Derya Koptekin – Biz Romanlar Siz Gacolar: Çingene/Roman Çocukların Kimlik İnşası (2017)

Derya Koptekin’in nitelikli çalışması ‘Biz Romanlar Siz Gacolar’, İzmir’deki çingene/roman mahallelerinde yapılan uzun soluklu çalışmalardan yola çıkarak çingene çocukların anlam haritalarını ortaya çıkarıyor.

Kitapta,

  • Türkiye’de yaşayan çingenelerin anlam dünyası,
  • Çingeneler için kullanılan farklı anlamlandırmalar,
  • Çingenelerin diğer kesimlerle, “öteki”yle ilişkileri,
  • Çingenelerin çalışma yaşamı,
  • Sınıfsal bir konum olarak çingene/roman olmak,
  • Çingene mahalleleri ve evleri,
  • Çingenelerde müzik ve dans, düğün, sünnet, Hıdırellez, köstek kesme, gelincik yaktırma, kına ve dövme ve asker uğurlama gibi gelenekler,
  • Türkiye’de çingenelere yönelik ayrımcılık ve önyargılar,
  • Ve çingene çocuklarının gelecek hayalleri gibi konular irdeleniyor.

Bir psikolog olarak sahada birebir çalışan Koptekin’in kitabı, okurunu çingene/romanlara dair bilinen klişelerle yüzleşmeye, onlara gerçekçi ve bir pencereden çağırıyor.

  • Künye: Derya Koptekin – Biz Romanlar Siz Gacolar: Çingene/Roman Çocukların Kimlik İnşası, İletişim Yayınları, inceleme, 205 sayfa

Emilio Gentile – “Demokraside Halk Her Zaman Egemendir” (Yalan!) (2017)

İtalyan faşizminin ideolojisi ve kültürü, totalitarizm ve siyasal din konularında birçok çalışması bulunan Emilio Gentile, doğrudan, temsili, müzakereci, katılımcı ve özgürlükçü demokrasinin ve halkın egemenliğinin zayıfladığı ve demokratik faaliyetin hepten “sahne demokrasisi”ne dönüştüğü günümüzü ve bunun barındırabileceği muazzam tehlikeleri tartışıyor.

Gentile temsili demokrasinin, egemen halka sadece seçimlerde figüran olma rolü düştüğü “sahne demokrasisi”ne dönüştüğünü, bu nedenle günümüz demokrasilerinin ağır bir rahatsızlıktan mustarip olduğunu belirtiyor.

Demokraside halkın her zaman egemen olduğu beyanını hangi anlamda yanlış addettiğini ayrıntılı bir şekilde ele alan Gentile bunu yaparken de, 21. yüzyılın başından, dünyada demokrasinin düşmanlarını yenip muzaffer olmasından itibaren, zaman içinde geriye, köklerine doğru halk egemenliğinin zaferi için yürütülen uzun mücadelenin başlangıcı olan 18. yüzyılın demokratik devrimlerine uzanıyor.

Yazar, demokrasinin zafer kazanmasıyla beraber, gerçek demokrasilerde bir rahatsızlık belirtisi görüldüğünü, bütün bu rahatsızlıkların arasında temel ve en uyarıcı olanının da egemen halkta iktidarlara, demokratik kurumlara ve partilere karşı kendisinin artık egemen olmadığına dair giderek derinleşen kanaatle beliren hayal kırıklığı, hoşnutsuzluk ve güvensizlik olduğunu söylüyor.

Demokrasinin güncel tehlikelerine dair sağlam tezler barındıran bu ilginç kitaptan bir alıntı:

“Bugün demokrasiye, iktidarlara ve egemen halkın kendisine atfedilen bütün kusurlar arasında bence en feci olanları, ikiyüzlülük, yalan, kandırma ve sembolik olarak Put sözcüğünde özetlenebilecek, gerçeğin olduğu gibi kabul ve algılanması yerine, yanlış veya yanılsatıcı algılanması ve kavranmasına dair her şey.”

  • Künye: Emilio Gentile – “Demokraside Halk Her Zaman Egemendir” (Yalan!), çeviren: Volkan Çandar, İletişim Yayınları, siyaset, 134 sayfa

Michael R. Matthews – Fen Öğretimi: Bilim Tarihinin ve Felsefesinin Katkısı (2017)

Fen öğretimini, bilim tarihi ve bilim felsefesiyle paralel anlatmanın neden çok önemli olduğunu irdeleyen ve bu yönüyle alanda çalışan öğretmen ve araştırmacılara perspektifler sunan nitelikli bir çalışma.

Michael R. Matthews, fen öğretmenlerinin ele aldıkları konunun tarihini ve felsefesini bilmelerinin hem eğitimin gelişimine hem de öğrencinin zenginleşmesine teorik ve pratik bakımdan ne gibi büyük katkılarda bulunacağını anlatıyor ve bu anlatımında da zengin bir tarihsel arka plandan besleniyor.

Şimdi insanlığın yarattığı muazzam bir zenginlik olarak bilimsel bilginin tarih içinde nasıl ortaya çıktığını, ana kaynaklarının neler olduğunu ve bilimsel bilginin ortaya çıkışını destekleyecek pedagojik faktörler ile çokkültürlü, sorgulayıcı ve değer öncelikli olmanın bilimsel üretimde neden vazgeçilmez olduğunu zengin örneklerle açıklıyor.

  • Künye: Michael R. Matthews – Fen Öğretimi: Bilim Tarihinin ve Felsefesinin Katkısı, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, eğitim, 582 sayfa

Halim Kara – Osmanlı’yı Tahayyül Etmek: Tarihsel Romanda Fatih Temsilleri (2017)

Tarihsel romanlar tarihi yeniden okudukları gibi, hem onu yeni baştan yazabilir hem de tümüyle çarpıtabilir.

Modern Türk edebiyatı, karşılaştırmalı edebiyat ve tarihsel roman gibi alanlarda çalışan Halim Kara’dan tarihsel romanların Osmanlı kurguları üzerine nitelikli bir inceleme.

Kara incelemesinin merkezine, Fatih Sultan Mehmet’in tarihsel romanlardaki işlenişini merkeze alarak yapıyor.

Tarihsel romanların birer kurmaca metin olmalarından öte, toplumsal hafızayı ne denli etkilediğini ayrıntılı bir şekilde gözler önüne sermesi, çalışmanın en büyük katkısıdır diyebiliriz.

Kitapta ayrıca,

  • Türk edebiyatının siyasi ve toplumsal işlevleri,
  • Türkiye’de tarihsel romanının ortaya çıkışı ve gelişimi,
  • Resmi tarihyazımının dinamikleri,
  • Ve edebiyatın kimlik oluşumunda üstlendiği roller gibi, birçok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Yalnızca tarihe ve tarihsel romanlara değil, genel olarak edebiyat incelemeleriyle ilgilenen her okurun bakmak isteyeceği bir çalışma.

  • Künye: Halim Kara – Osmanlı’yı Tahayyül Etmek: Tarihsel Romanda Fatih Temsilleri, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, edebiyat inceleme, 300 sayfa

Mustafa Oral – Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e İktidar Odaklı Aydınlar (2017)

Meşrutiyet ve Cumhuriyet gibi Türkiye’nin siyaset, kültür ve düşünce tarihinde önemli dönüşümler yaratmış iki tarihsel dönemin ülkenin aydınları üzerindeki etkileri nasıl oldu?

Mustafa Oral’ın bu soru anlamında büyük önem arz eden elimizdeki çalışması,  bu dönemin aydınlarını en iyi temsil eden on iki ismin düşünce ve tutumlarını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Antonio Gramsci, “Bütün insanlar entelektüeldir, ama toplumda herkes entelektüel işlevi görmez.” demişti.

Bu toprakların aydınının neden sesinin hiç çıkmadığını, neden hayır diyemediğini ve neden uzun yıllardır süren bir inzivaya çekildiğini merak edenler bu kitabı kaçırmasın.

Kitapta portrelerine yer verilen isimler ise şöyle:

Ziya Gökalp, M. Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Tuncer Baykara, Mükrimin Halil Yinanç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Tansel, Falih Rıfkı Atay, Halide Edip Adıvar, İsmail Habip Sevük ve Faruk Nafiz Çamlıbel.

  • Künye: Mustafa Oral – Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e İktidar Odaklı Aydınlar, Yeni İnsan Yayınevi, tarih,

Tevfik Güran – Resmi İstatistiklere Göre Osmanlı Toplum ve Ekonomisi (2017)

İktisat tarihi alanında önemli kitapları bulunan Tevfik Güran’dan, Osmanlı’nın son dönemindeki istatistik verileri üzerine düşündüğü, yazarın ’19. Yüzyılda Osmanlı Ekonomisi Üzerine Araştırmalar’ adlı eserinin devamı olarak okunabilecek nitelikli bir çalışma.

Osmanlı’da istatistiğin kullanımı, ağırlıklı olarak imparatorlukta yenileşme hareketlerinin hız kazandığı 19. ve 20. yüzyıllarda başlamıştı.

Güran’ın ince bir işçilikle derlediği bu istatistikler, söz konusu dönemde Osmanlı’nın nüfus, sağlık, eğitim, adalet, kültür ve ekonomi gibi alanlardaki durumunu saptıyor.

Özellikle tarih çalışmalarında, istatistiklerin altın değerinde tarihi kaynaklar olduğu bilinir.

Güran’ın bu çalışması da, Osmanlı’nın sosyal ve ekonomik alanlarında araştırma yapanlar için bulunmaz bir nimet.

  • Künye: Tevfik Güran – Resmi İstatistiklere Göre Osmanlı Toplum ve Ekonomisi, İş Kültür Yayınları, tarih, 480 sayfa

Clarice Lispector – Yıldızın Saati (2017)

“Yalnızca kendi olmaya dayanamadığından hepiniz olan bu ben…”

Ukrayna doğumlu Brezilya Yahudisi Clarice Lispector’un ‘Yıldızın Saati’ romanı, bizde 20 yılı aşkın bir süre önce yayımlanmıştı.

Şimdi bu ünlü roman, Portekizce aslından yapılan yeni bir çeviriyle raflardaki yerini aldı.

“Entelektüel değilim, bedenimle yazıyorum” diyen Lispector’un ‘Yıldızın Saati’, Rio’da yoksul ve hasta daktilo kız Macabéa’nın hikâyesini anlatıyor.

Günün birinde bir Mercedes tarafından ezilen Macabéa, hayatını kaybeder.

Burada Mercedes’in yıldız simgesi, aslında romanın ana temasını işaret eder.

Zira Macabéa ölerek, bir yıldıza dönüşecek ve böylece evrendeki oluşunu tamamlayacaktır.

Bu dünyada yaşıyor olmak ve hayatın anlamı üzerine düşünmek isteyenlerin ‘Yıldızın Saati’nden öğreneceği çok şey var.

Lispector severlere bir müjdemiz daha var:

Kimi eleştirmenlerin yazarın başyapıtı olarak tanımladığı ‘Yaşam Suyu’ da yine Başak Bingöl Yüce tarafından Türkçeye kazandırıldı ve yine MonoKL yayınlarınca kısa bir süre önce yayımlandı.

“Ben kelimeler olmadan düşünürüm, hiçbir şey üzerine düşünürüm. Hayatımı altüst eden şey ise yazmak.”

  • Künye: Clarice Lispector – Yıldızın Saati, çeviren: Başak Bingöl Yüce, MonoKL Yayınları, roman, 104 sayfa

Joss Sheldon – Küçük Ses (2017)

Joss Sheldon’ın yayımlandığında ilgiyle karşılanan romanı ‘Küçük Ses’, artık Türkçede.

‘Küçük Ses’, kendini bulmaya çalışırken toplumun değer ve tutumlarına toslayan Yew Shodkin’in trajik ve gerçekçi hikâyesini sunuyor.

Shodkin, yönünü başka insanlar olmadan tayin etmeye çalışır ve böylece olabildiğince herkesten uzak bir yaşam sürmeye gayret eder.

Fakat toplum ve sistemin gereklilikleri, dayatmaları, her seferinde onu çekildiği yerden koparıp alır.

Shodkin’in trajedisi, kendisi olmaya çalışırken sürekli ve sürekli toplumsal normların dayatmasıyla istemediği kişiye, kişilere dönüşmektir.

Ve bu trajedi, kısırdöngü gibi kahramanımızın hayatını kuşatmaya başlar.

Sheldon, Shodkin karakteri üzerinden modern bireyin uçurumlarına doğru yol alıyor.

Okunması elzem bir roman.

  • Künye: Joss Sheldon – Küçük Ses, çeviren: Duygu Toprak, Heretik Yayıncılık, roman, 192 sayfa

Zaven Biberyan – Meteliksiz Âşıklar (2017)

Kuşkusuz birçok okur Zaven Biberyan’ı, onun başyapıtı olarak kabul edilen ‘Babam Aşkale’ye Gitmedi’ ile bilir.

Yazar söz konusu kitabında, bir ailenin başından geçenler üzerinden İstanbul Ermenileri’nin 1940’lı ve 1950’li yıllardaki yaşamının görkemli bir fotoğrafını çekmişti.

Varlık Vergisi uygulaması altında ezilen bir baba, yaşadığı zorlukları onun yüzüne vuran aile üyeleri ve askerliğini yaptıktan sonra evinde döndüğünde hiçbir şeyi eskisi gibi bulamayan, parçalanmış bir karşı karşıya kalan oğul Baret’in yaşadıkları, romanın çerçevesini oluşturuyordu.

Zaven Biberyan’ın eserleri yalnızca karakterleri ve olay örgüleriyle değil, aynı zamanda romanda geçen dönemin toplumsal dokusunu ve siyasi haletiruhiyeyi çok iyi tasvir etmeleriyle de öne çıkar.

Bu tanım, Biberyan’ın elimizdeki ‘Meteliksiz Âşıkları’ için de sonuna kadar geçerli.

Roman iki genç arasında yaşanan aşk ve bu aşkın yansımaları üzerinden 1950’ler Türkiye’sinin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Lise son sınıf öğrencisi Sur, uzun yıllara yayılan çabaları neticesinde Ermeni cemaati içinde bir mevki sahibi olmuş babası ve İstanbullu annesiyle yaşadığı hayattan pek de memnun değildir.

Bunun başlıca sebebi, anne-babasının burjuva yaşam biçimleri ve tutuculukları olsa da, ailenin, Sur’un âşık olduğu Norma’nın da çalışıyor olmasını kabul edememesi de etkilidir.

Bu durum, Sur’un bunalıma girmesine ve yoğunlaşan bir öfke krizine girmesine neden olur.

6-7 Eylül saldırıları sonrasında ve 27 Mayıs askeri darbesinin öncesinde geçen roman, dönemin ruh halini yetkin bir şekilde yansıtan usta işi bir hikâye.

Romanın Türkçe çevirisi, yazar Marc Nichanian’ın Zaven Biberyan’ın edebiyatını ve ‘Meteliksiz Âşıklar’ı ele aldığı bir yazısıyla sunuluyor.

  • Künye: Zaven Biberyan – Meteliksiz Âşıklar, çeviren: Natali Bağdat, Aras Yayıncılık, roman, 224 sayfa

Kolektif – Zonguldak (2017)

Genel olarak Karadeniz bölgesi üzerine yapılmış muhtelif çalışmalar bulunuyor bulunmasına, ama doğrudan Zonguldak’ı ele alan çalışmalar çok az.

İşte bu zengin derleme de, Zonguldak’ı bir işçi sınıfı, madencilik, toplumsal cinsiyet, sanat, edebiyat ve farklı toplumsallıkların yaşandığı bir mekân olarak bir uçtan diğer uca irdelemesiyle önemli bir işlev üstleniyor.

Kitapta,

  • Devletin Zonguldak kömür havzasındaki işçi sınıfı kimliği üzerindeki etkileri,
  • Son büyük yürüyüşün ardından Zonguldak kömür madeni işçilerinde direniş ve dayanışma,
  • Zonguldak’ta termik santral karşıtı mücadeleler,
  • Zonguldak’da feminist kadınların örgütlenme girişimleri,
  • Türk sinemasında Zonguldak,
  • Zonguldak’ta tiyatro,
  • Zonguldak’taki madenci ve çöpçü katırlar,
  • Zonguldak Kömürspor,
  • Çocuk cinsel istismarı ve Zonguldak,
  • Ve bunun gibi, ilgi çekici konular yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: E. Attila Aytekin, H. Tarık Şengül, Ayça Erinç Yıldırım, Akın Bakioğlu, Evrim Yılmaz, Hanen Çiftdoğan, Naz Hıdır, Atilla Barutçu, Güzin Yamaner, Hasan Anıl Sepetci, Şeyma Balcı, Mete Arif Tokmak, Figen Uzar Özdemir, Caner Özdemir, Fahri Bozbaş ve Ayça Demir.

  • Künye: Kolektif – Zonguldak, derleyen: Atilla Barutçu ve Figen Uzar Özdemir, İletişim Yayınları, şehir, 349 sayfa