Galina Petrovna Kovaleva – Rus Felsefesi Tarihi (2021)

Rus coğrafyasında felsefi düşüncenin gelişimine yakından bakmak için çok iyi fırsat.

Galina Petrovna Kovaleva bu çalışmasında, karşımıza Solovyev’den Berdyayev’e, Plehanov’dan Bahtin ve Bakunin’e pek çok düşünürü çıkarıyor.

Rusya’da felsefi düşüncenin oluşumunun başlıca aşamalarını, her aşamada önde gelen felsefecilerin eserlerini ele alarak inceleyen kitap, daha çok, Rus felsefesine veri sağlarken diyalektik ve tarihsel sırayı izlemekle birlikte, iç tutarlılığı da esas alıyor.

Rus felsefe tarihinin karakteristik özelliklerini ortaya koyan çalışma, 11. ve 12. yüzyıllar arasında Rus felsefesinin kurulumu ve gelişimini irdeleyerek açılıyor.

Kitabın devamında ise, 18. yüzyılda ve 19. yüzyılın ilk yarısında Rus felsefesinin gelişimi, 19. yüzyılın ikinci yarısında ve 20. yüzyılın başlarında Rus felsefesi, Sovyet Rusya’sında ve Sovyet sonrası dönemler şeklinde ele alınıyor.

Rus felsefesinin önde gelen filozoflarının temel görüşlerini aydınlatan kitap, konuyla ilgilenen okur için bir başucu kitabı olmaya aday.

  • Künye: Galina Petrovna Kovaleva – Rus Felsefesi Tarihi, çeviren: Kasım Mominov, Çizgi Kitabevi, felsefe, 168 sayfa, 2021

Gül Turanlı – Gilles Deleuze’ün Sanatçı-Filozofu (2021)

Felsefe nedir?

Edebiyat nedir?

Gül Turanlı, felsefe ve edebiyat alanında devrimci çözümlemeler yapmış Gilles Deleuze’ün felsefe ve sanat tarihinden seçtiği isimlere dair yorumlarını analiz ederek bu sorulara yanıt arıyor.

Turanlı kitabının ilk bölümünde, Deleuze’ün ‘Felsefe Nedir?’ kitabını merkeze alarak kavram yaratma sanatını Deleuze’ün Spinoza, Bergson ve Nietzsche okumalarıyla çözümlüyor.

İkinci bölümde, Deleuze’ün Platon’dan Descartes’a uzanan geniş bir zaman diliminde, felsefe dünyasına ne gibi eleştiriler getirdiğini çözümlüyor.

Üçüncü bölüm, Deleuze’ün felsefe-edebiyat ilişkisine odaklanarak özellikle edebiyat tarihinden seçtiği metinlerde genelde sanat, özelde edebiyatla karşılaştırma biçimlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Turanlı çalışmasının dördüncü ve son bölümünde ise, toplum ve kültürün temelindeki dil, yapı, tarih, ekonomik üretim ya da iktidar ilişkileri üzerinde duruyor ve bunu yaparken de Deleuze ve Félix Guattari’nin araştırma alanlarını edebiyat metinleri üzerinden arzuya yöneltme durumlarını ortaya koyuyor.

  • Künye: Gül Turanlı – Gilles Deleuze’ün Sanatçı-Filozofu, Çizgi Kitabevi, felsefe, 304 sayfa, 2021

Celal Sabancı – Ölümün Öznesi (2021)

Klişe tabirle, ölüm ve yaşam iç içedir.

Peki, özne ölüm üzerine düşünürken kendini nasıl yeniden ve yeniden kurar?

Celal Sabancı bu ilgi çekici çalışmasında, üç büyük filozofun, Hegel, Heidegger ve Levinas’ın ölüme dair anlam arayışları üzerine çok yönlü düşünüyor.

Ölümün özneyi biçimlendirdiği iddiasını bu üç düşünürün felsefelerinden hareketle tartışan Sabancı, önce her üç filozofun birbirinden farklılık arz eden ölüm kavrayışlarına serimliyor, ardından da bu fikirlerin ölümü farklı biçimlerde kurucu bir unsur olarak görmemize ne gibi olanaklar sağlayacağını irdeliyor.

  • Künye: Celal Sabancı – Ölümün Öznesi: Hegel, Heidegger, Levinas, Çizgi Kitabevi, felsefe, 184 sayfa, 2021

Ferihan Polat – Din, Siyaset ve Seçmen (2010)

 

Ferihan Polat ‘Din, Siyaset ve Seçmen’de, Denizli kentine yönelik olarak, din faktörünün seçmen davranışları üzerindeki etkilerini araştırıyor.

Dinin, Türkiye siyasal hayatına yön veren bir unsur olduğu, pek çok siyasetçi ve sosyal bilimci tarafından kabul edilir.

Polat’ın çalışması, dindarlığın ve dini algılama biçiminin seçmen davranışlarında hangi düzeyde etkili olduğu konusunu araştırmasıyla dikkat çekiyor.

Dinin toplum ve toplumun din üzerindeki etkisi; siyasal toplumsallaşma süreçlerinde dinin, bireylerin değer sistemlerine nasıl katkı yaptığı; çeşitli dinlerin iktidar ve siyaset olgusuna yaklaşımları ve Türk laikliğinin özellikleri, Polat’ın irdelediği konulardan birkaçı.

  • Künye: Ferihan Polat – Din, Siyaset ve Seçmen, Çizgi Kitabevi, siyaset, 336 sayfa

Melik Bülbül – İnci Aral ve Barbara Frıschmuth’un Romanlarında Kadın Coğrafyası (2010)

Melik Bülbül, ‘İnci Aral ve Barbara Frischmut’un Romanlarında Kadın Coğrafyası’nda, Aral ve Frischmuth’un eserlerinden hareketle, kadın coğrafyasını ve bu coğrafyada yer alan yazgısal-toplumsal değerleri inceliyor.

Bülbül bu incelemeyi, Aral’ın ‘Ölü Erkek Kuşlar’ romanı ile Frischmuth’un ‘Haschen Nach Wind’ (Rüzgârı Yakalamak) adı altında toplanan dört öyküsü üzerinden yapıyor.

Üç bölümden oluşan kitapta ilkin, özel olarak Türk ve Avusturya yazınında, genel olarak da Batı yazınında kadın olgusu irdeleniyor; ikinci bölümünde, kadın coğrafyası, kadın ve uysallık, cinsellik, değer yargıları, yaşamsal yıkımlar ve sosyal nedenleri gibi kesitlerden yansımalar veriliyor.

Üçüncü bölümde ise, kadının ele alınan yazarların eserlerindeki toplumsal yeri, işlevi, erkek olgusu ve kadının kendi konumunu biçimlendirme girişimleri gibi konular irdeleniyor.

  • Künye: Melik Bülbül – İnci Aral ve Barbara Frıschmuth’un Romanlarında Kadın Coğrafyası, Çizgi Kitabevi, inceleme, 217 sayfa

Rıza Tevfik Bölükbaşı – Dârülfünun Felsefe Ders Notları (2009)

‘Dârülfünun Felsefe Ders Notları’, çok yönlü ilgileri ve işgal ettiği siyasal, kültürel konumlarla yakın dönem Türkiye düşünce tarihinin ünlü aktörlerinden Rıza Tevfik’in (Bölükbaşı), 1918-1921 yılları arasında Dârülfünun’da verdiği felsefe derslerine ait notları bir araya getiriyor.

Kitapta, Rıza Tevfik’in ‘Mâbadettabiiyât Derslerine Ait Vesâik’, ‘Ontoloji Mebâhisi’, ‘Estetik’ ve ‘Bergson Hakkında’ başlıklı taşbasma ders notları yer alıyor.

Bu tamamlanmamış ders notlarının, Dârülfünun felsefe dersleri ile Rıza Tevfik’in felsefi birikimi hakkında okuyucuya fikir verebileceklerini söyleyebiliriz.

  • Künye: Rıza Tevfik Bölükbaşı – Dârülfünun Felsefe Ders Notları, sadeleştiren ve yayına hazırlayan: Ali Utku ve Erdoğan Erbay, Çizgi Kitabevi, felsefe, 422 sayfa

Zekeriya Kadri – Wilhelm Leibniz (2009)

Zekeriya Kadri bu eserinde, on yedinci yüzyıl Batı felsefesinin büyük rasyonalist filozofu Gottfried Wilhelm Leibniz’e odaklanıyor.

Çalışma, Dârülfünun felsefe tarihi kürsüsünde gerçekleştirilen ilk akademik çalışma niteliğinde. Cumhuriyet dönemi birinci kuşak felsefecilerden Zekeriya Kadri, Dârülfünun Edebiyat Fakültesi Felsefe Şubesi’nin 1922 yılı mezunlarından.

Yazar eserinde, Leibniz’in felsefesini ve onun etkisinde kaldığı filozofları ele alıyor. Bu baskıda, eserin çevriyazı ve sadeleştirilmiş bölümlerinin yanı sıra, Süleyman Hayri Bolay’ın Zekeriya Kadri’yi ve onun çalışmalarını değerlendirdiği bir yazısı yer alıyor.

  • Künye: Zekeriya Kadri – Wilhelm Leibniz, sadeleştiren ve yayına hazırlayan: Sebahattin Çevikbaş ve Ali Utku, Çizgi Kitabevi, felsefe, 232 sayfa

Tahsin Tapur – Karaman Şehir Coğrafyası (2009)

Tahsin Tapur ‘Karaman Şehir Coğrafyası’nda, yaklaşık 10 bin yıldan bu yana insanların yaşadığı merkezlerden ve Cumhuriyet tarihi boyunca şehirleşmenin geliştiği yerleşim birimlerinden biri olan Karaman’ın coğrafyasına odaklanıyor.

Kitabın giriş bölümünde Tapur, Karaman’ın yeri, genel coğrafi özellikleri ve saha ile ilgili daha önce yapılmış çalışmaları anlatıyor.

Kitaptaki konular, Karaman’ın doğal ve çevre özellikleri; şehrin beşeri çevre özellikleri; Karaman şehrini oluşturan şehir fonksiyonları ve özellikleri; şehrin imar ve altyapı durumu; şehrin yerleşim alanı ve arazi kullanımı; şehrin etki bölgesi, kentsel kademe durumu ve kentsel çevre sorunları şeklinde özetlenebilir.

  • Künye: Tahsin Tapur – Karaman Şehir Coğrafyası, Çizgi Kitabevi, coğrafya, 175 sayfa

Kenan Arıbaş – Hispanya (2009)

Kenan Arıbaş ‘Hispanya’da, Latin Amerika’nın siyasi coğrafyasına odaklanıyor.

Samuel P. Huntington, ABD’nin yaşadığı/yaşayacağı en büyük sorunlardan birinin Hispanik tehlike olacağını söyler.

Bilindiği gibi ABD, Huntington’un bahsettiği bu Hispanik tehlikeden hareketle, Latin Amerika’nın siyasal, kültürel ve ekonomik yaşantısını, sürekli kontrol etme gayretini gösteriyor.

Arıbaş, dünyada en fazla konuşulan dil ailesi içinde İspanya/Hispanik dilin bulunmasından yola çıkarak, adını ‘Hispanya’ koyduğu çalışmasında, Latin Amerika’yı siyasî coğrafyanın ölçütleriyle ele alıyor.

Kitapta, bölgenin tarihi; fiziki ve siyasi coğrafyası; kırılgan ekonomisi ve ekonomik örgütleri gibi konular ele alınıyor.

  • Künye: Kenan Arıbaş – Hispanya, Çizgi Kitabevi, ülke, 222 sayfa

Hüseyin Kandemir – Rus Edebiyatında İstanbul (2009)

Hüseyin Kandemir, uzun süredir Rus edebiyatı alanında çalışan akademisyenlerden.

Yüksek lisans ve doktora tezlerini de Rus edebiyatı üzerine yapan Kandemir, ‘Rus Edebiyatında İstanbul’ başlıklı bu çalışmasında, İvan Alekseyeviç Bunin, Nadejda Teffi, Arkadiy Averçenko, İlya Zdaneviç, Radi Gennadiyeviç Fiş ve İosif Brodski gibi yazar ve aydınların eserlerinde, İstanbul’un ve Türk kültürün nasıl temsil edildiğini irdeliyor.

İstanbul, tarih boyunca Ruslar için önemli bir şehir oldu.

Onların İstanbul’u, Çar Şehri (Tsargad) olarak tanımlamaları da bunun en önemli göstergelerinden.

Kandemir, İstanbul’un Rus yazınında yer edinmesinin, 16. yüzyılda el yazmalarıyla başladığını ve bunun 20. yüzyılda da artarak devam ettiğini belirtiyor.

Kitap, İstanbul’un ve Türk kültürünün, Rus yazar ve aydınlarında çağrıştırdığı farklı kimlikleri gözler önüne sermesiyle özellikle ilgi çekici.

  • Künye: Hüseyin Kandemir – Rus Edebiyatında İstanbul, Çizgi Kitabevi, inceleme, 148 sayfa