Zeynep Aliye – Çöl Kapısı (2008)

Zeynep Aliye, şairliği dışında, öykü başta olmak üzere, inceleme ve söyleşi çalışmalarıyla da bilinen bir isim.

Aliye’nin ‘Çöl Kapısı’ da, ‘Sevilmemiş Kadınlar’, ‘Kapılar’ ve ‘Uçurum’ başlıklı üç bölümden oluşuyor.

‘Bir Çocuk Tanrı’ şiirinden bir alıntı:

 

“öpüyorum yaralarımı

hiç yaşanmamış bir yalnızlığa

kusursuz kapanırken dişleri kozanın

benim olmadı hiçbir şey yaralarımdan başka

 

bir çocuğun tanrısını istiyorum

içi en kavurgan volkanların sarmalında

hokkada yay kırmızı mürekkebin sabrıyla

hiç sevilmemiş bir kadının bedeninden

 

bir çocuğun tanrısını

acı çekmesini iyi bilen acımasız

kül kasırgalarında şampanya patlatıp

yaramı göstermek için

samuray kılıcımın biçtiği (…)”

 

  • Künye: Zeynep Aliye – Çöl Kapısı, Artshop Yayınları, şiir, 64 sayfa

Oğuz Tan – Depresyon (2008)

Belli başlı belirtileri hayattan eskisi kadar zevk almama, isteksizlik, uykusuzluk, iştahsızlık, yorgunluk, unutkanlık ve cinsel ilgide azalma olan depresyon, modern bireyin en büyük sıkıntılarından.

Yine bir mizaç bozukluğu olan manik depresif de, bazen depresyon, bazen de “mani” denilen aşırı neşe ve taşkınlık dönemiyle kendini gösterir.

Psikiyatri uzmanı Oğuz Tan, ‘Depresyon’ isimli bu çalışmasında, iki mizaç bozukluğu olan depresyon ile manik depresifin ne olduğuna dair bilgiler veriyor ve bu sıkıntıların nasıl aşılabileceğine odaklanıyor.

Tan, hastaların ve doktorların dilinden vaka örnekleriyle depresyonun sebeplerini verirken, hastalığın belirtileri ile tedavi yöntemlerini de anlatıyor.

  • Künye: Oğuz Tan – Depresyon, Timaş Yayınları, psikoloji, 298 sayfa

Sadettin Ökten – Yahya Kemal’in Rüzgarıyle (2008)

‘Yahya Kemal’in Rüzgarıyle’, Sadettin Ökten’in düşünce ve duygu dünyasında, Yahya Kemal’in çağrıştırdıklarını anlatıyor. Ökten bu çağrışımlardan yola çıkarak başka yollara, başka alanlara açılıyor.

Yazar, Yahya Kemal’in şiirini, ‘Cemiyet, Ferd ve Hakan Üzerine’, ‘Musiki Üzerine’ ve ‘Tarih ve Vatan Üzerine’ başlıklı üç bölümde incelerken, bu şiirleri tarihsel, toplumsal ve kültürel açılardan yorumluyor.

Ökten, sunulan Yahya Kemal imgesinin yetersiz olduğunu ve bu şairin düşünce dünyasının zengin bir medeniyet iklimi sunduğunu söylüyor.

Ökten’in yorumları da, bu medeniyet ikliminin açığa çıkarılma çabası olarak düşünülebilir.

  • Künye: Sadettin Ökten – Yahya Kemal’in Rüzgarıyle, Ötüken Yayınları, inceleme, 486 sayfa

Niyazi Ahmet Banoğlu – İstanbul Cehennemi (2008)

Zamanının ünlü gazeteci ve tarihçilerinden Niyazi Ahmet Banoğlu, en çok İstanbul’un gündelik hayatı ve tarihiyle ilgili çalışmalarıyla bilinir.

Banoğlu, ‘İstanbul Cehennemi’ isimli bu çalışmasında, İstanbul’un yaşadığı tarihteki büyük yangınları anlatıyor.

4 Mayıs ve 10 Haziran 1933 tarihinde Vakit gazetesinde tefrika edilen yazılarından oluşturulan kitap, şehrin maruz kaldığı yangınları, tulumbacılar, yangın kuleleri, yangın konusundaki söylenceler ve yanan, yıkılan ve yeniden yapılan İstanbul semtleri çerçevesinden ele alıyor.

Banoğlu, zamanında “gazab-ı ilahi” olarak ilan edilmiş bu yangınları, “ateş saçan yirmi yedi başlı” ejderhaya benzetiyor.

  • Künye: Niyazi Ahmet Banoğlu – İstanbul Cehennemi, yayına hazırlayan: Tahsin Yıldırım, Kapı Yayınları, tarih, 190 sayfa

Sami Küçük – Rumeli’den 27 Mayıs’a (2008)

27 Mayıs 1960 darbesinin planlayıcılarından Kurmay Albay Sami Küçük, Köşk Harekât Kumandanı olarak Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı teslim almasıyla bilinir.

Küçük’ün anılarından oluşan bu kitap, darbe öncesi ve sonrasındaki gelişmeleri barındırmasıyla dikkat çekiyor.

Küçük, 27 Mayıs’ta darbe yapan kuşağının nasıl oluştuğunu, darbeci gizli örgütün kuruluş ve işleyişini, darbe sonrasında yaşanan ayrışmaları ve bu dönemde ABD ile ilişkileri anlatıyor.

Kitabın ‘Hesaplaşma’ başlıklı ikinci bölümü, Alpaslan Türkeş ve Cevdet Sunay’la ilgili değerlendirmeleri, ‘İcraatlar’ başlıklı son bölüm ise Küçük’ün kuruluşunda yer aldığı TÜBİTAK, ODTÜ ve Ankara Koleji gibi kurumlara dair görüşlerini barındırıyor.

  • Künye: Sami Küçük – Rumeli’den 27 Mayıs’a, Mikado Yayınları, anı, 247 sayfa

Kiara Brinkman – Ağaçların Tepesinde Yükseklerde (2008)

Kiara Brinkman’ın Avrupa’da övgüyle karşılanan ‘Ağaçların Tepesinde Yükseklerde’ isimli bu romanı, sekiz yaşındaki otistik karakteri Sebby’nin yaşadıklarını hikâye ediyor.

Annesini bir trafik kazasında kaybeden Sebby, bu ölümle baş etmeye çalışırken dünyayı algılamaya, yorumlamaya ve öğrenmeye de devam etmelidir.

Brinkman, Sebby’nin yaşadıklarını hikâye ederken, otistik çocukların gerçek hayatta karşı karşıya kaldığı sıkıntıları anlatıyor.

Roman, özellikle Küçük Prens’e yaptığı göndermelerle de zenginlik kazanıyor.

Sebby’nin hikâyesini gerçekçi kılan en önemli unsurlardan biri de, Kiara Brinkman’ın uzun yıllar otistik çocuklarla çalışmış bir uzman olması.

  • Künye: Kiara Brinkman – Ağaçların Tepesinde Yükseklerde, çeviren: İrem Mirzai, Siren Yayınları, roman, 325 sayfa

Stuart Hill – Ateş Kılıcı (2008)

Stuart Hill asıl ününü, ‘Buzlar Ülkesinin Çığlığı’nın yazarı olarak yaptı.

Bu roman, babası savaş alanında ölünce, minik ülkesi Icemark’ın yönetimini eline alan on dört yaşındaki Kraliçe Thirrin’in, fantastik maceralarını anlatıyordu.

Romanın devamı olan ‘Ateş Kılıcı’nda da okuyucunun karşısına çıkacak Kraliçe Thirrin ve küçük ülkesi, yine yirmi yıl önceki gibi, Scipio Bellorum ve kendisinden daha gaddar iki oğlunun ülkelerini istila etmesi tehdidiyle karşı karşıyadır.

Ülkenin tek gücü ise Kraliçe Thirrin, Cadı Baba Oskan ve beş çocuklarıdır.

Fakat çocuklardan bazılarının güçlerini kötüye kullanmaları nedeniyle, aile kötü günler beklemektedir.

  • Künye: Stuart Hill – Ateş Kılıcı, çeviren: Zeliha İyidoğan Babayiğit, Altın Kitaplar, roman, 479 sayfa

Nihat Behram – Tanımlar (2008)

Türkiye sol edebiyatının önemli isimlerinden Nihat Behram’ın ‘Tanımlar’ı, kendisinin son dönem şiirleri ile kırk yıllık serüveninden derlenmiş, kırk şiirini bir araya getiriyor.

Coşkulu, politik, duyarlı, sevinçli ve kimi zaman öfkeli olan bu şiirlerden, ‘İnsana Tanım’ isimli olanından bir alıntı:

“Hiçbir şey heyecanlandırmadı beni

Ayaklanıp

acısının hesabını soran

halktan daha fazla;

bir roman ya da bir filmin

arasında bile ansızın

çıkıverse karşıma

böylesine bir başkaldırı sahnesi:

ne hekimlik kaygılar, ne hakimin yargısı,

Che’nin sesi bilenir ıslığımda,

ince mi ince, derin mi derin, insan mı insan

adları kardeşlerimin:

Spartakus, Rosa Luxemburg, Lenin… (…)”

  • Künye: Nihat Behram – Tanımlar, Everest Yayınları, şiir, 172 sayfa

Berat Beran – Henek (2008)

Berat Beran, Kürtçede şaka anlamına gelen ‘Henek’te, Diyarbakır’ın zengin kültürünü, gülmece tarzında anlatıyor.

Diyarbakır’ın, hem Kürtçe hem de Türkçe kelimelerle harmanlanmış yerel diliyle kaleme alınan ve kullanılan Kürtçe kelimelerin Türkçe açıklamalarının da yer aldığı kitap, anlatılan fıkraların felsefi derinliklerini ve Diyarbakır halk kültüründeki gülmece anlayışını çok iyi bir şekilde yansıtıyor.

Berat Beran 1968 kuşağından bir isim ve yazarın bu yönü de kitabın anlatım biçimini olumlu yönde etkiliyor.

Zira kitap, yarım asır öncesinin Diyarbakır’ını gülmeceyi merkeze alarak anlatırken, aynı zamanda bu dönemin nitelikli bir sosyo-ekonmik ve politik bir panoramasını da çiziyor.

  • Künye: Berat Beran – Henek, İletişim Yayınları, anı, 192 sayfa

Bruce A. Bolt – Depremler (2008)

Bruce A. Bolt’un ‘Depremler’ isimli bu çalışması, sismoloji alanında hem akademik çevrelere hem de konu hakkında bilgilenmek isteyen okuyuculara hitap ediyor.

Bolt çalışmasında,

  • Depremlerin önceden kestirilip kestirilemeyeceği,
  • Depremlerin nasıl ölçüldüğü,
  • Depremlerin tehlikelerinden nasıl sakınılabileceği gibi birçok konuyu aydınlatıyor.

Kitapta ayrıca, okurun konuyu daha derinlemesine araştırabileceğini sağlayacak internet kaynakları da yer alıyor.

Bolt’un, okuru fiziksel ve matematiksel ayrıntılara boğmadığı bu kitabının ilk baskısı 1978 yılında yapıldı ve aradan geçen otuz yıllık süre içerisinde güncellenip dünyanın birçok diline çevrildi.

Çalışma halen, deprem konusundaki en önemli kitaplardan biri.

  • Künye: Bruce A. Bolt – Depremler, çeviren: Ülkün Tansel, TÜBİTAK Yayınları, bilim, 485 sayfa