Clémence Scalbert Yücel – Kürt Edebiyatının Anatomisi (2018)

Dil ve kültür politikaları, azınlık sorunları, Kürt sorunu, sınırlar ve sınır ötesi bölgeler gibi alanlarda çalışan Clémence Scalbert Yücel’in bu önemli çalışması, Kürt dili ve edebiyatı hakkında sağlam bir analiz sunuyor.

Yücel burada, Türk dil politikalarıyla Kürt dil politikalarını, ayrıca Kürt yazınsal alanının tarihsel oluşumu ve yapılanmasını derinlemesine irdeliyor.

Kitapta,

  • Türk dil politikalarının yasal bileşeni ve artan yasaklar,
  • Bir araç ve bayrak olarak Kürt dili,
  • Kürt dil politikalarında Marksist yorumlar,
  • Türkiye’de 1991 yılından sonra kültürel politikaların umumileşmesi,
  • PKK ve PSK gibi örgütlerin Kürt diline yönelik yaklaşımları,
  • Siyasette dillerin kullanım biçimleri arasındaki farklılıklar,
  • İsveç’te Kürt edebiyat çevresinin ortaya çıkış zemini,
  • İsveç’te yazınsal faaliyetlere yönelik devlet desteği,
  • Kürtçe yazının biçimlenmesi,
  • Kürtçe’de Hawar, Nûdem ve Nûbihar gelenekleri,
  • Kürtçe yazanın eğitim mekânları olarak medreseler ve hapishaneler,
  • Türkiye’de Kürtçe yazanların ortaya çıkışında Mezopotamya Kültür Merkezi’nin rolü,
  • Ve Kürt edebiyatının dilbilimsel sınırları gibi, alana dair çok önemli konular ele alınıyor.

Künye: Clémence Scalbert Yücel – Kürt Edebiyatının Anatomisi, çeviren: Yeraz Der Garabedyan, Ayrıntı Yayınları, edebiyat inceleme, 272 sayfa, 2018

Sarah Sheppard – Önemli Haritalar (2018)

Sanat yönetmeni ve grafik tasarımcı Sarah Sheppard’ın, içeriğiyle de tasarımıyla da muhteşem bu kitabı, yeryüzünün en heyecan verici coğrafyalarını ve buralardaki en sıra dışı canlıları anlatıyor.

Bermuda Şeytan Üçgeni, Güney Kutbu’nun keşif süreci, dünyanın en tehlikeli hayvanı, dünyanın derinliklerinde olup bitenler ve dağların nasıl oluştuğu, burada karşımıza çıkan kimi konular.

Sheppard’ın kitabını özgün kılan bir husus da, ele aldığı konuları kâşiflerin ve korsanların maceralarıyla harmanlaması.

Sheppard’ın 2013’te yayımlanan ‘Önemli Haritalar’ı, 60 bin kopya satarak çoksatanlar listesine girdiğini ve en iyi çocuk kitabı dalında Carl von Linné Plaque ödülünü aldığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Sarah Sheppard – Önemli Haritalar: Maceracılar ve Hayalperestler İçin, çeviren: Ali Alper, Kolektif Kitap, coğrafya, 36 sayfa, 2018

Faruk Bildirici – Günahlarımızda Yıkandık (2018)

Bugün Türkiye medyası, tarihinin en taraflı, en yozlaşmış ve en ahlaksız dönemlerini yaşıyor.

2010 tarihinden bu yana da Hürriyet gazetesinin Okur Temsilciliği (Ombudsman) görevini yürüten Faruk Bildirici’nin, bu dönemde kaleme aldığı medya etiğiyle ilgili yazıları, bu açıdan önemli bir boşluğu dolduruyor.

Bu yönüyle Bildiri’nin yazıları, yalnızca Hürriyet okurlarını değil, onlarla birlikte tüm medya camiasını, iletişim akademisyenlerini ve özellikle gazeteciliğe yeni başlayanlar ile gazeteci olma hevesiyle İletişim Fakültelerinde okuyan gençleri de hedefliyor.

Bildirici’nin sekiz yılı geçen ombudsmanlık deneyimimden damıttığı bu kitabı, etik standartları örnekler üzerinden medya ve iletişim camiasına anlatıyor, gazeteciliğin mutfağını okurlara tanıtıyor ve okurların medyaya daha farklı, daha bilinçli ve tabii daha hoşgörülü yaklaşmasına yardımcı oluyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Gazetecinin neden her zaman şüpheci olması gerektiği,
  • Haberlerde ölüme saygı göstermek,
  • İntiharlara medya etkisi,
  • Kadın haberlerinde erkek dili,
  • Ayrımcılık ve nefret söylemi,
  • Haberlerin şiddetin sıradanlaşmasına katkısı,
  • Polis bakışıyla polisiye haberler yapmanın sakıncaları,
  • Barış gazeteciliği,
  • Haber yapımında ve masumiyet karinesine dikkat etmek,
  • İş dünyasına güzellemeler,
  • Reklam kokan habercilik,
  • Özel hayatın korunması,
  • Haberde sözcüklerim seçimi ve Türkçenin kullanımındaki sıkıntılar,
  • Haber fotoğrafçılığında etik,
  • Kaynak gösterme ahlakı,
  • Özel uçak gazeteciliği,
  • Hapsedilen basın özgürlüğü…

Künye: Faruk Bildirici – Günahlarımızda Yıkandık, Ayrıntı Yayınları, medya, 432 sayfa, 2018

Robert H. Lavenda ve Emily A. Schultz – Kültürel Antropoloji (2018)

Alanın tanınan isimlerinden Robert Lavenda ve Emily Schultz imzalı bu nitelikli eser, sosyal bilimler, özellikle de antropoloji ve sosyoloji hakkında bir temel kaynak oluşuyla önemli.

Toplamda 12 bölümden ve bir ek bölümden oluşan bu kapsamlı çalışma,

  • Antropolojinin alt dalları,
  • Modernizm, postmodernizm ve sonrasında antropolojinin dönüşümü,
  • Ahlâk antropolojisi,
  • yüzyıl başlarında ırkçılık karşısında kültür,
  • Kültürün evrimi,
  • Kültür ve simgecilik,
  • Küresel dünyada kültür kavramının dönüşümü,
  • Anlam yaratma ve dil,
  • Dil, kültür ve toplum,
  • Dillerarası etkileşim ve değişim,
  • Anlam yaratma ve sanat,
  • Dünya görüşü ve din,
  • Sekülerizm, köktendincilik ve yeni dini akımlar,
  • Toplumsal örgütlenmenin boyutları,
  • Kast, sınıf, ırk ve etnik köken,
  • Cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsellik,
  • yüzyılda cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve feminizm,
  • Siyasal antropoloji,
  • Sömürgeciliğin kültürel mirası,
  • Sömürgecilik sonrası dünyada sosyokültürel değişim,
  • Küresel kapitalist ekonomide rahatsızlık ve sağlık,
  • Ve bunun gibi pek çok konu irdeleniyor.

Kitabın sonunda verilen etnografya metinlerini yazmak ve okumak konusundaki ek bölüm ise, saha çalışması yapıp metin yazacak veya etnografi metinleri okuyacak kişiler için bir rehber niteliğinde.

Kitabın, Türkiye’deki antropoloji çalışmalarına özgün bir katkı sunacağını söylemeliyiz.

  • Künye: Robert H. Lavenda ve Emily A. Schultz – Kültürel Antropoloji: Temel Kavramlar, çeviren: Dilek İşler ve Onur Hayırlı, Doğu Batı Yayınları, antropoloji, 364 sayfa, 2018

Daniel G. Bates ve Amal Rassam – Ortadoğu Halkları ve Kültürleri (2018)

Yanı başımızda kadim bir coğrafya olan Ortadoğu hakkında neler biliyoruz?

Ülkenin Suriyeli göçmen ve sığınmacılarla imtihanına bakıldığında, neredeyse hiçbir şey!

Daniel Bates ve Amal Rassam imzalı bu nitelikli sosyal-antropolojik çalışma, Ortadoğu halkları ve kültürleri hakkında bir başucu kitabı olmaya aday.

Yazarlar Ortadoğu’yu din, kimlik, İslam kültürü, toplum düzeni, topluluk kimlikleri, etnik gruplar, tarım, değişen köy yaşamı, kent hayatı, kadınların toplumdaki yeri ve iktidarın yereldeki örgütlenme biçimleri gibi zengin perspektiflerden irdeliyor.

Ortadoğu’nun bugün içinde bulunduğu belli başlı sorunların da ele alındığı çalışmayı, bölge hakkında aydınlanmak isteyenlerin muhakkak okuması gerekiyor.

  • Künye: Daniel G. Bates ve Amal Rassam – Ortadoğu Halkları ve Kültürleri, çeviren: M. Barış Gümüşbaş, Dipnot Yayınları, sosyoloji, 392 sayfa, 2018

Robert Moor – Patikalar Üzerine (2018)

Robert Moor’da bu kitabın ilk nüveleri, 2009 yılında yaptığı bir yürüyüşte, ayaklarımızın altında yatan yolların, patikaların neler olabileceği ve bizi nereden alıp nereye götürdüğü üzerine düşünürken ortaya çıktı.

‘Patikalar’, dünyayı gezmiş Moor’un, tarihte unutulup gitmiş Cherokee parkurlarından devasa karınca patikalarına, kıtaları birbirine bağlayan yürüyüş yollarından otobanlara, internet ağlarından göç yollarına, hem insanların hem de hayvanların inşa etmiş olduğu patikaları bilim, tarih, felsefe, doğa ve bilgelik perspektifli bir bakışla irdelediği yazılarını sunuyor.

Moor bunu yaparken de, insanların ve hayvanların dünya üzerindeki yolculuğunun kıtaları aşacak seviye ve yoğunluğa nasıl ulaştığını, insanın doğa ve teknolojiyle kurduğu ilişkinin bizzat doğanın kendisini nasıl dönüştürdüğünü ve kişisel olarak her birimizin kendi yaşam patikalarımızı nasıl inşa ettiğimizi irdeliyor.

Bu ağların hem insanı hem de dünyayı anlamamız konusunda bize nasıl yardımcı olduğu üzerine düşünmek isteyenler bu kitabı muhakkak edinmeli.

  • Künye: Robert Moor – Patikalar Üzerine: Bir Keşif, çeviren: Burcu Halaç, Kolektif Kitap, deneme, 384 sayfa, 2018

Firoozeh Kashani-Sabet – Sınır Kurguları (2018)

Coğrafya siyaset ilişkisinin analizi anlamında çok iyi bir örnek olan ‘Sınır Kurguları’, 19. ve 20. yüzyıllarda İran’da ulusal kimliğin ve bununla birlikte sınırlarına dair kurgularının nasıl geliştiğini inceliyor.

Profesör Firoozeh Kashani-Sabet, bu gelişimde İran’ın komşuları olan Osmanlı, Azerbaycan ile dönemin emperyalist güçleri olan Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin nasıl rol aldığını da derinlemesine irdeliyor.

İran’da milliyetçilik ile toplumsal cinsiyet arasındaki ilişki anlamında da zengin değerlendirmeler barındıran, bunun yanı sıra ele aldığı konuyu hikâye etme biçimiyle de keyifli bir okuma vaat eden çalışmayı, yalnızca Ortadoğu’nun özgün ülkelerinden olan İran’da ulusal kimliklerin oluşumu ve sınır kurgularının gelişimi konusunda değil,  modernite ve milliyetçilik konularında da önemli bir kaynak olarak kesinlikle öneriyoruz.

  • Künye: Firoozeh Kashani-Sabet – Sınır Kurguları: İran Ulusunun Şekillenmesi (1804-1946), çeviri: Duygu Şendağ, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 332 sayfa, 2018

Sebastian Haffner – Bir Alman’ın Hikâyesi (2018)

Sebastian Haffner, Naziler adım adım iktidara gelirken, “Bize dokunmazlar”, “Tadımız kaçmasın” veya “Başka ne yapabilirler ki!” diyen, pek çok sıradan Alman vatandaşlarından biriydi.

Fakat, daha sonra korkunç şeyler oldu.

Haffner ve onun gibi olup bitenleri köşesinden izleyen, suya sabuna dokunmayan birçok insanın asla tahayyül edemeyecekleri pervasızlıkta hem de.

İşte Haffner’ın elimizdeki anıları da, bu totaliter Nazi iktidarının nasıl herkese ve hayatın her alanına dokunduğunu ve günün birinde kendilerine de uzanacak şekilde hayatı nasıl cehenneme çevirdiğini gözler önüne seriyor.

O dönemde politik olmayan ve sertleşen siyasi mücadeleyi uzaktan izlemekle yetinmiş Haffner’in kitabı, hem harika üslubu hem o dönemde yaşanan dönüşümleri zengin ayrıntılarla ortaya koymalarıyla ve daha da önemlisi, faşizmin tam olarak ne anlama geldiğini çok açık bir biçimde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Devlet, münferit kişiden, arkadaşlarından kopmasını, sevgilisini terk etmesini, kendi fikirlerinden vazgeçip önüne konan fikirleri benimsemesini, insanları alıştığından farklı bir şekilde selamlamasını, hoşlandığından farklı şeyler yemesini ve içmesini, boş zamanını nefret ettiği birtakım faaliyetler için heba etmesini, bütünüyle reddettiği maceralar için kendisini emre amade kılmasını, geçmişini ve benliğini reddetmesini ve bütün bunları yaparken her an yoğun bir coşku ve minnettarlık göstermesini, korkunç tehditler savurarak talep eder. Münferit şahıs bir kahraman olarak doğmamıştır, hele şehit olmak aklından bile geçmez. Sıradan bir insandır, birçok zaafı vardır… Ama kendisinden talep edilenleri istemez, bu nedenle düelloyu kabul eder – pek heyecanlı değildir, daha ziyade omuzlarını silkerek kabul eder düelloyu, ama diğer taraftan sessiz bir kararlılık içindedir de, yılmayacaktır.”

  • Künye: Sebastian Haffner – Bir Alman’ın Hikâyesi: Hatırladıklarım (1914-1933), çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, anı, 270 sayfa, 2018

Orhan Koçak ve Yücel Göktürk – Turgut Uyar ve başka şeyler (2018)

Orhan Koçak ile Yücel Göktürk’ün ilk kez Bir+Bir Dergisi’nde yayınlanan bu söyleşileri, hakikaten kitabın alt başlığının da hakkını verdiği gibi, birçok konuya açılan çok zengin bir diyalog sunuyor.

Şimdi ikinci baskısına ulaşan kitap, Turgut Uyar’ın şiirini merkeze alarak cinselliğe, demokrasi ve devrime, İkinci Yeni’ye, ODTÜ’ye, romana, varoluşçuluğa, yenilgiye ve daha pek çok konuya uzanıyor.

Söyleşi bunun yanı sıra, Walter Benjamin’den Sartre’a, Marcuse’ten Žižek’e Ulus Baker’den Deleuze’e pek çok düşünürün fikirlerini de kat ediyor.

Tabi söylemeye dahi gerek yok; burada Edip Cansever, Orhan Veli, Cemal Süreya, Melih Cevdet ve Ece Ayhan gibi Türkiye şiirine yön vermiş pek çok aktör de karşımıza çıkıyor.

‘Turgut Uyar ve başka şeyler’ çok iyi bir söyleşi kitabı olmasının yanı sıra, şiir, edebiyat, felsefe ve siyasetin yetkin bir bireşimi olarak muhakkak okunmalı.

  • Künye: Orhan Koçak ve Yücel Göktürk – Turgut Uyar ve başka şeyler: A’dan Z’ye Bir Konuşma, Metis Yayınları, şiir eleştiri, 133 sayfa, 2018

Kolektif – Türkiye’de Sağlıkta Kamu-Özel Ortaklığı: Şehir Hastaneleri (2018)

Kamu-Özel Ortaklığı’nın talan yoluyla sermaye birikim aracı olarak nasıl kullanıldığı

Son zamanlarda, Kamu-Özel Ortaklığı (KÖO) ile iktidarın yandaşlarına nasıl ülke kaynaklarını ustaca yandaşlarına peşkeş çektiğine dair haberler çıkıyor.

Bu kitapta bir araya gelen yazarlar ise, iktidarın Kamu-Özel Ortaklığı yoluyla ortaya koyduğu performansı yeni şehir hastanelerinin kuruluşu bağlamında gözler önüne seriyor.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı, Prof. Dr. Raşit Tükel’e kulak verelim:

“Kamu özel ortaklığı finansman yöntemiyle yurttaşların cebinden küresel sermayeye kaynak aktarılıyor. Bu sistemde, şehrin içinde yer alan kolay ulaşılabilir hastanelerin kapatılması hastalar açısından sağlık hizmetlerine erişim zorluğu getiriyor ve dolayısıyla halkın sağlık hakkının engellenmesine neden olabiliyor.”

Görüldüğü kadarıyla, Kamu-Özel Ortaklığı ile yapılan şehir hastaneleri, doğrudan sağlığımızı etkileyecek denli önemli.

Birebir Ankara, Mersin, Adana, Yozgat şehir hastaneleri örneklerinden yola çıkarak şehir hastaneleri olgusunun çok yönlü bir bakışla değerlendirildiği elimizdeki kitapta,

  • Kamu-Özel Ortaklığı’nın neden verimsiz ve pahalı bir finansman olduğu,
  • Kamu-Özel Ortaklığı’nın talan yoluyla sermaye birikim aracı olarak nasıl kullanıldığı,
  • Kamu-Özel Ortaklığı ile şehir hastanelerinin piyasalaştırılması,
  • Şehir hastanelerinde çalışanların istihdam koşulları,
  • Şehir hastanelerinde çalışanlar ile hastaları nelerin beklediği,
  • Ve şehir hastaneleriyle ilgili açılan davaların seyri gibi pek çok konu tartışılıyor.

Çalışmanın, şehir hastaneleriyle ilgili güncel durumu ortaya koymasının yanı sıra, Kamu-Özel Ortaklığı’nın aslında bütün ülkenin geleceğini ipotek altına alan nasıl büyük bir sorun olduğunu da gözler önüne seriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Eriş Bilaloğlu, Sedat Çal, Uğur Emek, Özgür Erbaş, Bayazıt İlhan, Ali İhsan Ökten, T. Sabri Öncü, Kayıhan Pala, Mustafa Sönmez, Çiğdem Toker, Raşit Tükel, Ful Uğurhan, Cavit Işık Yavuz ve Halis Yerlikaya.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Sağlıkta Kamu-Özel Ortaklığı: Şehir Hastaneleri, derleyen: Kayıhan Pala ve Türk Tabipleri Birliği Şehir Hastaneleri İzleme Grubu, İletişim Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2018