Sara Ahmed – Oyunbozan Feministin El Kitabı (2024)

Cinsiyetçi, hakaretamiz şakalara gülmeyi ret mi ediyorsunuz?

Köşenizde sessiz bir kabullenişle oturmak yerine ses mi yükseltiyorsunuz?

Otoriteye tepki gösterdiğinizde, karşılık verdiğinizde, cinsiyetçilik, ırkçılık gibi kelimeler kullandığınızda ortam geriliyor mu?

Bu sorulara cevabınız evetse, siz de bir oyunbozan feminist olabilirsiniz.

Ve bu kitap sizin için yazıldı.

Sara Ahmet’in bu ateşli manifestosu feministlerin, sosyal aktivistlerin başucu kitabı olmaya aday.

Kitap, verilen mücadelenin çoğu zaman zorlu da olsa, bir o kadar önemli olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Oyunu bozmak bir dünya yaratma projesidir. Neyi gösterdiğimiz (kültür eleştirmeni olarak oyunbozan feminist), nasıl bildiğimiz (filozof olarak oyunbozan feminist), ne yarattığımız (şair olarak oyunbozan feminist), neyi yıktığımızdır (aktivist olarak oyunbozan feminist).”

  • Künye: Sara Ahmed – Oyunbozan Feministin El Kitabı: Hayatta Kalmak ve Dünyayı Dönüştürmek İçin, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Minotor Kitap, feminizm, 320 sayfa, 2024

James Herriot – Küçük Büyük Tüm Canlılar (2024)

Dünyanın en sevilen veterineri James Herriot’un yürek ısıtan, eğlenceli ve yer yer hüzünlü dünyasına yakından bakalım.

Kırk yılı aşkın süredir, James Herriot muhteşem öyküleri, derin yaşam sevgisi ve olağanüstü öykü anlatma yeteneği ile okuyucularını kendine hayran bıraktı.

Herriot, onlarca yıldır en küçüğünden en büyüğüne kadar yüzlerce hayvanı tedavi edip hayata tutunmalarına vesile olurken hem hayvanları hem de insanları keskin gözleriyle ve sevgi dolu kalbiyle gözlemledi.

‘Küçük Büyük Tüm Canlılar’da, mesleğe yeni başlayan ve Yorkshire kırsalındaki veterinerlik uygulamalarının, veterinerlik okulunun yetersiz ortamında öğrendiklerinden çok farklı olduğunu keşfeden genç Herriot ile tanışıyoruz.

Bazı ziyaretler yürek burkacak derecede zor, bazıları neşeli ve eğlenceli.

Hayvanlar dünyasına olan sevgisini her cümlesinde hissedeceğiniz yazar, veterinerliğin muhteşem taraflarını, karşılaşılabilecek vaka çeşitliliğini ve hiç bitmeyen zorluklarını keşfediyor ve okurunu da büyülü dünyanın içine sokuyor.

Herriot’un anıları dünya çapında 80 milyon kopya sattı ve hâlâ her yaştan okuyucunun ilgisini çekmeye devam ediyor.

  • Künye: James Herriot – Küçük Büyük Tüm Canlılar: Veterinerliğe Adanmış macera Dolu Bir Ömür, çeviren: Muhlis Ünal Salman, Epsilon Yayıncılık, hayvanlar, 528 sayfa, 2024

Çaylakçı Mehmet Tevfik – İstanbul’da Bir Sene (2024)

“Çaylak” Mehmet Tevfik (1843-1893), sözlü halk kültürünü, gündelik dili ve bunun örneklerini kaleme almasıyla tanındı.

Yaşadığı dönemin fıkralarını, eskinin lâtife ve nüktelerinin derleyerek yarattığı sayısız metin folklorumuz için eşi bulunmaz bir arşiv teşkil eder.

‘İstanbul’da Bir Sene’, 19. yüzyılın geleneklerini, âdetlerini, gündelik hayatının yaşayan bir envanterini çıkarır. Çaylakçı modernitenin beğenileri nasıl dönüştürdüğünün, yaşanan hızlı Batılılaşmanın eskiyi nasıl süratle unutturup tanınmaz hale getirdiğinin farkındadır.

Mehmed Tevfik’in ancak beş faslını –Tandırbaşı, Helva Sohbeti, Kağıthane, Ramazan Geceleri, Meyhane ve İstanbul Akşamcıları– yayımlayabildiği çalışmasını Nuri Akbayar’ın usta işi editörlüğünde, özgün dilinde, özgün taşbaskı resimleri eşliğinde sunuluyor.

  • Künye: Çaylakçı Mehmet Tevfik – İstanbul’da Bir Sene, hazırlayan: Nuri Akbayar, Telemak Kitap, dil, 182 sayfa, 2024

Gordon Parker, Gabriela Tavela, Kerrie Eyers – Burnout (2024)

Depresyon ya da kronik yorgunluk gibi kalıplara oturmayan, fiziksel efordan arındırılmış masa başı işçiliğine kondurulamadığı için çoğu zaman bir orta sınıflı şımarıklığı olarak görülen tükenmişlik sendromu sanılandan daha ciddi bir tehlike olabilir.

Burnout olarak da bilinen, herkesin duyduğu ama kimsenin parmakla gösteremediği bu sendromu enine boyuna tanımak için iyi bir fırsat bu.

Güncel araştırmaların omuzlarında yükselen yöntemlerle kendi tükenmişlik modelinizi tanıma ve onunla baş etme imkanını da ediniyorsunuz.

Belki sadece beş dakika sürmeyecek bir işi neden dört saatte bitirebildiğinizi merak ediyorsunuz ve cevap arayışındasınız. Belki de sizlik bir şey yok ama sevdiklerinizin günbegün solması var.

Bu sayfalar bazı ampulleri yakabilir.

Gitgide uzayan kahve molalarının, odaklanma sorunlarının, “yapasım yok”ların adını koymak isteyenlere…

  • Künye: Gordon Parker, Gabriela Tavela, Kerrie Eyers – Burnout: Çağın Yaygın Hastalığı Tükenmişlik Sendromunu Anlamak ve İyileştirmek İçin Bir Rehber, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 332 sayfa, 2024

Jacob Goldstein – Paranın Öyküsü (2024)

Para, yalnızca hepimiz ona inanmayı kabul ettiğimiz için işe yarar.

Jacob Goldstein Antik Yunanistan’da madeni paranın ortaya çıkışından, 16. yüzyılda Amsterdam’da oluşan ilk borsaya ve 21. yüzyılda gölge bankacılığın ortaya çıkışına kadar paranın toplumları şekillendiren faydalı bir kurgu olduğunu gösteriyor.

Hikâyenin merkezinde parayı yeniden tasarlayan düşünürler ve dünya liderleri bulunuyor.

Moğol İmparatoru Kubilay Han kâğıt parayı yarattı, bir kumarbaz ve katil olan John Law Fransa’ya modern parayı getirdi.

Bir grup bilgisayar programcısı Bitcoin’in yolunu açtı.

Hepsinin de farkına vardığı tek bir şey vardı: Neyin para sayıldığı ya da sayılmadığı yaptığımız seçimlerin bir sonucudur.

İlginç ayrıntılarla dolu ‘Paranın Öyküsü’, bu seçimlerin hikâyesidir.

  • Künye: Jacob Goldstein – Paranın Öyküsü: Uydurma Bir Şeyin Gerçek Hikâyesi, çeviren: Nurdan Soysal, Say Yayınları, iktisat, 248 sayfa, 2024

Emanuele Coccia – Metamorfozlar (2024)

Emmanuel Coccia türlü çevresel felaketle kuşatıldığımız, muhtemelen daha da fazlasının kapımızda olduğu bir çağda canlı varlıkların ve gezegenin varoluşunu metamorfoz üzerinden okuyarak insan merkezli bir ekoloji fikrine karşı çıkıyor.

Hiçbir canlının yaşamının kendi doğumuyla başlamadığını, hikâyenin bundan çok daha eski olduğunu, yeryüzü üzerindeki her varlığın bir ve aynı yaşamı paylaştıklarını anlatıyor.

Biricik zannettiğimiz yaşamımızı yeryüzündeki canlı cansız her şeyle paylaştığımız gibi, bize ait olduğunu düşündüğümüz bedenimiz de bizlere, bizden öncekiler tarafından bahşedilmiş.

Metamorfozun hiçbir zaman sona ermeyeceğini kabul edersek, doğumu bir başlangıç, ölümüyse son gibi görmek imkânsızlaşıyor.

İnsan ve insan dışı varlıklar arasındaki hayali ve tehlikeli ayrımı ortadan kaldıran ‘Metamorfozlar’ insanı, kendi kendini yerleştirdiği ayrıcalıklı konumundan indirerek yaşama ve varoluşa dair şaşırtıcı bir perspektif sunuyor.

Edebiyattan felsefeye, entomolojiden botaniğe uzanan kitap, disiplinlerarası yaklaşımı ve şiirsel diliyle bizi metamorfoz üzerine düşünmeye, yaşama dair bildiğimiz şeyleri sorgulamaya çağırıyor.

  • Künye: Emanuele Coccia – Metamorfozlar, çeviren: Alara Çakmakçı, İş Kültür Yayınları, bilim, 136 sayfa, 2024

Anonim – Manu Kanunları (2024)

Dünyanın en eski hukuk metinleri arasında sayılan Manu Kanunları Doğudan Batıya aktarılan ilk çeviriler arasında yer alır.

İlk çeviriyi yapan kişi olan William Jones eğer Hindistan iyi bilinmek isteniyorsa, özelde İngiltere’nin genelde ise Avrupa’nın bu eseri bir an önce okuması ve öğrenmesi gerektiğine inanmıştı.

Manu Kanunları (Manusmriti) okunmadan Hindu dinini ve Hindu yaşamını tam olarak anlamak ve çözmek olanaklı değil.

Bu kitap Hindulara rehberlik eden ve onlar tarafından kutsal sayılan bir eser.

Dinsel törenler, ahlâk, aile reisi, evlilik, günlük törenler, Veda okuma, çileciler, kralın görevleri, kastların görevleri ve birbirlerine karşı durumları, sosyal yaşam, medeni hukuk, ceza hukuku, miras hukuku gibi pek çok konuyu içerir.

Āryanların Brahmavarta dedikleri topraklarda (Pencab) yerleşik yaşama geçmeye başlamaları sırasında yavaş yavaş topluma gerekli olan düzeni getirme çabasından doğmuştu.

O dönem savaşların azaldığı, eğitimin ve okumanın değer kazandığı, çok sayıda ırkın karıştığı, toplumun sınıfsal olarak ayrışmaya mecbur kaldığı bir dönemdi.

Manusmriti’yi on dört Manu’dan birincisi olan Manu Svāyambhū’nun yazdığı kabul edilir.

Manu mitolojik bir addır ve hem ilk insan hem de yaşamı tufandan sonra yeniden başlatandır.

Eserin ilk bölümünden Hint mitolojisi, kozmogonisi ve eskatolojisine dair bilgiler elde edebiliriz.

Son bölümünde ise Ātman düşüncesi, Sāmkhya felsefesi gibi çeşitli konularla ilgili bilgiler bulabiliriz.

Eser bitirilirken Rigveda’daki beyitlere benzer bir beyitle bitirilir: “O en yüce tekliğe bazıları Agni der, bazıları Manu, bazıları Pracāpati, bazıları İndra, bazıları en yüce soluk, bazıları da ölümsüz Brahma der.”

  • Künye: Anonim – Manu Kanunları, çeviren: Korhan Kaya, Doğu Batı Yayınları, hukuk, 298 sayfa,2024

Rens Bod – Örüntüler Dünyası (2024)

‘Örüntüler Dünyası’ dünya çapında tüm insanlık tarihi boyunca üretilen bilginin ve bilgi üretim yöntemlerinin kapsamlı bir derlemesi.

İnsanlığın örüntü ve ilke arayışı 40 bin yıl önce ayın evrelerini gözlemlemek için mamut kemiklerine işlenen çizimlerle başlıyor.

  • Peki insanlık bu mütevazı başlangıçtan günümüze, modern doğa ve kültür arayışına nasıl ulaştı?
  • Bugünkü dünya hakkındaki bilgimiz ne zaman başladı ve gelişti?

Rens Bod, insanın bilgi tarihine ilişkin evrensel bir çalışma sunuyor.

Yeryüzünün tüm coğrafyalarından derlediği örüntülerle bilgi tarihindeki şaşırtıcı bağlantıları gözler önüne seriyor.

‘Örüntüler Dünyası’ bir kıtadan diğerine ve çağlar arasında süzülerek astronomiden filolojiye, tıptan hukuka, tarihten botaniğe tüm gelişmelerin dünyadaki kesişimlerini ve küresel eğilimlerini inceliyor: Avrupa’dan Çin’e, Hindistan’dan Roma’ya ve Osmanlı’ya…

Rens Bod, dijital beşeri bilimler ve beşeri bilimler tarihi profesörü, beşeri bilimleri hem bilgisayımsal hem de tarihsel bakış açılarıyla araştırıyor.

Bod, antikçağdan günümüze beşeri bilimlerin ilk genel kapsamlı tarihsel değerlendirmesi olan De Vergeten Wetenschappen’in [Beşeri Bilimlerin Yeni Tarihi] yazarı.

Yedi dilde yayımlanan kitap, Kennislink tarafından 2011’in en iyi bilim kitabı seçildi.

Ayrıca NRC Handelsblad’ın hazırladığı “okumuş olmanız gereken” yirmi beş bilim kitabı listesinde yer alıyor.

  • Künye: Rens Bod – Örüntüler Dünyası: Bilginin Evrensel Tarihi, çeviren: Gökçe Metin, Monografi Yayınları, inceleme, 432 sayfa, 2024

Dave Goulson – Sessiz Dünya (2024)

Doğadan ayrı değil, onun bir parçası olarak yaşamayı öğrenmeliyiz.

İlk adımı da altı bacaklı küçük dostlarımızla ilgilenerek atabiliriz.

Böcekler besin zincirinin ve gezegenimizin doğal işleyişinin anahtarı olsalar da dünya çapında nüfuslarında endişe verici bir düşüş yaşanıyor.

Peki, böceklerin hepsi gittiğinde ne olacak?

Dave Goulson iklim değişikliği, doğa, yaban hayatı ve azalan biyoçeşitlilik arasındaki bağlantıyı araştırarak bunun dünyamız ile üzerinde yaşayanlar için zararlı etkilerini analiz ediyor.

Pestisitler, gübreler, ışık kirliliği, istilacı türler ve iklim değişikliği gibi böceklere yönelik tehditleri titizlikle ortaya koyuyor.

Zamanımız azalıyor olsa da böcek popülasyonlarının toparlanması için henüz çok geç değil.

Birçok çevre sorunu karşısında kendimizi çaresiz hissetsek de Goulson bizi böcekleri sevmeye teşvik ediyor ve onların yok olmasına karşı koymak için atabileceğimiz basit adımları gösteriyor.

Bu, politikada, tarımda, sanayide, evlerimizde ve bahçelerimizde her düzeyde derin bir değişim için güçlü bir çağrıdır.

‘Sessiz Dünya’, kısmen böcekler dünyasına yazılmış bir aşk mektubu, kısmen ağıt, kısmen de daha yeşil bir gezegen için heyecan verici bir manifestodur.

Kitap, böcek türlerinin ve sayılarının çarpıcı biçimde azalmasının, dünyadaki tüm yaşam için nasıl büyük bir tehdit oluşturduğunu gözler önüne seriyor.

Biyoloji profesörü Goulson, böceklerin, özellikle de Bombus arılarının ekolojisi ve korunması konusunda uzmanlaşmış ve 300’den fazla bilimsel makale yayınlamış bir isim.

2010 yılında Biyoteknoloji ve Biyolojik Bilimler Araştırma Konseyi tarafından Yılın Sosyal Yenilikçisi ödülüne layık görüldü.

2015 yılında ise BBC Wildlife dergisinin en iyi 50 “Koruma Kahramanı” listesinde 8. sırada yer aldı.

Kitaptan bir alıntı:

“Böcekleri benim gördüğüm gibi görmenizi istiyorum; güzel, şaşırtıcı, üstün. Onları kaybedersek dünyamız yavaş yavaş çökecek…”

  • Künye: Dave Goulson – Sessiz Dünya: Böcek Kıyametini Önlemek, çeviren: Ezgi Kıymaç, Avantür Kitap, bilim, 408 sayfa, 2024

Robert A. Johnson – Neşenin Psikolojisi (2024)

Çağının en etkili hikâye anlatıcılarından Robert A. Johnson’ın trenine bir defa binen okuyucu, mitoloji ve psikolojiyi birbirine bağlayan tünellerden geçerek mitlerin modern insanın anlam arayışına nasıl katkıda bulunduğuna tanıklık eder.

Son durağa vardığında artık hayatı ve insan psikolojisini yeni mercekleriyle görecektir.

‘Neşenin Psikolojisi’, bu yolculuklardan biri.

Johnson, Dionysos’ta cisimleşmiş coşkunun doğasını ve Dionysos mitinin çeşitli yönlerini kullanarak neşenin kıymetini idrak etmemize yardımcı oluyor.

Modern hayatın tozlu raflara kaldırdığı bu kıymetli hissi kucaklamak düşüyor bizlere de.

  • Künye: Robert A. Johnson – Neşenin Psikolojisi, çeviren: Elif Zeynep Yıldırım, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 176 sayfa, 2024