Bruno Latour ve Steve Woolgar – Laboratuvar Hayatı (2022)

Bilimin ‘sosyal inşası’ olarak adlandırılan şeyi laboratuvar biliminin gerçek ve geçerli örneklerini kullanarak gösteren harika bir çalışma.

Kitap, Fransız felsefeci Bruno Latour tarafından Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü’nde gerçekleştirilen ve daha sonra İngiliz bir sosyologla birlikte yazıya dökülen iki yıllık bir araştırmanın ürünü.

Çalışma bu yönüyle, günlük ve yüz yüze bir ortamda gerçekleşen bilimsel çalışma süreçlerini izliyor, fakat aynı zamanda bir ‘içerden’ dış gözlemci olarak kalarak bilim insanlarının yaptıkları şeyleri ve nasıl ve ne düşündüklerini bütün detaylarıyla izliyor.

Laboratuvar bilimi dışından ve onun temellerini tam anlamıyla kavramak istemeyip aksine laboratuvar hayatının yüzeysel yanlarını daha kolay anlamak isteyen okurlar kaçırmasın.

  • Künye: Bruno Latour ve Steve Woolgar – Laboratuvar Hayatı: Bilimsel Olguların İnşası, çeviren: Ümit Tatlıcan, Phoenix Yayınevi, antropoloji, 368 sayfa, 2022

Harold Garfinkel – Etnometodolojide Araştırmalar (2022)

Sosyal bilimlerde saha araştırmaları, araştırmacının kişisel deneyimlerinden ayrı tutulamaz.

Bu nedenle etnometodoloji her sosyal bilimcinin üzerine en az bir kez düşündüğü bir yöntem olmalıdır.

Aron Gurwitsch ve Alfred Schütz’ün izlerini süren Harold Garfinkel, fenomenoloji geleneğinin gelişiminde anahtar rol oynar.

Elinizdeki kitap, sahadan örnekler ve içeriden deneyimleri kapsamasıyla etnometodolojiyi anlaşılır kılarak, bizi, göz korkutan devasa bir metodolojik boğulmadan çıkarıyor.

Gündelik hayatın akışı içerisinde, öznenin kaotik toplumsal olaylar ve etkinlikler karşısında özgür olduğunu söyleyen Garfinkel, fenomenolojinin sosyal inşacılığında kırılma yaratarak, bizlere sosyolojik muhakemenin sınırlarını ve temel kavramlarını sunuyor.

‘Etnometodolojide Araştırmalar’, yayımlanır yayımlanmaz bir klâsik hâline geldi.

Kitabın geleneksel sosyal teorinin ve araştırmanın öncüllerine meydan okuyan argümanı hem büyük övgülerle karşılandı hem de şiddetli tartışmalara yol açtı.

Garfinkel’in önerdiği –anlamlı toplumsal hayatın temelindeki doğrulukları sorgulanmayan pratikleri ortaya çıkarmak üzere tasarlanmış– çalışmalar, sosyal bilime ve toplumsal değişime dair hâkim kavrayışların değişmesini talep ediyordu.

Garfinkel, çalışması için şu açıklamada bulunuyor:

“Sokaktan veya uzman birinin sosyoloji yaparken ‘gerçek dünya’ya her referansı (…) gündelik hayatın organize etkinliklerine bir referanstır. Bundan ötürü, sosyolojinin temel ilkesinin toplumsal olguların nesnel gerçekliği olduğu fikrine ilişkin (bazı Durkheim’cı) yorumlarda vurgulananın aksine bu kitaptaki yazılarda, toplumsal olguların nesnel gerçekliği olarak gündelik hayatın müşterek etkinliklerinin süregelen icrası alınır; bildikleri, kullandıkları ve gerçekliğini sorgulamadıkları bu gündelik ve becerikli icra biçimlerinin sosyoloji yapan üyelerin temel bir gerçekliği olduğu düşünülür ve bu düşünce bir araştırma politikası olarak kullanılır.”

  • Künye: Harold Garfinkel – Etnometodolojide Araştırmalar, çeviren: Ümit Tatlıcan, Nika Yayınevi, sosyoloji, 394 sayfa, 2022

Michael Shanks ve Christopher Tilley – Arkeolojinin Yeniden-İnşası (2022)

‘Arkeolojinin Yeniden İnşası’, birkaç bakımdan çığır açıcıdır.

Bu nedenle, metnin alana arkeolojik kulağın aşina olmadığı kavramları sokması şaşırtıcı değildir.

Bu konudaki güçlük cesaretimizi kırmamalıdır.

O ayrıca yeni bir arkeoloji kuşağı –disiplinin felsefî olarak biçimlendirildiği ve eleştirel farkındalık içeren yeni bir çağ– içinde ortaya çıkan oldukça önemli bir kitaptır.

Bu kitabı okumanın büyük bir çaba gerektirmesinin bir nedeni arkeologlardan yeni gelişmeleri hemen yakalamalarının beklenmesidir.

Kitapta uzunca zamandır sınırlı bir teorik alanla yetinen, yapısalcılıkla ve Marksizm’in bazı yönleriyle sadece yakın zamanlarda ilgilenmeye başlayan arkeologdan yapısalcılıktan post-yapısalcılığa sıçraması ve eleştirel teoriyi, hermeneutiği, fenomenolojiyi, realist ve post-pozitivist felsefeyi göz önünde bulundurması isteniyor.

Arkeoloji öğretiminin ve literatürünün, elinizdeki kitapta tartışılan fikirlerin içerimlerinin farklı arkeolojik verilerle ilişki içinde eleştirilmesi ve değerlendirilmesinden önce özümsenmesi gereken çok şey vardır.

Bunlara rağmen kitabın başardığı şey cesur bir biçimde önümüze bir hedef koymasıdır.

Shanks ve Tilley çağdaş sosyal teoriler çeşitliliğini arkeolojik verilerle bütünleştirmeyi öneriyor.

  • Künye: Michael Shanks ve Christopher Tilley – Arkeolojinin Yeniden-İnşası: Teori ve Pratik, çeviren: Ümit Tatlıcan, Phoenix Yayınları, arkeoloji, 384 sayfa, 2022

Göran Therborn – Sosyolojinin ve Tarihsel Materyalizmin Oluşumu (2021)

Sosyolojinin kökenleri burjuva devrimlerinden sonra ve proleter devriminden önce atıldı.

Bu yönüyle sosyolojinin idealleri de, burjuva iktidarının sağlamlaştırılması ve güçlenmesiydi.

Örneğin öncü sosyologlar, kapitalist yapının uyumlu ve işbirliğine dayalı sosyal ilişkiler üretilebileceği varsayımını savundular.

Hiçbiri kapitalizmin doğası gereği çelişkili olduğuna ve temel sorunlarını çözmek için bir devrime ihtiyaç duyduğuna inanmadı.

İşte Göran Therborn da bu çalışmasında, Marksist bir perspektifle sosyolojinin kökenlerini izliyor ve sosyolojinin neden aşılması gerektiğini tartışıyor.

Therborn, farklı sınıf çıkarlarına hizmet ettikleri ve niteliksel olarak farklı metodolojik temellere sahip oldukları için Batı sosyolojisi ile Marksizmin bir karışımının olamayacağını belirtiyor.

Therborn’a göre, Marx’ın politik iktisadı aşmasına benzer biçimde, sosyolojinin aşılması ve tarihsel materyalizmin toplumun bilimi konumuna getirilmesi gerekir.

Künye: Göran Therborn – Sosyolojinin ve Tarihsel Materyalizmin Oluşumu: Bilim, Sınıf ve Toplum, çeviren: Bekir Balkız ve Ümit Tatlıcan, Islık Yayınları, sosyoloji, 512 sayfa, 2021

Peter Kivisto – Sosyal Teori (2021)

Islık Yayınları, muazzam işler yaparak bizi şaşırtmaya ve heyecanlandırmaya devam ediyor.

Sosyal teoriye büyük katkılar sağlamış teorisyenlerin birebir metinlerini sunan ve yaklaşık 1000 sayfayı bulan bu çalışma, alanında bir başyapıt.

Peter Kivisto, klasik sosyal teori ve çağdaş sosyal teori başlıklı bölümlerle, sosyal teoriye damga vurmuş isimlerle akımları karşımıza çıkarıyor.

Burada Marx, Durkheim, Weber ve Simmel gibi öncü isimler kadar, Charles Tilly’den Peter Blau’ya, Walter Benjamin’den Axel Honneth’e, Norbert Elias’tan Giorgio Agamben’e ve Pierre Bourdieu’den Douglas Kellner’a pek çok ismin metinlerine yer verilmiş ve bu metinler, söz konusu isimlerin alana ne gibi yenilikler getirdiklerini irdeleyen sunuş yazılarıyla zenginleşmiş.

Kitap, on dokuzuncu yüzyıldan yirmi birinci yüzyıla uzanan süreçte sosyal teorinin oluşmasına ve genişlemesine katkı sağlayan teorisyenlerin metinlerini barındırdığı kadar, sosyoloji biliminin geniş kapsamlı ve disiplinlerarası niteliğini gözler önüne sermesiyle de dikkat çekici.

  • Künye: Peter Kivisto – Sosyal Teori: Kökler ve Dallar, çeviren: Aslıhan Öğün Boyacıoğlu, Bahadır Nurol, Bayram Ünal, Cansu Okan, Çiçek Coşkun, Emel Kökpınar Kaya, Eren Buğlalılar, Feryal Turan, Güner Özgür Genç, İsmail Ilgar, Melih Yeşilbağ, Mina Furat, Nilay Çabuk Kaya, Özgür Sarı, S. Erdem Türközü, Sıla Şenlen Güvenç, Tuncay Birkan, Ümit Tatlıcan ve Yasemin Abayhan, Islık Yayınları, sosyoloji, 992 sayfa, 2021

Alain Coulon – Etnometodoloji (2010)

Alain Coulon, alana dair nitelikli bir eser olan ‘Etnometodoloji’de, sosyoloji tarihinin önemli disiplinlerinden Etnometodolojinin amaçlarını ve uygulamalarını inceliyor.

1960’larda California üniversiteleri kampuslarında doğan bir Amerikan sosyoloji akımı olan Etnometodoloji, anlamaya çalışan sosyoloji yerine açıklamaya çalışan sosyolojiyi koyar ve toplumsala nitel yaklaşıma, önceki sosyolojik araştırmanın nicelik takıntısından daha fazla önem verir.

Yazar, alanın gelişiminin özet bir tarihini sunarken, alan içindeki mevcut, tamamlayıcı temel ilgi konularını gözden geçiriyor ve alanın en etkili bazı araştırma bulgularını sistematik olarak değerlendiriyor.

Coulon kapsamlı çalışmasında, Etnometodolojinin öncüleri, Etnometodolojik hareketin tarihi, Etnometodolojinin temel kavramları, yöntem sorunları ve kurama yönelik eleştiriler gibi konuları anlatıyor.

  • Künye: Alain Coulon – Etnometodoloji, çeviren: Ümit Tatlıcan, Küre Yayınları, sosyoloji, 103 sayfa

Wenda K. Bauchspies, Jennifer Croissant ve Sal Restivo – Bilim, Teknoloji ve Toplum (2019)

Üç yazarlı bu güzel kitap, bilim ve teknolojinin günümüz kültürü ve toplumunu nasıl etkilediğini sosyolojik bir perspektifle ortaya koyuyor.

Açık ve kolay anlaşılabilir bir dille yazılmış kitapta syborglardan robotlara, üreme teknolojilerinden bilimlerin dinle ilişkilerine pek çok konu ele alınıyor, bunun yanı sıra bilim ve teknoloji araştırmalarının inceleme konuları, belli başlı araştırma araçları ve teorileri kapsamlı şekilde açıklanıyor.

Yazarlar, güç ilişkileri ve kültür, ırk, cinsiyet, cinsiyetçilik, sömürgecilik, internet ve biyoteknoloji gibi, bilim ve teknoloji araştırmalarının gündemindeki en önemli sorunları ele alıyor ve daha da önemlisi, bunları örnek olay araştırmaları üzerinden açıklığa kavuşturuyorlar.

Kitabın sonunda, bir sözlük ile ileri okuma listesi de yer alıyor.

  • Künye: Wenda K. Bauchspies, Jennifer Croissant ve Sal Restivo – Bilim, Teknoloji ve Toplum: Sosyolojik Bir Yaklaşım, çeviren: Beno Kuryel, Ümit Tatlıcan ve Bekir Balkız, Phoenix Yayınları, bilim, 232 sayfa, 2019

Kolektif – Émile Durkheim’ı Yeniden Okumak (2018)

Farklı yazarların katılımıyla ortaya çıkan bu özenli çalışma, sosyolojinin kurucusu Émile Durkheim düşüncesindeki sapakları daha görünür kılıyor ve buradan hareketle düşünürün fikirlerinin sağlam bir yeniden okumasını yapıyor.

Kitabın en büyük katkısı, Durkheim’ın bizdeki alımlanışında görülen başat sorunları tespit etmesidir diyebiliriz.

Kitap, bir yandan Türkiye’de şu ana kadar Durkheim’ın düşüncesi hakkında bilinenlere iyi bir alternatif sunuyor ve öte yandan da, okurunu bizzat sosyoloji ve sosyolojinin iktidarla, siyasetle ilişkisi üzerine derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Çalışmanın bir diğer önemli katkısı da, Durkheim’ı ikincil kaynaklar üzerinden değil, bizzat kendi eserlerinden okuması.

  • Künye: Kolektif – Émile Durkheim’ı Yeniden Okumak, editör: Ümit Tatlıcan ve Vefa Saygın Öğütle, Phoenix Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2018

Ted Benton – Sosyolojinin Felsefi Kökenleri (2014)

  • SOSYOLOJİNİN FELSEFİ KÖKENLERİ, Ted Benton, çeviren: Ümit Tatlıcan, Küre Yayınları, sosyoloji, 265 sayfa

Ted Benton, nitelikli çalışması ‘Sosyolojinin Felsefi Kökenleri’nde, sosyolojinin felsefeyle tarihsel ilişkisini Kant, Durkheim, Weber, Marx ve Engels gibi isimlerin metinlerini tartışarak araştırıyor. Doğa bilimleri ve sosyal veya beşeri bilimler arasında temel bir ayrılık olduğunu iddia eden “hümanist” argümanı reddeden Benton, dayatmacı pozitivist “Bilimin Birliği”nden ziyade, bilimi, örtüşen birçok özellikler ve farklılıklar içeren “bilişsel pratikler seti” olarak tanımlıyor. Yazar bu savını, söz konusu düşünürlerin önemli epistemolojik problemleri ortaya koyan metinlerini analiz ederek kanıtlamaya koyuluyor.

Daron Acemoğlu ve James A. Robinson – Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri (2016)

diktatorluk-ve-demokrasinin-ekonomik-kokenleri

Demokrasi toplumdaki sosyal uçurumları derinleştirmeye, çatışmayı beslemeye ve siyasette felce neden olabilir mi?

Bu, ekonomik büyüme için kötü müdür?

Bu soruların yanıtını arayan eldeki eser, demokrasinin ne yaptığını, nasıl meydana geldiğini ve ne tür güçlüklerle karşılaştığını tartışıyor.

  • Künye: Daron Acemoğlu ve James A. Robinson – Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri, çeviren: Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu ve Ümit Tatlıcan, Bağlam Yayınları, iktisat, 2016