George A. Akerlof ve Robert J. Shiller – Hayvansal Güdüler (2010)

İki yazarlı ‘Hayvansal Güdüler’, davranış bilimlerinden haberdar bir Keynesçiliği inşa etmeye çalışarak, insan psikolojisinin ekonomiyi nasıl yönlendirdiğini ve bunun küresel kapitalizm için neden önemli olduğunu araştırıyor.

“Hayvansal güdüler” kavramının mucidi, John Maynard Keynes.

Keynes kavramı, Büyük Bunalım’a yol açan psikolojik etkenleri tanımlamak için kullanmıştı.

Güven, korku, sahtekârlık, yolsuzluk, adalet kaygısı ve servet gibi ekonomiyi etkileyen faktörleri “Hayvansal güdüler” olarak tanımlayan yazarlar, ekonomik karmaşayı aşmanın, devletin aktif rol üstlenmesiyle mümkün olabileceğini savunuyor.

  • Künye: George A. Akerlof ve Robert J. Shiller – Hayvansal Güdüler, çeviren: Neşenur Domaniç ve Levent Konyar, Scala Yayıncılık, psikoloji, 248 sayfa

Kolektif – Kadın ve Mekân (2010)

Uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olan ‘Kadın ve Mekân’da yer alan makaleler, kadınların mekânlarda nasıl, ne tür roller ve işlevler üstlendiklerini; mekânlarda kurdukları ilişkilerle, onları nasıl anlamlandırdıklarını ve varoluş biçimleriyle mekânların nasıl bütünleştiğini irdeliyor.

Kitabın ilk bölümünde yer alan makaleler, koşullar ne olursa olsun mekânda kendini konumlandırırken, yoktan kendini var eden kadınları anlatıyor.

İkinci bölümdeki makaleler, mekânlar aracılığıyla varlıkları sınırlanmaya çalışılan kadınları incelerken, son bölümdeki makaleler de, kadın mekân ilişkisinin farklı ortamlara yansımalarını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kolektif – Kadın ve Mekân, derleyen: Ayşen Akpınar, Gönül Bakay ve Handan Dedehayır, Turkuvaz Kitap, kadın, 384 sayfa

Homeros – Odysseia (2010)

Egeli ozan Homeros’un büyük eseri ‘Odysseia’, Antik Yunan edebiyatının ‘Ilyada’dan sonra en büyük ikinci destanı.

Troya Savaşı’nın ve İthake Kralı Odysseus’un macera dolu vatana dönüş hikâyesini ve karısı Penelopeia ile evlenmek isteyen taliplerini öldürmesini anlatan ‘Odysseia’, Kral Odysseus’un Ogygie adasındaki esareti ile başlıyor.

Edebi değeri teslim edilen ‘Odysseus’, kültürel ve coğrafi bilgiler açısından da önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Öte yandan ‘Odysseia’, Homeros’un diğer destanı olan ‘İlyada’ya göre bir destandan çok romana benzemesiyle dikkat çekiyor.

Zira ‘İlyada’ bir olayın destanıyken, ‘Odysseia’ bir kişinin, Kral Odysseus’un destanı olarak kabul ediliyor.

  • Künye: Homeros – Odysseia, çeviren: Fulya Koçak, Arkadaş Yayınevi, roman, 437 sayfa

Joris-Karl Huysmans – Orada (2010)

Fransız yazar Joris-Karl Huysmans’ın yayımlandığı dönem sansasyon yaratan romanı ‘Orada’, başkahramanı Durtal’in yaşadıkları üzerinden ortaçağ ve satanizm temalarını işliyor.

On dokuzuncu yüzyıl sonlarındaki edebiyat ve sanat ortamından yüz çeviren Durtal, ortaçağın acımasız ve karanlık kişilerinden Gilles de Rais’nin hayat öyküsünü yazmaya koyulur.

Fakat bu esnada Durtal, yaşadığı Paris’te satanist ayinlerin halen düzenlendiğini keşfeder.

Törenlerde çocuklar kurban edilmekte ve tüyler ürperten işkenceler uygulanmaktadır.

Huysmans’ın irdelediği konu nedeniyle Fransa’da bir dönem yasaklanan romanı, bir yönüyle de rasyonalite, mistisizm, modern çağ ve ortaçağ kavramlarını tartışmaya açıyor.

  • Künye: Joris-Karl Huysmans – Orada, çeviren: Birsel Uzma, Okuyan Us Yayınları, roman, 304 sayfa

Peter Carey – Bir Sahtekâr Olarak Hayatım (2010)

Avusturalyalı yazar Peter Carey ‘Bir Sahtekâr Olarak Hayatım’da, bir editör ile iki şairin katıldığı, gerçek ile yalanın birbirine karıştığı bir dünyayı tasvir ediyor.

1972’de, buharlı, kötü kokulu Kuala Lumpur’da, Londra’da bir şiir gazetesi editörü olarak çalışan Sarah Wode-Douglass, Christopher Chubb adında gizemli bir Avustralyalıyla tanışır.

Chubb bir elyazmasıyla uğraşan, küçümsenmiş bir edebiyatçıdır.

Fakat bu şüpheli elyazmasında Sarah, gerçek bir dehanın izlerini fark edecektir.

Kadın, özgün elyazmasını korumaya çalıştıkça, Chubb onu, içinde sahtekârlığın, cinayetin, çocuk kaçırmanın ve sürgünün bulunduğu bir oyuna çekecektir.

  • Künye: Peter Carey – Bir Sahtekâr Olarak Hayatım, çeviren: Handan Saraç, Ayrıntı Yayınları, roman, 241 sayfa

Karl Marx – Kapital Manga, 2. Cilt (2010)

‘Kapital Manga’nın ilk cildinin, şu ana kadar Türkçede yayımlanmış en iyi siyasi çizgiroman uyarlamalarından biri olduğu söylenebilir.

Kapital’in barındırdığı tezleri bir peynir fabrikasında gelişen olaylar üzerinden anlatan uyarlama, Batı’da da ilgi görmüştü.

Marx yerine Engels’in anlatıcılığa soyunduğu ‘Kapital Manga’nın ikinci cildi, kapitalizm eleştirisine kaldığı yerden devam ediyor.

Bu sefer, peynir fabrikasında çalışan ve kapitalizmin genel yasalarını anlayarak onunla mücadele etmeye çalışan Robin ve Daniel’e, Marx’ın ölümünden sonra ‘Kapital’in ikinci ve üçüncü ciltlerini hazırlayan Engels rehberlik ediyor.

  • Künye: Karl Marx – Kapital Manga, 2. Cilt, mangalaştıran: East Press, çeviren: H. Can Erkin, Yordam Kitap, çizgiroman, 192 sayfa

Edward Hallett Carr – Karl Marx (2010)

Edward Hallett Carr, bizde de iyi tanınan 20. yüzyılın en önde gelen tarihçilerindendir.

Carr’ın on dört ciltten oluşan 1917 sonrası Rusya siyasî tarihini ele alan dev eserinin yanı sıra, Dostoyevski, Karl Marx ve Mikhail Bakunin gibi ünlü isimler üzerine yazdığı biyografileri de bulunuyor.

İşte bu nitelikli biyografilerden olan elimizdeki çalışma, Marx’a dair pekçok bilgi aktarması, Marx’ın çoğu kez haklı olduğu “huysuz yanını” sergilemesi ve ayrıca zevkle okunan bir eser olmasıyla önemli.

“Marx hakkında biyografi yazan hiç kimse Marksizmi görmezlikten gelemez.” diyen Carr, ele aldığı portrenin hakkını vererek, Marx’ın hayatı ve kişiliği ile yaşadığı dönemdeki olaylar arasındaki bağlantıları hassas bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Edward Hallett Carr – Karl Marx, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, biyografi, 367 sayfa

Brian O’Doherty – Beyaz Küpün İçinde (2010)

İrlandalı sanatçı ve eleştirmen Brian O’Doherty’nin, ‘Galeri Mekânının İdeolojisi’ alt başlığını taşıyan ‘Beyaz Küpün İçinde’ isimli elimizdeki eseri, 1976’da Arforum dergisinde art arda üç yazı olarak yayımlanmıştı.

Çalışmasında, galeri mekânının sanat nesnesi ile izleyici özne üzerindeki etkisini ele alan O’Doherty, modernizm için önemli bir zaman dilimi olarak düşünülebilecek bu süreçte bağlamın nesneyi nasıl yuttuğunu, nasıl bizzat nesnenin kendisi haline geldiğini araştırıyor.

Bir ortaçağ kilisesini inşa etmek için uygulanan kurallar ne kadar özenliyse, galeri mekânının inşası için uygulanan kuralların da aynı özene sahip olduğunu söyleyen yazar, her ikisinde de içerinin dış dünyadan soyutlandığını belirtiyor.

O’Doherty, modern sanatın ardındaki mekanizmaları ortaya çıkarıyor; sanat izlemenin estetik temellerini ve sosyolojik, ekonomik bağlamını irdeliyor.

  • Künye: Brian O’Doherty – Beyaz Küpün İçinde, çeviren: Ahu Antmen, Sel Yayıncılık, eleştiri, 136 sayfa

Gülten Kazgan – Bir İktisatçının Tanıklıkları (2010)

Gülten Kazgan ‘Bir İktisatçının Tanıklıkları’nda, iktisatçı olarak mesleğe ilk adım atışını izleyen dönemin ve sonrasının hikâyesini, Türkiye’nin yanı sıra diğer ülkelerde yaşanan değişim ve dönüşümler paralelinde anlatıyor.

Kazgan, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne 1946 yılında öğrenci olarak birinci sınıfa başlamış.

Anılarını İktisat Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarıyla başlatan Kazgan, 2006 yılı sonuna uzanan 60 yıllık sürede yaşadığı olaylardaki tanıklıklarını ve karşılaştığı kişiler hakkındaki görüş ve değerlendirmelerini paylaşıyor.

1946’da nüfusu henüz 20 milyona varmamış bir Türkiye; fakülte sonrası hayat; 50’li yıllardan 2000’li yıllara uzanan süreçte siyasal, ekonomik ve akademik ortam; yeni dünya düzeni; SSCB’nin dağılması; tek kutuplu dünya ve küreselleşmenin getirdikleri, Kazgan’ın anılarında karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

  • Künye: Gülten Kazgan – Bir İktisatçının Tanıklıkları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, anı, 320 sayfa

Mervyn King ve Teodorina Lessidrenska – Dünya’nın Geçici Bekçileri (2010)

Kurumsal yönetim uzmanı Mervyn King ve sürdürülebilirlik danışmanı Teodorina Lessidrenska’nın kaleme aldığı ‘Dünya’nın Geçici Bekçileri’, Dünya’nın kısıtlı kaynaklarını gelecek nesillere sürdürülebilir şekilde bırakmak için yapılması gerekenlere odaklanıyor.

“Hiçbirimiz Dünya’nın sahibi değiliz. Hepimiz buranın bekçileriyiz ve geçiciyiz. Geçici bekçiler olarak görevimiz gezegeni kurtarmak ve kollamak.” diyen yazarlar, belirli aralıklarla İstanbul, Johannesburg, Amsterdam, Münih ve Lüksemburg gibi dünyanın çeşitli şehirlerinde bir araya gelerek kitabı meydana getirmiş.

Coca Cola’nın katkılarıyla yayımlanan çalışma, aynı paydada buluşan kurumlar, devletler ve bireylerin, hem günümüz işletmelerinin hem de onlardan öncekilerin çevre üzerinde yarattığı tahribatı nasıl azaltabilecekleri konusunda önerilerde bulunuyor.

  • Künye: Mervyn King ve Teodorina Lessidrenska – Dünya’nın Geçici Bekçileri, çeviren: Neşe Akın ve Esra Eğilmez, Caretta Yayınları, ekoloji, 228 sayfa