Cemil Aydın – Asya’da Batı-Karşıtlığı Siyaseti (2024)

Cemil Aydın, olağanüstü detaylarla dolu bu mukayeseli modern dünya tarihi çalışmasında, Avrupa’nın evrenselleşmesini mümkün kılan değerleri bizzat değersizleştirdiği emperyalizm siyasetine tepki olarak doğan iki önemli fikri ve siyasi akımı; Osmanlı pan-İslamcılığı ve Japon pan-Asyacılığını bir arada değerlendiriyor.

Gerçekleştirdikleri reformlara rağmen 19. yüzyıl boyunca Osmanlı’nın ve Japonya’nın Batılı güçler tarafından Oryantalist imgelerle nitelenip dışlanması bu iki ülkenin kimliğini ve imajını hiç olmadığı kadar Doğululaştırırken, Müslüman ve Japon entelektüeller sömürgeleştirilmiş halklarla Asya’nın ve İslam dünyasının aşağılanma yüzyılından çıkışı için bir dizi işbirliği arayışına girişti.

Reformcu Asyalılar arasında hızla ilgi gören Batı-karşıtlığı, Aydınlanmacı “evrensel Batı”ya değil, ırkçı “sömürgeci Batı”ya esaslı bir eleştiri getirirken bir yandan da pan-Afrikacı, Bolşevik ve Batının içinden Batıyı eleştiren müttefikler kazanmış; mazlum halklar hak ve özgürlük talepleriyle sömürgeci “Batının çöküşü”nü zorladı.

Ancak “Doğu’nun uyanışı” beklenenden çok başka bir seyir izledi; pan-Asyacı ve pan-İslamcı hareketler zamanla farklı milliyetçi projelerin hizmetine girdi.

Tanzimattan Tokyo Savaş Suçları Mahkemesine uzanan “uzun yüzyıl”ı zihin açıcı bir berraklıkta anlatan ‘Asya’da Batı-Karşıtlığı Siyaseti’, Hindistan’ın, Mısır’ın, kısmen Çin’in sömürgeleştirilmesinden Japonların 1905’te emperyal Rusya’yı mağlup etmesinin yarattığı küresel heyecana, Türk Kurtuluş Savaşından Asya halklarının özgürleşmesine uzanan büyük bir dönüşüm çağının Avrupa-merkezcilikten azade bir anlatımını sunuyor.

İngilizcede yayınlandığı 2007’den bu yana modern dünya tarihi sahasında çokça tartışılıp uluslararası ilişkiler literatüründe büyük etki uyandıran bu görkemli eser, Türkiye’deki tartışmalara da yeni perspektifler kazandıracaktır.

  • Künye: Cemil Aydın – Asya’da Batı-Karşıtlığı Siyaseti: Pan-İslamcı ve Pan-Asyacı Düşüncede Dünya Düzeni Vizyonları, çeviren: Karsu İlksen Fırat, Beyoğlu Kitabevi, tarih, 456 sayfa, 2024

Terry Breverton – İcatlar Ansiklopedisi (2024)

  • Wright Kardeşler’den önce kim uçtu?
  • Plastik cerrahi nasıl icat edildi?
  • Leonardo da Vinci ilk robotu tasarladı mı?
  • İlk e-posta ne zaman gönderildi?
  • Bira ilk nerede üretildi?
  • Sıfırı kim icat etti?

Balık kancasından fiber optiğe, piramitlerden posta pullarına ve baruttan GPS’e kadar, bu eklektik derleme, bugün hayatımızı şekillendiren deha anları hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen herkesi bilgilendirecek, ilham verecek ve büyüleyecek.

Yaratıcılık ve inovasyonun en büyük başarıları için olağanüstü bir rehber olan bu kitap, bilim ve teknolojideki atılımlar yoluyla bilgiye ve ilerlemeye katkıda bulunan olağanüstü keşifler ve buluşları anlatıyor.

En eski ve en temel keşiflerden günümüzün en ileri buluşlarına kadar insanoğlunun göstermiş olduğu çabalar ve yaratıcılık modern dünyayı şekillendirdi ve insan ırkının en yüksek potansiyeline ulaşması için evrimini sürdürmesine olanak tanıyor.

Dünyanın dört bir yanında, zamanlarının hâkim fikirlerine ve ileri teknolojisine karşı savaşan parlak kadın ve erkeklerin azminin izini süren Breverton’un ‘İcatlar Ansiklopedisi’, hayatlarımızı değiştiren ve gezegenimizin geleceğini şekillendiren tarih ve gelişmelerle ilgilenen herkese ilham verecek.

  • Künye: Terry Breverton – İcatlar Ansiklopedisi: Teknolojik Sıçramaların, Çığır Açan Keşiflerin ve Bilimsel Buluşların Özeti, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 568 sayfa, 2024

Dina Danon – Osmanlı Dönemi İzmir Yahudileri (2024)

Yirminci yüzyılın başında, Doğu Akdeniz’de liman şehri olan İzmir, dört yüzyılı aşkın bir süredir canlı ve önemli bir Sefarad Yahudi topluluğuna ev sahipliği yapmış ve Yahudi yaşamının önemli bir merkezi olarak ortaya çıkmıştı.

Dina Danon, ‘Osmanlı Dönemi İzmir Yahudileri, Modern Tarih’te daha önce ele alınmamış Ladino arşiv malzemelerinden faydalanarak uzun süredir göz ardı edilmiş Yahudi topluluğunun hikâyesini anlatıyor.

Avrupa genelinde, Yahudilerin dini ve kültürel farklılıklarının modern çağla uyumlu olmadığı düşüncesinin yaygın olduğu bir dönemde Osmanlı İzmiri’nden bakıldığında farklı bir yaklaşım öne çıkar: Yahudilerin farklılığı her şeyiyle olağan karşılandığında ne olur?

Danon, Yahudi dini ve kültürel farklılıklarının bu Osmanlı liman şehrinde yadırganmadığına dikkat çekerken, Yahudi kimliğinin diğer unsurlarının, özellikle de yoksulluk ve sosyal sınıfın derin gerilim alanları yarattığını savunuyor.

Danon, sokaktaki dilencilerden, ticari elitlere, ayakkabı boyacılarına, gazete editörlerinden, hahamlara, ev hanımlarına dek pek çok kesime ses verdiği eserinde; Sefarad topluluğunun modern çağla karşılaşmasını belirleyen en temel unsurun Yahudilik değil, yoksulluk ve sınıf olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Dina Danon – Osmanlı Dönemi İzmir Yahudileri, Modern Tarih, çeviren: Seda Kutsal, Monografi Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2024

Ben Wilson – Metropol (2024)

İki yüz bin yıllık insan varoluşunda hiçbir şey bizi şehir kadar derinden değiştirmedi.

İmparatorluklar yükseldi ve yıkıldı, yaşam muazzam bir devinimle değişirken şehirler arka planda insanlığın laboratuvarı gibi çalıştı.

Antik Roma’nın hareketli pazar yerlerinden modern Tokyo’nun neon ışıklı gökdelenlerine kadar şehirler, binlerce yıldır yenilik, sanatsal ifade ve sosyal çalkantıların hem merkezi hem de dönüştürücüsü olageldi.

Tarihçi ve yazar Ben Wilson, şehirlerin tarihinin aynı zamanda uygarlığımızın tarihi olduğunu göstermek için bizi 26 şöhretli şehirden geçen, yedi bin yıllık bir dünya turuna çıkarıyor.

Demokrasi ve felsefenin ilk adımlarını attığı Atina agorasını, İslam dünyasının kalbinde bir bilgi ve kültür köprüsü olan Ortaçağ Bağdat’ının dolambaçlı sokaklarını, sarsıcı sosyal değişimlerin merkezi Londra’nın Sanayi Devrimi sırasındaki direncini, bireyi kalabalığa kurban veren New York gökdelenlerinin ruh sağlığımıza etkisini ve ekonomik güç sembolü 21. yüzyıl Şanghay’ının ekoloji kavşağındaki dönüşümünü mercek altına alıyor.

‘Metropol’, yaşadığımız şehirlerin hem en büyük zaferlerimize nasıl ışık tuttuğunu hem de en derin kusurlarımızı nasıl ortaya çıkardığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ben Wilson – Metropol: En Büyük İnsan İcadının Tarihi, çeviren: Mahmut Tekçe, Verda Bingöl, Domingo Kitap, tarih, 490 sayfa, 2024

Amélie Kuhrt – Eski Çağ’da Yakındoğu (2024)

Amélie Kuhrt’un doğuda İran ve Afganistan’dan batıda Doğu Akdeniz ve Anadolu’ya, kuzeyde Karadeniz’den güneyde Mısır’a kadar uzanan geniş bir coğrafi alanın yaklaşık üç bin yıllık tarihini incelediği bu eser, kendi alanındaki en önemli başvuru kaynaklarından biri, belki de birincisidir.

En eski yazılı belgeler ile Büyük İskender’in fetihleri arasında kalan bu uzun ve insanlık tarihi açısından can alıcı dönemi, son arkeolojik bulgulara, metin çözümlemelerine, eksiksiz denebilecek bir bibliyografyaya dayanarak anlatan Kuhrt, ayrıca çeşitli yorum ve metodoloji sorunlarını da mercek altına alıyor.

Daha önce iki cilt halinde basılan bu eser, tarih bölümü öğrencileri için olduğu kadar, üzerinde yaşadığımız toprakların ve bölgenin, Mezopotamya’nın, Hititler’in, Mısır’ın ve daha birçok uygarlığın tarihi hakkında bilgilenmek isteyen okurlar için de vazgeçilmez bir başvuru kaynağı.

Kitap, hatırı sayılır karmaşıklıktaki bir konuda yapılmış ve geniş bir kaynakça ile birçok dipnotun eşlik ettiği üst düzey akademik bir çalışmanın gayet rahat bir şekilde okunabileceğini de kanıtlıyor.

Çalışma, Amerikan Tarih Derneği James Henry Breasted Ödülü Komitesi tarafından 1997 yılında İngilizce yazılmış en iyi tarih kitabı ödülüne de layık görüldü.

  • Künye: Amélie Kuhrt – Eski Çağ’da Yakındoğu (M.Ö. 3000-330), çeviren: Dilek Şendil, İş Kültür Yayınları, tarih, 808 sayfa, 2024

Niall Ferguson – Colossus (2024)

İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyanın son resmî imparatorluğu kendisine tabi topluluklara özgürlük vererek emperyal konumundan feragat etmek zorunda kaldı.

Artık “üzerinde güneş batmayan ülke” nitelemesini sürdürecek ne gücü ne de takati kalmıştı.

Büyük Britanya’dan doğan güç boşluğu ve Sovyetleri Birliği’nin hızlı yükselişi karşısında Amerika Birleşik Devletleri, yeni bir emperyal güç olarak ortaya çıktı.

Gelgelelim hiçbir zaman o özendiği Büyük Britanya İmparatorluğu gibi bir başarı elde edemedi.

ABD ezici askerî, ekonomik ve kültürel hakimiyetine rağmen iradesini diğer uluslara kabul ettirme konusunda hep isteksiz oldu, istediği nadir zamanlardaysa başarılı olamadı.

Zorba bir kolluk gücü gibi dünyanın dört bir köşesinde operasyonlar yürüttü ama Kore’den Vietnam’a, Afganistan’dan Ortadoğu’ya, Latin Amerika’dan Güneydoğu Asya’ya kadar birçok bölgede hezimete uğradı.

  • Peki ama neden?

Niall Ferguson salgın hastalıkları kontrol altına almak, tiranları devirmek, yerel savaşları sona erdirmek ve terör örgütlerini ortadan kaldırmak için yirmi birinci yüzyılda “imparatorluk rejiminin” her zamankinden daha gerekli olduğunu yazıyor.

Ancak ABD kendini gücünü inkâr ediyor ve küresel gücün getirdiği siyasi ve ahlaki sorumlulukları kabul etmiyor.

‘Colossus’ bu cesaret eksikliğinin ABD’ye nasıl yıkım getireceğini orijinal tezler üzerinden irdeliyor.

Büyük Britanya, Birinci Dünya Savaşı ve Rothschild ailesine dair nitelikli çalışmalarıyla tanınan meşhur tarihçi Niall Ferguson ‘Colossus: Amerikan İmparatorluğu’nun Yükselişi ve Çöküşü’nde ABD’nin tarihi ve 21. yüzyıldaki konumu üzerine ufuk açıcı bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Niall Ferguson – Colossus: Amerikan İmparatorluğu’nun Yükselişi ve Çöküşü, çeviren: Oğuz Satır, Kronik Kitap, tarih, 400 sayfa, 2024

Bernd-Stefan Grewe – Altın (2024)

Günümüze kadar çıkarılan altın miktarı yaklaşık 190.000 tondur ve bu miktar sürekli artıyor.

Bu ışıltılı metal insanları en eski kültürlerden beri kendine hayran bıraktı.

Kadim mezar yerlerinde bile ölüler için armağan olarak karşımıza çıkıyor.

Altın binlerce yıldan beri kraliyet mücevherlerinde iktidarı simgeledi.

Altına hücum zamanında binlerce maceraperesti cazibesine kaptırdı ve bu ticaret bugüne değin dünyanın her köşesinde kurulmuş altın madenlerinde düşük ücretle çalışan işçilerin sırtında palazlandı.

Altının ticareti de yine bu düşük ücretle çalışan işçilerin emekleriyle gelişimini sürdürüyor.

Merkez bankalarının hazinelerinde külçeler halinde saklanan altının 20. yüzyılda paranın değerini temin etmesi öngörülmüştü.

Tübingen Üniversitesinde tarih profesörü olan Bernd-Stefan Grewe bu kitapla ilk kez, bu çok özel elementin küresel çaptaki tarihini kısa ama fazlasıyla bilgilendirici bir biçimde sunarak altının insanlık için siyasi, iktisadi ve kültürel anlamını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Bernd-Stefan Grewe – Altın, çeviren: Furkan Yaman, Runik Kitap, tarih, 120 sayfa, 2024

Philip Matyszak – Antik Yunanistan’da Bir Yıl (2024)

Tarihi bir Olimpiyat yılında antik Yunanlılarla birlikte bir yıl geçirin ve Olympia’da zafere hazırlanmak için siyasi farklılıklarını bir kenara bırakan şehir devletlerini kasıp kavuran dram ve heyecanı deneyimleyin.

Yıl MÖ 248, 133. Olimpiyat Oyunları’nın yapıldığı yıl.

Birçok insan oyunlara katılmak, etkinlikleri izlemek veya büyük kalabalıktan para kazanmak için Olympia’ya gider.

Helenistik dünyanın, Orta Doğu, Mısır ve İspanya’ya yayılmış Yunan yerleşimleriyle zirvede olduğu bir dönemdir.

Her zamanki gibi dünyada siyasi sorunlar yaşanmaktadır; Roma, Kartaca’yla savaştadır ve Mısır ile Suriye arasında da büyük bir savaş çıkmak üzeredir.

Ancak sıradan insanlar hâlâ mahsullerle, günlük işleriyle ya da Olimpiyat tacını kazanmakla meşguldür.

  • Künye: Philip Matyszak – Antik Yunanistan’da Bir Yıl: MÖ 248 Yılında Yaşayan İnsanların Gerçek Hayatlarından Bir Kesit, çeviren: Ayşegül Başoğlu, Sahi Kitap, tarih, 256 sayfa, 2024

David de Jong – Nazi Milyarderleri (2024)

Avrupa’nın en büyük hanedanlarından bazılarının aile sırlarını ve lekeli geçmişleri bu kitabın konusu.

de Jong, suç ortaklığı, örtbas ve inkârın sürükleyici hikâyesini anlattığı gibi, günümüzün en beğenilen tüketim markalarından bazılarının geçmişindeki iğrenç savaş suçlarını ortaya çıkaran çok sayıda tarihsel kanıt ve belge sunuyor.

Bugün BMW’nin ortaklarından ve Alman sanayi imparatorluğunun en ikonik isimlerinden biri olan Günther Quandt, 1946 yılında Nazilerle işbirliği yaptığı şüphesiyle tutuklandı.

Quandt, eski eşinin yeni kocası Propaganda Bakanı Joseph Goebbels tarafından partiye katılmaya zorlandığını iddia ederek beraat etti.

Fakat Quandt yalan söylemişti.

Hitler rejimiyle öylesine girift bir ilişkisi vardı ki, bu sayede milyarlarca dolara hükmetmeyi başarmıştı.

David de Jong, detaylı araştırmalar sonucunda ortaya koyduğu eserinde BMW, Daimler-Benz, Porsche, Volkswagen, Allianz ve Varta gibi Alman sanayiinin dev markalarının Nazi rejiminde nasıl yükseldiklerini, büyüdüklerini ve zenginleştiklerini gözler önüne seriyor.

De Jong, daha önce hiç kullanılmamış zengin kaynakları kullanarak, bu dev iş adamlarının Yahudi işletmelerine nasıl el koyduklarını, köle işçileri nasıl temin ettiklerini ve Avrupa’nın dört bir yanı alevler içindeyken Hitler’in ordusunu nasıl donattıklarını ortaya koyuyor.

En önemlisi ise ABD’nin siyasi çıkarları adına bu hanedanların suçlarını nasıl akladığını ve kana bulanmış geçmişi nasıl örtbas ettiğini gösteriyor.

‘Nazi Milyarderleri’, bugün pek çok insanın hayatına bir şekilde girmiş olan dev markaların karanlık tarihlerini gözler önüne seriyor.

Akıcı anlatımıyla de Jong, okurları Alman sanayiinin kalbine götürürken insan bedenleri üstünde yükselen muazzam servetlerin nasıl inşa edildiğini anlatıyor.

  • Künye: David de Jong – Nazi Milyarderleri: Almanya’nın En Zengin Hanedanlarının Karanlık Tarihi, çeviren: Zeynep Demir, Kronik Kitap, tarih, 448 sayfa, 2024

Christopher I. Beckwith – İskitler (2024)

Milattan Önce 8. yüzyılın sonları ile 7. yüzyılın başlarında İskit savaşçıları geniş Avrasya kıtasının büyük bir bölümünü fethedip birleştirerek Batı, Yakın Doğu, Hindistan ve Çin’de olmak üzere antik dünyanın neredeyse tamamında felsefe çağını ve Klasik Çağ’ı doğuracak, yenilikçi bir imparatorluk yarattılar.

Atların ve bozkırların efendisi olan İskitler, kurdukları şehirler, başkentleri, çarpıcı şıklıktaki giyim tarzları, devlet yapıları ve Buda, Lao Tzu gibi düşünürlerin fikirleriyle dünya medeniyetine çarpıcı katkılarda bulundular.

Yeni keşif ve materyallerden faydalanarak alanda önemli bir boşluğu dolduran bu kitap, medeniyet için oldukça önemli olsa da kendilerine dair çok az şey bilinen bir kavmi ve imparatorluğunu tüm çıplaklığıyla anlatırken Aršila Klanı ve Togon aracılığıyla Türklerle olan akrabalıklarını da gözler önüne seriyor.

Çalışma, Orta Avrasya İskitlerinin dünyanın siyasi yapılarını ve klasik uygarlığı nasıl şekillendirdiğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

‘İskitler’, Yunan, Roma, Pers ve Çin Klasik çağlarına dair düşüncelerimizi derinden değiştirecek türden bir kitap.

Christopher Beckwith, İskit tarihinin ezber bozan bir şekilde yeniden ele alınmasının yanı sıra dilleri, sanatları ve felsefelerini büyüleyici bir şekilde aktardığı bu eserinde, bilinen en eski bozkır imparatorluğunun hikâyesini herkes için erişilebilir hale getirmiş.

  • Künye: Christopher I. Beckwith – İskitler: Tarihleri, Kültürleri ve Dünyaya Etkileri, çeviren: Onur Saygılı, Kronik Kitap, tarih, 440 sayfa, 2024