma.

Osmanlı’nın kapalı bir toplum yapısına sahip olmasının beraberinde yeniliklere karşı duyulan ilginin azalmasına neden olduğu ve bu durumun da imparatorluğun duraklama ve çöküş sürecine girişine neden olduğu, neredeyse genel bir kanıdır.

Shefer-Mossensohn ise, bu teze temelden karşı çıkıyor ve Osmanlı toplum ve kültürünün zengin bir bilimsel hayatı mümkün kılacak dinamiklere sahip olduğunu savunuyor.

Shefer-Mossensohn,

  • Osmanlıların dışarıdan gelen icat ve buluşları kendi ihtiyaçlarına göre nasıl değiştirerek geliştirdiğini,
  • İmparatorluk içinde bilim, eğitim ve öğretim mekanizmalarının işleyişini,
  • Teknolojik gelişmelerde devletin rol üstlenmesinin bilimi üreten ve kullanan Türkçe ve Arapça konuşan Osmanlılar üzerindeki etkilerini,
  • Osmanlı’nın bilgiyle etkileşime geçtiği süreçlerin nasıl ilerlediğini ve bunlara atfedilen değerleri,
  • Osmanlı’nın bilgiyle etkileşim sürecinde karşılaştığı belli başlı zorlukların neler olduğunu,
  • Osmanlı’nın sistemleştirilmiş bilgiyle olan deneyimlerinin ne şekilde geliştiğini,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

Kitap, Osmanlı’nın bilimsel ve kültürel macerasına daha yakından bakmak isteyenler için çok önemli ayrıntılar sunuyor.

  • Künye: Miri Shefer-Mossensohn – Osmanlı’da Bilim: Kültürel Yaratı ve Bilgi Alışverişi, çeviri: Kübra Oğuz, İş Kültür Yayınları, bilim tarihi, 316 sayfa, 2019

Friedrich Engels – Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni (2019)

Friedrich Engels’in ‘Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni’, ilk kez 1884 yılında basılmıştı.

Kitap hem materyalist tarih yöntemini ustaca kullanması hem de insanlığın soy, aile, kabile ve devlete uzanan macerasını bilimsel yönleriyle irdeleyen ilk bilimsel eserlerden olmasıyla bugün tam bir klasik.

Engels çalışmasında, Amerikalı öncü antropolog Lewis H. Morgan’ın barbarlık ve uygarlık alanında yapmış olduğu araştırmalarından edindiği çığır acıcı veriler ile Karl Marx’ın bu konulardaki fikirlerini rehber ediniyor.

Öte yandan Marx’ın da, Morgan’ın çalışmalarından çıkardığı geniş bir eleştirel özeti de bulunuyor.

Engels, çalışmasında bu notlardan da yararlanarak bir nevi Marx’ın vasiyetini yerine getirmiş oluyor.

  • Künye: Friedrich Engels – Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, çeviren: Mustafa Tüzel, İş Kültür Yayınları, antropoloji, 236 sayfa, 2019

Recep Memişoğlu – Kivamini Tutturamaduk (2019)

“Deniz her vuruşunda dalgalarını duvara

Aldı haykırışların bir parçasını da

Aldı götürdü

Yaydı Karadeniz’e”

Bu dizeler, kendisi de zamanında Karadeniz’de devrimci faaliyetler içinde yer almış İbrahim Karaca’ya ait.

Recep Memişoğlu’nun kaleme aldığı ‘Kivamini Tutturamaduk’ ise, Rize’deki 1980 öncesinde devrimci duygularla yola çıkmış gençlerin hikâyesini anlatıyor.

Recep Memişoğlu’nun devrimci mücadelesi, Pazar’da Halkevi yönetimine girmesiyle hareketlenir.

Memişoğlu bu dönemde Dev-Genç, Devrimci Yol ile militan düzeyde ilişki kurar.

1981 yılının Ocak ayında Çamlıhemşin Kale köyünden 10 yoldaşıyla birlikte yakalanır.

Örgüt üyeliğinden 15 yıl ceza alan Memişoğlu, normal hayatına ancak 1988’de başladı.

İşte Memişoğlu’nun elimizdeki anıları, bu inişli çıkışlı olayların kapsamlı bir dökümünü sunuyor.

Kitap, Rize bağlamında Karadeniz’de devrimci mücadelenin ilgi çekici bir fotoğrafını çekmesiyle büyük öneme haiz.

Memişoğlu anlatımını, mücadeleye katılmış sıra dışı insanların hikâyeleri ve bu süreçte yaşanan ilginç olaylarla harmanlamış.

Rize’nin devrimci geçmişini aydınlatan bu tanıklık, Rize başta olmak üzere Karadeniz’e bambaşka bir çerçeveden bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Recep Memişoğlu – Kivamini Tutturamaduk, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 176 sayfa, 2019