Karen Joy Fowler – Hepimiz Tamamen Kendimizi Kaybettik (2015)

Çatışmaların ve anlaşmazlıkların parçaladığı beş kişilik bir ailenin dramatik hikâyesi.

Karen Joy Fowler’ın burada sunduğu sıra dışı aile, birbirine bağlı oldukları kadar, aralarına uçurumların girdiği bireylerden oluşuyor.

Aile, zaman hızla geçip giderken, telafi edilemeyecek bir kopuşla farklı yönlere savrulacaktır.

  • Künye: Karen Joy Fowler – Hepimiz Tamamen Kendimizi Kaybettik, çeviren: Niran Elçi, Aylak Kitap

Michaël de Saint Cheron – Emmanuel Levinas ile Söyleşi (2015)

Bilhassa etik ve ontolojiyle ilgili çalışmalarıyla tanınmış Emmanuel Levinas ile yapılmış uzun soluklu bir söyleşi.

Levinas ile 1983-1994 arasında yapılmış uzun soluklu söyleşileri bir araya getiren kitap, “yüzün epifanisi”, “ölüm ve başka”, “kopuş felsefesi” ve “tanrı sorunu” gibi Levinas felsefesinin öne çıkan kavramlarını irdelediği gibi, filozofun beslendiği düşünsel kaynakları da ortaya koyuyor.

  • Künye: Michaël de Saint Cheron – Emmanuel Levinas ile Söyleşi, çeviren: Işık Ergüden, Alfa Yayınları

Immanuel Ness – Güneyin İsyanı (2018)

Gelişmiş ülkelerdeki işçilerin uzun zamandır sesi soluğu çıkmıyor.

Oysa Dünyanın Güney Yarıküresi’ndeki işçi sınıfı, post-endüstriyel kapitalizmin sınır tanımaz azgınlığıyla mücadele etmeye devam ediyor.

Hem de gün geçtikçe güçlenerek…

Siyaset bilimci Immanuel Ness de bu önemli kitabında, Çin, Hindistan ve Güney Afrika’daki işçi sınıfının tarihsel mirasını, bugünkü durumlarını ve kapitalizme karşı mücadelelerinin kapsamlı bir incelemesini yapıyor.

Ness ilkin, emperyalizmin bu bölgedeki etkilerinin, bölgenin yeni endüstriyel proletaryasının oluşumuna ne gibi etkilerde bulunduğunun kapsamlı bir analizini yapıyor.

Yazar ardından, tamamıyla güvencesiz iş hayatı süren bu sınıfın her şeye rağmen baskıcı iktidarlar, küresel sermaye, tekelci kapitalizm ve serbest piyasa ekonomisinin sacayaklarını oluşturduğu bu post-endüstriyel kapitalizme karşıtı mücadelede neden aktif bir güç olma potansiyelini taşıdığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Immanuel Ness – Güneyin İsyanı: Küresel İşçi Sınıfının Gelişi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 251 sayfa, 2018

Siddhartha Mukherjee – Gen (2018)

Gen, kalıtımın ve canlılardaki biyolojik bilginin temel birimi.

Siddhartha Mukherjee da bu harika kitabında, kendi ailesindeki şizofreni geçmişinden yola çıkarak bilim tarihindeki en güçlü ve tehlikeli fikirlerden birinin doğuşu, etkileri ve geleceğiyle ilgili aydınlatıyor.

Mukherjee, kronolojik bir sıra takip eden kitabında,

  • “Gen” kelimesinin bile hâlâ ortalıkta görünmediği bir zamanda, Mendel’in 1864’deki gözlerden ırak Moravya Manastırı’ndaki bezelye çiçekli bahçesindeki çalışmalarını,
  • “Gen”in Darwin’in evrim kuramıyla kesişmesini,
  • İngiliz ve Amerikalı reformcuların gen fikriyle büyülenince, insan genetiğini manipüle ederek evrimi hızlandırma fikriyle hayallere dalmasını,
  • Bu fikrin 1940’larda Nazi Almanya’sıyla zirveye çıkarak dünyaya dehşet saçmasını,
  • Nazilerin, insanın ıslahı ülküsünü korkunç deneyler, esir kampları, kısırlaştırma, ötenazi ve toplu katliamlar için bahane olarak kullanmasını,
  • İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelen bir dizi keşifle biyolojide devrim yaşanmasını,
  • DNA’nın üç boyutlu yapısının ve genetik kodun çözülmesini,
  • 1970’lerde gen dizileme ve gen klonlamanın başlamasını,
  • 1980’lerde hastalıklarla ilgili genlerin tespit edilmesiyle genetik tedavide yeni bir dönemin başlamasını,
  • İnsanın bütün genomunu haritalandırmak ve dizilemek için uluslararası çapta yürütülen Genom Projesini, ve bunun gibi birçok önemli konuyu irdeliyor.

Çalışmasının önemli bir bölümünü kalıtım ve aile ilişkisini irdelemeye ayıran Mukherjee, genetik biliminin yetkin bir etik çerçeveyle örülmüş dehşet ve şaşkınlık uyandıran hikâyesini sunuyor.

Kitabın, Kraliyet Akademisi Bilim Kitabı Ödülü kazandığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Siddhartha Mukherjee – Gen, çeviren: Cem Duran, Domingo Kitap, bilim, 616 sayfa, 2018

Geoffrey Lewis – Trajik Başarı (2016)

Geoffrey Lewis’ın Türkçeyle ilişkisi eskiye dayanır.

Biz kendisini, Dede Korkut Kitabı’nı İngilizceye çevirmesiyle, bunun yanı sıra Türkçeyle ilgili yaptığı muhtelif çalışmalarıyla biliyoruz.

Lewis’ın ‘Trajik Başarı’sı da daha önce Türkçede yayınlanmıştı.

Uzun zamandır temin edilemeyen kitap, şimdi nihayet yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

‘Trajik Başarı’nın ana konusu, Atatürk’ün önemli girişimlerinin meyvesi olan Türkçedeki alfabe değişikliği.

Alfabe değişimi olgusuna tarafsız bakan Lewis, bu durumu ne başlı başına bir ilerleme ne de bir gerileme olarak değerlendiriyor; daha ziyade bu köklü değişimin bize neler kazandırdığının ve neler kaybettirdiğinin sert ama oldukça gerçekçi bir değerlendirmesini sunuyor.

Lewis, asıl sorunun Osmanlı Türkçesinin kaybolmasından ziyade, alfabe değişimiyle dilin doğal gelişiminin, 1920 ve 1930’ların Türkçesinin, başka bir deyişle Halide Edip Adıvar, Sabahattin Ali, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Reşat Nuri Güntekin gibi yazarların dilinin yitirilmesi olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Geoffrey Lewis – Trajik Başarı: Türk Dil Reformu, çeviren: Mehmet Fatih Yaşlı, Çeviribilim Yayınları, dil, 271 sayfa, 2018

Ünal Gündoğan – Amerikan Yüzyılı (2009)

Ünal Gündoğan, genel okuyucuyu hedefleyen ‘Amerikan Yüzyılı’nda, Amerika Birleşik Devletleri’nin son yüz yıl içerisindeki yükselişinin hikâyesini, temel bazı olaylardan yola çıkarak anlatıyor.

Kitap, genel olarak, bugün dünyanın hegemonik gücü olma iddiasını taşıyan Amerika’nın yükselişinin ve zaman içerisindeki evriminin öyküsünü vermesiyle önemli.

Çalışmasında ilk olarak ABD’nin kurulmasına ve zaman içerisinde güç biriktirmesine odaklanan Gündoğan, ardından Sovyetler Birliği’nin çöküşünü inceliyor ve bu çöküşün ABD açısından sonuçlarını değerlendiriyor.

Gündoğan çalışmasının son bölümünde de, 11 Eylül saldırılarının ABD’ye ne gibi etkilerde bulunduğunu analiz ediyor.

  • Künye: Ünal Gündoğan – Amerikan Yüzyılı, Adres Yayınları, tarih, 350 sayfa

Necmi Sönmez – Cengiz Çekil: Bir Tanık (2008)

Çağdaş Türkiye sanatının önemli isimlerinden Cengiz Çekil’in Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’ndeki ‘Saat Kaç?’ başlıklı sergisi halen devam ediyor.

Bir röportajında, “19. yüzyıl başına baktığımızda zamanla uğraşmayan, zamanla derdi olmayan filozof da yok, sanatçı da yok. Asal takıntı, ölümlü olmamız. Ölümlü olmak, yani dünyada insanların temel trajedisi zamanla alakalı,” diyen Çekil, bu sergisinde de şimdisi, geçmişi ve geleceğiyle zamanı irdeliyor.

İşte, Necmi Sönmez’in ‘Saat Kaç?’ ile eş zamanlı yayımlanan ‘Cengiz Çekil: Bir Tanık’ isimli bu kitabı, Çekil’in sanat anlayışına ve kendisini besleyen kaynaklara odaklanıyor.

Sönmez bu bağlamda, Çekil’in 1970-2005 döneminde gerçekleştirdiği çalışmalarını da kapsamlı bir bakışla değerlendiriyor.

  • Künye: Necmi Sönmez – Cengiz Çekil: Bir Tanık, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 128 sayfa

Alpay Kabacalı – Osmanlı ‘Altın Çağ’ının Hükümdarı: Kanuni Sultan Süleyman (2008)

Kanuni Sultan Süleyman bilindiği gibi, yarım yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nu yönetti ve bu dönemde önemli icraatlar gerçekleştirdi.

Araştırmacı-yazar Alpay Kabacalı bu çalışmasında, Kanuni Sultan Süleyman’ı ve onun hükümdarlık dönemini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

İmparatorluğun en güçlü ve en geniş sınırlara sahip olduğu döneminde Kanuni’nin tahta çıkışı, İmparatorluğun doğu ve batı coğrafyalarında ilerleme politikaları, bilim, kültür ve sanat alanında kaydedilen gelişmeler, zengin görsel malzemeler eşliğinde anlatılıyor.

  • Künye: Alpay Kabacalı – Osmanlı ‘Altın Çağ’ının Hükümdarı: Kanuni Sultan Süleyman, Denizbank A.Ş. Yayınları, biyografi, 319 sayfa

Osman Özkul – Kültür ve Küreselleşme (2009)

Osman Özkul imzalı ‘Kültür ve Küreselleşme’, kültür sosyolojisine giriş niteliğinde bir çalışma.

Kültür kavramı etrafında yapılan tartışmalar, kültürün felsefi yorumları; küreselleşme sürecinde kültürel asimilasyon, kültürel entegrasyon, kültürler arası farklar ve çatışmaların ne olduğu; kültürel küreselleşmenin dünyanın global bir köye çevirmesi ve sosyal, ekonomik, dini, etnik ve kültürel boyutlarıyla küreselleşmenin tezahürleri, Özkul’un kitabında ele alınan başlıca konular.

Küreselleşme etrafında dönen önemli tartışmalardan biri de, bu süreçle beraber kültürlerin birbiriyle benzeşmesi, tekdüze hale gelmesiydi.

Özkul’un kitabında, bu konuya ağırlıklı bir yer verdiğini de belirtelim.

  • Künye: Osman Özkul – Kültür ve Küreselleşme, Açılım Kitap, sosyoloji, 222 sayfa

Yalçın Hafçı – Şehlâ Balıklar Denizi (2009)

On yıldır çeşitli hapishanelerde kalan ve halen Kırşehir E Tipi hapishanesinde bulunan Yalçın Hafçı, ‘Şehlâ Balıklar Denizi’ ile 2008 yılında verilmeye başlanan Mahsus Mahal Şiir Ödülü’nün ilkini kazandı.

Kendisini kutluyor, eserlerinin devamını diliyoruz.

Kitapta yer alan ‘Yüzümüzden Tarih Kanıyor’ isimli şiirden bir alıntı:

“Uzaklara baktıkça, engin

rüyalarla avunuyordu ezberimiz

çocukluğumuz kınalı bulut, fırtınalarda

kanatları coşkuyla çarpan umut

Yazgımızı bağladığımız kızılcık ağacını

bulutlar yağdıkça, büyütürken

tarihin sırtında dağları

kalbimizden geçiyordu dünyanın bütün patikaları

yüzümüzdeki arkaik gürültüyle

hayatı sevecek kadar çok nefret ediyorduk (…)”

  • Künye: Yalçın Hafçı – Şehlâ Balıklar Denizi, Mahsus Mahal Kitaplığı, şiir, 126 sayfa