Kolektif – Kadının Görünmeyen Emeği (2008)

Gülnur Acar-Savran ve Nesrin Tura Demiryontan tarafından derlenen ‘Kadının Görünmeyen Emeği’nin ilk baskısı 1992 yılında yapılmıştı.

Yeni bir baskıyla okurun karşısına çıkan çalışma, kadının ezilmişlik tarihini sosyalist feminist bir çerçeveden irdeliyor; erkek egemenliğinin tarihsel kökenlerini araştırıyor; özgül bir üretim tarzı olarak patriyarkanın işlevini inceliyor ve ev emeği, patriyarka ve kapitalizm ilişkisini değerlendiriyor.

Kadınların ezilmişliğinin maddeci bir tahlilini yapmayı ve kadının görünmeyen, yok sayılan emeğini görünür kılmayı amaçlayan çalışma, kadınlarla erkekler arasındaki maddi çatışmalar çerçevesinden bunu analiz ediyor.

Derleme, patriarka ya da erkek egemenliğinin tarihsel kökenleri, patriarka ve kapitalizm, ev emeği ve Marksizmle feminizm arasındaki ilişkiye dair yürütülegelen tartışmalara daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

Kitapta, Stephanie Coontz ve Peta Henderson’ın “Sınıflı ve Devletli Toplumların Kökenindeki Mülkiyet Biçimleri, Politik İktidar ve Kadın Emeği”, Christine Delphy’nin “Baş Düşman”, Maxine Molyneux’nun “Ev Emeği Tartışması ve Ötesi” ve Heidi Hartmann’ın “Marksizmle Feminizmin Mutsuz Evliliği” başlıklı yazıları yer alıyor.

Bilenler bilir, feminist tahlilin oluşmasında köşe taşları olarak okunabilecek bu metinler, feminist tahlillere yıllardır önemli katkı sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Kadının Görünmeyen Emeği: Maddeci Bir Feminizm Üzerine, hazırlayan: Gülnur Acar-Savran ve Nesrin Demiryontan, Yordam Kitap, feminizm, 206 sayfa, 2008

Orhan Bursalı – Türban Kadın Sorunu mu, Erkek Sorunu mu? (2008)

Türban sadece Türkiye’de değil tüm dünyada da tartışılan konulardan/sorunlardan biri.

Orhan Bursalı bu kitabında, birçok anlamın yüklendiği türban konusunu, türban-din ve siyaset ilişkisi üzerinden irdeliyor.

Türban tartışmalarına katkıda bulunacak yazılardan oluşan kitap, AKP iktidarı döneminde, bu konuda yaşanan olayları çok yönlü bir biçimde masaya yatırıyor.

Bursalı, Kuran’ın yanlış yorumlanmasıyla ortaya çıkan türbanın, erkek egemenliğine katkıda bulunduğunu ve İslami toplum modelinin temel aracı olarak işlediğini savunuyor.

Ele aldığı konuyu toplumlar ve kültürler üzerinden inceleyen Bursalı, yaşanan türban sıkıntısının nasıl aşılabileceğine de odaklanıyor.

  • Künye: Orhan Bursalı – Türban Kadın Sorunu mu, Erkek Sorunu mu?, Cumhuriyet Kitapları, siyaset, 168 sayfa

Kolektif – Kara İstanbul (2008)

Amy Spangler ve Mustafa Ziyalan’ın editörlüğünde hazırlanan ‘Kara İstanbul’ seçkisi, İstanbul’da geçen korku-gerilim öykülerinden oluşuyor.

Bu edisyonda bir araya gelen on altı karanlık öykü, gerilim edebiyatının iyi birer ürünü olmalarının yanı sıra, İstanbul kozmopolit, tarihi ve kültürel zenginliğini de kurguya dahil etmeleriyle dikkat çekiyor.

Kitaba öyküleriyle katılan isimler şöyle: İsmail Güzelsoy, Feryal Tilmaç, Mehmet Bilâl, Barış Müstecaplıoğlu, Hikmet Hükümenoğlu, Jessica Lutz, Algan Sezgintüredi, Lydia Lunch, Yasemin Aydınoğlu, Mustafa Ziyalan, Behçet Çelik, İnan Çetin, Tarkan Barlas, Rıza Kıraç, Sadık Yemni ve Müge İplikçi.

  • Künye: Kolektif – Kara İstanbul, editör: Amy Spangler ve Mustafa Ziyalan, Everest Yayınları, öykü, 244 sayfa

Piraye Şengel – Nihal: Gölgesiz Bir Kadın (2008)

İlk baskısı 1994’te yapılan ve Türkiye politik polisiye edebiyatının nitelikli eserlerinden biri olarak kabul edilen ‘Nihal’, intihar süsü verilen iki cinayeti hikâye ediyor.

Piraye Şengel’in romanını, yayımlandığı yıl düşünüldüğünde, dikkat çekici kılan bir unsur da günümüzde ayyuka çıkan devlet katındaki kirli örgütlenmeleri resmediyor olması.

80’li yılların siyasi atmosferinde geçen roman, karakterlerinin kişiliklerini de iyi çözümlüyor.

İçtenliğiyle öne çıkan ve masumiyetinin bedelini ödeyen Nihal; ölü bir kadına aşk duyan Baş komiser Tahsin; inanç ve inançsızlık arasında gidip gelen Nilgün; hiçbir eyleme geçmeksizin hayatı yalnızca izlemekle yetinen Ümit, bu karakterlerden birkaçı.

  • Künye: Piraye Şengel – Nihal: Gölgesiz Bir Kadın, Marka Yayınları, roman, 239 sayfa

Zacharey Jane – Okyanusun Sonsuzluğunda (2008)

Zaharey Jane ‘Okyanusun Sonsuzluğunda’ romanında, isimsiz bir adanın kıyısına vurmuş yaşlı bir çiftin hikâyesini anlatıyor.

Bu hikâye de, adada yaşayan genç bir çevirmenin gözünden anlatılır.

Bu çiftin geçmişlerine, nereden geldiklerine ve ne yapacaklarına dair tüm belleklerinin silinmesi, romanın en ilginç temalarından.

Ada, çift için hayata yeniden başlamayı simgeler.

Öte yandan, hikâyeyi aktaran çevirmen de, kurguda ağırlıklı bir rol oynar.

Zira, savaşta tüm ailesini kaybetmiş bu genç kız, çifte yakınlık duyacak ve kaybettiklerini onlarla telafi edecektir.

  • Künye: Zacharey Jane – Okyanusun Sonsuzluğunda, çeviren: Belgin Çallıoğlu, Şenocak Yayınları, roman, 207 sayfa

Robert Ashton – Girişimcinin Kontrol Listesi (2008)

Robert Ashton ‘Girişimcinin Kontrol Listesi’nde, yeni iş kuran veya kurmayı düşünen girişimcilere, ne yapmaları ve ne yapmamaları konularında fikir ve önerilerde bulunuyor.

Ashton, girişimciyi başarıya götürecek bir iş fikrinden, bu fikrin uygulamaya konduğu ve geliştirildiği ana kadar, yaşanması muhtemel süreçleri anlatıyor ve girişimciyi bekleyen tuzakların nasıl aşılabileceğine dair ipuçları veriyor.

Ashton’ın çalışması, özellikle işi planlama, kurma, büyütme ve satışa çıkarmayı amaçlayan girişimcilere hitap edebilecek nitelikte.

  • Künye: Robert Ashton – Girişimcinin Kontrol Listesi, çeviren: Ümit Şensoy, Optimist Kitap, iş dünyası, 283 sayfa

Arslan Kacar – Pepo Kuşu (2008)

Arslan Kacar ‘Pepo Kuşu’nda, İran’da hüküm süren Kacar ailesinden iki kardeşin Elazığ Palu’ya yaptıkları göçü ve bunun sonrasında yaşadıklarını hikâye ediyor.

1779-1925 yılları arasında İran’da hüküm süren bir hanedanlık olan Kacarlar, Türkiye, Türkistan, Azerbaycan ve Esterâbad’ta da varlık gösteriyor.

Romanın dikkat çeken yönlerinden birinin, bu aileden Abbas Mirza ve Nasır isimli kardeşlerin göçünü, Türkiye’nin son 60 yılının önemli tarihi olaylarıyla harmanlayarak vermesidir diyebiliriz.

Kacar, özenle kurduğu romanında, kardeşlerden Abbas Mirza’nın Elazığ’dan İstanbul’a gelişini, bu şehirdeki üniversite hayatını, cezaevine girişini ve trajik ölümünü, söz konusu ailenin ve Türkiye’nin tarihi çerçevesinden hikâye ediyor.

  • Künye: Arslan Kacar – Pepo Kuşu, Berfin Yayınları, roman, 427 sayfa

Vural Ergül – Ergenekon’un Hahamı (2008)

Vural Ergül ‘Ergenekon’un Hahamı’nda, 2001 yılında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde verdiği ifadeleriyle Ergenekon iddianamesinin temel dayanağı olan Tuncay Güney’i, onun misyonunu ve rolünü anlatıyor.

Vural, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarıyla ifadesi alınan Güney’in nasıl olup da Ergenekon hakkında bilgi vermeye başladığı; ifadelere ilişkin video kaydı ve bant çözümlerinin neden kaybolduğu; daha sonra bir şekilde bulunan kayıtlardan hangi bölümlerin, niçin çıkarıldığı; evinden çuvallarla belge alınıp alınmadığı; savcıların söylediği gibi, sorgusundaki ifadelerinin “samimi” olup olmadığı; gizlenen İslami geçmişi ve Fethullah Gülen cemaatiyle ilişkilerinin olaylarda nasıl bir rol oynadığı konularını anlatıyor.

  • Künye: Vural Ergül – Ergenekon’un Hahamı, Güncel Yayıncılık, siyaset, 391 sayfa

Gül Sabar – Sesimiz: Eğitimi ve Korunması (2014)

Gül Sabar bu çalışmasında, kendi şan anlayışı çerçevesinde, en değerli çalgı olan ve özen isteyen insan sesinin nasıl eğitilebileceğine ve hangi yollarla korunabileceğine odaklanıyor.

Sabar çalışmasında, insan sesinin geçmişini, yapısını ve işleyişini inceliyor ve bunun nasıl geliştirilebileceğini araştırıyor.

Sabar’ın kitabı, karmaşık bir enstrüman olan sesin nasıl geliştirilebileceğini ve sesin bir virtüöz gibi nasıl kullanılabileceğini uygulamalar, teknikler aracılığıyla ve kolay anlaşılabilir bir dille anlatıyor.

Çalışmanın, sesini iyi kullanmak isteyenlere veya onu geliştirmeyi düşünenler için altın değerinde bir rehber olduğunu söyleyelim.

  • Künye: Gül Sabar – Sesimiz: Eğitimi ve Korunması, Pan Yayıncılık, eğitim, 192 sayfa

Nebil Özgentürk – Cumhuriyetten Günümüze Basının Kısa Tarihi (2008)

Nebil Özgentürk’ün ‘Cumhuriyetten Günümüze Basının Kısa Tarihi’, basının tarihini, Türkiye’nin yakın tarihinden birçok renkli ayrıntıyla harmanlayarak veriyor. Özgentürk’ün ele aldığı konuyu, ilginç anekdotlar, basının içinde yer almış isimlerin anıları ve tarihe geçmiş hikâyeler çerçevesinden vermesi, kitabı derinlikli ve nitelikli kılan hususlardan birkaçı.

Türkiye basınında önemli ağırlıkları olmuş otuz yedi gazetecinin anlatımlarıyla oluşan ve ders çıkarılabilecek öykülerle dolu belgesel kitap, bir yandan basının geçtiği zor durakları anlatırken, öte yandan Türkiye demokrasisinin kırılmalarla dolu tarihini sunuyor.

  • Künye: Nebil Özgentürk – Cumhuriyetten Günümüze Basının Kısa Tarihi, editör: Melda Davran ve Ali Sekmeç, Alfa Yayınları, 364 sayfa