Stavros Stavrides – Müşterek Mekân (2018)

Müşterekler fikri kaynakların ve toprağın ortaklaşa kullanımını anlatır; yani topluluklar ya da kişiler topladıklarını, yetiştirdiklerini, yarattıklarını paylaşırlar.

Başka bir ifadeyle, kaynaklar ve toprak düpedüz herkese aittir.

Peki her etkinlikten kâr etmeye odaklı egemen iktisadi anlayış, günümüz şehirlerine nasıl yaklaşıyor?

Bu yaklaşım, bizim pek çok örnekten gördüğümüz gibi, çok açıktır:

Neoliberal veya hatta post-neoliberal aşamasındaki talancı kapitalizm, yalnızca şehirleri sömürmekle kalmıyor, bunu yaparken içinde yaşayanlar olarak bizleri iktisadi birer metaya dönüştürmeyi amaçlıyor.

Bu nedenle, farklı tahakküm biçimleri üzerinden ilerleyen şehir talanı, bugün korkutucu boyutlara varmış durumda.

Öte yandan, günümüzün şehir sakinleri mevcut kentsel düzen içinde ya da ona karşıt bir şekilde kendi şehirlerini inadına sahipleniyor, yeni paylaşım mekânları ya da işbirliğine dayalı yaşama pratikleri yaratıyor ve bu amaçla yeni fırsatları keşfediyor.

Buna kısaca, müşterekleşme deniyor.

İşte bu Stavros Stavrides bu ilgi çekici çalışmasında, müşterekleşmenin tam olarak ne anlama geldiğini ve müşterekleşme pratiklerini kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

Stavrides’in çalışması, özellikle günümüz metropol yaşamının bünyesindeki imkânları açığa çıkaran sosyo-mekânsal deneyimlere odaklanarak mekânsal dönüşüm süreçleriyle siyasal özneleşme süreçleri arasındaki karşılıklı bağlantıların izini sürmesiyle önemli.

  • Künye: Stavros Stavrides – Müşterek Mekân: Müşterekler Olarak Şehir, çeviren: Cenk Saraçoğlu, Sel Yayıncılık, kent çalışmaları, 279 sayfa, 2018

Leonard Cohen – Görkemli Kaybedenler (2015)

Büyük ozan Leonard Cohen’den, insanlık tarihinin karanlık yönlerine tutulmuş, güçlü bir ışık.

Dil oyunları ve iç monologlarıyla dikkat çeken, ayrıca kimi otobiyografik unsurlar barındıran roman, Amerikan kıtasında Kızılderililere yapılan büyük soykırımı, Cizvitlerin din uğruna yaptığı inanılmaz baskıları hikâye ediyor.

  • Künye: Leonard Cohen – Görkemli Kaybedenler, çeviren: Algan Sezgintüredi, Aylak Kitap

Wumen Huikai ve Kou’an Shiyuan – Zen Ustaları (2015)

Budizmin Mahayana ekolüne bağlı Zen öğretisinden bilgelik hikâyeleri.

İlki Wumen Huikai’a ait, ikincisi de Zen Budizmi’nde on şiir ve yorumla, onlara eşlik eden on resimden oluşan iki kitap.

Günlük hayatın her aşamasında başvurulabilecek metin, varoluş hakkında yeni bir kavrayışa ulaşmak isteyenlerin aydınlanma yolculuğunda nitelikli bir kılavuz.

  • Künye: Wumen Huikai ve Kou’an Shiyuan – Zen Ustaları, çeviren: Erdem Kurtuldu, Kafka Kitap, felsefe, 120 sayfa, 2015

M. Altar Kaplan – Papadopulos Apartmanı (2015)

Türkiye’de apartman kültürünün ilk örneklerinden biri olarak kabul edilen; beş katlı, yirmi daireli, art nouveau tarzında bir yapı olan Papadopulos Apartmanı üzerinden dönemin Beyoğlu hayatını tasvir eden özgün bir roman.

Altar Kaplan imzalı roman, 1907’de yapılan bu apartman etrafında, Osmanlı’nın çok kültürlü dünyasına, dönemin renkli kişiliklerine bakmak isteyenlere tavsiye edilir.

  • Künye: M. Altar Kaplan – Papadopulos Apartmanı, Alfa Yayınları

Emre Erdoğan ve Pınar Uyan Semerci – Fanusta Diyaloglar (2018)

Türkiye’de sokaktan medyaya ve sosyal medyaya uzanan büyük bir ayrışma ve kutuplaşmanın yaşandığı bir dönemden geçiyoruz.

Bunun, siyaset tarafından bile isteye tercih edildiğini ise, bilmeyen yoktur.

Siyasiler kutuplaştırarak oy almayı tercih ettiği sürece bu kutuplaşma azalmak yerine artacağı, hatta daha tehlikeli boyutlara da geleceği açık.

İşte iki yazarlı bu kitap da, ülkedeki kutuplaşmanın geldiği boyutları derinlemesine ortaya koymasıyla bu konuda farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

Konuyu hem kavramsal hem de bulgulara dayalı yapması, kitabı objektif kılan başlıca husus.

Emre Erdoğan ve Pınar Uyan Semerci, daha çok siyasi parti taraftarlarınca her gün yeniden ve yeniden üretilen kutuplaşmanın halkı nasıl birbirinden ayırdığını, bunun gündelik hayatın her alanında nasıl yaşandığını ve bu kutuplaşmanın aşılması konusunda siyasetçilerin yanı sıra, sokaktaki insana da neler düştüğünü anlatıyor.

‘Fanusta Diyaloglar’,  hem iyi bir durum tespiti yapması hem de hepimizi aklıselime davet eden saptamalarıyla bu konuda yaşadığımız boşluğu doldurmaya aday.

  • Künye: Emre Erdoğan ve Pınar Uyan Semerci – Fanusta Diyaloglar: Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 172 sayfa, 2018

Sonya O. Rose – Toplumsal Cinsiyet Tarihçiliği Nedir? (2018)

Toplumsal cinsiyet tarihçiliğinin temelindeki anafikir şudur: Kadın veya erkek olarak tanımlanmanın ne anlama geldiğinin bir tarihi vardır.

Toplumsal cinsiyet tarihçileri kadınlar ile erkekler arasındaki algılanan farklarla, ilişkilerinin yapısıyla, kadınların ve erkeklerin toplumsal cinsiyetli varlıklar olarak kendi iç ilişkilerinin doğası bağlamında zaman içindeki değişikliklerle ve tek bir toplumun geçmişteki belli bir dönemde sergilediği çeşitliliklerle ilgilenirler.

Sonya Rose da bu kitabında, toplumsal cinsiyet tarihçilerinin neler yaptıklarını araştırıyor.

Toplumsal cinsiyetin bir tarihi olmaktan ziyade, alandaki yaklaşımları ve bunların gelişimlerini konu alan ve toplumsal cinsiyet tarihçilerinin ilgi gösterdiği kimi tarihsel konuları masaya yatıran kitabın ilk bölümü, “toplumsal cinsiyet”, “tarih” ve “feminist tarih” terimlerinin temel tanımlarını sunuyor ve toplumsal cinsiyet tarihçiliğinin kadın tarihçiliğinden başlayan gelişiminin izini sürüp akademik dünya üzerindeki eşitsiz etkisini ele alıyor.

İkinci bölüm, cinsiyet ile toplumsal cinsiyet arasındaki ayrımı ayrıntılandırıp beden ve cinsellik tarihlerini masaya yatırıyor.

Üçüncü bölüm, toplumsal cinsiyetin ırk ve sınıfla kesiştiği noktaları başta kölelik ve sömürgecilik olmak üzere diğer konulardan örneklerle ele alıyor.

Dördüncü bölüm, okuru erkek ve erillik çalışmalarıyla tanıştırıyor, konuya farklı yaklaşımları ele alıyor ve hem belirli bir tarihsel dönemde anlaşıldığı ve pratiğe döküldüğü çeşitli şekilleri hem de zaman içinde değişen erkeklik kavrayışlarını vurguluyor.

Beşinci bölüm, toplumsal cinsiyet tarihçilerinin, genel olarak tarihçiler için temel nitelikte olan sorunlara nasıl katkılar sunduğunu örneklendiriyor.

Özellikle de sömürge fetihleri, devrimler, milliyetçilik ve savaş konularına odaklanıyor ve 17. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan örnekleri masaya yatırıyor.

Altıncı bölüm ise, tarihte toplumsal cinsiyet araştırmalarına yaklaşımlardaki bazı ihtilafları inceliyor ve okuru yeni yönelimlerden bazılarıyla (öznelliğe psikanalitik ve diğer yaklaşımlar ile ulus ötesi ya da küresel tarihler gibi) tanıştırıyor.

  • Künye: Sonya O. Rose – Toplumsal Cinsiyet Tarihçiliği Nedir?, çeviren: Ferit Burak Aydar, Can Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 200 sayfa, 2018

Ali Fuat Bilkan – Osmanlı Zihniyetinin Oluşumu (2018)

Ali Fuat Bilkan ‘Osmanlı Zihniyetinin Oluşumu’nda, Anadolu’nun Türkler tarafından mekân tutulmasından Fatih dönemine kadarki süreçte kaleme alınan Türkçe telif ve çeviri eserlerin Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemindeki zihniyet dünyasını şekillendirmedeki rolünü irdeliyor.

Söz konusu eserlerin satır aralarında gizlenen mesajların izini süren ve bunları diğer tarihi kaynaklarla karşılaştırarak dönemin ruhunu inceleyen Bilkan,

  • Bu dönemde ulus bilincinin oluşumu ve Türkçenin gelişimini,
  • Osmanlıcanın doğuşunu,
  • İlk sözlüklerin ortaya çıkışını,
  • Kültürel aktarımı,
  • Tercüme ve şerh çalışmalarını,
  • Anadolu’da ilk Türkçe eserleri,
  • Kur’an’ın ilk tercüme ve tefsir çalışmalarını,
  • Siyer, yüz hadis ve mevlid gibi dini edebiyatın ilk ürünlerini,
  • Anadolu Aleviliğinin bu dönemdeki yazılı eserlerini,
  • Devletin din siyasetini,
  • Anadolu’da ilk medreseleri,
  • Osmanlı’nın tarih kurgusunu,
  • Osmanlı’nın tarih kurgusunda menkıbenin gücünü,
  • ‘Muhammediye’, ‘Envârü’l-Âşıkîn’ ve ‘Müzekki’n-Nüfûs’ gibi, o dönemde yayınlanmış halk kitaplarını,
  • Anadolu’da tasavvufun gelişimini ve Anadolu’da ilk tarikatları,
  • Dinin ve tasavvufun toplum hayatındaki yerini,
  • İsyancı tarikatları,
  • Anadolu’da Fars kültürünün etkilerini,
  • Bu dönemdeki tıp tercümeleriyle bilim dilinin oluşumunu,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

Osmanlı zihniyet ikliminin oluşumunun tarihsel, siyasi, kültürel ve dini dinamiklerini daha iyi kavramak için bu kitap çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Ali Fuat Bilkan – Osmanlı Zihniyetinin Oluşumu: Kuruluş Döneminde Telif ve Tercüme, İletişim Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2018

Siegfried Kracauer – Film Teorisi (2015)

Film teorisi tarihinde dönüm noktası sayılan, her şeyden önce mecranın “özgüllüğü” ile ilgili sorunları ele alan dikkat çekici bir kitap.

Siegfried Kracauer’in bu kitabı, sinema üzerine düşünmek konusunda çoktan kült bir kitap haline gelmiş durumda ve ilk kez bu baskıyla birlikte Türkçeye kazandırılmış oluyor.

Filmin fotoğraftan nasıl doğup geliştiği, fotografik filmin içsel doğası, tarih ve fantazinin sinemada kendine yer buluşu, deneysel film, teatral hikâye gibi konularda muazzam bir inceleme.

  • Künye: Siegfried Kracauer – Film Teorisi: Fiziksel Gerçekliğin Kurtuluşu, çeviren: Özge Çelik, Metis Yayınları

Roger-Pol Droit – Başka Diyarların Felsefeleri 2 (2015)

Roger-Pol Droit yönetiminde yazarlar, Batı düşüncesinin üzerini örttüğü başka medeniyetlerin felsefelerini irdelemeye devam ediyor.

Bu cildin konusu, İbrani, Arap, İran ve Mısır düşünceleri.

Bu coğrafyada felsefe ve bilgelik, Tanrı ve dünyalar, bilme biçimleri, politika ve ahlak düşüncesinin gelişimini görmek isteyenlere.

  • Künye: Roger-Pol Droit – Başka Diyarların Felsefeleri 2, çeviren: İsmail Yerguz, Say Yayınları

Özdemir Nutku – Darülbedayi’den Şehir Tiyatrosu’na (2015)

Darülbedayi-i Osmani adıyla kurulan ve daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları adını alan ilk ödenekli tiyatronun 100 yıllık tarihi.

Özdemir Nutku uzun soluklu çabalarının ürünü olan bu kitabında, yönetimi, oyun seçimi, tutumu, oyuncuları, gösterileri, yapıları ve atılan adımlarıyla, kurumun gelişiminin eylem ve uygulama açısından kapsamlı bir incelemesini sunuyor.

1993’te Kültür Bakanlığı, Tiyatro Araştırma-İnceleme Ödülü’nü de kazanmış, alan açısından vazgeçilmez bir kaynak.

Nutku’nun yeni bilgilerle ve 1966 sonrasını kapsayan panoramik bir özetle güncelleştirerek hazırladığı yeni baskı, modern Türk tiyatrosunun kurucusu Muhsin Ertuğrul’un ve o ilk fedakâr kuşağın kahırlı, ama bir o kadar da onurlu mücadelesinden günümüze, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun tarihini öğrenmek isteyenler için tam bir başucu kılavuzu.

  • Künye: Özdemir Nutku – Darülbedayi’den Şehir Tiyatrosu’na, İş Kültür Yayınları