Isabel Allende – Maya’nın Günlüğü (2013)

  • MAYA’NIN GÜNLÜĞÜ, Isabel Allende, çeviren: İnci Kut, Can Yayınları, roman, 459 sayfa

 MAYA

Türkiyeli okurların beğeniyle takip ettiği Isabel Allende ‘Maya’nın Günlüğü’nde, bir genç kızın sancılı ve olağanüstü gelişmelerle dolu olgunlaşma macerasını anlatıyor. Romanın başkahramanı olan Maya Vidal, anne ve babası tarafından ihmal edilmiş, büyükannesi ve büyükbabası tarafından büyütülmüştür. Çok sevdiği büyükbabası öldükten sonra kendini uyuşturucu ve alkole veren Vidal, bir anda kendini suç dünyasının merkezinde bulacaktır. Vidal şimdi, yakalanmamak için büyükannesinin yardımıyla Şili’deki Chiloé adasına kaçmıştır. Genç kadın bu sûkunetle sarılmış son durağında, başından geçmiş olayları adım adım günlüğüne yazacaktır.

Çağlar Keyder ve Zafer Yenal – Bildiğimiz Tarımın Sonu (2013)

  • BİLDİĞİMİZ TARIMIN SONU, Çağlar Keyder ve Zafer Yenal, İletişim Yayınları, iktisat, 237 sayfa

BILDIGIMIZ

On yıla yayılan ortak bir çalışmanın ürünü olan ‘Bildiğimiz Tarımın Sonu’, tarım sorununu güncel ve tarihsel bir perspektiften bakarak tartışıyor. Çağlar Keyder ve Zafer Yenal incelemelerinde, şehirleşen dünyada tarım sorunsalı, tarımın metalaşması, mülksüzleşme ve köylünün işçileşmesi, korumacılık ve liberizasyon sarkacında tarım politikaları, küreselleşen Türkiye’de tarımın dönüşümü, küçük çiftçilerin küresel pazarda ayakta kalma stratejileri, kırsal alanın yeniden yapılandırılması, gıda üretiminin uluslararasılaşması, köylerin değişen toplumsal ve ekonomik yapısı ve 2000’lerde tarımsal istihdam konularını irdeliyor.

Andy Merrifield – Büyülü Marksizm (2013)

  • BÜYÜLÜ MARKSİZM, Andy Merrifield, çeviren: Murat Sabri Şaşzade, Doruk Yayınları, siyaset, 264 sayfa

BUYULU

Andy Merrifield ‘Büyülü Marksizm’de, Marksizmin karşılaşabileceği tıkanıklıklar karşısında, kurama yeni bir soluk getirmeye niyet ediyor. Marksist yaklaşımda halihazırda kimi katılaşmaların olduğunu savunan Merrifield, Marksizmin ütopyayla ve bilhassa hayal gücüyle bağının güçlendirilmesi, yıkıcılığının bileylenmesi ve böylelikle yeni direniş hatlarının örgütlenmesi gerektiğini belirtiyor. Bu bağlamda “özgür yazılım”, “hacker etiği” ve “özyönetim” gibi güncel konu, kavram ve sorunlara da başvuran Merrifield’in çalışması, Marksistler ile ütopik sosyalistler arasında süregelen ezeli tartışmaya da özgün bir katkı sunuyor.

Chris Freeman ve Francisco Louçã – Zaman Akıp Giderken (2013)

  • ZAMAN AKIP GİDERKEN, Chris Freeman ve Francisco Louçã, çeviren: Osman S. Binatlı, İthaki Yayınları, iktisat, 530 sayfa

ZAMAN

‘Zaman Akıp Giderken’, Sanayi Devrimlerinden bilgi devrimi çağına uzanarak, neoklasik iktisadın ekonomik büyüme analizi yaklaşımına, Joseph Alois Schumpeter’in açtığı yoldan ilerleyerek alternatif bir bakış sunuyor. Ekonomik büyümenin çağların ardışıklığı anlamında kavranılması gerektiğini belirten yazarlar, bu bağlamda her çağı kendine özgü temel teknolojileri, ekonomik kurumları ve bu kurumların toplumsal alt-sistemlerle, bilimle, siyasetle ve kültürle kurdukları ilişkiler çerçevesinden değerlendiriyor. Yazarlar, bir çağdan diğerine değişmeye, çok sık ekonomik liderliğin yer değiştirmesinin eşlik ettiğini vurguluyor.

Mehmet Öklü – Kimseye Etmem Şikayet (2013)

  • KİMSEYE ETMEM ŞİKAYET, Mehmet Öklü, Doğan Kitap, roman, 240 sayfa

KIMSEYE

Mehmet Öklü ‘Kimseye Etmem Şikayet’te, Ahmet Haşim’in hece vezniyle milli şiir yazan bir isim dediği İhsan Raif Hanım’ın hayatını hikâye ediyor. Roman, İhsan Raif Hanım’ın hazin hayatını merkeze alırken, onun çocukluk dönemini, yetiştiği çevreyi ve ruh dünyasını ortaya koyuyor. “Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime”, “Neden gülmesin gül gibi yüzler” gibi pekçok şarkıdan da hatırlanacak İhsan Raif Hanım, konuşma, şiir ve yazılarıyla Kurtuluş Savaşı’na destek olmuştu. Romanda önemli yer edinen isimlerden biri de, “Sanat şahsi ve muhteremdir” sözüyle bilinen, İhsan Raif Hanım’ın eşi, Fecr-i Âtici Şahabettin Süleyman.

Henry Bauchau – Çevre Yolu (2013)

  • ÇEVRE YOLU, Henry Bauchau, çeviren: Sosi Dolanoğlu, Metis Yayınları, roman, 212 sayfa

CEVRE

Belçikalı romancı Henry Bauchau ‘Çevre Yolu’nda, yaşlı anlatıcısının geçmişiyle ve bu geçmişin içinde önemli yer tutan Nazi zulmüyle yüzleşmesini hikâye ediyor. Roman, günümüz Paris’inde yaşayan yaşlı bir anlatıcının anımsamaları üzerine kurulmuş. Anlatıcı, bir hastane odasında kanser tedavisi gören ve durumu kritik olan gelini Paule’yi her gün ziyaret etmektedir. Bu sıkıntılı ziyaretlerinde anlatıcı, geçmişinin belli belirsiz anılarına doğru yol alır. Yaşlı adamın hikâyesinde kaybettiği eşi, Naziler tarafından katledilen bir direnişçi ve kahramanımızın bugününe yansıyan geçmişinin kimi önemli kırılma anları yer alır.

Sherwin B. Nuland – Nasıl Ölürüz? (2013)

  • NASIL ÖLÜRÜZ?, Sherwin B. Nuland, çeviren: Şiirsel Taş, h2O Kitap, inceleme, 346 sayfa

 NASIL

Yale’de cerrahi ve tıp konusunda dersler veren Sherwin B. Nuland ‘Nasıl Ölürüz?’de, bireyin hayatının sonlanış sürecini masaya yatırıyor. Nuland’ın çalışması öncelikle, ölüme ilişkin yaratılmış miti yıkma çabasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz. Genel yaklaşımın aksine, ölüm sürecini acı ve tiksinti verici, korku dolu bir parçalanma eylemi olarak tasvir etmek yerine, tanık olanların hissettiği biyolojik ve klinik bir gerçeklik olarak ele alan Nuland, kalp, yaşlılık, alzheimer, cinayet, kaza ve AIDS gibi durumlar sonucunda gerçekleşen ölümleri ayrıntılı bir şekilde irdeleyerek ölüm gerçeğiyle ve ölüm korkusuyla yüzleşiyor.

Noël Arnaud – Boris Vian’ın Paralel Hayatları (2013)

  • BORIS VIAN’IN PARALEL HAYATLARI, Noël Arnaud, çeviren: Alev Er, İletişim Yayınları, biyografi, 557 sayfa

 BORIS

Boris Vian, erken yaşındaki ölümüne rağmen, roman ve tiyatro oyunları başta olmak üzere birçok esere imza attı. Noël Arnaud’nun ilk olarak 1966 yılında yayınlanan bu kitabı, aynı zamanda dostu olan Boris Vian’ın sanatsal üretiminin her yönüyle tanınmasında önemli roller üstlenegeldi. Vian’ın arşivini kapsamlı bir şekilde tarayan Arnaud, Vian’ın çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik yıllarını; mühendis, müzisyen, romancı, şair, çevirmen, köşe yazarı ve tiyatro yazarlığı yönlerini; hayat ve siyaset konusundaki görüşlerini ve çevresinde bulunan kişileri açıkladığı gibi, O’nun insan olarak kapsamlı bir portresini de sunuyor.

Misha Defonseca – Kurtlarla Yaşam (2013)

  • KURTLARLA YAŞAM, Misha Defonseca, çeviren: Zehra Gencosman, Yapı Kredi Yayınları, roman, 231 sayfa

 KURTLARLA

Misha Defonseca ‘Kurtlarda Yaşam’da, 2. Dünya Savaşı’nın yarattığı büyük yıkımı, küçük Yahudi kız Misha’nın gözünden anlatıyor. Yedi yaşındaki Misha’nın anne ve babası, Naziler tarafından tutuklanmıştır. Yapayalnız kalan Misha’nın tek çaresi, anne ve babasını bulmak için yola koyulmaktır. Bu olağanüstü yolculuğunda savaşın Avrupa’da neden olduğu ateş ve kini, insanın ne denli vahşileşebileceğini o çocuk aklıyla çözmeye çalışan Misha, aynı zamanda doğanın kendine has dilini, toprağı ve her türden hayvanı anlamaya çalışacaktır. Tehlikelerin arasında, annesine duyduğu özlem ve kurtların desteği, Misha’yı ayakta tutacak tek şeydir.

Şemsa Yeğin – Hayal Molaları (2013)

  • HAYAL MOLALARI, Şemsa Yeğin, İş Kültür Yayınları, anı, 454 sayfa

 HAYAL

Yayıncılık dünyasına uzun yıllardır emek veren Şemsa Yeğin, kırk yıla yakın meslek hayatında farklı alanlardan yetmişe yakın kitap çevirisi gerçekleştirmiş. Yeğin’in anılarından oluşan elimizdeki kitap da, kendisinin 1940’lardan bugüne tanık olduğu ilgi çekici olayları okurlarına sunuyor. Yazar, 1940’lardaki çocukluk dönemini, zorluklarla devam edebildiği okul hayatını, ailesini, yabancı dil ilgisinin uyanmasını, İstanbul Kız Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarını, okula ara verip çalışmaya başladığı dönemleri, ABD, Kongo ve Kanada’da yaşadığı yılları ve uzun bir aradan sonra döndüğü Türkiye’de gözlemlediklerini anlatıyor.