Mesut Özcan – Darbe Yıllarında Dersim (2017)

12 Eylül askeri darbesi mimarları, her ne kadar her fırsatta Atatürkçülüğe ve laikliğe vurgu yapmış olsalar da, bu dönemdeki zorunlu din dersleri ve açılan sayısız imam hatip lisesiyle, günümüzde de yaşadığımız büyük sorunlara neden oldu.

Dersim’le ilgili yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Mesut Özcan da bu kitabında, darbe yıllarında, özellikle 1983-1987 yılları arasında Dersim’den toplanıp Türkiye’nin çeşitli illerinde Kuran kurslarına gönderilen Dersimli çocukları trajedisini belgeler ve tanıklıklarla anlatıyor.

12 Eylül askeri darbe yönetiminin Dersim’e atadığı, kendisi de emekli bir asker olan Vali Kenan Güven’in “irşat” toplantılarının kayıtlarını sunan kitap, Türkiye’de dini ideolojiye ve Sünni-İslamcı yapılara her zaman karşı durmuş bir kurum olarak bilinen ordunun, söz konusu Dersim olunca, İslami cemaatleri kullanarak Sünni-İslamcı propaganda ile Dersimlilerin kimliğini nasıl ortadan kaldırmaya çalıştığını gözler önüne seriyor.

Kitap, faşizan yönetimlerin dini nasıl bir silah gibi kullanabildiğini ve dini cemaatlerin de Dersim’in Alevi ve Kürt kimliği söz konusu olunca devlete nasıl rahatça entegre olabildiklerini göstermesi açısından muazzam bir kaynak.

  • Künye: Mesut Özcan – Darbe Yıllarında Dersim, Doğan Kitap, tarih, 176 sayfa

Necip Mahfuz – Şevk Sarayı (2008)

‘Şevk Sarayı’, Necip Mahfuz’un meşhur ‘Kahire Üçlemesi’nin ikinci romanı.

Serinin ikinci romanında, ilkinde olduğu gibi, Ahmet Abdülcevat ve ailesinin hikâyesi devam ediyor.

Aileye katılan yeni kuşak ve bunun etrafında yaşananlar, ikinci romanın ana gövdesini oluşturuyor.

Kurgu, Ahmet Abdülcevat gibi daha eski kuşaklar yerine, Yasin, Hatice, Kemal ve Ayşe’den oluşan yeni kuşağın hayat hikâyesiyle örülür.

Bu karakterlerden Yasin’in evinin bulunduğu Şevk Sokağı’ndan adını alan roman, 1920’lerin sonundaki Mısır ve Kahire’deki sosyal ve siyasal havayı anlatıyor.

Mahfuz’un kurgusu, tam da kendisine yakışacak şekilde, görkemli karakterlerinin etkileyici öyküleriyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Necip Mahfuz – Şevk Sarayı, çeviren: Işıl Alatlı, Hit Kitap, roman, 448 sayfa

Aysel Okan – İstanbul Evliyaları (2008)

Aysel Okan, ‘İstanbul Evliyaları’nda, İstanbul’un muhtelif semtlerinde, halk arasında adı sık sık geçen evliyaların izini sürüyor.

Eyüp Sultan, Şeyh Yahya, Merkez Efendi, Sümbül Efendi, Karaca Ahmet Sultan, Zembilli Ali Efendi, Nalıncı Dede, Tuz Baba, Çifte Sultanlar, Ahmet Turanî, Laleli Baba, Lohusa Sultan, Kral Kızı ve Çifte Gelinler, bu kitapta yer bulan, kimisi bir semte adını vermiş, çoğu menkıbe ve rivayetlere konu olmuş evliyalardan yalnızca birkaçı.

Okan’ın, evliyaların biyografileri, onlara dair rivayetler ve menkıbelerden oluşan anlatımında, bu isimlerin yaşadığı İstanbul semtleri de kendine yer buluyor.

Dolayısıyla çalışma, İstanbul’un sosyal tarihine dair ilginç ayrıntılar da barındırıyor diyebiliriz.

  • Künye: Aysel Okan – İstanbul Evliyaları, Kapı Yayınları, biyografi, 312 sayfa

Feridun Hürel – Yaratıcı Reklamcılık (2008)

3 Hürel grubunun solisti olan Feridun Hürel, aynı zamanda otuz yıllık reklamcı.

Hürel yaratıcı reklamcılığın sırrının, hedef kitleyi tanımak, onların hissettiklerini hissedebilmek ve hatta onlar gibi düşünebilmek olduğunu söylüyor.

Hürel, Türkiye reklamcılarının hedef kitlesini tanıyamadığını ve bu durumun da reklamların niteliğine yansıdığını belirtiyor.

Hürel çalışmasında, yaratıcı reklamlara verdiği çok sayıda örneği analiz ederek, bu reklamların başarılarının altında yatan nedenleri ortaya çıkarıyor.

Yaratıcılık reklamın esası olabilir. Fakat en önemlisi, bu yaratıcılığı anlaşılır kılabilmek.

Hürel’in çalışması, bu iki önemli ayrıntının nasıl mümkün kılınabileceğine kafa yoruyor.

  • Künye: Feridun Hürel – Yaratıcı Reklamcılık, Say Yayınları, reklam, 134 sayfa

 

Patricia Muradi – Limanda Bir Kadın (2008)

‘Romanika-Çingeneler’, Patricia Muradi’nin ilk romanıydı. Muradi, ‘Limanda Bir Kadın’da ise, baba mesleği olan gemicilikle uğraşan Selin’in hikâyesini anlatıyor. Babasının zorlaması ile kendisini birdenbire limanın ortasında, bir gemi acentesinde çalışır bulan Selin, bu dünyada ayakta kalabilmek için mücadele etmek zorunda kalacaktır.

Genç ve tecrübesiz bir kadın olarak Selin’in, erkeklerin egemen olduğu denizcilik işlerine girmesi, işini bayağı zorlaştıracaktır.

Muradi’nin kurgusu, alışılmadık bir dünyaya adım atan karakterin, bir yandan varolabilmek için mücadele edişini, öte yandan da hayatı öğrenme deneyimini, mizahi unsurları da ihmal etmeden hikâye ediyor.

  • Künye. Patricia Muradi – Limanda Bir Kadın, Pentagram Yayınları, roman, 382 sayfa

Kolektif – Psikanalizin Yedi Büyüğü (2008)

Editörlüğünü J. D. Nasio’nun üstlendiği ‘Psikanalizin Yedi Büyüğü’, Sigmund Freud, Sándor Ferenczi, Georg Groddeck, Melanie Klein, Donald Woods Winnicott, Françoise Dolto ve Jacques-Marie Lacan’ın psikanalize yaptıkları katkıya odaklanıyor.

Yedi bölüme ayrılan kitapta her bölüm, okuyucuya o psikanalistin yaşamöyküsünü, yapıtlarındaki temel fikirlerin açıklamasını, yapıtlarından seçilmiş özetleri, yaşamındaki önemli olayların kronolojik seyrini ve yayınlanan yapıtlarından bir seçmeyi barındırıyor.

Kapsamlı olmasıyla dikkat çeken çalışma, uzmanlar ve öğrencilere olduğu kadar, konu hakkında bilgi sahibi olmayanlara da hitap ediyor.

  • Künye: Kolektif – Psikanalizin Yedi Büyüğü, editör: J. D. Nasio, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Kırmızı Yayınları, psikanaliz, 401 sayfa

Yalçın Toker – İttihatçı ve Nazi Çılgınlıkları (2008)

Araştırmacı Yalçın Toker, bu önemli çalışmasında, İttihat ve Terakki Partisi’nin önde gelen isimleri ile Nazileri karşılaştırıyor.

İlk olarak, bir kronoloji dâhilinde İttihatçıları ele alan Toker, ardından da benzerlikleri ve farklılıkları ile Nazileri anlatıyor.

Kitapta bu iki oluşumun faaliyetleri, temel olarak, İttihatçıların “Turancılık” anlayışı ile Nazilerin “Saf kan” ve “üstün ırk”a dayalı “Nasyonal Sosyalizmi” çerçevesinden karşılaştırılıyor.

Bu anlatımda, Talat, Enver ve Cemil Paşa üçlüsü, Mustafa Kemal ve Adolf Hitler başta olmak üzere, birçok tarihi figür de karşımıza çıkıyor.

Kitabın son bölümünde ise, o dönemde bu fikir akımlarının Türkiye’deki yansımalarına odaklanılıyor.

  • Künye: Yalçın Toker – İttihatçı ve Nazi Çılgınlıkları, Toker Yayınları, tarih, 436 sayfatarih, 436 sayfa

Preston L. Allen – Battallar ve İnsanlar (2014)

Preston L. Allen ‘Battallar ve İnsanlar’da, insanlar ile evcil hayvanlar arasındaki ezen-ezilen ilişkisini tersine çeviriyor.

İnsanoğlu sonrası bir dünyada geçen roman, battal ırkından bir çocuğun sokakta bulup eve getirdiği bir insan ile arasında yaşananlarla açılıyor.

O günlerde her battal çocuğun bir insanının olması oldukça sıradandır.

Yazar fantastik kurgusuyla, bizi ırkçılık, türcülük ve cinsiyetçilik gibi günümüzün belli başlı sorunlarıyla yüzleşmeye çağırıyor.

  • Künye: Preston L. Allen – Battallar ve İnsanlar, çeviren: Arif Cem Ünver, Deli Dolu Yayınları, roman, 174 sayfa

Evren Bayramlı – Müziğin Kadim Yolculuğu (2014)

Evren Bayramlı ‘Müziğin Kadim Yolculuğu’nda, harmoninin tarih öncesinden günümüze yolculuğunu anlatıyor.

Gökbilimin ve müziğin aynı ortak kökenden geldiğini ve tarih öncesi dönemlerden kalma bir bilginin farklı alanlardaki uygulaması olduğunu savunan Bayramlı, kitabının ilk bölümünde bu bağı derinlemesine bir bakışla tartışıyor.

Bayramlı ayrıca, müzikal oluşum ve matris, Babil astrolojisi ve müzik, işitsel algının evrimi, müziğin mitolojisi, matematiksel hesaplar ile müzik ilişkisi, sesin madde ve canlılar üzerindeki etkileri, müziğin verdiği mesajlar, Hint, Yunan ve Türk müziği makamlarının analizi gibi konuları da ele alıyor.

  • Künye: Evren Bayramlı – Müziğin Kadim Yolculuğu, Maya Kitap, inceleme, 183 sayfa

Éric Faye – Nagazaki (2014)

Éric Faye, Fransız Akademisi Büyük Roman Ödülü kazanmış eseri ‘Nagazaki’de, banliyöde yaşayan bir kadının başından geçen tuhaf olayları hikâye ediyor.

Faye, yaşanmış ve haber olarak gazetelerde de yer almış gerçek bir olaydan yola çıkan romanında, yalnız başına bir hayat süren Shimura-san’ın, günün birinde beklenmedik bir biçimde, evindeki nesnelerin yer değiştirmesi, yiyeceklerin kaybolmasıyla girdiği şok halini anlatıyor.

Shimura-san, sanrı görüp görmediği veya bunu yapanların hayaletlerin işi olup olmadığı üzerine düşünürken, evinde gizlenmiş bir kamera bulur. Kamera kahramanımızı, aklından dahi geçiremeyeceği ürkütücü gerçeklere götürecektir.

  • Künye: Éric Faye – Nagazaki, çeviren: Nilda Taşköprü, Sel Yayıncılık, roman, 88 sayfa