Susanna Jones – Deprem Kuşu (2008)

Susanna Jones’un ilk romanı olan ‘Deprem Kuşu’, yayınlandığı 2001 yılında, gerilim edebiyatının iyi örneklerden biri olarak övgüyle karşılanmıştı.

Otuz dört yaşındaki İngiliz Lucy Fly etrafında dönen roman, bir cinayeti hikâyesi üzerinden ilerliyor.

Japonya’da yaşayan ve teknik metinler çevirerek geçimini sağlayan Lucy Fly tekdüze bir hayat yaşamaktadır.

Günün birinde Fly’ın arkadaşı Lily Bridges, esrarengiz bir cinayete kurban gider.

Fly ise, bu cinayetin baş şüphelisi olarak tutuklanır.

Kahramanımız, bir yandan masum olduğunu kanıtlamaya çalışacak, bir yandan da bu cinayeti işleyenin, kendisini de öldürme ihtimaline karşı tetikte olacaktır.

Jones’un söz konusu cinayetle başlayan kurgusunun devamı, adım adım saplantılı aşklar ve kıskançlık krizlerinden oluşan hastalıklı karakterlerin dünyasına açılır.

Jones’un romanının, yayınlandığı dönemde üç önemli edebiyat ödülü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Susanna Jones – Deprem Kuşu, çeviren: Özlem Yüksel, Doğan Kitap, roman, 145 sayfa

Necati İnceoğlu – Anılarda Yalnızlar (2008)

1930 ve 1940 arasındaki on yıllık süre, Cumhuriyet reformlarının önemli bir bölümünün yapıldığı dönemlerden.

Örneğin 1933 yılındaki üniversite reformu ile Darülfünun İstanbul Üniversitesi’ne dönüşmüş, Güzel Sanatlar Akademisi geleneksel anlayıştan vazgeçip modern olana yüzünü dönmüştü.

Bu kitap bağlamında, o yılların en önemli ayrıntısı ise, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin temellerinin atılmasıydı.

İşte Necati İnceoğlu’nun ‘Anılarda Yalnızlar’ı, bu kurumun ilk dönemlerine tanık olan isimlerin anılarından oluşuyor.

Harika Söylemezoğlu, Prof. Kemal Ahmet Arû, Prof. Doğan Erginbaş, Bülent Çetinor, Doğan Tekeli, Radi Birol, Prof. Doğan Kuban, İnceoğlu’nun o dönemi konuştuğu isimlerden birkaçı.

Türkiye’nin o döneminde mimarlığın içinde bulunduğu şartlar, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin kurulmasının hemen ertesinde parlak bir dönem yaşamaya başlayan modern mimarlık, İnceoğlu’nun anılarında yer bulan birkaç ayrıntı.

  • Künye: Necati İnceoğlu – Anılarda Yalnızlar, YEM Yayın, anı, 161 sayfa

Tülay Kayar – Muğla’da Güz Baharı (2008)

 

Muğla tutkunu Tülay Kayar’ın, bir başvuru kitabı niteliğindeki ‘Muğla’da Güz Baharı’ isimli elimizdeki kitabı, şehrin kültürünü, tarihini ve gündelik hayatını anlatıyor.

Kayar’ın çalışmasında,

  • Muğla evleri,
  • Hanları, hamamları,
  • Sinemaları,
  • Ramazan ve Hıdrellez gelenekleri,
  • Yayla kültürü ve yayla kahveleri,
  • Değirmenleri,
  • Kara fırınları,
  • Çınarlarıyla Saburhane semti,
  • Mutfak kültürü,
  • Ve folkloru gibi, şehre dair birçok ayrıntı yer alıyor.

Kayar’ın uzman edasından ziyade bir aktarıcı, ileten üslubuyla kaleme aldığı kitap, bu sevimli şehre dair efsaneleri ve bu coğrafyanın ünlü simalarını da samimi bir dille anlatıyor.

  • Künye: Tülay Kayar – Muğla’da Güz Baharı, Heyamola Yayınları, şehir, 239 sayfa

Marguerite Duras – Yaz Yağmuru (2008)

Fransız edebiyatının önemli isimlerinden Marguerite Duras’nın ‘Yaz Yağmuru’, dahi kahramanı Ernesto’yu ve onun çocukluğunda yaşadıklarını hikâye ediyor.

Duras, kalabalık ve yoksul bir ailede yaşayan Ernesto ve kız kardeşi Jeanne’ın hiçlik ve ölüm fikriyle örülü çocuk dünyalarını, ailenin diğer bireylerini de kurguya dâhil ederek anlatıyor.

Vitry banliyösünde yaşayan kalabalık ailenin çocuklarından Ernesto ve Jeanne, suç ortaklığı yapmışlardır.

Bu suç ortaklığı kısa süre içinde ensest bir ilişkiye dönüşecektir.

Duras, çocukların yaşadığı ilişkiyi, ikisinin dünyayı anlama ve yorumlama çabaları çerçevesinden verir.

Çocukların hisleriyle gerçek dünyanın uyuşmazlığı ise, romanın asıl trajik boyutunu oluşturuyor.

  • Künye: Marguerite Duras – Yaz Yağmuru, çeviren: İsmail Yerguz, Sel Yayıncılık, roman, 137 sayfa

William L. Cleveland – Modern Ortadoğu Tarihi (2008)

William L. Cleveland’ın, ‘Modern Ortadoğu Tarihi’, alanında en kapsamlı ve en çok referans gösterilen kaynaklardan biri.

Çalışmasına, 7. yüzyılda İslamiyet’in doğuşunu anlatmakla başlayan Cleveland, kitabında genel olarak 18. yüzyılın sonlarından günümüze kadar, bu coğrafyanın tanık olduğu önemli gelişmeleri anlatıyor.

Kitap böylece, Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Mısır’da gerçekleştirilen reformlardan Batı Emperyalizminin egemenliğine ve İran Devrimi’nden Körfez Savaşı’na uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor.

Kitap, öğrenciler ile konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okurlara hitap edecek nitelikte.

  • Künye: William L. Cleveland – Modern Ortadoğu Tarihi, çeviren: Mehmet Harmancı, Agora Kitaplığı, tarih, 634 sayfa

Koray Karabekiroğlu – Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım? (2008)

Koray Karabekiroğlu’nun ‘Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım?’ı, ebeveynleri, çocuğun ruhsal gelişimi konusunda bilgilendirmeyi amaçlıyor.

Çocuk ruh sağlığının temel kavramlarına odaklanan çalışma, çocuklardaki inatçılık, kıskançlık, okul korkusu, anne depresyonu, çocuk eğitimi gibi, temel duygu ve durumlara odaklanan yazılar barındırıyor.

  • Üstün zekâlı çocuklarda sık görülen özelliklerin neler olduğu,
  • Bebeklerin neden uyku sorunu yaşadığı,
  • Çocukta kendine güvenin nasıl geliştirilebileceği,
  • Ve hiperaktiviteyi üretici ve yaratıcı bir sürece dönüştürmek, kitapta yer alan kimi konular.

Künye: Koray Karabekiroğlu – Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım?, Turkuaz Yayınları, psikoloji, 335 sayfa

Bruni Prasske – Devrimin ve Yasakların Gölgesinde İran (2008)

İran, Türkiye için, olumsuz yönleri daha ağır olsa da, cazibesini hiçbir zaman yitirmeyen ülkelerden.

Alman yazar Bruni Praske’nin ‘Devrimin ve Yasakların Gölgesinde İran’ isimli bu kitabı da, kendisinin İran’da yaşadığı daha çok olumsuz deneyimlerinden oluşuyor.

Prasske, İran’a yaptığı ilk gezide, olumlu izlenimler edinmiş.

Fakat daha sonraki gidişleri ve buna ek olarak da bir İranlı erkeğe âşık oluşu, bu ülkeyi daha iyi analiz etmesine ve bunun ardından fikirlerinin değişmesine vesile olmuş.

Prasske’nin İran’ı önemli ayrıntılarla değerlendirdiği anlatısı, aynı zamanda, okurun bu ülkeyle Türkiye arasındaki benzerlik ve farklılıkları karşılaştırmasına da yardımcı olmakta.

  • Künye: Bruni Prasske – Devrimin ve Yasakların Gölgesinde İran, çeviren: Gülderen Pamir, İkarus Yayınları, anlatı, 296 sayfa

 

Mustafa Kemal Atatürk – Belgeler, Elyazısıyla Notlar, Yazışmalar (2017)

Büyük bir kısmı Atatürk’ün kendi elyazısıyla yazdığı, Yapı ve Kredi Bankası Arşivi’nde bulunan Atatürk’le ilgili belgelerden bir derleme.

Kitapta,

  • Mustafa Kemal Paşa’nın yaveri tarafından tutulmuş küçük bir defterdeki 1. Dünya Savaşı sırasındaki yazışmaları,
  • Birinci Meclis’e mebus yollamak istemeyen Yozgat eşrafının mektubu,
  • Mustafa Kemal Paşa’nın Meclis Başkanı seçilmesinden sonra yaptığı konuşmanın metni,
  • Mustafa Kemal Paşa’nın Arif Oruç’la mektuplaşması,
  • Şehzade Ömer Faruk Efendi’nin Anadolu’ya geçmesiyle ilgili yazışmalar,
  • Londra Konferansı hakkında Mustafa Kemal Paşa’nın yazısı,
  • Cemal Paşa’nın Paris’teki temaslarıyla ilgili Mustafa Kemal Paşa’ya mektupları,
  • Başkumandanlık tartışmalarıyla ilgili muhaliflerin eleştirilerine cevaplar,
  • Saltanatın kaldırılması hakkında Meclis’te yaptığı konuşmanın kendi elyazısıyla notları,
  • Ve İsmet İnönü’nün başbakanlıktan ayrıldıktan sonra CHP grubunda yaptığı konuşma gibi çok sayıda metin orijinalleriyle birlikte yer alıyor.

Mustafa Kemal Atatürk külliyatına önemli bir katkı olarak her arşivde muhakkak bulunması gereken bir kaynak.

  • Künye: Mustafa Kemal Atatürk – Belgeler, Elyazısıyla Notlar, Yazışmalar hazırlayan: Yücel Demirel, Yapı Kredi Yayınları, arşiv, 380 sayfa

Giorgio Agamben – Çıplaklıklar (2017)

Giorgio Agamben’in olgunluk eseri olarak tanımlanan ‘Çıplaklıklar’, uzun zamandır Türkçeye kazandırılmayı bekliyordu.

Şimdi nihayet raflardaki yerini alan kitap, felsefe ve sanat alanına giren farklı konular üzerine düşünürün yorumlarını bir araya getiriyor.

Düşünür burada, Kafka’nın edebiyatında suç, yasa ve cezadan Kleist’in kendine has evrenine ve bireysel kimlikten biyometrik aygıta pek çok konuyu kendine has tarzıyla tartışıyor.

Şiirle felsefe arasında gidip gelen, gerçeklerin üzerindeki perdeyi aralamayı amaçlayan ‘Çıplaklıklar’ın, en çok da Kafka’nın özgün evreni, oradan güncel anlamda suçun aldığı biçimler üzerine yoğunlaşmasıyla ayrıca dikkat çekeceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Giorgio Agamben – Çıplaklıklar, çeviren: Suna Kılıç, Alef Yayınları, felsefe, 144 sayfa

 

Zübeyir Kındıra – Şeytanın İmamları (2014)

Bu kitabın yazarı Zübeyir Kındıra’nın Fethullah Gülen cemaatiyle tanışması çok eski bir tarihe, 1979 yılında genç bir polis adayı olarak adım attığı Polis Koleji ve Polis Akademisi’ne uzanıyor.

O zamanlar yoksul ailelerden gelen gençler, Kolej ve Akademi’deki “Abiler” tarafından Ankara’daki Işıkevlerine götürülür, Kındıra ise, Zülfü Livaneli dinlediği ve Cumhuriyet gazetesi okuduğu için hortumla dövülür.

1986 yılında okuldan atılan Kındıra, daha sonra gazeteciliğe yöneldi. Kendisi, o dönem yaşadıklarının ve gözlemlerinin ürünü olan ‘Fethullah’ın Copları’ adlı kitabıyla hatırlanacaktır. Yazar o kitabında, tehlikeli bir terör örgütlenmesi olduğunu söylediği Cemaat’in polis ordusunun devletin kılcal damarlarına kadar sızdığını bütün açıklığıyla ortaya koymuştu.

Fakat ne yazık ki Kındıra’nın o kitabındaki uyarılara kulak veren olmadı. Bu da yetmedi, işsiz bıraktırıldı, arabası kundaklandı, yargılandı, ölümle tehdit edildi…

Şimdi dönüp baktığımızda, Kındıra’nın uyarılarının dinlenmesi halinde, darbe girişimi de dâhil, bugün yaşadığımız pek çok korkunç olayı yaşamıyor olabilirdik.

İşte Kındıra elimizde tuttuğumuz yeni kitabında da, şu an Cemaate karşı verilen savaşta nelerin eksik yapıldığı ve gerçekte neler yapılması gerektiğini anlatıyor.

Kitabın ilk bölümü, örgütü ve lideri Fethullah Gülen’i anlatıyor, tarihçe ve yapıyı irdeliyor ve imamları tanıtıyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, Cop olarak tanımlanan cemaatin polislerini, Copların görevlerini ve katıldıkları kimi eylemleri anlatıyor.

Cemaatin en etkin olduğu polis örgütlenmesine dair çok önemli bilgiler barındırmasıyla büyük öneme haiz bir çalışma.

  • Künye: Zübeyir Kındıra – Şeytanın İmamları, Siyah Beyaz Yayınları, siyaset, 244 sayfa