Arthur Asa Berger – Bir Postmodernist için Postmortem (2017)

Ettore Gnocchi, ünlü bir postmodern kuramcıdır.

Günün birinde Gnocchi, evinde verdiği bir akşam yemeği esnasında gizemli bir cinayete kurban gider.

Evde bulunanlar düşünüldüğünde cinayeti kimin işlediği tamı tamına bir muammadır.

Gnocchi’nin eşi, onu fikirlerini çalmakla suçlayan bir Rus dilbilimci, Gnocchi’nin metresi olduğu söylenen bir yüksek lisans öğrencisi, bir İngiliz romancı, kendisinden nefret eden eski bir öğrencisi…

Bu cinayeti çözme işini üstlenen Dedektif Solomon Hunter, şüphelileri tek tek ele almaya başlar.

Fakat her şeyden önce, dedektifin postmodernizmin ne olduğunu keşfetmesi gerekiyor.

Böylece kahramanımız kendini Baudrillard’dan Foucault’ya, Habermas’tan Deleuze’e uzanan, postmodern düşünceyi etkilemiş, ona yön vermiş önemli düşünürlerin fikirleriyle örülü felsefi bir yolculuğun içinde bulur.

Hunter’ın bu yolculuğunda varacağı durakta, gerçek katilin kim olduğu da ortaya çıkacaktır.

Daha önce ‘Durkheim Öldü’ adlı kitabıyla da hatırlanacak Arthur Asa Berger, yeni felsefi polisiye romanıyla okurlarının karşısında.

  • Künye: Arthur Asa Berger – Bir Postmodernist için Postmortem, çeviren: Damla Tanla Kurt, Heretik Yayıncılık, roman, 216 sayfa

Sezar Atmaca – Denizcilik Alfabesi (2017)

Çocuğu ve yetişkiniyle her yaştan deniz meraklısını denizcilikle tanıştırma potansiyeline sahip nitelikli bir kılavuz.

Çapadan dümene, hava tahmininden işaret bayraklarına, seyir defterinden lumboza, omurgadan ön yelkene, pusuladan sancağa ve şamandıradan usturmaçaya pek çok maddeyi özlü bir şekilde açıklayan kitap, aynı zamanda bunları daha anlaşılabilir kılmak adına çizgilerin gücünden de yararlanmış.

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin okurlarında deniz algısını güçlendirecek, onlara denize açılma cesareti aşılayacak bir çalışma.

Deniz, insan ve tekne ilişkisini, her birini diğerinden ayırmadan birbirleriyle ilişkili bir bütün olarak tanımlayarak açıklayan kitap, İlban Ertem, Deniz Karagül ve Kadir Abbas’ın şahane çizimleriyle de daha bir zenginleşmiş.

  • Künye: Sezar Atmaca – Denizcilik Alfabesi, çizimler: İlban Ertem, Deniz Karagül ve Kadir Abbas, İletişim Yayınları, hobi, 72 sayfa

Wolfgang Borchert – Ama Fareler Uyurlar Geceleyin (2017)

2017 Türkçede Wolfgang Borchert yılı desek abartmış olmayız.

Zira ‘Kapıların Dışında’, ‘Ama Fareler Uyurlar Geceleyin’ ve ‘Hayır De!’, bizde bu yıl peş peşe baskılarıyla yayımlandı.

Çok çok erken bir yaşta, henüz 26 yaşındayken aramızdan ayrılan Borchert, 2. Dünya Savaşı’nı bütün acımasızlığıyla resmeden, döneminin en iyi birkaç yazarından biri.

Borchert’in ‘Ama Fareler Uyurlar Geceleyin’i, yazarın sade bir üslupla savaşın ardında bıraktığı cehennemi çarpıcı ayrıntılarla resmettiği öykülerini bir araya getiriyor.

Kendisi de cephede savaşan ve sağlık sorunları nedeniyle ülkesi Almanya’ya geri dönen Borchert, kandırılmış, hayalleri ellerinden alınmış ve harcanmış bir genç olarak 2. Dünya Savaşı’nın enkazı altında kalmış Avrupa’ya isyan ediyor.

Her dönem okunacak, savaş ve şiddet karşıtı klasik bir kitap.

Kâmuran Şipal’in muhteşem çevirisiyle!

  • Künye: Wolfgang Borchert – Ama Fareler Uyurlar Geceleyin, çeviren: Kâmuran Şipal, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 336 sayfa

Ioan James – Büyük Mühendisler (2017)

Edison’dan Tesla’ya, Wright Kardeşler’den Marconi’ye, Tupolev’den Eiffel’e, tamı tamına elli büyük mühendisin biyografisi.

Ioan James bu çalışmasında, günümüzden 400 yıl öncesine uzanarak, hem mühendislik tarihinde iz bırakmış isimlerin izini sürüyor hem de mühendisliğin tarih içinde hangi toplumsal, siyasi ve ekonomik süreçleri kat ederek gelişim gösterdiğinin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Kitap, bu tarihsel öykü içinde karşımıza çıkan elli mühendisin hangi çalışmalarıyla bu alana önemli katkılarda bulunduğunu, ayrıca bu mühendislerin hayatlarına dair merak edilen pek çok ayrıntıyı aydınlatıyor.

İlgilisi için bir not da düşelim:

Yayınevinin bu dizisinden daha önce de ‘Büyük Biyologlar’, ‘Büyük Matematikçiler‘ ve ‘Büyük Fizikçiler’ isimli kitaplar da yayımlanmıştı.

  • Künye: Ioan James – Büyük Mühendisler, çeviren: Yonca Aşçı Dalar, İş Kültür Yayınları, biyografi, 328 sayfa

Jo Hoestlandt – Kocaman Kalpli (2017)

Bir zamanlar kırda, gökyüzüne yakın bir hayat yaşayan Louis, günün birinde annesiyle birlikte kente taşınır ve bu yeni hayatına alışmak ona, düşündüğünden de zor gelir.

Louis, çok sevdiği babasıyla her sabah koyunları otlatmaya gider.

Bu durum, Louis’nin doğayla buluştuğu ve bunu yaparken kendini de keşfettiği, en mutlu olduğu anlarındandır.

Fakat günün birinde işler tersine dönmeye başlar.

Louis, annesiyle birlikte büyük kente taşınır.

Kahramanımız hem doğadan hem de sevdiklerinden uzaktadır şimdi.

Ama hayat, tebessüm etmeden devam eder mi?

Louis de, bir süre sonra bu karamsar duygularından arınacak ve kent hayatına bir çocuğa yakışır hayal gücüyle bakmaya başlayacaktır.

Bu kitabın yazarı, bol ödüllü Jo Hoestlandt, insanın yaşayabileceği en büyük trajedilerden birini anlatsa da, umudu her daim diri tutabilen sıcacık ve harika bir öykü sunuyor.

Kitabın şahane siyah-beyaz desenleri de, illüstratör Thomas Baas’a ait.

Çocukların severek okuyacağı, varoluş temalı bir kitap.

  • Künye: Jo Hoestlandt – Kocaman Kalpli, resimleyen: Thomas Baas, çeviren: Azade Aslan, Günışığı Kitaplığı, çocuk, 96 sayfa

Byung-Chul Han – Şeffaflık Toplumu (2017)

Şeffaflık ötekiyi, yabancıyı devre dışı bırakarak sisteme istikrar ve hız kazandıran toplumsal süreçleri kapsayan ve onları köklü bir değişikliğe uğratan sistemik bir zorlama mıdır?

Güney Koreli yazar ve kültür kuramcısı Byung-Chan Han, günümüzde toplumsal sistemin bütün süreçlerini şeffaflığa zorladığını ve bu zorlamanın neticesinde toplumun, hizaya getirilmiş bir toplum olduğunu belirtiyor.

Bunun, şeffaflığın totaliter yanı olarak ele alıp tartışan Han, hayatı hayat yapan kendiliğindenliğin, olay doluluğun ve özgürlüğün, özünde şeffaflığa izin vermediğini ve bugünkü haliyle şeffaflığın da, pornografik bir hal aldığını düşünüyor.

Zira Han’a göre görüntüler, her tür dramaturjiyi, yorumbilgisel derinliği ve hatta anlamı yitirerek pornografik hale geldiklerinde şeffaflaşırlar.

Yazar bu alanda fikir yürütürken Wilhelm von Humboldt’tan Jean Baudrillard’a, Georg Simmel’den Sigmund Freud’a ve Ulrich Schacht’a pek çok ismin fikirlerine uzanıyor.

Han, geçen yıl Türkçeye çevrilen ‘Şiddetin Topolojisi’ kitabıyla da hatırlanacaktır.

  • Künye: Byung-Chul Han – Şeffaflık Toplumu, çeviren: Haluk Barışcan, Metis Yayınları, felsefe, 84 sayfa

Kolektif – İzmir Ermenileri (2017)

İzmir’in Ermenileri hakkında neler biliyoruz?

Neredeyse hiçbir şey!

Onlardan kalan izler, bugün artık tümüyle yitip gitmek üzere.

İşte, Mimar Zakarya Mildanoğlu tarafından derlenen bu kitapta yer alan makaleler, bu izlere farklı yönlerden bakıyor.

Kitapta karşımıza çıkan kimi dikkat çeken konular şöyle:

  • Geç dönem Osmanlı İzmir’inde Ermenilerin toplumsal ilişkileri,
  • İzmir’in Ermeni yapıları ve dokumacılık sanatı,
  • İzmir Ermeni Hastanesi’nin tarihi,
  • Aydın vilayetinde yapılan tehcirler ve katliamlar,
  • İzmir ve çevresindeki Ermeni cemaati,
  • İzmir’de Ermenice basın ve yayın,
  • İzmir’de Ermenilere ait eğitim ve hayır kurumları,
  • İzmir ticaret hayatında Ermeniler,
  • İzmirli bazı tanınmış Ermeniler…

Kitap, bu güzel şehrin ve çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin tarihine, özellikle Ermenilerin orada nasıl yaşadığı çerçevesinden ve yoğunluklu olarak Ermenice kaynaklardan yararlanarak bakan yazıları bir araya getirmesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitabın kapağındaki zeybeğin adı ise, Haçadur Şahinyan.

  • Künye: Kolektif – İzmir Ermenileri, derleyen: Zakarya Mildanoğlu, Aras Yayıncılık, 264 sayfa

James Finn Garner – Ötekileştirmeyen Masallar (2017)

Öyle masallar vardır ki, bilinçsiz de olsa, altan alta dilimize ve davranış kalıplarımıza eşitliksiz, eril ve homofobik önyargılar inşa eder.

Kırmızı Başlıklı Kız, Rapunzel, Külkedisi ve Pamuk Prenses gibi, bunların bir kısmının dünyanın en ünlü masalları oluşu da, işin en kötü tarafı.

Masallardaki bu ötekileştirici tavırdan korunmanın en iyi yolu, muhtemelen onları hiç okumamak.

Fakat James Finn Garner’ın daha yaratıcı bir fikri var:

Kendisi, hepimizin aşina olduğu masalları, tüm önyargı ve ayrımcılıklarından arındırarak yeniden anlatıyor.

Hem de okuruna zevkli anlar yaşatacak keyifli bir üslupla.

Bu alternatif masallar, yüzyıllardan bize miras kalan masalların cadılar, devler, yaratıklar ve hayvanlar üzerinden nasıl büyük ayrımcılık ve önyargılar inşa ettiğini; ırkçı, cinsiyetçi ve homofobik olduğunu gösteriyor, ayrıca bu ötekileştirici yaklaşımın hem masallardan hem de bilinçaltımızdan sürülmesinin ne denli elzem olduğunu ortaya koyuyor.

Masal tutkunlarına şiddetle tavsiye edilir.

  • Künye: James Finn Garner – Ötekileştirmeyen Masallar, çeviren: Devrim Evci, Dipnot Yayınları, masal, 132 sayfa

Dino Buzzati – Ayıların Meşhur Sicilya Baskını (2017)

Dünya edebiyatına ‘Tatar Çölü’ gibi eşsiz bir roman armağan etmiş Dino Buzzati’den, sıcacık, keyifli bir çocuk hikâyesi.

Buzzati burada, bir savaş hikâyesi sunuyor.

Fakat bu savaş, insanların kendi aralarında yaptıkları bir savaş değil, ayılarla insanlar arasında geçen bir savaştır.

Bir zamanlar Sicilya’nın karlı dağlarında, Ayılar Kralı Aslanayı ile halkı yaşarmış.

Bu esnada dağda avlanan iki kişi, Aslanayı’nın oğlu Tombik’i kaçırıp aşağıdaki vadiye götürür.

Uzun süre kimse Tombik’ten haber alamaz ve bir süre sonra ayı halkı da kendi hayat meşgalelerine geri döner.

Günün birinde korkunç bir kış yaşanır ve Ayı halkı, büyük bir kıtlıkla karşı karşıya gelir.

Kral Aslanayı, halkını koruyabilmek için insanların yaşadığı aşağıdaki vadiyi işgal etmeye karar verir.

Bu işgal, ayıların azmi ve kralın büyücüsünün yardımıyla zafere ulaşır.

Kral’ı burada başka bir sürpriz de beklemektedir.

Uzun zamandır kendisinden haber alınamayan Tombik de buradadır.

Buzzati’nin hem yazıp hem resimlediği hikâyesi bu savaş ekseninde, insanların yaşam biçimleri ve alışkanlıklarıyla alay gediyor ve okurunu, doğal yaşamın güzelliklerini keşfetmeye çağırıyor.

  • Künye: Dino Buzzati – Ayıların Meşhur Sicilya Baskını, çeviren: Yelda Gürlek, Yapı Kredi Yayınları, çocuk, 132 sayfa

 

Kolektif – Kuşku ile Komşuluk: Türkiye ve Rusya İlişkilerinde Değişen Dinamikler (2017)

24 Kasım 2015’te Türkiye tarafından bir Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonra, iki ülke arasındaki ilişkileri bütünüyle etkisi altına alan bir kriz yaşandı.

Yalnızca Moskova ve Ankara’nın iktidar koridorlarını değil, sıradan insanları da etkileyen bu kriz, daha sonra karşılıklı adımlarla kısmen aşılsa da, iki ülke arasında oluşan şüphe ve kırgınlıkları tümüyle silip atamadı.

İşte bu nitelikli derleme de, bu bunalımdan yola çıkarak iki ülkenin tarihsel ve güncel ilişkilerinin kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Kitapta irdelenen kimi önemli konular:

  • Türkiye ve Rusya arasındaki benzerlikler,
  • Rus Kilisesi’nin tarihsel rolü,
  • 1945’teki Türkiye-SSCB krizinin temel sebepleri,
  • Soğuk Savaş döneminde Türkiye-Rusya ilişkilerinde Suriye boyutu,
  • Rusya Federasyonu ders kitaplarında Osmanlı-Türk imgesi,
  • 1992’den itibaren iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesini sağlayan koşullar,
  • Türkiye-Rusya askeri rekabetinin dönüşümü,
  • Türkiye-Rusya ilişkilerine Avrupa Birliği etkisi,
  • Rusya’nın Suriye krizindeki müdahalesinin Türkiye’ye etkileri,
  • Ve Türkiye-Rusya enerji ilişkileri…

Çalışmaya yazılarıyla katkıda bulunan isimler de şöyle:

Ayşe Zarakol, Elçin Macar, Behlül Özkan, Kaan Kutlu Ataç, Evren Balta, Süheyla Demir, Şener Aktürk, Emre Erşen, Sıtkı Egeli, Erel Tellal, Mitat Çelikpala, Ayşem Biriz Karaçay, Fulya Hisarlıoğlu, Sinem Akgül-Açıkmeşe, Gencer Özcan, Sezin Öney ve Sinan Birdal.

  • Künye: Kolektif – Kuşku ile Komşuluk: Türkiye ve Rusya İlişkilerinde Değişen Dinamikler, derleyen: Gencer Özcan, Evren Balta ve Burç Beşgül, İletişim Yayınları, siyaset, 358 sayfa