Levent Cantek ve Levent Gönenç – Muhalefet Defteri: Türkiye’de Mizah Dergileri ve Karikatür (2017)

Türkiye’de mizah dergilerinin, daha Osmanlı döneminde başlayan uzun ve oldukça etkili bir geçmişi var.

İki yazarlı ‘Muhalefet Defteri’ de, Teodor Kasap tarafından yayımlanan ilk bağımsız mizah dergisi Diyojen’den (1870) başlayarak günümüze kadar bu yolculuğun nitelikli bir kaydını tutuyor.

Kitapta,

  • Mizah dergilerindeki başat simge ve metaforlar,
  • Karikatür sanatında stereotipler,
  • Karikatürün sosyal ve siyasi olayları etkileme gücü,
  • Mizah dergileri ve sol,
  • Gırgır, LeMan, Penguen ve Uykusuz dergilerinin Türkiye mizah/karikatür kültürüne etkileri,
  • Ve Türkiye’de İslami mizah gibi konular ele alınıyor.

Künye: Levent Cantek ve Levent Gönenç – Muhalefet Defteri: Türkiye’de Mizah Dergileri ve Karikatür, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 228 sayfa

Kolektif – Devrimci Bir Pusula: Gezi (2017)

Tarihin akışında büyük bir gedik yaratan Gezi isyanı, toplumsal ve siyasi tahayyülümüzde silinmez izler bıraktı.

İşte bu kitap da, Gezi’nin tam olarak ne olduğunu ve onun etkilerini irdeleyen makalelerden oluşuyor.

Kitabın ilk bölümü, Gezi Direnişi’ni bir milat, öncekilere hiç benzemeyen bir mucizevi an olmaktan ziyade toplumsal hareketlerin devamlılıklar ve kopuşlarla var olageldiğinin, Gezi’nin böylesi bir süreklilik dahilinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Çalışmanın “Gezi, Kuşaklar ve Siyaset” başlıklı ikinci bölümü, 1980 sonrası kuşağın siyaset üretme potansiyeliyle bunun politik kuşakları birleştirmedeki gücü ve Gezi sürecinde kadın öznelerin güçlü bir şekilde ortaya çıkışının dinamiklerini irdeliyor.

Kitabın son bölümü ise, Gezi’nin toplumsal mücadelelere getirdiği stratejik boyutu ve bugün bize nasıl bir mücadele tarzı miras bıraktığına odaklanan makalelerden oluşuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ali Akay, Melike Işık Durmaz, Murat Cemal Yalçıntan, Begüm Özden Fırat, Ezgi Bakçay, Demet Lüküslü, Cihan Erdal, Buket Türkmen, Ertuğrul Kürkçü, Foti Benlisoy, Nil Mutluer, Engin Sustam, Sanem Güvenç-Sandırlı, Derya Fırat ve Cihan Erdal.

  • Künye: Kolektif – Devrimci Bir Pusula: Gezi, derleyen: Derya Fırat ve Cihan Erdal, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 320 sayfa

Vecdi Çıracıoğlu – Gladyatör, Futbol Arenalarında Bir İsyanın Hikâyesi: Metin Kurt (2017)

Metin Kurt, Türkiye futbolunun efsane ismi…

1970-73 yıllarında üst üste üç kez şampiyon olan Galatasaray kadrosunun en iyi sporcularından biriydi.

Aynı zamanda 37 kez milli formayı giymiş bir ustaydı.

Fakat bütün bunların ötesinde Kurt’u bizim açımızdan sıra dışı kılan husus, onun futbolcuların hakları için verdiği mücadeleydi.

Kurt, futbolcuların sendikal haklarını savunduğu için, futbolcu arkadaşlarını greve götürdüğü gerekçesiyle haksız bir şekilde Galatasaray Futbol Takımı’ndan uzaklaştırıldı.

Bu yetmezmiş gibi, futbol dünyası tarafından aforoz edildi.

İşte bu kitap, bu ünlü ismin sekiz yıllık futbol hayatını, onun verdiği büyük mücadeleyi ve yalnızlaştırılma sürecini gözler önüne seriyor.

Sadece Metin Kurt için değil, Türkiye futbolunun yakın tarihi hakkında aydınlanmak isteyenler için de bir başucu kitabı.

  • Künye: Vecdi Çıracıoğlu – Gladyatör, Futbol Arenalarında Bir İsyanın Hikâyesi: Metin Kurt, İletişim Yayınları, biyografi, 335 sayfa

Marc Ferro – Sinema ve Tarih (2017)

Marc Ferro, sinemanın bir tarih temsilcisi ve kaynağı olarak incelenmesine öncülük eden isim.

Ferro’nun uzun yıllara yayılan deneyimlerinden süzülen elimizdeki çalışması ise, sinema ve tarih arasındaki yakın ilişkiyi zengin örnekler üzerinden irdelemesi ve bu konuda yeni perspektifler geliştirmesiyle büyük öneme haiz.

Ferro’nun burada tartıştığı kimi konular şöyle:

  • Sinema ile tarihi yazma yolları,
  • Sinemada imgesel ve gerçeklik,
  • İdeolojinin yansıma alanı olarak sinema,
  • Sinemada efsane ve tarihin işlenişi,
  • Haberler aracılığıyla bir “koşut tarih” yaratmak,
  • Antimilitarist sinema,
  • Sovyet iktidarı ve sinema,
  • Sinematografik dilin eylem kipleri,
  • Amerika’da sinema ve tarih bilinci,
  • Üçüncü sayfa haberleri ve tarih yazımı…

Yazarın bu konuları, Çapayev, Potemkin Zırhlısı, Yahudi Süss, Üçüncü Adam, Harp Esirleri ve Bir Şehir Katilini Arıyor gibi, sinema tarihinde iz bırakmış filmler üzerinden irdelemesi ise, çalışmayı özgün kılan hususlardan.

Hem sinema hem de tarih tutkunlarına hitap eden şahane bir çalışma.

  • Künye: Marc Ferro – Sinema ve Tarih, çeviren: Handan Demir, Ayrıntı Yayınları, sinema, 224 sayfa

Wolfgang Schorlau – Koruyan El (2017)

Siyasi polisiyenin yaşayan efsanelerinden Wolfgang Schorlau’nun daha önce Türkçede sırasıyla ‘Mavi Liste’ ve ‘Münih Komplosu’ adlı romanları yayımlanmıştı.

Schorlau bunların ilkinde devlet, büyük sermaye, gizli servisler ve silahlı örgütlerin içinde olduğu kirli bir hesaplaşmayı, ikincisinde de 1980’de Münih’te, geleneksel Ekim Festivali’nde, kalabalığın ortasında gerçekleşen ve 13 kişinin ölümüyle sonuçlanan patlamanın ardındaki devlet parmağını araştırmıştı.

‘Koruyan El’ ise, Almanya’da faaliyet gösteren ve şimdiye kadar biri Yunanistan, sekizi Türkiye kökenli dokuz gömenin öldürülmesinden sorumlu ırkçı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütünün ve onun devlet içindeki desteğinin peşine düşüyor.

Schorlau’nun ‘Mavi Liste’den beri karşımıza çıkan karakteri dedektif Georg Dengler bu sefer de, Alman basınının bu cinayetleri Türkiyeliler arasındaki bir mafya savaşı olarak sulandırıp ‘Döner Cinayetleri’ olarak sulandırmasına, devletinse örgütü üç kişilik bir hücreye indirgeyip olayları örtbas etme çabasına karşın, bu yapının resmi olarak korunup gözetildiğini kanıtlarıyla gözler önüne seriyor.

Her sayfasında gerilim dozu artan, ritmini hiç yitirmeyen ‘Koruyan El’, Schorlau’nun diğer romanları gibi her şartta hukuk çerçevesinde kaldığını ve kalacağını düşündüğümüz devletin, kimi zaman ne kadar kirli ve hukuk dışı ilişkiler içine girebileceğini bize yeniden hatırlatmasıyla önemli.

  • Künye: Wolfgang Schorlau – Koruyan El, çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, roman, 392 sayfa

Michel Foucault – Hermenötiğin Kökeni: Kendilik Hakkında, Dartmouth Konferansları, 1980 (2017)

Michel Foucault’nun Dartmouth College’da verdiği iki konferansın dökümlerinden oluşan elimizdeki çalışma, düşünürün külliyatına önemli bir katkı.

Bu konferanslarda ağırlıklı olarak kendilik problemine odaklanan Foucault, yine kendine has tarihsel bakışıyla,

  • Eski Yunan ve Roma dönemindeki kendilik yöntemlerini,
  • Kendilik probleminin tarih içindeki dönüşümlerini,
  • Hakikat ve öznelliği,
  • Kendiliğin karakteri inşa etme sürecindeki gelişim ve dönüşümlerini,
  • Ve modern öznenin soykütüğünü tartışıyor.

Kitabın bir diğer önemi de, Foucault’yla yapılmış ve daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış iki söyleşiyi barındırması.

  • Künye: Michel Foucault – Hermenötiğin Kökeni: Kendilik Hakkında, Dartmouth Konferansları, 1980, çeviren: Şule Çiltaş Solmaz, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 144 sayfa

Kolektif – Yaratılış mı Evrim mi? Bilim İnsanları Yaratılışçılığı Tartışıyor (2017)

Evrim gerçeği her bilimsel gelişmede yeniden ve yeniden doğrulandığı için, kuramın karşıtları da “Dünya altı günde yaratıldı” gibi modası geçmiş tezlerden ziyade daha güncel karşı söylemlere başvurmak zorunda kalıyor.

İşte elimizdeki bu harikulade çalışma da, yaratılışçılığın evrim karşıtı güncel argümanlarını yerle bir etmek konusundaki acil ihtiyaca yanıt veriyor.

Kitapta,

  • Darwinizm, yaratılışçılık ve “akıllı tasarım” arasındaki temel farklar,
  • Yeni evrim karşıtlığı olarak “akıllı tasarım” taraftarlarının özellikleri,
  • Yaratılışçılıkla ilgili problemler,
  • Evrim karşıtlığını canlı tutan dini ve ideolojik dinamikler,
  • Yaratılışçılığın hayatın kökenine getirdiği yorumlar,
  • Biyolojik karmaşıklık,
  • Mantık ve matematiğe aldatmaca için başvurulması,
  • Metodolojik doğalcılığın sınırları,
  • Bilimsel metodolojiler ve evrimsel biyoloji,
  • Ve evrimi öğretmenin neden vazgeçilmez olduğu gibi ilgi çekici konular yer alıyor.

Evrim karşıtlığı geri döndü ve artık yeni isimlere sahip. Fakat bu yeni isimler aynı eski argümanlar üzerine yapıştırılmış yeni etiketlerden fazlası değil.

İşte bu kitap da, bunu eksiksiz bir şekilde gözler önüne sermesiyle değerli ve önemli.

  • Künye: Kolektif – Yaratılış mı Evrim mi? Bilim İnsanları Yaratılışçılığı Tartışıyor, derleyen: Andrew J. Petto ve Laurie R. Godfrey, çeviren: Şeyma Eren, Çağatay Tarhan ve Önder Kılıç, Ayrıntı Yayınları, bilim, 448 sayfa

William Golding – Geçiş Ayinleri (Deniz Üçlemesi 1) (2017)

Nobel Ödüllü William Golding’ten, 19. yüzyılda Avusturalya’ya doğru uzun bir gemi yolculuğuna çıkan Edmund Talbot ile gemideki diğer yolcuların tanık olduğu sıra dışı olayların enfes bir anlatımı…

Talbot, imtiyazlı vaftiz babası sayesinde kaptığı prestijli bir iş için bu gemidedir ve yolculuk boyunca yaşananları, yine vaftiz babasının telkiniyle gün gün elindeki deftere kaydetmektedir.

Fakat bir süre sonra gemide yaşananlar, Talbot’nun tüm hayatını, alışkanlık ve ezberlerini alt üst edecektir.

Romanı en keyifli kılan yönlerden biri de, İngiliz toplumsal yapısını eleştirel bir gözle işlemesi.

Burada karşımıza çıkan insan düşmanı kaptan Anderson, vaiz Colley, özgürlükçü düşüncelere sahip Prettiman ve sessiz sakin uşak Wheeler gibi tipler, İngiliz toplumunun farklı kesimlerine has davranış ve düşünce biçimlerini sergilemeleriyle okurun dikkatini çekiyor.

Yazarına Booker Ödülü de kazandırmış ‘Geçiş Ayinleri’, Golding’in edebi yeteneğinin doruğa ulaştığı romanlardan biri.

  • Künye: William Golding – Geçiş Ayinleri (Deniz Üçlemesi 1), çeviren: Bülent Doğan, Sel Yayıncılık, roman, 255 sayfa

Kolektif – Videonun Eylemi (2017)

Anaakım medyanın olduğu her yerde, medyadan kovulan, bilinçli bir şekilde görmezden gelinen ötekiler de vardır.

İşte bu aşamada ortaya çıkmış video eylemciliği, hem devlete ve topluma muhalif olan kesimlerin hem de farklı fikirlerin kendilerini ifade etmelerine olanak tanıyan etkili bir yöntem.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de video eylemciliğin çok iyi örnekleri bulunuyor.

İşte, farklı isimlerin katkılarıyla ortaya çıkmış bu değerli kitap da, 1990’lardan bugüne Türkiye’deki video eylemciliği hem kuramsal bir perspektifle hem de uygulamalı örnekleriyle izliyor.

Kitap bu deneyimleri eleştirel bir bakışla irdelemekle kalmıyor, aynı zamanda video eylemciliğin bir muhalefet ve ifade aracı olarak nasıl daha aktif ve verimli kullanılabileceği üzerine de kafa yoruyor.

Çalışmaya katkıda bulunanlar ise şöyle:

Ulus Baker, Maurizio Lazzarato, Hito Steyerl, Angela Melitopoulos, Ayşe Uslu, Gülsüm Depeli, Ege Berensel, Gürşat Özdamar, Oktay İnce, Özge Çelikaslan, Alper Şen, Belit Sağ, Funda Başaran, Sibel Tekin, Onur Metin, Genç Sinema, Video Aktivist Şebeke, Witness Video Kollektif, Indymedia, Karahaber, Videa, Balıkbilir, Seyri Sokak, bak.ma, Artıkişler, çapul.tv, Ankara Eylem Vakti ve Vitopya Video Kollektif.

  • Künye: Kolektif – Videonun Eylemi, derleyen: Ege Berensel, Alef Yayınları, medya, 240 sayfa

Bruce Masters – Osmanlı İmparatorluğu’nun Arapları: 1516-1918 (2017)

Arap topraklarında Osmanlı saltanatının kuruluşundan yüzyıllar boyunca sürmüş bu ilişkinin sona erişinin nedenlerine, Osmanlı-Arap ilişkilerinin nitelikli bir serencamını sunan bir çalışma.

Osmanlı Arap eyaletlerindeki Sünni Müslüman halkların tarihsel deneyimine dikkat çeken Bruce Masters, kitabının ilk bölümünde Osmanlı sultanlarının yönetimlerini bugün “Arap Dünyası” olarak adlandırılan bölge üzerinde nasıl kurduklarını ve merkezi hükümetin gücünün yerel aktörlere devrolduğu 18. yüzyıldaki siyasi gelişmeleri irdeliyor.

Kitabın devamındaki bölümlerde ise,

  • Erken modern dönemdeki Osmanlı yönetiminin kurumları ve Arapların onları nasıl algıladığı ve zaman içinde onlara nasıl adapte olduğu,
  • Osmanlı yönetiminin şehirler ve kırsal bölgelerdeki sıradan insanların hayatları üzerindeki etkileri,
  • Arap eyaletlerinin Osmanlı yönetiminin ilk üç yüzyılındaki sosyal ve ekonomik yapısı,
  • Osmanlı Arap dünyasında entelektüel hayat,
  • Osmanlı yönetiminin Arap topraklarındaki son yüzyılında, Sultan ile Arap tebaası arasındaki ilişkinin sone erişinin temel nedenleri,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Arap âlimler için imparatorluğun meşruiyetinin kilit noktasının sultanlık kurumunun kendisinde olduğu ise, sağlam bir dönem çalışması olan Masters’ın kitabındaki en öne çeken tezlerden.

  • Künye: Bruce Masters – Osmanlı İmparatorluğu’nun Arapları: 1516-1918, çeviren: Feray Coşkun, Doğan Kitap, tarih, 272 sayfa