Songül Mecit – Anadolu Selçukluları (2017)

  • ANADOLU SELÇUKLULARI, Songül Mecit, çeviren: Özkan Akpınar, İletişim Yayınları, tarih, 344 sayfa

anadolu-selcuklulari

1081-1243 arasında varlık göstermiş Anadolu Selçuklularının ideolojisine ve zihniyet dünyasına dair kapsamlı bir çalışma. Songül Mecit araştırması için mevcut Farsça ve Arapça Anadolu Selçuklu birincil kaynağının yanı sıra, döneme ait Doğulu Hıristiyan kronikleri, sikkeler ve anıtsal kitabeler gibi kaynaklara da başvurmuş. İdeolojinin bir devletin oluşumunda önemli bir rol oynadığı teziyle öne çıkan çalışma, Anadolu Selçuklularının İslam dünyasına nasıl girdikleri, göçebe yaşam tarzları, düşünme biçimlerii, ilk Selçuklu liderlerinin geleneksel göçebe hâkimiyet kalıplarına nasıl riayet ettikleri, Anadolu’daki Rum Selçuklu Beyliği’nin 13. yüzyılın başlarına gelindiğinde Rum Selçuklu Sultanlığı’na nasıl dönüştüğü ve Selçuklular ile Bizanslılar arasındaki ilişkiler gibi konularda önemli ayrıntılar sunuyor.

Ulrich Jasper Seetzen – İstanbul Günlükleri ve Anadolu’da Yolculuk (2017)

  • İSTANBUL GÜNLÜKLERİ VE ANADOLU’DA YOLCULUK, Ulrich Jasper Seetzen, çeviren: Selma Türkis Noyan, Kitap Yayınevi, seyahatname, 2 cilt, 772 sayfa

istanbul-gunlukleri-ve-anadolu-yolculuk

Alman seyyah Ulrich Jasper Seetzen’in İstanbul ve Anadolu’yu anlatan iki ciltlik seyahatnamesi, yaklaşık 800 sayfayı buluyor.  Seyahatnameyi bu coğrafya açısından anlamlı kılan başlıca husus, III. Selim dönemi İstanbul’unun gündelik hayatıyla ilgili altın değerinde bilgiler barındırması. Seetzen, dönemin İstanbul’unda yaşayan Rum ve Ermeniler ile onların Türklerle ilişkileri, türküler söyleyerek halk oyunları oynayan Kürtler, pehlivanların coşkulu geçen güreş müsabakaları, çocukların sokak oyunları gibi birçok ilgi çekici ayrıntı sunarken, zamanın İstanbul’undaki pamuklu dokuma atölyeleri, top dökümhaneleri, gemi çapası atölyeleri, kiremit ve tuğla ocakları, dönemin işçilerinin yaşadıkları zorluklar konularında da önemli bilgiler veriyor. Seetzen’in Anadolu yolculuğu ise Bursa, Manisa, İzmir, Uşak, Afyon, Konya ve Antakya rotalarını izliyor. Yazar bu bölümde de gezip gördüğü yerlerdeki camiler, pazar yerleri, medreseler, tekke ve kütüphaneler, evler, hanlar ve hamamlar hakkında detaylı bilgiler veriyor. Seetzen’in sahici üslubu ve ilginç gözlemlerinin bu seyahatnameyi sıra dışı kılıyor.

Hüseyin Mevsim – Diyarbakır Sürgünleri (2017)

  • DİYARBAKIR SÜRGÜNLERİ, Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, 244 sayfa, tarih

diyarbakir-surgunleri

1862-1878 yılları arasında, Bulgaristan’da ortaya çıkan isyan sonrasında 140 Bulgar, Diyarbakır’da bir hapishaneye sürgün gönderilir. Çeşitli yaş ve mesleklerden, farklı sosyal gruplardan gelen bu kişilerden bazıları, kış mevsiminin çetin geçtiği Anadolu’daki bu yolculuğu kaldıramaz. Sürgünlerin bir kısmı da, Diyarbakır’ın iklimine, havasına bir türlü alışamaz. Bu sürgünlerin önemli bir kısmı ise, ölümü dahi göze alarak Halep, İskenderun veya Erzurum ve Kafkasya üzerinden Romanya’ya firar eder. İşte bu çalışma, söz konusu sürgünlerin Anadolu ve Diyarbakır’daki günlerine dair hatıraları ile ailelerine gönderdikleri mektupları bir araya getirerek, bu sürgün sürecinin nitelikli bir resmini çiziyor. Kitap, sürgünlerin Diyarbakır’ın iklimi, coğrafi konumu, sosyal ve dini yapısı, ibadethaneleri, gündelik hayatı, geçim kaynakları ve etnik unsurları gibi konulara dair deneyim ve gözlemlerini paylaşmasıyla önemli bir tarihi vesika.

Yalçın Bürkev – ODTÜ: Tarih Direniyor (2016)

  • ODTÜ: TARİH DİRENİYOR, Yalçın Bürkev, Nota Bene Yayınları, tarih, 615 sayfa

odtu-tarih-direniyor

Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde öncü rol üstlenmiş ODTÜ’nün akademik-bilimsel gelişiminin yanı sıra kültürel tarihini de ele alan sağlam bir çalışma. Kitap, ODTÜ’nün 60 yıllık tarihinde neden muhalif geleneğin nasıl ortaya çıktığı, THKO’nun neden başka üniversitelerde değil de ODTÜ’de doğduğu, ÖTK türü bir örgütlenmenin neden ODTÜ’de geliştiği, askeri darbe döneminde ODTÜ’nün sol muhalif ruhunun nasıl korunduğu ve AKP döneminde ODTÜ’de muhalefetin nasıl dönüşüm geçirdiği gibi pek çok ilgi çekici soruyu yanıtlıyor. Çalışma bu soruları yanıtlarken, Prof. Uğur Ersoy, Prof. Tosun Terzioğlu, Prof. Raşit Kaya, Ertuğrul Kürkçü, Nuran Ağırnaslı, Ali Artun, Yılmaz Aysan, Taner Akçam, Mehmet Ali Yılmaz, Doğan Tılıç, Metin Özuğurlu, Cengiz Bozkurt ve Hakan Gülseven gibi, yolu ODTÜ’den geçmiş önemli isimlerin tanıklık ve gözlemleriyle de zenginleşiyor.

Haşim Şahin – Dervişler ve Sufi Çevreler (2017)

 

dervisler-ve-sufi-cevreler

Tarihçi Haşim Şahin elimizdeki ilgi çekici çalışmasında, klasik çağ Osmanlı toplumunda, halkı derinden etkilemiş tasavvufi şahsiyetlere ve bu şahsiyetlerin dönemlerinin iktidarlarıyla ilişkilerine odaklanıyor.

İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, sufilerin hayatlarından bahseden menakıpnameler ile Alevi-Bektaşi geleneğinde önemli bir yeri olan vilayetnameler inceleniyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise, 1300-1600 yılları arasında yaşamış bazı sufilerin hayatları anlatılıyor.

Şahin’in burada biyografilerini sunduğu isimler ise şöyle: Seyyid Ali Sultan, Emir Sikkînî, Yazıcızâde Kardeşler, Otman Baba, Merzifonlu Piri Baba, Koyun Baba, Seyyid Velâyet, Baba Haydar en-Nakşbendî, Beşiktaşlı Yahya Efendi ve Lâ’lîzâde Abdülbâki Efendi.

Çalışma, Osmanlı mutasavvıflarına geniş bir perspektiften bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Haşim Şahin – Dervişler ve Sufi Çevreler, Kitap Yayınevi, tarih, 264 sayfa

Ali Özuyar – Devlet-i Aliyye’de Sinema (2007)

  • DEVLET-İ ALİYYE’DE SİNEMA, Ali Özuyar, De Ki Yayınları, tarih, 147 sayfa

devleti-aliyyede-sinema

Ali Özuyar, ‘Devlet-i Aliyye’de Sinema’ isimli bu çalışmasıyla, Osmanlı’nın sinema tarihiyle ilgili ilginç ayrıntılar sunuyor. II. Abdülhamit’in sinemaya bakışı; onun vehimli, hiç kimseye güvenmez yapısıyla, öldürülme korkusunun sinema ve sinemacılar üzerindeki etkileri; sinema tarihimizde oldukça önemli bir yere sahip Sigmund Weinberg’in Osmanlı’daki sinema faaliyetleri; Babıali’nin 1. Dünya Savaşı sırasında, casus olabilecekleri ihtimalinden hareketle davranışlarıyla şüphe uyandıran sinemacılara karşı uyguladığı politika; yabancı sinemacıların taşrada yaşadığı zorluklar ve Osmanlı’nın sinemayı propaganda aracı olarak nasıl kullandığı, kitapta karşımıza çıkan birkaç konu.

Nevin Meriç – Âdâb-ı Muâşeret (2007)

  • ÂDÂB-I MUÂŞERET: OSMANLI’DA GÜNDELİK HAYATIN DEĞİŞİMİ (1894-1927), Nevin Meriç, Kapı Yayınları, inceleme, 543 sayfa

adabi-muaseret

Osmanlı’nın son dönemi, bilindiği gibi, Türkiye’nin yüzünü batıya dönme serüveninin de en doruğa ulaştığı dönemlerdendir. Bu değişimlerin önemli bir göstergesi de, âdâb-ı muâşeret, yani görgü kuralları hakkında yayınlanan kitapların çokluğudur. Bu çeviri kitapların bir ilginçliği de, Osmanlı kültüründe gerçekte karşılığı olmayan at gezintisi, akşam yürüyüşü gibi konulara yer vermeleriydi. İşte Nevin Meriç’in çalışması, temelde, yazarın 1894-1927 yılları arasında yayınlanan âdâb-ı muâşeret kitapları konusunda yaptığı araştırmalarına dayanıyor. Kitap bu yönüyle, Osmanlı modernleşmesinin pek bilinmeyen bir alanına dikkat çekmiş oluyor.

Abdülkadir Yaşargün – Direniş: 12 Mart ve Sonrası (2007)

  • DİRENİŞ: 12 MART VE SONRASI, Abdülkadir Yaşargün, Ozan Yayıncılık, tarih, 224 sayfa

direnis

2008, 1968 gençliğinin kırkıncı yıl dönümü. Kendisi de 68 hareketinden bir aktivist olan Abdülkadir Yaşargün’ün ‘Direniş: 12 Mart ve Sonrası’ isimli bu çalışması da, o dönemde yaşananlara birinci elden tanıklık ediyor. Yaşargün’ün daha önce kaleme aldığı kitaplarda olduğu gibi, bu çalışmasında da, o dönem gençlik hareketinin önemli isimleriyle birlikte içinde bulunduğu eylemleri ve bu eylemlerin Türkiye sol mücadelesini nereden nereye getirdiğini anlatıyor. Kitapta dikkat çeken örneklerden biri de Filistin. O dönem, Filistin’e büyük bir baskı uygulayan İsrail ve buna tepki göstererek Türkiyeli gençlerin Filistin’e gidişi önemli ayrıntılarla birlikte anlatılıyor.

Iszak Schulhof – Avrupa’da Osmanlı Damgası (2007)

  • AVRUPA’DA OSMANLI DAMGASI, Iszak Schulhof, çeviren: Elçin Kumru, Timaş Yayınları, anı, 95 sayfa

avrupada-osmanli-damgasi

Iszak Schulhof’un ‘Avrupa’da Osmanlı Damgası’ isimli bu kitabı, kendisinin 17. yüzyıldaki Budin eyaletine dair anılarını barındırıyor. 1686’da Osmanlı hâkimiyeti altında olan, Türk ve Yahudilerin çoğunlukta yaşadığı Budin, Avusturya orduları tarafından işgal edilmişti. Şehrin düşmesinden sonra, Avusturya askerleri, şehirde büyük bir katliama girişmişti. Bu katliamı anlatan hatıratın yazarı Schulhof’un kendisi de, bir Avusturya subayının eline geçse de, bir şekilde kurtulmayı başarmıştı. Kitap, bunun dışında, Osmanlı ve Avrupa devletlerinin yönetim biçimlerini de anlatıyor.

Kolektif – Konstantinopolis (2016)

 

konstantinopolis

Bu harika çalışma, Dumbarton Oaks’ta örgütlenmiş, Konstantinopolis konulu sempozyuma sunulmuş bildirilere yer veriyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, Konstantinopolis’in kamusal alanlarını, ticari haritasını ve deniz kıyısındaki mahallelerini, kara surlarını, geç dönem Konstantinopolis’teki kiliseleri, şehirdeki bahçe ve parkları irdeliyor.

  • Künye: Kolektif – Konstantinopolis, editör: Henry Maguire ve Robert Ousterhout, çeviren: Hazal Yalın, Alfa Yayınları, tarih