Ehud R. Toledano – Suskun ve Yokmuşçasına (2010)

‘Suskun ve Yokmuşçasına’, geç 18. yüzyıldan erken 20. yüzyıla kadar olan zamanda, İslam Ortadoğusu üzerine odaklanarak bağımlı insanların Osmanlı toplumlarında köleleştirmeyi nasıl yaşadıklarını ele alıyor.

Mahkeme kayıtları ve birincil kaynaklara dayanan yazar, geleneksel efendi-köle tahakküm paradigmasını yeniden yorumlayarak kölelerin kendi durumlarına verdiği tepkileri inceliyor; ülkelerinden zorla koparılarak Ortadoğu kültürlerine nakledilen Afrikalı ve Çerkes kölelerin tarihini aydınlatıyor.

Toledano’nun çalışması, köleleştirenlerden kaçan köleleştirilmiş kişiler hakkındaki çeşitli öyküleri incelemesiyle de dikkat çekiyor.

İnsanların başka insanlar tarafından köleleştirilmesi evrensel bir olguydu.

Bu herhangi bir kültüre öznel olmadığı gibi belli bir paylaşılan sosyal değerler sisteminden de kaynaklanmıyordu.

Dolayısıyla pek çok kaynağa dayandığı gibi, konuyla ilgili altın değerinde bilgiler barındıran bu çalışmanın, İslami, Osmanlı, Arap, Ortadoğulu veya Akdenizli olsun, herhangi bir istisnacılık ile ilgili olmadığını özellikle belirtelim.

  • Künye: Ehud R. Toledano – Suskun ve Yokmuşçasına, çeviren: Y. Hakan Erdem, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 252 sayfa

Dino Buzzati – Dağların Adamı Barnabo (2010)

‘Dağların Adamı Barnabo’, ‘Tatar Çölü’nün ünlü yazarı Dino Buzzati’nin ilk eseri.

Romanın yayımlandığı yıllar, İtalya’da faşizmin otoriter bir diktatörlüğe dönüştüğü döneme denk geliyor.

Roman, ormanın kuytu bir yamacında, bir cephaneliği beklemekle görevlendirilmiş bekçilerin hikâyesini anlatıyor.

Orman bekçileriyle birlikte, kışla türü bir evde yaşayan romanın başkahramanı Barnabo’nun dağlar arasındaki yaşamı, aslında Buzatti’nin tipik temalarından biri olan hayat yolculuğunu simgeler.

Barnabo, faşizmin olanca ağırlığıyla üzerine çöktüğü bir dünyada, geçmişin anılarına ve geleceğin bilinmezlerine dönerek hayatının anlamını aramaya koyulur.

  • Künye: Dino Buzzati – Dağların Adamı Barnabo, çeviren: Elçin Kumru, Timaş Yayınları, roman, 149 sayfa

Mario Levi – Bir Yalnız Adam (2010)

Mario Levi, ilk baskısı 1986 yılında yapılan ‘Bir Yalnız Adam’da, Belçikalı şarkıcı, besteci, aktör ve yönetmen Jacques Brel’in hayatına ve sanatına odaklanıyor.

Kökenleri ortaçağa kadar uzanan “chanson” geleneğinin en iyi temsilcilerinden olan Brel’in çocukluğu ve gençliği; müzikte olgunlaşması, çıktığı turneler, Amerika yolculuğu; sinema serüveni ve aktörlüğü, kitapta karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Ağırlıklı olarak Brel’in insani yönlerini irdeleyen Levi’nin çalışması, bu ünlü ismin kavgalar ve savaşlarla örülü hayatını akıcı bir üslupla kaleme getirmesiyle dikkat çekiyor.

Levi, Jacques Brel’in, hiç unutulmayacak bir arayışın şiirini ardında bıraktığını söylüyor.

Kitapta, sanatçıyla yapılmış uzun bir söyleşinin yer aldığını da özellikle belirtelim.

  • Künye: Mario Levi – Bir Yalnız Adam: Jacques Brel, Doğan Kitap, biyografi, 241 sayfa

Christian Marazzi – Sermaye ve Dil (2010)

Ekonomist Christian Marazzi ‘Sermaye ve Dil’de, uluslararası ekonomik sürece Marksist bir yorum getiriyor.

Antonio Negri, Paolo Virno ve Franco Berardi ile birlikte İtalyan Marksist geleneğin önemli düşünürlerinden olan Marazzi, dili, çağdaş kapitalist ekonominin işleyişini ve krizlerini anlamak için bir model olarak sunuyor.

Marazzi’ye göre, finans dünyası dilbilimsel kurallar tarafından belirlenmekte ve bunlar üzerinden işlemekte; ayrıca, yeni yeni baskın olan emek türleri dil aracılığıyla ve dilsel performansı andıran araçlar aracılığıyla üretilmektedir.

Yazar buradan yola çıkarak, çağdaş finans piyasalarını anlamak için dilsel bir teoriye ihtiyacımız olduğunu söylüyor.

  • Künye: Christian Marazzi – Sermaye ve Dil, çeviren: Ahmet Ergenç, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 141 sayfa

Oya Dağlar Macar – Balkan Savaşları’nda Salgın Hastalıklar ve Sağlık Hizmetleri (2010)

Oya Dağlar Macar’ın ‘Balkan Savaşları’nda Salgın Hastalıklar ve Sağlık Hizmetleri’ adlı bu incelemesi, bu sefer benzer çalışmalardan farklı olarak Balkan Savaşları’nın cephe gerisindeki duruma, sağlık alanındaki boyutlarıyla bakıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun bu dönemdeki sağlık teşkilatı; seferberlik hazırlıkları çerçevesinde sağlık hizmetleriyle ilgili düzenlemeler; savaş sırasında, başta salgın hastalıklar olmak üzere sağlık alanında yaşanan sorunlar ve bu sorunların çözümüne ilişkin faaliyetler; sağlık hizmetlerinin savaştaki önemi, çalışmanın omurgasını oluşturuyor.

Kitap, Balkan Savaşları’ndaki bulaşıcı hastalıklar üzerinden, savaş-sağlık ilişkisini kapsamlı bir gözle değerlendiriyor.

  • Künye: Oya Dağlar Macar – Balkan Savaşları’nda Salgın Hastalıklar ve Sağlık Hizmetleri, Libra Kitap, tarih, 286 sayfa

Klaus Mann – Sonsuzda Buluşma (2010)

Büyük yazar Thomas Mann’ın oğlu Klaus Mann’ın anılarının ilk bölümü olan ‘Çağının Çocuğu’ kısa bir süre önce Türkçeye kazandırılmıştı.

Yazarın ‘Sonsuzda Buluşma’ romanı ise, gerek kendisinin, gerek çevresindeki insanların günlük hayatlarını ve nasıl bir ruh hali içinde yaşadıklarını dolaysız bir biçimde vermesiyle dikkat çekiyor.

Hitler’in iktidara gelişinin arifesinde, Almanya’daki huzursuz dönemi tasvir eden Mann, gelecek umutları kalmamış, gerçekliği uyuşturucuda arayan kayıp bir kuşağın dünyasına iniyor.

Roman, Sebastian ve Sonja karakterleri ile arkadaşlarının yaşadıkları aracılığıyla, faşizmin gölgesinde nefes almaya çalışan bohem bir çevreyi resmediyor.

  • Künye: Klaus Mann – Sonsuzda Buluşma, çeviren: Tevfik Turan, Turkuvaz Kitap, roman, 279 sayfa

Chantal Mouffe – Siyasal Üzerine (2010)

‘Siyasal Üzerine’de Chantal Mouffe, bugün ulaştığımız ekonomik-politik kalkınma aşamasının, insanlığın evriminde büyük bir ilerleme teşkil ettiği ve bu durumun sağladığı olanakları kutlamamız gerektiği düşüncesini kıyasıya eleştiriyor.

Mouffe ilk olarak, kapitalizmin komünizme galip gelişinden sonra, taraflar arasındaki çatışmaların geçmişte kaldığı, küreselleşme ve demokrasinin evrenselleştiği düşüncesiyle hesaplaşıyor.

Yazar, küreselleşmeye dair bu iyimser görüşü kabul eden ve mutabakatçı demokrasi biçimini savunan liberal kampın mensuplarını hedef alarak bu “post-politik” vizyona karşı çıkıyor.

Yazar, bu yaklaşımın, “demokrasinin demokratikleşmesi”ne katkıda bulunmak bir yana, demokratik kurumların günümüzde karşılaştığı birçok sorunun kaynağı olduğunu savunuyor.

Mouffe ayrıca, liberal demokrasiye ve onun evrensellik vizyonuna inanmadığını da söylüyor.

  • Künye: Chantal Mouffe – Siyasal Üzerine, çeviren: Mehmet Ratip, İletişim Yayınları, siyaset, 152 sayfa

Talât Sait Halman – Eski Uygarlıkların Şiirleri (2010)

İlk kez 1974 yılında yayımlanan, Talât Sait Halman’ın ‘Eski Uygarlıkların Şiirleri’, bin yıldan önceki uygarlıklardan bin 300 şiiri bir araya getiriyor.

Sümer, Mezopotamya, Mısır, Hitit, Sanskrit, Yunan, İbrani, Çin, Arap, Japon, Fars, Aztek ve Mayalar gibi çok sayıda geleneğin şiir türündeki üretimlerinden oluşan derleme, başlangıcından bugüne kadar insanlığın şiir serüvenini dünya coğrafyasının bir ucundan diğer ucuna izliyor.

Kitap, yeryüzüne dağılmış şiir bahçelerini günümüze getiriyor ve dünya şiirinin gelişmesini en güzel örnekleriyle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Talât Sait Halman – Eski Uygarlıkların Şiirleri, İş Kültür Yayınları, şiir, 633 sayfa

Amartya Sen – Kimlik ve Şiddet (2010)

 

Nobel Ödüllü iktisatçı Amartya Sen ‘Kimlik ve Şiddet’te, gerçek ve kalıcı bir dünya barışına ve küresel bir istikrara temel olabilecek kapsamlı fikirler sunuyor.

“İnsanların minyatürleştirilmesi” dediği tekil sınıflandırmaların, kendine özgü bölücü bir niteliğe sahip olduğunu söyleyen Sen, aidiyetlerin çoğulluğunun kabul edilmesiyle, bu olumsuz durumun ortadan kalkabileceğini belirtiyor.

Yazar ayrıca, günümüz dünyasında en büyük çatışma kaynaklarından biri olan insanların din ya da kültür temelinde kendilerine özgü kategorilere ayrılabileceği varsayımının, küreselleşme, politik çokkültürlülük, sömürgecilik sonrası tarihsel dönem, sosyal kökenler, dinci köktencilik ve küresel terörizm gibi sonuçlarını değerlendiriyor.

  • Künye: Amartya Sen – Kimlik ve Şiddet: Kader Yanılsaması, çeviren: Ahmet Kardam, Optimist Yayınları, siyaset, 222 sayfa

Kurtuluş Dinçer – Kısaca Felsefe (2010)

Felsefe alanındaki çalışmaları ve çevirileriyle bildiğimiz Kurtuluş Dinçer ‘Kısaca Felsefe’ ile meslekten olmayan okurları, felsefenin farklı alanlarıyla tanıştıran rehber nitelikte bir esere imza atmış.

Varlık, bilgi, değer, tarih, siyaset, hukuk, mantık, etik, estetik, bilim, sanat, dil ve insan gibi felsefenin farklı disiplinlerine odaklanan Dinçer, bölüm sonlarında alıntı metinlere de yer vermiş.

Kitabın sonundaki kapsamlı sözlüğüyle dikkat çeken, ayrıca kolay okunabilir bir üslupla da kaleme alınan çalışmayı, bilhassa felsefeye yeni başlayanlar ile öğrencilere tavsiye ediyoruz.

Kitabın, şimdiye kadar dört baskı yaptığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Kurtuluş Dinçer – Kısaca Felsefe, Pharmakon Yayınevi, felsefe, 270 sayfa