Nasreen Akhtar – İnternette Balık Avlamak (2010)

Pakistan doğumlu Nasreen Akhtar ‘İnternette Balık Avlamak’ isimli ilk romanında, ruh ikizini arayan bir kadının yaşadıklarını hikâye ediyor.

Pakistan kökenli bir İngiliz kadının, internette Müslüman evlilik sitelerinde âşık olacağı ve evleneceği erkek adaylarını araştırırken yaşadığı trajikomik maceralar, romanın omurgasını oluşturuyor.

Kadın, sıra dışı bir erkeğin izini sürerken maço, bağnaz, üçkâğıtçı, kaypak ve playboy gibi, birbirinden çok farklı karakterlerle karşı karşıya gelecektir.

Ayrıca bir yönüyle ait olunan Pakistan kültürü, görücü usulüyle evlilik, tutuculuk ve eş adayının ailenin de olurunu alması gibi durumlar, genç kadının işini daha da zorlaştıracaktır.

Kadın-erkek ilişkilerinin kendine has çatışmalarını barındıran, ayrıca zeki ve esprili karakterinin maceralarıyla da renklenen romanın, keyifli bir okuma vaat ettiğini söyleyebiliriz.

  • Künye: Nasreen Akhtar – İnternette Balık Avlamak, çeviren: Zarife Biliz, Ayrıntı Yayınları, roman, 269 sayfa

Adnan Turani – Dünya Sanat Tarihi (2010)

Adnan Turani, on dördüncü basımı yapılan ‘Dünya Sanat Tarihi’nde, insanoğlunun binlerce yıl öncesinden bugüne değin gelişimini, yarattığı eserler üzerinden inceliyor.

Yazar böylece, İ. Ö. 10 bin yıllarına doğru Buzul Çağ’ından dünyanın ısınması ile sıcak bir döneme nasıl girildiğinden başlayarak 1960 sonrası postmodern mimarlığa kadar birçok konuyu kapsamlı bir bakışla okurlarına sunuyor.

Mısır, Mezopotamya, Pers, Hitit, Step, Grek, Helenistik, Roma, Bizans, Göçler Çağı, İslam, Gotik, Türk-Selçuklu, Japon, Hint, Rus ve Osmanlı sanatları, Turani’nin anlatımında karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Kitapta ayrıca, 20. yüzyıl mimarisi ve heykeli; Modern çağın sanat görüşü; Cumhuriyet döneminde plastik sanatlar; savaş sonrası ABD’deki sanat olayları; Soyut-Expresyonizm; Pop Art; kavramsal sanat; elektronik sanat ve 1980 sonrası sanat gibi konularda da yararlı bilgiler yer alıyor.

  • Künye: Adnan Turani – Dünya Sanat Tarihi, Remzi Kitabevi, sanat tarihi, 815 sayfa

Alain Coulon – Etnometodoloji (2010)

Alain Coulon, alana dair nitelikli bir eser olan ‘Etnometodoloji’de, sosyoloji tarihinin önemli disiplinlerinden Etnometodolojinin amaçlarını ve uygulamalarını inceliyor.

1960’larda California üniversiteleri kampuslarında doğan bir Amerikan sosyoloji akımı olan Etnometodoloji, anlamaya çalışan sosyoloji yerine açıklamaya çalışan sosyolojiyi koyar ve toplumsala nitel yaklaşıma, önceki sosyolojik araştırmanın nicelik takıntısından daha fazla önem verir.

Yazar, alanın gelişiminin özet bir tarihini sunarken, alan içindeki mevcut, tamamlayıcı temel ilgi konularını gözden geçiriyor ve alanın en etkili bazı araştırma bulgularını sistematik olarak değerlendiriyor.

Coulon kapsamlı çalışmasında, Etnometodolojinin öncüleri, Etnometodolojik hareketin tarihi, Etnometodolojinin temel kavramları, yöntem sorunları ve kurama yönelik eleştiriler gibi konuları anlatıyor.

  • Künye: Alain Coulon – Etnometodoloji, çeviren: Ümit Tatlıcan, Küre Yayınları, sosyoloji, 103 sayfa

Zafer Aydın – Kavel 1963 (2010)

Zafer Aydın ‘Kavel 1963’te, Türkiye işçi sınıfı tarihinde önemli grevlerden biri olan ve 36 gün süren Kavel Kablo Fabrikası grevini anlatıyor.

Türkiye Maden-İş Sendikası’na üye 220 işçinin başlattığı grevi önemli kılan başlıca husus, 1961 Anayasası’nın işçilere tanıdığı grev hakkının nasıl kullanılacağına dair yasal düzenleme olmadan yapılmış olmasıydı.

Bunun yanında İş Yasası’nda grev yasağı sürerken hayata geçirilmiş olması da, onu “kanunsuz” bir grev haline getirmişti.

Aydın, işçi sınıfı geleneğinin ve değerlerinin önemli aşamalarından biri olan Kavel Grevi’nin başlama ve sonlanma süreçlerini kapsamlı bir şekilde anlatırken, emek hareketinin tarihi açısından önemli bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Zafer Aydın – Kavel 1963, Sosyal Tarih Yayınları, tarih, 207 sayfa

Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl (2010)

Tolga Yalur ‘Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl’da, Macaristan sinemasının farklı dönemlerdeki gelişimini ve temel eğilimlerini, örnekler, ekoller ve yönetmenler bağlamında yorumluyor.

Sosyalizm öncesi ve sonrası sinema geleneğindeki yönetmenlerin nitel ve sanatsal öğelerine odaklanan Yalur’un çalışması, Macar sinemasını daha iyi anlayabilme olanağı sunuyor.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında Macaristan’da sinema; bağımsızlık hareketinin doruğa ulaştığı 1956 olaylarında sinemanın rolü; Zoltán Fábri, István Szabó, Miklós Janscó, Márta Mészáros, Károly Makk, Péter Bacsó ve Zoltán Huszárik gibi yönetmenlerin sanatları, kitabın omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl: Yönetmenlerin İzinde Macar Sineması, Phoenix Yayınları, sinema, 168 sayfa

Fatih Duman – Edmund Burke (2010)

Fatih Duman, ‘Aydınlanma Eleştirisinden Devrim Karşıtlığına’ alt başlığını taşıyan elimizdeki kitabında, son zamanlarda düşüncelerine sıklıkla atıf yapılan filozof ve devlet adamı Edmund Burke’ün düşüncelerini ve değerlendirmelerini anlatıyor.

Burke dair Türkçe’de yayımlanmış kapsamlı bir çalışma oluşuyla dikkat çeken Duman’ın kitabı, Aydınlanma çağı ve Fransız Devrimi gibi modernliğin kurucu uğraklarına rastlayan tarihselliği çerçevesinde Burke’ün epistemoloji, moral felsefe, sosyal ve siyasal kuram gibi başlıca alanlarda neyi savunduğunu, ana argümanlarının neler olduğunu inceliyor ve buradan hareketle Burkeçü düşüncenin mirasını tespit ediyor.

Burke’ün düşüncelerini, aydınlanma eleştirisi ve devrim karşıtlığı parametreleri açısından ele alan Duman, Burke’ün “liberal muhafazakârlığı”nın, onu günümüzle ilişkilendirerek “çağdaş” bir figür haline getirdiğini savunuyor.

  • Künye: Fatih Duman – Edmund Burke, Liberte Yayınları, biyografi, 626 sayfa

Kolektif – Adalet Gözet (2010)

‘Adalet Gözet’ isimli bir projenin sonuçlarının derlenmesiyle meydana gelen elimizdeki kitap, vatandaşların gözünden Türkiye yargısına dair deneyim ve düşünceler barındırıyor.

Kitapta yer alan makaleler, vatandaşın yargı sistemi içinde nasıl bir rol oynadığını, adliyelerin ve mahkemelerin vatandaşlara hizmet konusunda ne kadar yeterli olduklarını ve vatandaşların yargı sistemi hakkında neler bildiğini gözler önüne sermeleriyle dikkat çekiyor.

Yargı-vatandaş ilişkisini irdeleyen bu önemli çalışmada makaleleri bulunan isimler ise şöyle: Turgut Tarhanlı, Seda Kalem, Ali Çarkoğlu, Galma Jahic, İdil Elveriş, Sibel İnceoğlu ve Aslı Tunç.

  • Künye: Kolektif – Adalet Gözet: Yargı Sistemi Üzerine Bir İnceleme, derleyen: Seda Kalem, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, hukuk, 147 sayfa

Melik Bülbül – İnci Aral ve Barbara Frıschmuth’un Romanlarında Kadın Coğrafyası (2010)

Melik Bülbül, ‘İnci Aral ve Barbara Frischmut’un Romanlarında Kadın Coğrafyası’nda, Aral ve Frischmuth’un eserlerinden hareketle, kadın coğrafyasını ve bu coğrafyada yer alan yazgısal-toplumsal değerleri inceliyor.

Bülbül bu incelemeyi, Aral’ın ‘Ölü Erkek Kuşlar’ romanı ile Frischmuth’un ‘Haschen Nach Wind’ (Rüzgârı Yakalamak) adı altında toplanan dört öyküsü üzerinden yapıyor.

Üç bölümden oluşan kitapta ilkin, özel olarak Türk ve Avusturya yazınında, genel olarak da Batı yazınında kadın olgusu irdeleniyor; ikinci bölümünde, kadın coğrafyası, kadın ve uysallık, cinsellik, değer yargıları, yaşamsal yıkımlar ve sosyal nedenleri gibi kesitlerden yansımalar veriliyor.

Üçüncü bölümde ise, kadının ele alınan yazarların eserlerindeki toplumsal yeri, işlevi, erkek olgusu ve kadının kendi konumunu biçimlendirme girişimleri gibi konular irdeleniyor.

  • Künye: Melik Bülbül – İnci Aral ve Barbara Frıschmuth’un Romanlarında Kadın Coğrafyası, Çizgi Kitabevi, inceleme, 217 sayfa

Osman Şahin – Kolları Bağlı Doğan (2010)

‘Kolları Bağlı Doğan’, Osman Şahin’in toplu öykülerinin dördüncü cildi.

Buradaki on bir öykü, 12 Eylül döneminin zulüm ve işkencelerini anlatıyor.

Osman Şahin de bir eleştiri yazısı yüzünden Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanarak on sekiz aya mahkûm edilmişti.

Şahin’in hapishanedeyken yaşadıkları ile tutsaklara dair izlenimleri, bu kitaptaki öykülere temel oluşturuyor.

Kitaba adını veren öyküde yazar, on yıldan beri yurt dışında yaşayan ve askerliğini yapmak üzere Türkiye’ye geldiğinde apar topar gözaltına alınan genç bir adamın yaşadıklarını anlatıyor.

“Bilinçli bir yurttaşım ben. Düşünmeye çalıştığımı, düşüncelerimi yazdığımı, söylediğimi biliyorlardı.

Şimdiyse bunun cezasını fitil fitil burnumdan getireceklerdi.” diyen genç, bedeninin insanlık dışı muamelelere maruz kalması karşısında, en azından cesaretini ve onurunu kaybetmemeye çalışır.

  • Künye: Osman Şahin – Kolları Bağlı Doğan, Can Yayınları, öykü, 167 sayfa

Şefik Asan – Karadeniz Rapsodisi (2010)

Eğitimci ve yazar Şefik Asan ‘Karadeniz Rapsodisi’nde, kalabalıklardan kaçarak doğaya sığınan Şahbenderoğli’nin münzevi hayatını hikâye ediyor.

Hayatını doğa içinde sürdürmeye karar veren Şahbenderoğli ile kentten kaçarak köye yerleşen bir yazar olan Şadi Hoca’nın altı aylık sıkı arkadaşlığı ekseninde kurgulanan roman, ağırlıklı olarak doğaya âşık Şahbenderoğli’nin bilgelikle örülü hayatı etrafında dönüyor.

Şahbenderoğli’nin Moldovalı Gabriela ve Rus Oksana ile yaşadığı aşklar, Karadeniz’in kendine has zamanı, kültürü, folkloru ve insanına dair ayrıntılar romanın çerçevesini oluşturuyor.

Asan’ın ayrıca, bölgenin kendine has fıkralarını olay örgüsüne yedirmesi romanı eğlenceli kılıyor.

  • Künye: Şefik Asan – Karadeniz Rapsodisi, Heyamola Yayınları, roman, 332 sayfa