Özgür Bolat – Beni Ödülle Cezalandırma (2016)

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır sözündeki gibi, çocuk eğitimi konusunda da her anne-babanın kendince yöntemleri var.

Fakat çocuk yetiştirmek tümüyle bir deneme yanılma işi olmadığı için, kimi zaman ebeveynlerin çaresiz kalacağı da yüksek ihtimal.

İşte eğitim bilimci Dr. Özgür Polat da bu kitabında, çocuk eğitiminde en sık yaptığımız yanlışların neler olduğunu açıklıyor ve su sorunların nasıl üstesinden gelebileceğimiz konusunda bir alet edevat kutusu sunuyor.

Polat, ödülle cezalandırmanın en sık başvurulan çocuk terbiye yöntemlerinden biri olduğu halde, en kaçınılması gereken yöntem olduğunu belirtiyor.

Çünkü yazara göre ödül, daha en başta çocuğun motivasyonunu düşürmek gibi istenmeyen bir neticeyle sonuçlanmakta.

Bunun dışında ödülün yaratıcılığı olumsuz etkilediği, yapmacık sevgiye neden olduğu ve çocukların ileriki yaşları için ne gibi başka riskler barındırdığı, güncel bilimsel araştırmaların verilerini de barındıran kitapta irdelenen diğer konular.

Yazar bu sorunları saptamakla yetinmiyor, aynı zamanda bunları nasıl aşacağımız konusunda pratik yollar da öneriyor.

Mutlu ve başarılı çocuklar yetiştirmek isteyen her anne babanın kitaplığında bulunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Özgür Bolat – Beni Ödülle Cezalandırma, Doğan Kitap, eğitim, 248 sayfa

Ersin Onay – Topraktan Sahneye (2017)

Bilindiği gibi piyanist Prof. Ersin Onay, Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin kurucusu.

Uluslararası düzeyde sanat eğitimi veren ve bundan 30 yıl önce Ankara’nın bozkırında beş öğrenciyle kurulan bu fakülte, müzik ve sahne sanatları bölümlerinden yüzlerce sanatçı yetiştirdi.

İşte Onay’ın bu deneyimini paylaştığı ‘Topraktan Sahneye’, fakültenin kuruluş sürecini, düzenlediği etkinlikleri anlatması ve bölüm üyelerinin Anadolu’da verdikleri konserlerin halkta ne denli güçlü karşılık bulduğunu ortaya koymasıyla önemli.

Bu süreçte katkı sunmuş 120 sanatçının yazılarıyla desteklenen kitap, bu örnek kurumun nasıl tasarlanıp kurulduğunun ve geliştiğinin öyküsünü anlattığı gibi, Anadolu’ya yönelen sanat çalışmalarının önemini ve bunların daha aydınlık, daha çağdaş kuşaklar yetiştirmek için ne kadar elzem olduğunu gözler önüne seriyor.

Hem uluslararası normlarda bir sanat eğitimi düzeninin nasıl kurulacağının ve her aşamada toplumla birlikte olmanın, toplumsal projeler üretip uygulamanın nasıl başarılabileceğinin muhteşem bir örneğini görmek için bu kitabı muhakkak okumak gerek.

  • Künye: Ersin Onay – Topraktan Sahneye, Sun Yayınevi, müzik, 348 sayfa

Zygmunt Bauman ve Keith Tester – Zygmunt Bauman ile Söyleşiler (2017)

Yirminci yüzyılın en önemli sosyolog ve düşünürlerinden Zygmunt Bauman ile yapılmış aydınlatıcı bir söyleşi.

Söyleşinin en büyük katkısı, Bauman’ın hem bir insan hem de düşünür olarak nitelikli bir portresini sunması.

Burada, Bauman entelektüel rehberliği eşliğinde, edebiyattan sosyolojiye ve felsefeye uzanan farklı disiplinlerle, ayrıca Gramsci’den Borges’e, Calvino’dan Marx’a, Castoriadis’ten Levinas’a pek çok yazar ve düşünürle karşılaşıyoruz.

Bauman söyleşisinde, modernlik, postmodern durum, akışkan dünya, öteki, ahlak, antisemitizm ve allosemitizm gibi pek çok kavram üzerine yeniden düşünüyor.

Kitap, Bauman’ın kişiliğine ve düşünce sistemine dair bizi aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda çağdaş düşüncenin 20. yüzyıldan 21. yüzyıla kat ettiği seyrin derli toplu bir sunumunu da izleyebiliyoruz.

  • Künye: Zygmunt Bauman ve Keith Tester – Zygmunt Bauman ile Söyleşiler, çeviren: Mesut Hazır, Heretik Yayıncılık, söyleşi, 192 Sayfa

Vamık D. Volkan – Göçmenler ve Mülteciler (2017)

Göçmen ve mülteci konusu, birçoğumuza bugünün bir sorunu olarak görünse de, gelecekte daha da içinden çıkılmaz bir hal alması bekleniyor.

Kendisi de bir göçmen olan Vamık D. Volkan, kişisel deneyimleri ve klinik gözlemleri ile psikanalitik kuramların ışığında, göçmen ve mülteci sorununa odaklanıyor.

Yalnızca göçmenlerin değil, onların gittiği yerlerin sakinlerinin psikolojilerine de odaklanmasıyla önem kazanan kitap, siyasetin bu konuda yaşadığı çözümsüzlüklerin aşılması için kimi çıkış yolları da sunuyor.

Göçmen ve mültecilerin yaşadıkları ve bizim farkında olamadığımız psikolojik travmaları ortaya koyan kitap, kapsamı ve zenginliğiyle hem bu alanda çalışanlara hem de mülteci olmanın ne anlama geldiğini, bunun ruhumuzda yarattığı yarılmayı merak eden her okura hitap edecek nitelikte.

  • Künye: Vamık D. Volkan – Göçmenler ve Mülteciler, Pusula Yayınevi, siyaset, 151 sayfa

Mümtaz Fırat – Kaybolan İzler: Güneydoğu’da Geleneksel Dövme ya da Dek ve Dak (2017)

1991’de Avusturya-İtalya sınırındaki Ötztal alplerinde, yaklaşık 5300 yıl önce yaşamış bir adam keşfedildi.

Bilim insanlarının Buz Adamı Ötzi olarak adlandırdığı bu adam, Cilalı Taş ile Bronz Çağı arasındaki bir dönemde yaşamıştı.

Yaşadığı dönem hakkında çok önemli bilgiler veren Ötzi’nin elimizdeki kitap bağlamında bizi asıl ilgilendiren yönü, dövmeleriydi.

Ötzi’nin vücudunun çeşitli yerlerinde toplam 57 dövme bulunuyordu.

Ötzi’nin keşfi, dövmenin insanoğlunun hayatında çok uzun zamandır yer ettiğinin en önemli bilgisiydi.

İşte elimizdeki kitap da, Güneydoğu’da halk arasında dek, dak, dövün, döğün, veşm ya da vesm olarak bilinen dövmeyi ele alıyor.

Halkbilimci Mümtaz Fırat, bölgede kadim bir gelenek olan, fakat günümüzde eski etkisini kaybetmiş “dek”in tarihini, hangi toplumsal ilişkilere karşılık verdiğini, bunlarda yer alan simge, işaret ve figürlerin ne anlama geldiğini ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Kültür tarihimiz için önemli bir çalışma.

  • Künye: Mümtaz Fırat – Kaybolan İzler: Güneydoğu’da Geleneksel Dövme ya da Dek ve Dak, Yapı Kredi Yayınları, kültür, 168 sayfa

Fatma Çeki – Kıbrıs’ın Mücahit Hemşireleri (2017)

Savaş denen korkunçlukta insana yaşamak adına ümit veren biricik şey hemşirelerin varlığı.

Bir asker, savaştığı cephede hırsla ve acımasızca bir diğer askeri yok etmeye çabalar, hemşireler ise olağanüstü fedakârlıklarıyla yok edilmeye çalışılan hayatı gayretle savunur.

İşte bu kitap, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs savaşında gönüllü olarak hizmet vermiş 28 hemşirenin sıra dışı deneyimlerine yer veriyor.

Kitaba katılan hemşireler, savaş koşullarında yaşadıklarını bizimle paylaşırken, savaşların merkezinde yer alırken neler hissettiklerini, bu deneyimlerinin daha sonraki yıllarını nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor.

Kitap, bu anlatımlardan yola çıkarak Kıbrıs’ta yaşanan savaşın nitelikli bir sözlü tarihini sunduğu gibi, Kıbrıs’ta hemşirelik mesleğinin gelişimini de ortaya koyuyor.

  • Künye: Fatma Çeki – Kıbrıs’ın Mücahit Hemşireleri, editör: Fatma Sevgi Hatipoğlu, Kalkedon Yayınları, anı, 200 sayfa

Derya Sazak – İtirazım Var (2017)

1983 yılında muhabir olarak Milliyet gazetesine giren ve burada 30 yıl boyunca çeşitli görevler alan ve en son gazetenin genel yayın yönetmenliğini sürdürürken İmralı Zabıtları ve Gezi Direnişi haberleri nedeniyle gazeteden ayrılan Derya Sazak’ın bu sürece dair deneyim ve anıları.

  • 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde neler yaşandı?
  • Öcalan’ın “paralel devlet” uyarısı ne anlama geliyordu?
  • Meclis darbe komisyonundan çıkan sonuçlar bize ne söylüyor?
  • Brüksel kaynaklı 15 Temmuz istihbarat raporunda ne diyordu?
  • Sabancı cinayetinde gizemini koruyan noktalar ne?
  • MİT Müsteşarı Koman “İçinizden birileri öldürülecek” sözünü kimlere söyledi?
  • Ahmet Altan’ın “Atakürt” başlıklı yazısına kimler ne tepki verdi?
  • Siyasetçiler ile gazetecilerin 28 Şubat muhtırasına karşı tavrı nasıldı?
  • Çiller zamanında örtülü ödenekten 500 milyar nereye gitti?
  • Aydın Doğan iktidarla nasıl barıştı?
  • Orhan Pamuk’un “Hayır” dediği röportajının Hürriyet’te yayımlanmama sürecinde neler yaşandı?
  • Hürriyet’in Sabiha Gökçen manşeti nasıl korkunç sonuçlar doğurdu?

Derya Sazak’ın kitabında bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtı aranıyor.

Kitap, yalnızca medyada uzun yıllar çalışmış bir gazetecinin anıları olarak değil, yakın dönem Türkiye’sinde siyasetin ve medyanın asıl amacından nasıl uzaklaştığını ve aralarında bulunması gereken mesafeyi ne denli ihlal ettiklerini açıkça görmek için de okunmalı.

  • Künye: Derya Sazak – İtirazım Var, İletişim Yayınları, medya, siyaset, 312 sayfa

Ömer Öztürk – Elveda Üsküdar (2008)

Ömer Öztürk’ün, ‘Elveda Üsküdar’ı, İstanbul kadim semtlerinden Üsküdar’a bir güzelleme.

Yitip giden güzelliklerin bıraktığı buruk tat, Öztürk’ün anlatısında ağırlıklı payı alıyor.

Öyküler, söyleşiler, incelemeler ve denemeler barındıran kitap, Öztürk’ün daha önceki çalışmalarından da aşina olduğumuz üzere, eski İstanbul’a dair bilgi, belge ve görsel malzemelerle zenginleştirilmiş bir arşiv niteliğinde.

Öztürk İstanbul’un bir kitaba benzediğini ve bu kitabın hiç bitmeyecek denli zengin olduğunu söylüyor.

İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden olan Üsküdar’ın anlatıldığı kitabın sonunda da, yazarın kendi arşivinden seçtiği resimler bulunuyor.

  • Künye: Ömer Öztürk – Elveda Üsküdar, Lamure Yayınları, anlatı, 176 sayfa

Uğur İbrahimhakkıoğlu – Çelik Gülersoy Senfonisi (2008)

Uğur İbrahimhakkıoğlu’nun ‘Çelik Gülersoy Senfonisi’, Çelik Gülersoy’un hayatını ve çalışmalarını anlatıyor.

Çalışma, İbrahimhakkıoğlu’nun, Gülersoy’un kurumlarından Turing’e dair makalelerini, Gülersoy hakkında kaleme alınan yazıları, notları, makaleleri, röportajlardan seçmeleri ve kısmen de Gülersoy’un kendi yazılarını bir araya getiriyor.

Çelik Gülersoy, özellikle İstanbul’a dair çalışmalarıyla bilinen bir isim.

Kendisinin yaptığı çalışmalar, kimilerinden takdir, kimilerinden de eleştiri aldı. Yazar, Gülersoy’un çalışmalarını, söz konusu eleştirileri de ihmal etmeyerek anlatıyor.

Kitabın bir diğer önemi de, Gülersoy’a dair kapsamlı bir bibliyografya sunması.

  • Künye: Uğur İbrahimhakkıoğlu – Çelik Gülersoy Senfonisi, Çelik Gülersoy Vakfı Yayınları, biyografi, 561 sayfa

Nijat Özön – Sinema Sanatına Giriş (2008)

Usta sinema tarihçisi Nijat Özön’ün, ‘Sinema Sanatına Giriş’i, sinema konusunda, gerek öğrenciler ve gerekse bu alanla henüz yeni yeni ilgilenmeye başlayan okurlar için, kapsamlı ve pratik bir rehber niteliğinde.

Özön’ün temel konuları ayrıntıcı bir bakışla işleyen çalışması, sinemanın yüzyıllık tarihinden edindiği deneyimleri ve bir sanat olarak sinemanın temel öğelerini anlatıyor.

Kitapta, sinemanın tarihi, dili, gereçleri, teknik olanakları, görüntü ve öğeleri, yönetmen, oyuncu, türleri ve film okuma gibi, sinemaya dair akla gelebilecek birçok konu yer alıyor.

Özön’ün çalışmasının sonunda, sinema alanına özgü kavramların açıklamalarına yer veren bir sözlük de bulunuyor.

  • Künye: Nijat Özön – Sinema Sanatına Giriş, Agora Kitaplığı, sinema, 308 sayfa