Sandra Gregory ve Michael Tierney – Bir Kızınız Olduğunu Unutun (2007)

  • BİR KIZINIZ OLDUĞUNU UNUTUN, Sandra Gregory ve Michael Tierney, çeviren: Zehra Savan, Everest Yayınları, anı, 400 sayfa

 

İngiltere’de doğan Sandra Gregory 25 yaşındayken Tayland’a gitmiş ve burada öğretmen olarak çalışmıştı. Gregory’nin hayatı, 1993 yılında eroin kaçakçılığından hapse girip, 25 yıllık cezasının yedi buçuk yılını cezaevinde geçirmesiyle cehenneme döndü. Gregory anlık bir kararla, 89 gram eroini kaçırmayı kabul etmiş, ardından yakalanmıştı. İşte, Gregory’nin “aileme bu korkunç kararı neden aldığım sorusunun cevabını vermeye çalıştım” dediği ‘Bir Kızınız Olduğunu Unutun’ kitabı, cezaevindeki hayatına dair anılarından oluşuyor. Kitap, yazarın Tayland’dan İngiltere’ye uzanan bu trajik hikâyesinin paralelinde ailesinin yaşadıklarına da yer veriyor.

Gökhan Yavuz Demir ve Alper Kanca (ed.) – Kızlar ve Babaları (2011)

  • KIZLAR VE BABALARI, editör: Gökhan Yavuz Demir, Alper Kanca, Paradigma Yayıncılık, kadın, 445 sayfa

 

Paradigma yayınları 2010 Haziranında, oğulların babalarını anlattığı bir kitap yayımlamıştı. Bu projenin devamı olan ‘Kızlar ve Babaları’ adlı elimizdeki kitap için de, rahatlıkla Türkiye’de bir ilk denebilir. Zira burada, elli altı kadının babalarına dair yazıları yer alıyor. Burada Anjelika Akbar, Nazlı Eray, Feyza Hepçilingirler, Işıl Özgentürk, Cihan Aktaş, Suzan Samancı, Meral Akşener, Nazan Bekiroğlu, Sevin Okyay, Berrin Karakaşlı, Özge Atay Canbek ve Nevval Sevindi gibi, farklı yaşlardan, farklı mesleklerden ve tabi farklı politik duyarlılıklardan kadınların anlatımlarına yer verilmesi, çalışmayı ayrıca nitelikli kılıyor. Kızların babalarına daha düşkün olduğu ve onların, babalarını erkek çocuklara nazaran daha iyi anlattığı kabul gören görüşlerden. Bu kitap, bir anlamda bu tezi de sınavdan geçiriyor.

Hatice Şebnem Seçer – Çalışan Anneler ve Çalışan Annelere Yönelik Ayrımcılık (2011)

  • ÇALIŞAN ANNELER VE ÇALIŞAN ANNELERE YÖNELİK AYRIMCILIK, Hatice Şebnem Seçer, Altın Nokta Yayınevi, kadın, 270 sayfa

 

Çalışan annelere ilişkin özellikle Anglo-Sakson kaynaklı literatür, ağırlıklı olarak çalışan annelerin yaşadıkları rol çatışmasına, iş-aile yaşamı etkileşimine ve uzlaşımına odaklanır. Hatice Şebnem Seçer elimizdeki çalışmasında, söz konusu anlayıştan farklı olarak, çalışan kadının “anne” olmaktan dolayı iş yaşamında farklı bir muamele görmesinin temel nedenlerini ve çalışan annenin buna verdiği tepkileri irdeliyor. Seçer, çalışan annelere yönelik cinsiyet ayrımcılığı ve bu ayrımcılığa tepkiyi de, on dört akademisyen anne ile gerçekleştirdiği görüşmeler yoluyla değerlendiriyor. Annelik olgusu ve çalışan anne kavramının açıklanmasıyla başlayan kitap, kadınların annelik ve işi birlikte yürütmeye çabalarken, iktidarın bilendiği iş yaşamında ayakta kalmak için verdikleri mücadeleyi, bilimsel bir yaklaşımla irdeliyor.

Alev Alatlı – Funda’nın Mutfak Rehberi (2011)

  • FUNDA’NIN MUTFAK REHBERİ, Alev Alatlı, Alfa Yayınları, yemek, 712 sayfa

 

Alev Alatlı’yı ünlü bir yazar olarak biliriz. Bu kitap da, kendisinin mutfakta da epeyi hünerli olduğunu ortaya koyuyor. Alatlı çalışmasında, yemek tariflerini okurlarıyla paylaşmakla yetinmiyor. Kendisinin asıl amacı, derli toplu, pratik bir mutfak rehberi ortaya koymak. Kariyer sahibi genç kadınları gözeterek kitabını tasarlayan Alatlı, zamanın yemek yapımı konusunda nasıl organize edilebileceği konusunda da bazı ipuçlarını veriyor. Alatlı’nın kitabını ilgi çekici kılan hususlardan biri ise, özel günler, bayramlar, yeni yıl kutlamaları, kandiller, Sevgililer Günü, Dünya Kadınlar Günü, Hıdrellez, Anneler Günü ve Babalar Günü gibi, belli başlı anma günlerine göre yemek menüleri barındırması. Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitap, klasik Türk mutfağı ve dünya mutfağından yedi yüzü aşkın yemek tarifi barındırıyor.

Mustafa Kaçar, M. Şinasi Acar ve Atilla Bir – Takiyüddin’in Gözlem Araçları (2011)

  • TAKİYÜDDİN’İN GÖZLEM ARAÇLARI, Mustafa Kaçar, M. Şinasi Acar ve Atilla Bir, İş Kültür Yayınları, inceleme, 176 sayfa

 

‘Takiyüddin’in Gözlem Araçları’, 1526-1585 arasında yaşamış Osmanlı astronomu Takiyüddin er-Râsid’in gözlem araçlarının teknik yorumundan ve Takiyüddin’in ‘Âlat-ı Rasadiyye li Zîc-i Şehinşâhiyye’ adlı eserinin tıpkıbasımından oluşuyor. Kitap, Osmanlı astronomisinin gelişiminin ele alındığı ve Takiyüddin’in astronomi konusundaki çalışmalarının incelendiği bir girişle açılıyor. Söz konusu kitabın günümüz Türkçesiyle metni ve yorumunun da yer aldığı çalışmada, eserin, Kandilli Rasathanesi, Bibliothèque Nationale de France, Topkapı Sarayı Müzesi ve İstanbul Üniversitesi kütüphanelerinde bulunan farklı nüshalarının tıpkıbasımları da bulunuyor.

Mevlüt Özben – Kirlilik Kavramı ve Aleviliğin Asimilasyonu (2011)

  • KİRLİLİK KAVRAMI VE ALEVİLİĞİN ASİMİLASYONU, Mevlüt Özben, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 104 sayfa

 

Aleviliğin, sünni İslam gerçeğinin kurumsal dışlamasına maruz kaldığı biliniyor. Mevlüt Özben de, nitelikli çalışması ‘Kirlilik Kavramı ve Aleviliğin Asimilasyonu’nda, bu dışlamanın yanı sıra, Aleviliğin “kirlilik” şeklinde tanımladığı özel bir dışlanma teması üzerinden ötekileştirildiğini ortaya koyuyor. Özben çalışmasına, kirlilik metaforunu ve kavrama dair kuramsal yaklaşımları irdeleyerek başlıyor. Kitabın devamında, tamamı üniversite öğrencisi yirmi iki Alevi öğrenciyle yapılan görüşmelere yer veriliyor. Özben ardından, Alevi toplum kesimlerine yapıştırılan “kirlilik” etiketinin toplumsal olarak nasıl üretildiğini araştırıyor.

Arkadiy Vasiliev – Saat On Üçte, Sayın Generalim (2011)

 

Arkadiy Vasiliev gerçek olaylara dayanan romanı ‘Saat On Üçte, Sayın Generalim’de, demiryolu işçisi olan Andery Martinov’un, Rusların sosyalizmi güçlendirmek amacıyla kurduğu ÇeKa örgütündeki maceralarını hikâye ediyor.

Yalnızca baş karakterin adının değiştirildiği romanda, Lenin, Cerjinski, Sverdlov ve Frunze gibi dönemin gerçek isimleri okurun karşısına çıkıyor.

ÇeKa’daki ilk başarısı, ölü taklidi yapan bir kaçakçıyı yakalamak olan Martinov’un maceraları 1918’den başlayarak İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzanır.

Bu dönemde yaşanmış gerçek olaylar ile bu olaylarda rol almış isimlerin kurguda yer alması, romanı belgesel nitelikli kılıyor.

  • Künye: Arkadiy Vasiliev – Saat On Üçte, Sayın Generalim, çeviren: T. Deliorman, Kaldıraç Yayınları, roman, 632 sayfa

Özgür Özmeral – Cemal Süreya Şiirinde Kadın ve Erotizm (2007)

  • CEMAL SÜREYA ŞİİRİNDE KADIN VE EROTİZM, Özgür Özmeral, Ozan Yayıncılık, inceleme, 208 sayfa

 

Özgür Özmeral’in ‘Cemal Süreya Şiirinde Kadın ve Erotizm’ isimli bu çalışması, Türkiye’de üzerinde çok kafa yorulmamış şiir incelemelerine iyi örneklerden birini oluşturuyor. Özmeral, Cemal Süreya’nın varolan güzeli çizme ve işleme çabasının onu mikro estetik şiire yaklaştırdığını, buna mukabil, politik söyleminin de dilsel bütünlükle özdeşleştirildiğini belirtiyor. Özmeral’in çalışması, Türkiye şiirinin önemli isimlerinden biri sayılan Süreya’nın şiirindeki ana temayı belirlemeye çalışırken, bunu, şairin şiirleri dışında, kendisinin yazınsal kaynakları olan denemeleri ile kendisiyle yapılmış röportajlardan da olabildiğince yararlanıyor.

Emine Ceylan -Kış Yolculuğu (2007)

  • KIŞ YOLCULUĞU, Emine Ceylan, Norgunk Yayıncılık, öykü, 160 sayfa

Emine Ceylan ‘Kış Yolculuğu’ adlı kitabında kasaba ile kenti ayıran-birleştiren çizgi üzerine kuruyor öykülerini. Böylelikle kahramanlarını 360 derecelik bir bakış açısıyla gözlemleyebiliyor. Sabit kalanla hareket eden hep karşıtlaşıp duruyor Ceylan’ın öykülerinde, aralarından akıp giden de tereddüt ya da pişmanlık değil, hep o iki uçluluk duygusu, ikiye bölünmüşlük suskunluğu. Okurlar, yazarın kitabında, Kardeşi Nuri Bilge Ceylan’ın ilk uzun metrajlı filmi Kasaba’nın öyküsünü de bulacak. ‘Mısır Tarlası’na ulaşmadan önce tabiatı gönüllerince geçen iki kardeşin serüveni, sinema perdesinde ete kemiğe bürünmeden önce Emine Ceylan’ın yalın sözcüklerinde hayat bulmuştu.

Jean Echenoz – Ravel (2007)

Jean Echenoz’un ‘Ravel’i, 1937 yılında hayata veda eden Fransız besteci Maurice Ravel’in son on yılını hikâye ediyor.

Echenoz’un 2006 yılında François Mauriac Ödülü kazanan bu romanı, cümlenin “kendi kendiyle alay ettiği” anı sevdiğini söyleyen yazarın titiz ve muzip tarzının son örneğini oluşturuyor.

Echenoz’un bir bestecinin son dönemlerini hikâye ederken müzikten de olabildiğince yararlanan romanı, müzik ve edebiyatı birleştiren, harmanlayan üslubuyla da dikkate değer.

Metnin, bilinen roman anlayışından sıyrılarak anlatıya yaklaşan yönleriyle, özgün bir okuma sunduğunu belirtelim.

  • Künye: Jean Echenoz – Ravel, çeviren: Beki Haleva, Kırmızı Yayınları,roman, 102 sayfa, 2007