Fethi Benslama – Ölüm Siyaseti: Cihatçı “Üst-Müslümanlar” (2018)

Birçok gençte görülen kendini İslâm adına kurban etme arzusu nasıl düşünülmelidir?

Onları tutup en kötüye sürükleyen nedir?

Psikoloji, psikanaliz ve tarihsel analizden yola çıkan ‘Ölüm Siyaset’, gençleri cihat adına ölüme ve öldürmeye sürükleyen süreçleri, din-siyaset ilişkisini sorgulayarak tartışan önemli bir çalışma.

Fethi Benslama, halifeliğin kaldırılmasıyla, İslam’ın bir siyaset ideali olarak dağıldığını ve bunun ertesinde Müslüman toplumlarda büyük bir travma yaşandığını belirtiyor.

Yazar, güncel örneklerle zenginleştirdiği analizinde, bu kırılmayla birlikte, günümüzde büyük bir tehdit haline gelen cihatçı terörizmin Batı’yla karşılaşmanın yarattığı kırılmayla da birleşerek, “daha çok” Müslüman olma, bir “Üst-Müslüman” olma yarışına neden olduğunu söylüyor.

Benslama’nın burada tanımladığı şekliyle “Üst-Müslüman” aslında bir kavramdan öte, üzerinde iyice düşünülmesi gereken bir mefhum.

Benslama’ya göre, “Üst-Müslüman” tabirinin Müslümanların ve uygarlıklarının karşı karşıya kaldığı tehlikenin doğası konusunda bir gösterge değeri vardır ve yazar, kitabının son bölümünde de, Müslümanlar için başka bir geleceğin imkânlarını sorguluyor ve “Üst-Müslüman”lığın nasıl aşılacağını irdeliyor.

  • Künye: Fethi Benslama – Ölüm Siyaseti: Cihatçı “Üst-Müslümanlar”, çeviren: Orçun Türkay, İletişim Yayınları, siyaset, 101 sayfa, 2018

Tristran Tzara – Dada Manifestoları ve Diğer Metinler (2018)

Birinci Dünya Savaşı’nın yaşandığı yıllarda bu yıkıma ve burjuvanın çürümesine karşı bir isyan olarak başlamış Dada akımı, sanat dünyasında büyük bir devrim yarattı.

Dada akımının kurucularından ve önde gelen isimlerinden biri de, şair ve yazar Tristan Tzara’ydı.

İşte bu kitapta, Tzara’nın, Dada akımını anlattığı yedi manifestosu ile kendisinin Türkçede daha önce yayınlanmamış yazıları bir araya geliyor.

Bu yazılarda, Tzara’nın sanat, siyahi sanat ve şiir, tersine fotoğraf, sanat ve av ve mizahın iflası gibi konulardaki ilgi çekici fikirleriyle karşılaşıyoruz.

Kitap, Francis Picabia’nın özgün çizimleriyle de zenginleşmiş.

  • Künye: Tristran Tzara – Dada Manifestoları ve Diğer Metinler, çeviren: Elif Gökteke, Sel Yayıncılık, sanat, 126 sayfa, 2018

Haldun Gülalp – Laiklik, Vatandaşlık, Demokrasi (2018)

Türkiye’de özellikle son yıllarda laiklik, vatandaşlık ve demokrasi konuları her açıdan büyük tahribat almış durumda.

Haldun Gülalp da tarihsel bir perspektifle Türkiye’nin siyasal kültüründeki süreklilikleri ve kopuşları inceliyor.

Gülalp, “yeni” dönemin beraberinde getirdiği büyük yıkımın ufak tefek düzenlemelerle aşılamayacağını, bunun için baştan aşağı bir yenilenmenin elzem olduğunu belirtiyor.

Kitapta,

  • Avrupa modernleşmesi ve Osmanlı,
  • Türkiye’de laiklik ve sol,
  • Laikliğin anlamı ve önemi,
  • Demokratik kültür ve kamusal yaşam,
  • Demokratik vatandaşlık kavramının dönüşümü,
  • Toplumsal kimlikler ve iktidar,
  • Anayasalarımızda vatandaşlığın tanımlanışı,
  • Siyasal kültürümüzde vatandaşlık ve demokrasi,
  • Ve Gezi direnişinin ortaya koyduğu alternatif siyaset ve toplum perspektifi, gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Karl Marx, Max Weber, Anthony Giddens ve Perry Anderson gibi pek çok düşünürün yaklaşımları bağlamında, siyasal kültürümüzün dünü ve bugününün nitelikli bir fotoğrafını çeken ve günümüzde var olan sıkıntıyı nasıl aşabileceğimizi tartışan Gülalp şöyle diyor:

“Artık kapitalizm kendi sınırlarına varmıştır. Rosa Luxemburg’un bundan yaklaşık yüz yıl önce literatüre soktuğu ‘ya barbarlık ya sosyalizm’ öngörüsüne bugün gerçekten ulaştık diye düşünüyorum. Kapitalizmin her gün gözümüze sokarak yaptığı yıkım artık bu noktadan sonra ya doğal çevreyle birlikte insanlığın da sonunu getirecek ya da kapitalizmin aşılıp, eşitlik, özgürlük ve dayanışmanın egemen olduğu yeni bir düzenin kurulmasıyla son bulacaktır.”

  • Künye: Haldun Gülalp – Laiklik, Vatandaşlık, Demokrasi: Türkiye’nin Siyasal Kültürü Üzerine Çalışmalar, Metis Yayınları, siyaset, 264 sayfa, 2018

Ahmet Gülen – Türkiye’de Partili Cumhurbaşkanı Tartışmalarının Kısa Tarihçesi (2018)

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ardından Mustafa Kemal Atatürk ve kendisinin ardından gelen İsmet İnönü, hem CHP Genel Başkanlığı ve hem de Cumhurbaşkanlığı görevlerini üstlenmişti.

Bugün sağ cenahta yer alan siyasetçiler şimdilerde canı gönülden “Partili Cumhurbaşkanlığı”nı savunurken, Atatürk ve İsmet İnönü’nün bu konumunu referans gösterse de, onların öncüleri olan Demokrat Parti idarecileri o zamanlar bugünkü sağ parti idarecileriyle tamı tamına zıt söylemlere sahipti.

CHP’ye muhalif parti idarecilerine göre Cumhurbaşkanı partisiz olmalı ve Devlet Başkanı partiler arası ilişkilerde bir tür hakem görevi üstlenmeliydi.

İşte Ahmet Gülen de bu önemli çalışmasında, ağırlıklı olarak çok partili dönemlerde kurulan muhalefet partilerinin “Parti Başkanlığı – Devlet Başkanlığı” birleşmesine değerlendirmelerinin ve buna yönelttikleri eleştirilerinin izini sürüyor.

1923-1950 arasında iktidarda bulunan CHP idarecilerinin eleştiriler karşısındaki tutum ve davranışlarını da irdeleyen Gülen’in çalışması, cumhuriyetin erken dönemi sayılan ilk 27 yılında ortaya çıkan “Partili Cumhurbaşkanı” tartışmalarına ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: Ahmet Gülen – Türkiye’de Partili Cumhurbaşkanı Tartışmalarının Kısa Tarihçesi (1923-1950), Tarihçi Kitabevi, tarih, 120 sayfa, 2018

Isabelle Mons – Ruhun Kadınları (2018)

Anna Freud ve Melanie Klein’ı saymazsak, psikanaliz tarihinde kadınlar sanki hiç yokmuş gibi davranılır.

Oysa kadınlar, her alanda olduğu gibi psikanalize de önemli katkılarda bulunmuştur.

İşte ‘Ruhun Kadınları’ da, bu alanda varlık göstermiş on dört kadının hikâyesini anlatıyor.

Kitapta ilk kadın psikanalist Emma Eckstein başta olmak üzere, sıkı bir Freud savunucusu olan Lou Andreas-Salomé ve Marie Bonaparte gibi isimlerle karşılaşıyoruz.

Bunun yanı sıra Margarethe Hilferding, Anna Freud, Melanie Klein, Sabina Spielrein, Helene Deutsch, Eugénie Sokolnicka ve Hermine von Hug-Hellmuth da, burada kendilerine yer verilen diğer isimler.

‘Ruhun Kadınları’, kadınların, psikanalizin daha ilk zamanlarından itibaren bu disipline nasıl katkıda bulunduklarını, ayrıca ilerleyen zamanlarda ortaya koydukları teorilerin psikanaliz disiplini açısından ne denli vazgeçilmez olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli bir çalışma.

  • Künye: Isabelle Mons – Ruhun Kadınları: Psikanalizin Öncü Kadınları, çeviren: Öncel Naldemirci, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 280 sayfa, 2018

Martin Loughlin – Kamu Hukukunun Temelleri (2018)

Kamu hukukunun Ortaçağ’dan modern devletin ortaya çıkışına uzanan bir süreçte irdeleyen, alan için önemli bir rehber.

Martin Loughlin burada,

  • Kamu hukukunun oluşumunu sağlayan etkenleri,
  • Kamu hukukunun gelişiminde Ortaçağ hukukçularınca yürütülen tartışmaların hayati payını,
  • Ortaçağ temel hukuk düşüncesinin sekülerleşmesi ve rasyonelleşmesini,
  • Kamu hukukunun modern yönetim anlayışına nasıl yetke ve meşruiyet kazandırdığını,
  • Devlet, anayasa ve hükümet gibi, kamu hukukunun üç temel öğesinin işlevlerini,
  • Ve siyaset, teknoloji ve bilim alanında yaşanan gelişmelerin kamu hukukunu nasıl şekillendirdiğini anlatıyor.

Loughlin bu konuları da, on altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyılın başına uzanan bir zaman diliminde ve Bodin, Althusius, Lipsius, Grotius, Hobbes, Spinoza, Locke, Montesquieu, Rousseau, Kant, Fichte, Smith ve Hegel gibi pek çok ismin kamu hukukuna dair fikirleri ekseninde irdeliyor.

  • Künye: Martin Loughlin – Kamu Hukukunun Temelleri, çeviren: Dilşad Çiğdem Sever ve Kıvılcım Turanlı, Dipnot Yayınları, hukuk, 407 sayfa, 2018

Bruno Latour ve Vincent Antonin Lépinay – Tutkulu Çıkarların Bilimi (2018)

Burada daha önce, ütopik eseri ‘Geleceğin Tarihinden Alıntılar’ yer verdiğimiz Gabriel de Tarde’ın sıra dışı fikirleri kimi sosyolog ve sosyal psikologlara esin kaynağı olmuşsa da, kendisi çağımızın ihmal edilen düşünürlerindendir.

Tarde, “İktisat antropolojisini anlamak için ilk olarak alışkanlıklarımızın bütünüyle tersine çevrilmesini kabul etmeliyiz: Ekonomi içindeki hiçbir şey nesnel değildir, hepsi özneldir,” demiştir.

Bruno Latour ve Vincent Antonin Lépinay’ın bu kısa ama etkili çalışması ise, Tarde’ın fikirlerini, ağırlıklı olarak da iktisat antropolojisine dair düşüncelerini ele almasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitapta,

  • İktisadın doğası,
  • Sosyal Darwinizm,
  • Üretim faktörlerinin yeniden dağıtımı,
  • Sermayenin eğilimleri,
  • Kapitalist rejimin dinamikleri,
  • Ve iktisatta “Adam Smith problemi” gibi, Tarde’ın tartıştığı pek çok konu yeniden gündeme getiriliyor.

Künye: Bruno Latour ve Vincent Antonin Lépinay – Tutkulu Çıkarların Bilimi: Gabriel Tarde’ın İktisat Antropolojisine Bir Giriş, çeviren: Ekin Değirmenci, Heretik Yayıncılık, iktisat, 98 safya, 2018

Guy Delisle – Kudüs Günlükleri (2018)

Guy Delisle, daha önce başarılı çizgiroman kitapları ‘Pyongyang’, ‘Shenzen’ ve ‘Burma’ günlükleri ile geniş bir okur kitlesine ulaşmıştı.

Bu kitap ise, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler için kutsal olan Kudüs’te yaşamanın tam olarak ne anlama geldiğini anlatıyor.

Bir yabancının bakış açısından, Kudüs’ün gündelik hayatından çok zengin ayrıntılar sunan kitap, yüzyıllardır bu şehirde yaşayan Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman topluluklarının dünyasına da iniyor.

Özellikle, şimdilerde çetrefilli bir hal almış İsrail-Filistin çatışmasının kökenlerine inmesiyle de önem arz eden kitap, bazı yerlerde karanlık, genel olarak mizahi üslubuyla öne çıkıyor.

Bugünkü Kudüs’ün kültürel ve siyasi dokusuna giriş niteliğinde bir çalışma arayanlara şiddetle önerilir.

  • Künye: Guy Delisle – Kudüs Günlükleri, çeviren: Levend Yalman, Karakarga Yayınları, çizgiroman, 344 sayfa, 2018

Walter Benjamin – Walter Benjamin Kitabı (2018)

Kısa bir ömür sürmesine rağmen Walter Benjamin, ortaya koyduğu fikirlerle yirminci yüzyıl Batı düşüncesinin en etkili isimlerindendi.

Ve etkileri hiç sonlanmadı, bilakis son zamanlarda kendisine artan ilgide önemli bir artış da söz konusu.

Hannah Arendt’in “Zengin ve garip olan şeyleri, derinliklerindeki incileri ve mercanları alıp su üstüne çıkarmak için denizin dibine kadar inen bir inci avcısı,” dediği Benjamin, bir felsefeci ve eleştirel kuramcı olarak çok çeşitli alanlarda kalem oynattı.

İşte bu kapsamlı kitap da, Benjamin’in seçme yazılarını bir araya getiriyor.

Bu yazılar, estetik kuramından kültür kuramına, siyasal teolojiden Alman Romantizmine ve film kuramına, Benjamin’in ne denli zengin bir alanda düşünce ürettiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Walter Benjamin – Walter Benjamin Kitabı: Seçme Yazılar, hazırlayan ve çeviren: Tunç Tayanç, Dipnot Yayınları, felsefe, 542 sayfa, 2018

Simon Blackburn – Etik (2018)

Belki yozlaşmanın sınır tanımadığı günümüzde etik, kimi zaman pek karşılığı olmayan bir kavram ve olgu olarak görünebilir.

Öyle ya, Tanrı’nın olmadığının ilan edildiği günümüzde, ayrıca bilim de insanın hepten bencil, çıkarcı ve saldırgan bir varlık olduğunu her fırsatta yüzümüze vurmuşken.

Oysa etik, tam da zorlu zamanlarda sınanır ve asıl önemini ve vazgeçilmezliğini de böylesi zamanlardan alır.

Simon Blackburn, elimizdeki kitabında tam da bunu anlatıyor.

Yazar, şimdiye kadar arzu, mutluluk, özgürlük ve ölüm gibi temalar etrafında yürütülmüş etik tartışmaları bir baştan diğer başa kuşatıyor.

Blackburn bunu yaparken, hayatın anlamı üzerine bizi düşünmeye davet ediyor ve yaşadığımız dünyanın dehşetine ve yarattığı karamsarlığa rağmen etik değerler konusunda neden ümidimizi yitirmememiz gerektiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Simon Blackburn – Etik, çeviren: Erkan Uzun, Dost Kitabevi, felsefe, 194 sayfa, 2018