María Jesús Horta – İspanya Tarihi (2024)

İspanya tarihi hiç kuşkusuz klasik Avrupa tarihyazım geleneğinde istisnai bir yerde durmaktadır.

Dili, kültürü, sanatı ve edebiyatıyla İspanya hemen her zaman ilgi ve merak konusu olmuş, temsil ettiği Akdeniz kültürüyle sempati toplamış, kimi yönleri ile Avrupa tarihiyle ortak ancak birçok özelliğiyle başka hiçbir yerde görülmeyen bir düşünce ve medeniyetin temsilcisi olmuştur.

Bu çalışma İber yarımadasındaki ilk yerleşim yerlerinden başlayıp günümüze kadar geliyor.

Kronolojik olarak dönüm noktalarına yer veriliyor: İspanya’daki ilk medeniyetlerden sonra Vizigotlar dönemi, Endülüs, Hıristiyan Krallıklar dönemi, Gırnata Sultanlığı, Rönesans ve Katolik Hükümdarlar dönemi, Amerika’nın Keşfi, II. Felipe ve II. Isabel’in altın çağları…

Bunun yanı sıra Franco dönemine ve bugünkü İspanya’ya da değinilmiştir.

Kitapta tek başına tarihî olaylar anlatıldığı gibi coğrafya, demografi, ekonomi, düşünce, toplum, eğitim, dil ve kültür konuları bütünlüklü bir biçimde ele alınıyor.

Burada sadece bir ülke tarihi söz konusu değil, aynı zamanda şehir tarihçiliği açısından Batı uygarlığının önemli ve gözde şehirleri Madrid, Barcelona, Valencia, Sevilla, Zaragoza vb. birçok İspanyol şehrinin doğuşu ve gelişimi de tasvir edilmektedir.

Kuşkusuz Endülüs’te (Córdoba) somutlaşan kültürel ve entelektüel zarafet bunun en güzel yansımalarından biridir.

İlk defa Türkçede yayımlanan bu çalışma en başta İspanyolca kaynakların kullanımı konusunda literatüre ciddi bir katkı sağlıyor.

María Jesús Horta İspanya tarihi ile ilgili birçok yanlışı düzeltirken bu sahada okurlara yetkin bir çalışma sunuyor.

  • Künye: María Jesús Horta – İspanya Tarihi, çeviren: İnci Kut, Özlem Şenyıldız, Doğu Batı Yayınları, tarih, 720 sayfa, 2024

Ayşe Buğra – Kapitalizm Tarihi İçinde Sosyal Politika (2024)

‘Kapitalizm Tarihi İçinde Sosyal Politika’, kapitalizmin tarihsel seyri içinde, sosyal politikanın oluşum ve değişimlerinin izini sürüyor.

Kitap, sosyal politikanın tarihini yeniden düşünme girişimi olduğu kadar, arka planda, liberalizme, sosyalizme, muhafazakârlığa, demokrasiye, eşitlik talebine, devlet fikrine vb. dair bir düşünce tarihi çalışması, aynı zamanda.

Ayşe Buğra, 16. yüzyıldan günümüze, sosyal politika deneyimlerinin eleştirel bir değerlendirmesini yapıyor: Sadaka rejiminin düzenlenmesinden yeni yoksulluk yasalarına, hayırseverlik pratiklerine, işçi sınıfının mücadelesine ve kazanımlarına, refah devleti uzlaşmasının yarattığı kurumlara ve neoliberalizmin yol açtığı yeni çalışma ve yeni yoksulluk biçimleriyle baş etme çabalarına – bu arada Covid-19 pandemisi ve Ukrayna savaşı gibi global olayların etkilerine…

Sosyal politikanın oynadığı dönüştürücü rolün tarihsel önemini hatırlatan bir kitap.

  • Künye: Ayşe Buğra – Kapitalizm Tarihi İçinde Sosyal Politika Yoksulluk, Çalışma ve Toplum, çeviren: Turgay Sivrikaya, İletişim Yayınları, tarih, 311 sayfa, 2024

Herman Roodenburg, Jan Bremmer – Mizahın Kültürel Tarihi (2024)

Mizah, insanlığın en kadim ve güçlü anlatım biçimlerinden biridir; sınırları aşan, toplumları birleştiren ve dönemin ruhuna ayna tutan bir unsur; zekâyı terleten bir düşünme pratiği.

  • Peki, geçmişin gülüşleri bize ne anlatıyor?

Bu eser, komedinin sadece bir eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda sosyal yapıları, iktidar ilişkilerini ve kültürel dönüşümleri nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.

Antik Yunan’daki sofistike esprilerden, Roma’daki sahne gösterilerine, Rönesans İtalyası’nın şaka kültüründen, Hollanda’nın Altın Çağı’ndaki mizahi resimlerine kadar geniş bir yelpazede mizahın izini süren bu kitap, tarih boyunca gülmenin şekillendiği toplumsal bağlamları inceliyor.

Bakhtin’in kahkaha kavramından antropologların şaka ve toplum ilişkilerine kadar uzanan yenilikçi bir anlatım sunuyor.

Bu kitap, mizahın hem bireysel hem de kolektif hafızamızdaki yerini yeniden düşünmemizi sağlarken, toplumsal normların, çatışmaların ve dayanışmanın inceliklerini de keşfetmeye davet ediyor.

  • Künye: Herman Roodenburg, Jan Bremmer – Antik Çağdan Günümüze Mizahın Kültürel Tarihi, çeviren: Kadir Gülen, Fol Kitap, tarih, 352 sayfa, 2024

Henri Pirenne – Ortaçağın Ekonomik ve Toplumsal Tarihi (2024)

Uzun vadede derin sosyal, ekonomik, kültürel ve dini hareketlerin eşit derecede derin temel nedenlerden kaynaklandığını savunan Pirenne Tezi, günümüzde ortaçağ tarihçilerinin başvurduğu kaynaklardan biri olmayı hâlâ sürdürüyor.

Bu teze dayanarak Henri Pirenne ‘Ortaçağın Ekonomik ve Toplumsal Tarihi’nde Roma İmparatorluğunun sonundan 15. yüzyıl ortalarına dek Avrupa’da gerçekleşen ekonomik ve toplumsal evrimin akışını ve özelliklerini ayrıntılı bir şekilde inceliyor.

Ticaretteki değişimleri ve şehirleşmeyi başlıklara ayırarak ayrıntılarıyla açıklıyor; toplumsal, ekonomik, kültürel ve dini hareketlerin uzun süreli sonuçlarının altında yatan nedenleri tartışıyor.

Kapitalizmi hazırlayan koşullar, kent ticaretinin nasıl şekil değiştirdiği, büyük nüfus hareketleri, paranın kendi içindeki dönüşümü ve bu dönüşüme etki eden faktörleri ele alıyor.

Bu kitap modern ekonomik ve toplumsal tarih yazımının başlangıcını belirleyen tüm yol gösterici fikirleri içeriyor.

  • Künye: Henri Pirenne – Ortaçağın Ekonomik ve Toplumsal Tarihi, çeviren: İlkay Öz, Alfa Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2024

Franz Ansprenger – Afrika Tarihi (2024)

Afrika, insanlığın beşiği, kültürel zenginlik ve tarihin derinliklerinde yatan eşsiz bir kıtadır.

Ancak günümüzde genellikle bilinmeyen ve tarihsel açıdan yanlış anlaşılan bir bölge olarak kabul edilmektedir.

‘Afrika Tarihi’, Afrika’nın Antik Mısır’dan başlayarak günümüze kadar olan 5000 yıllık tarihini ana hatlarıyla ele alarak bu yanlış algıyı değiştirmek için kılavuz bir eser.

Bu eserde, Afrika’nın farklı coğrafi bölgelerindeki zengin tarihini ve kültürünü keşfedeceksiniz.

Kuzeyde Akdeniz kıyılarından güneyde Ümit Burnu’na kadar uzanan bu geniş topraklar, sert iklim koşullarına rağmen direnen halkların hikâyeleriyle doludur.

Kitap ayrıca, İslam’ın yayılışına ve Hıristiyanlık etkilerine, köle ticaretinin sonuçlarına ve sömürgecilerin Afrika’daki izlerine değinir.

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Afrika’nın Soğuk Savaş sırasında yaşadığı dönüşümler de bu kapsamlı çalışmanın odak noktalarından.

Franz Ansprenger, uluslararası siyaset bilimi alanında geniş bir tanınırlığa sahip ve Berlin Özgür Üniversitesi’nde Afrika Politikaları Merkezi’nin başkanlığını yürüttü.

Uzun yıllar boyunca yaptığı akademik çalışmalar ve sahada edindiği tecrübelerle, Ansprenger, Afrika’nın karmaşık ve dinamik tarihini ustalıkla analiz ediyor.

Bu kitap, Afrika’nın tarihi ve kültürel zenginliklerini keşfetmek için hızlı bir giriş fırsatı sunuyor.

Okuyucular, Afrika’nın bugünkü sınırlarının nasıl çizildiğini, bu sınırların arkasında yatan gerçekleri ve Afrikalıların kendi kaderlerini tayin etme mücadelesini öğrenecekler.

  • Künye: Franz Ansprenger – Afrika Tarihi, çeviren: Emre Karatekeli, Runik Kitap, tarih, 132 sayfa, 2024

Daniel Guérin – Burjuvazi ve Çıplak Kollular (2024)

Daniel Guérin’in Fransız Devrimi sırasında Fransa’daki sınıf gerilimlerini incelediği çalışması ‘Burjuvazi ve Çıplak Kollular’, 31 Mayıs 1793 yılında Jirondenler’in düşmesinden itibaren ilk modern sınıf çatışmasının ortaya çıkışına tanıklık etmemize yardımcı oluyor ve burjuva devriminin jakoben liderlerine karşı baldırı çıplaklar tarafından yönetilen proleter bir devrimin tohumlarının atıldığını gösteriyor.

Eser, burjuva olarak kabul edilen önde gelen siyasi figürler ile Parisli çıplak kollular olarak adlandırdığı işçi kesim militanlar arasındaki bağlantılara dikkat çekiyor ve “tabandan terör” ile “tepeden terör” kavramlarına ışık tutuyor.

Bu şekilde Guérin, devrimi tamamlamak için baskı önlemleriyle çıplak kolluları kullanan burjuva bu figürlerin Thermidor’da nasıl düştüğünü anlamamızı kolaylaştırıyor.

Fransız Devrimi tarihine getirilen bu yeni bakış açısı, burjuva demokrasisi ile proleter demokrasi arasındaki temel farklılıkları vurgulayarak “fikir birikimimizi yeniden inşa etmemize”, “eşitlik ve özgürlük fikirlerinin gerekli sentezini” yeniden düşünmemize imkân tanıyor.

Claude Guillon’un önsözü ise komünist tarihçilerden çok sert eleştiriler alan eseri çeşitli tarihçilerin çalışmalarından yararlanarak yirminci yüzyılın ideolojik ve tarih yazımı tartışmaları içine yerleştiriyor.

  • Künye: Daniel Guérin – Burjuvazi ve Çıplak Kollular: Fransız Devrimi’nde Toplumsal Mücadeleler (1793-1795), çeviren: Beyza Başer, Ayrıntı Yayınları, tarih, 224 sayfa, 2024

Robert Garland – Antik Yunan’da Günlük Hayat (2024)

Antik Yunan dünyasına dair derinlemesine bir keşfe hazır mısınız?

Robert Garland, ‘Antik Yunan’da Günlük Hayat’ ile sizi klasik Yunan toplumunun günlük yaşamının ayrıntılarına götürüyor.

Bu kapsamlı çalışma, hem akademik araştırmalar için vazgeçilmez bir kaynak hem de genel okuyucular için sürükleyici bir yolculuk sunuyor.

Garland, antik Yunanların sosyal yapısından ekonomik faaliyetlerine, dini uygulamalarından kültürel etkinliklerine kadar geniş bir yelpazeyi ele alıyor.

Aile hayatı, eğitim sistemi, kölelik düzeni gibi sosyal konuların yanı sıra tarım, ticaret ve zanaat gibi ekonomik faaliyetleri de ayrıntılı bir şekilde inceliyor.

Yunan dininin günlük yaşam üzerindeki etkilerini, tanrılar ve tanrıçalarla olan ilişkileri ve dini bayramları titizlikle anlatıyor.

Ayrıca tiyatro, spor, müzik ve edebiyat gibi kültürel etkinliklere dair zengin bilgiler sunarken, antik Yunanların giyim, yiyecek, barınma ve kişisel bakım gibi günlük yaşam pratiklerini de gözler önüne seriyor.

Garland’ın sade ve anlaşılır anlatım tarzı, okuyuculara antik dünyanın kapılarını aralıyor ve bu döneme dair daha derin bir anlayış kazandırıyor.

  • Künye: Robert Garland – Antik Yunan’da Günlük Hayat, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, tarih, 432 sayfa, 2024

Peter Claus, John Marriott – Tarih: Teori ve Yönteme Giriş (2024)

Bu çalışma, yalnızca tarih yazımının kendisinden değil, aynı zamanda tarihle üretken diyaloglara giren edebiyat, sosyoloji, coğrafya ve antropoloji gibi ilgili alanlardan da tarihsel perspektifleri araştırıyor.

Yazarlar Batı’nın sınırlarının ötesinde düşünüyor ve tarihe yönelik çeşitli yaklaşımları ele alıyor.

Bunu, iyi tarihsel uygulama için temel oluşturan teorik perspektifler ve metodolojilerle etkileşime girerek yapıyorlar.

Yazarlar, tarihçilerin tarih yazımı disiplinini öğrenerek becerilerini nasıl geliştirebileceklerini analiz ediyorlar, yani tarihçilerin geçmişi keşfetme ve tarihi sosyoloji veya coğrafya gibi diğer disiplinlerden ayıran çizginin nerede olduğunu belirleme görevini nasıl yerine getirdiklerini.

Kapsamlı ve keskin gözlemlere dayanan, postmodernizme ve internet tarihine kadar, geçmişin nasıl incelendiğini ve yazıldığını anlatan çalışma, sadece tarih değil bütün lisans veya lisansüstü teori ve yöntem derslerinde zorunlu okuma listesine alınmalı.

  • Künye: Peter Claus, John Marriott – Tarih: Teori ve Yönteme Giriş, çeviren: Faik Cem Arı, Alfa Yayınları, tarih, 688 sayfa, 2024

Ryan Gingeras – Mafya, Eroin, Devlet (2024)

Yeraltı dünyasının devletle girift ilişkisi, Osmanlı’nın son döneminden bugüne modern Türkiye’nin tarihini oluşturdu, oluşturmaya da devam ediyor.

Son onyıllarda mafya ve organize suç çetelerine dair skandallar sadece gündelik siyaseti değil, Türkiye’nin yapısal koşullarını da etkiledi.

Afyon üretimi ve uyuşturucu kaçakçılığının kirli ticaretindeki karanlık eller, büyük bir ticari endüstrinin de sahipleri oldu.

İmparatorluktan ulus devlete geçişte uyuşturucu, mafya ile devlet arasında karmaşık bir ilişkiler ağı ördü.

Bu ilişkiler, yolsuzluğu ve şiddeti Türkiye’nin tarihinin ana başlıkları hâline getirdi.

Türkiye ve Amerika’daki arşiv kaynaklarından hareketle mafya, eroin ve devletin ulusal güvenlik siyasetini nasıl belirlediğini anlatan bu çalışma, Susurluk ve Ergenekon gibi davalarla karabatak gibi kimi zaman su yüzüne çıkan kimi zaman kendini gizleyen “derin devlet”in tarihini de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ryan Gingeras – Türkiye’nin Alacakaranlığı: Mafya, Eroin, Devlet, çeviren: Reyyan Karakuş, Fol Kitap, tarih, 480 sayfa, 2024

Christian Mann – Gladyatörler (2024)

Bu kitabı okurken, arenada bir gladyatörün omuzlarına binen yükü hissedecek, dövüşlerin gerilimi ve heyecanı içinde kaybolacaksınız.

  • Gladyatörlerin kaderine seyircilerin nasıl karar verdiğini öğrenmeye hazır mısınız?

Christian Mann, gladyatör dövüşlerinin büyülü dünyasını, heyecan verici bir anlatımla gözler önüne seriyor.

Etrüsklerin kadim ritüellerinden doğan bu ölümcül oyunların, Roma’nın siyasi arenasındaki rolünden, geç antik dönemin sonuna dek geçen sürecini ele alıyor.

Gladyatörlerin nerelerden ve nasıl toplandığını, onları ölümüne dövüşe hazırlayan sıkı eğitimlerini, savaşçıların günlük yaşamlarının perde arkasını, kullandıkları silahları ve rütbelerine göre ayrıldıkları sınıfları detaylarıyla anlatıyor. Roma’nın dört bir köşesinde yankılanan arenaların toplumsal ve kültürel önemini, sürükleyici bir dille keşfetmenizi sağlıyor.

  • Bu ölüm kalım savaşlarının ardındaki gerçekleri keşfetmek ister misiniz?

Gladyatörlerin hayal kırıklıkları, umutları ve zaferleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu eşsiz eseri kaçırmayın!

Bazıları aldıkları yaralar nedeniyle, bazıları bitkin düştüğü için dövüşe devam edememiş ve bazıları da dövüş sırasında rakiplerince silahsız bırakılmıştı.

Bir gladyatör pes ederse hakem dövüşü durdurur ve kazananı kucaklardı.

Sonra Roma gladyatör dövüşlerine özgü bir kurala gelirdi sıra: Kaybedenin yaşayıp yaşamayacağına karar vermeye.

Seyirciler dövüş sırasında da boş durmuyorlardı.

En sevdikleri gladyatörü alkışlamışlar, bağırışlarla ve tezahüratlarla desteklemişlerdi.

Ama şimdi, kaybedenin cesurca ve ustalıkla dövüşüp dövüşmediğine ve dolayısıyla hayatının bağışlanmasını hak edip etmediğine karar vermeleri gerekiyordu.

  • Künye: Christian Mann – Gladyatörler, çeviren: Ayşe Çevik, Runik Kitap, tarih, 122 sayfa, 2024