R. A. Schwaller de Lubicz – Mısır Mucizesi (2023)

Bilgeliğin en önemli merkezlerinden biri olan Antik Mısır dünyası tarihe, sanata, mimariye ve bilime merak duyan herkesin ilgisini çekiyor.

Esasen bütün Antik Mısır kültürü ve firavunî gelenek, çözümlenmeyi bekleyen birçok gizemin kaynağı olarak da görüldü.

Dünyadaki sayılı Mısırbilim uzmanlarından Lubicz’in bu yapıtı ezoterizm, hermetizm, hiyeroglifler, sembol ve tasvirler, anlatı ve mitoslar, sayı ve elementler, renkler ve geometrik formlar, harfler, tapınaklar, göksel cisim ve sistemlerle ilgili günümüz insanı için epey şaşırtıcı bilgiler sunuyor.

Uzun yıllar bilgi ve verileri bizzat yerinde tespit eden yazar, tüm bunların nasıl yorumlanması gerektiğine dair öncü bir çalışmaya imza atıyor.

Antik Mısır’da Bilgi’nin yeryüzündeki temel varlık amacı ve hedefi olarak Tapınak, salt dinsel bir mabet değil, esasen Mutlak Evrensel Hakikat’in hem yeryüzündeki nihai ve biricik tezahürü hem de izdüşümü, konumu, ikametgâhı ve evidir.

İnsan tapınağı inşa ederken, tapınak da kendisini yaratacak bilgeliğe ulaşan insanı bizzat bu yaratım süreci içinde inşa eder, tamama erdirir.

Mutlak bilgiye ve dolayısıyla bilgeliğe erişen insan, dünyevi bir bedenden ibaret olmadığını, Evrensel Hakikat’in sayılar, orantılar, formlar, vasıflar ve işlevler suretindeki tecellisi olduğunu bilir: İnsan tapınaktır.

Kitaptan bir alıntı:

“Eski Mısır dünyasında her şey bir semboldür; yaşamdaki her eylem, her dinî ritüel, her dikilitaş, her anıt, her hiyeroglif, hattâ hiyeroglifin rengi ve yeri, her tasvir, kullanılan her objenin şekli, kısacası her şey Bilgelik Yasası’na riayet eder ki bu yasa her şeyi kendi kozmik doğasının ahenkli alanına yerleştirir.”

  • Künye: R. A. Schwaller de Lubicz – Mısır Mucizesi: Bilgelik, Ezoterizm ve Sayılar, çeviren: Özcan Doğan, Doğu Batı Yayınları, tarih, 344 sayfa, 2023

Eric Robertson Dodds – Antik Yunanistan’da Rasyonel ve İrrasyonel (2023)

Yunanlılar hem onları savunanlar hem de eleştirmenleri tarafından müşterek olarak varsayıldığı gibi, insanın tecrübesinde ve davranışında rasyonel olmayan etkenlerin önemine o kadar kör müydü?

Bu soruya yanıt vermek için kuşkusuz antik Yunanistan’ın bütün kültürel başarısına dair bir incelemeyi içerir.

Eric Robertson Dodds ise 1951’de yayımlanmış bu önemli çalışmasında, yalnızca Yunan dinî tecrübesinin belirli veçhelerini yeni bir gözle inceleyerek sorunu bazı açılardan aydınlatıyor.

Kitap, sadece Antik Yunanistan’ı  çalışan bilim insanları için değil, ayrıca antropologlar, sosyal psikologlar ve insan davranışlarının kökenlerini anlamak isteyen her okur için ilginç sonuçlar ortaya koyuyor.

Yunanlılara dair genel algı, onların hep akılcılığa dayandığı şeklindeydi.

Bu görüş, Yunan yaşamındaki irrasyonel olanı görmezden geldi.

Dodds ise, arkaik, klasik ve Helenistik dönemlerde, Herakleitos ve Platon gibi rasyonalist filozofların eserlerinden daha yaygın olarak kabul edilen irrasyonel dürtüleri ve kurumları göstererek bu görüşü düzeltiyor.

  • Künye: Eric Robertson Dodds – Antik Yunanistan’da Rasyonel ve İrrasyonel, çeviren: Ahmet Demirhan, Albaraka Yayınları, tarih, 352 sayfa, 2023

Müzeyyen Ezel Ünal – Cumhuriyet’in Diplomatı Olmak (2023)

“Hariciyeciler,” Osmanlı’nın son döneminde, askerlerle birlikte, İmparatorluğun çöküşünü önleyebileceği düşünülen ayrıcalıklı bürokrat sınıfı konumuna gelmişlerdi.

Cumhuriyet döneminde de bu ayrıcalıklı konum devam etti.

Zira diplomatlar, hem yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa devletler sisteminde eşit ve egemen bir devlet olarak yer alma misyonunun, hem de ülkedeki modernleşme sürecinin önde gelen taşıyıcıları ve temsilcileri sayıldılar.

Müzeyyen Ezel Ünal, erken cumhuriyet dönemi diplomatlarının bu misyon içindeki karakteristiklerini inceliyor.

Batılı eğitim almış, iyi yabancı dil bilen, Mustafa Kemal’in ve yakın çevresinin güvenini kazanmış kişilerden oluşan bu zümrenin mesleki ideolojisinin ve habitus’unun oluşumunu ve kendi içindeki gruplaşmalarını görüyoruz.

Yeni Türkiye’nin modern kadınının dış dünya gözündeki temsilcileri olma misyonunun yüklendiği “sefireleri,” yani büyükelçi hanımlarını da ihmal etmeden…

‘Cumhuriyetin Diplomatı Olmak’, bir prosopografi, yani kolektif biyografi anlatısı içinde erken Cumhuriyet döneminin birçok ünlü şahsiyetinin portre eskizlerini de içeren zengin bir araştırma.

  • Künye: Müzeyyen Ezel Ünal – Cumhuriyet’in Diplomatı Olmak: Erken Cumhuriyet Dönemi Büyükelçileri Üzerine Prosopografik Bir İnceleme, İletişim Yayınları, inceleme, 332 sayfa, 2023

Rhoads Murphey ve Kristin Stapleton – Asya Tarihi (2023)

Alanın önde gelen isimlerinden biri olan Rhoads Murphey tarafından kaleme alınan ‘Asya Tarihi’, Muson Asyası olarak bilinen; Hindistan, Çin, Güneydoğu Asya, Kore ve Japonya’yı da içine alan bölgeyi kuşatıcı bir perspektiften ele alan tek metindir.

Metin kapsamlı analizleriyle, bu bölgenin karmaşık ve çeşitli siyasi, sosyal, entelektüel ve ekonomik tarihlerini ilgi çekici ve canlı bir üslupla bütünleştiriyor.

Kuşatıcılığı nedeniyle zaman içinde temel bir başvuru kaynağına dönüşen ‘Asya Tarihi’, kültürler arası karşılaştırmaları vurgulayan ve Güneydoğu Asya’yı genişletilmiş bir şekilde ele alan yegâne eserdir.

Ayrıca yazar, her bölüme bir zaman çizelgesi ve tartışma soruları da ekleyerek eseri başta öğrenciler ve akademisyenler olmak üzere, tüm ilgililer için çok daha cazip bir formata kavuşturmuş.

  • Künye: Rhoads Murphey ve Kristin Stapleton – Asya Tarihi, çeviren: Uğur Gezen, Albaraka Yayınları, tarih, 820 sayfa, 2023

Charles C. Ludington ve Matthew Morse Booker – Yemek Savaşları (2023)

“Ne yiyoruz? Yediğimiz yiyecekler nereden geliyor ya da nasıl üretiliyor?” gibi hayati sorulara yanıt veren ‘Yemek Savaşları’nda tarım teknolojisinin vaatlerinden lezzet politikasına dek birçok konuda bilgi ediniyoruz.

Günümüzde gıda araştırmaları alanında erişebileceğimiz kitaplar sayıca fazla olsa da bu kaynaklar yemekle ilgili popüler tartışmaların tarihsel arka planını ve sürekliliğini yansıtmaktan uzak.

‘Yemek Savaşları’ ise yiyecek ve yemekle ilgili tartışmalara tarihsel bir mercekten bakmayı hedefleyerek bu konudaki boşluğu dolduruyor.

Bu tarihsel anlayış sayesinde günümüzdeki sorunların çoğunun geçmişte iyi niyetle alınmış kararlarla uygulanmış çözümlerden kaynaklandığını ve geçmişin farkındalığının gelecekte daha iyi bir dünya için hepimize yardımcı olacağını fark ediyoruz.

Yemek Savaşları tarihin mevcut gıda sistemimizi nasıl şekillendirdiğine dikkat çekerek gıda araştırmalarına tarihsel bir bağlam kazandırıyor.

Ludington ve Booker’ın bu kitaplarında yer verilen bakış açılarının çeşitliliği mevcut gıda sistemini yorumlamamıza yardımcı oluyor.

  • Künye: Charles C. Ludington ve Matthew Morse Booker – Yemek Savaşları: Çağdaş Gıda Tartışmalarında Tarihin Önemi, çeviren: Çiğdem Köfüncü, The Kitap Yayınları, yemek, 400 sayfa, 2023

Seyla Benhabib – Sürgün, Vatansızlık ve Göç (2023)

Seyla Benhabib, ‘Göç, Sürgün ve Vatansızlık’ adlı kitabında, çağdaş düşüncenin sınırlarının muğlaklaştığı ama yine de ülkelerin sınırlarının giderek daha da belirgin ve kapalı hale geldiği günümüz dünyasına yeni bir yorum getiriyor; bu dünyanın düşünsel kategorileri ile toplumsal varoluşun sınırlarının dışına itilme ve yadsınma anlamına gelen göç, sürgün, vatansızlık, soykırım, ötekileştirme ve kimliksizleştirme gibi olgu veya kavramlarla insanlık tarihinin unutulamayan olaylarının düşünsel izini sürüyor.

Özellikle bu sınır dışı edilme durumuna en ağır biçimde maruz bırakılmış olan Yahudi halkının kendi varoluşunu belirleme çabasını, hem onun kendi tarihselliğinde, hem de o tarihsellik içinden çıkmış Yahudi düşünürlerin bu sınırları bozup yeni sınırlar çizme yolundaki teorik çabaları ile ortaya koyan Benhabib, çoğunlukla aynı amaç peşinde koşar gibi görünen bu düşünürlerin Yahudilik kimliği ile evrensel birer düşünür olma arasındaki gerilimli ve tarihsel açıdan “yüklü” ilişkiyi ortaklıklar ve farklılıklar üzerinden çeşitli konumlanmaları karşı karşıya getirerek gözler önüne seriyor.

Böylelikle bir düşünürün düşüncesi ile onun hayatı arasındaki ilişkinin ne kadar güçlü ve iç içe olduğu bir kez daha bizlere gösteriliyor.

  • Künye: Seyla Benhabib – Sürgün, Vatansızlık ve Göç, çeviren: Erkin Şen ve Enver Utku Batur, Livera Yayınevi, siyaset, 290 sayfa, 2023

Cecilia Klynne ve Allan Klynne – Antik Dönemin Rekorları (2023)

Şaşırtıcı olaylar, büyük başarılar ya da başarısızlıklar tarihin ilk dönemlerinden beri insanların dikkatlerini çekmeyi başarmıştır.

En edepsiz imparatoriçe, en büyük tribün kavgası, olimpiyatlardaki ilk şike, ilk olimpiyat şampiyonu, en çok hayvan öldüren imparator, en pahalı parfüm, en güzel model, en yıkıcı deprem, en zalim imparator, en pahalı kitap, en kuvvetli imparator, en uzun kişi…

İsveçli arkeologlar Allan ve Cecilia Klynne, klasik edebiyat ve kültürel belleğimizin ayrılmaz bir parçası haline gelen anekdotları, hikâyeleri, efsaneleri ve eserleri tarayarak antik Yunan ve Roma dönemine ait şaşırtıcı, eğlenceli ve tüyler ürpertici yaklaşık 800 başlığı bir ciltte derlemiş.

  • Künye: Cecilia Klynne ve Allan Klynne – Antik Dönemin Rekorları, çeviren: Ufuk Çoksürer, İnkılap Kitabevi, tarih, 280 sayfa, 2023

Kristin Fabbe – Devletin Müritleri (2023)

İmparatorluklar çağından ulus-devletler çağına geçişte pek çok yeni devlet kuruldu.

Peki, imparatorluk mirasını ulus-devlete taşıyan dinî kurum ve seçkinler nasıl var oldu?

Ulus-devletin seküler kurucuları ile geleneksel dinî seçkinler arasında egemenlik farklı biçimlerde tezahür etti.

Kimi zaman dinî kurum ve seçkinler devlet tarafından içerildi kimi zamansa ikili yapılar biçimde özerkliğini korudu.

Din ile devletin birbirini dışlamadan kurduğu bu karmaşık iktidar ilişkisi, sekülerleşme denilen çift başlılığın tarihini anlatır.

Kristin Fabbe, aynı imparatorluk mirasına sahip Türkiye, Yunanistan ve Mısır’ın farklı coğrafi ve tarihsel yapılar üzerinden sekülerleşme sürecini inceliyor.

Bunu yaparken tarihsel ortaklıklara rağmen dinî kurum ve seçkinlerin devletin müridi mi, yoksa devletin ortağı mı sorusuna yanıt arıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Türkiye anayasasındaki laiklik ilkesi sebebiyle resmî açıdan seküler olmasına rağmen, Türk devleti dine karşı hiçbir zaman tarafsız olmadığı gibi, hiçbir şekilde bir “İslam devleti” de olmadı.

“Türkiye’de çoğu zaman yanlış anlaşılan din ve devlet arasındaki iktidar düzenlemesi, dinin merkezî bir bürokrasi aracılığıyla devlet tarafından yönetilmesini ve dinî ve ulusal olanın, düşünsel ve idari bir sentez şeklinde kaynaştırılmasını içerir.”

  • Künye: Kristin Fabbe – Devletin Müritleri: Osmanlı Dünyasında Din ve Devlet İnşası, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, tarih, 456 sayfa, 2023

Alfred Thompson – Kısa Büyü ve Gizem Tarihi (2023)

Bilginin ilerlemesi ve bilimsel gerçekler bizi doğaüstü inançların insan beyninin üretiminden başka bir şey olmadığını, bu tür imajların atalarımızın hayal gücüne etki ettiğini ve kalıtım yasalarıyla sonraki nesillere aktarıldığını neredeyse ispat etmiştir.

Ancak korku ve umut insanı batıl inançlara, sihir ve gizeme iten ana duygulardır.

Batıl inançlarımızı farklı isimlerle adlandırıyoruz ama yine de onlara tutunuyoruz.

Üzerinde tutarlı bir teorinin henüz oluşturulamadığı bu konular üzerinde de garip bir cazibe bulunuyor.

İşte ‘Kısa Büyü ve Gizem Tarihi’, bu tür konularla meşgul oluyor.

Alfred Thompson insanoğlunun içinde bulunan o gizemli ve sihirli olana inanma içgüdüsünün, zihnini batıl inançlara, doğada bir ruh olduğuna dair bir inanca meylettirdiğini, tanrılar ve/ya görünmeyen güçler tarafından dövülen zincirlerle kendini bile isteye bağladığını belirtiyor.

Antik dönemden bugüne insanlar hastalıkların ve felaketlerin doğaüstü güçler tarafından üretildiğini düşündüğü için iyileşmelerinin de yine bu güçler tarafından sağlanacağına inanıyordu.

‘Kısa Büyü ve Gizem Tarihi’, ölümden, hastalıklardan, başına gelebilecek türlü kötü olaylardan korkan insanoğlunun perilerden, hayaletlerden, cinlerden, büyücülerden, din adamlarından nasıl ve neden medet umduğunu ilginç anekdotlar eşliğinde anlatıyor.

  • Künye: Alfred Thompson – Kısa Büyü ve Gizem Tarihi, çeviren: Deniz Polat Ladin, Liberus Yayınları, tarih, 150 sayfa, 2023

Jean Bottéro – Dünyanın En Eski Mutfağı (2023)

 

Mutfak ve sofra kültürü bir uygarlığı anlamanın en etkili yollarından biri.

Dünyaca ünlü Fransız Asurbilimci, Kutsal Kitap ve kadim Ortadoğu dinleri uzmanı, tarihçi Jean Bottéro, yaklaşık MÖ 1700’lere tarihlenen ve kırka yakın yemek tarifini içeren üç kil tablet üzerinden antik Babil’in yemek kültürünü inceliyor.

Pişirme teknikleri, şölen yemekleri, ölüm ve yaşamın sofraya yansıması, içecek kullanımı gibi çeşitli konu başlıkları, “uygarlıkların beşiği” olarak anılan Mezopotamya’dan günümüz kültürüne ışık tutuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu kitabı yazarken niyetim Mezopotamyalı muhterem atalarımızın ‘yeme-içme’ kültürü hakkında akademik ve kapsayıcı bir çalışma ortaya koymak değildi, çünkü bu (samimi okuyucuya ulaşamama pahasına) akademisyenlere yönelik sıkıcı ve kuru bir çalışma olurdu (…)

“Acilen tatmin edilmek istenen damak zevkine gelince, eski Mezopotamyalılarla beraber yemek yeme imkânımız olmadığına göre bu mutfağın lezzetlerini, elimizin altında bulunan Türk-Arap veya Lübnan ya da Yakındoğu (kim nasıl isterse öyle adlandırsın) mutfağında tadamaz mıyız? Çünkü tarihsel olarak bu mutfaklar Mezopotamya’nın kaybolmuş ‘Yeme-İçme’, ‘Mutfak ve Sofra’ tekniklerinin devamı ve ulaşabileceğimiz tek çağdaş temsilcisi.”

  • Künye: Jean Bottéro – Dünyanın En Eski Mutfağı, çeviren: Nur Çiğdem Tezel, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 136 sayfa, 2023