Kolektif – Sosyal Yardım Alanlar (2018)

2000’li yıllar Türkiye’sinde ekonomi, siyaset, sosyal politika ve işgücü piyasası yeniden biçimlenirken, bu alanların kesişim kümesinde belki de en çok yer kaplayan uygulamalardan biri sosyal yardımlar oldu.

Özellikle AKP iktidarıyla birlikte, sosyal yardımlar ve sosyal yardım alanlar, Türkiye’de başlı başına bir toplumsal ve siyasi olgu haline gelmeye başladı, fakat bunun bilimsel araştırma gündemine girebildiği örnekler azdır.

Bu yöndeki boşluğu doldurmaya aday elimizdeki nitelikli derleme ise, Ankara’nın farklı mahallelerinde yapılmış derinlemesine görüşmeler yoluyla, nitel ve nicel açıdan sosyal yardımları ve sosyal yardım alanları inceliyor.

Kitapta,

  • Vatandaş ve toplumsal sınıf olarak yoksullar,
  • Türkiye’de sosyal yardımların niteliğinin yasal ve toplumsal temelleri,
  • İslamcı refah rejimi ve siyaset arasındaki ilişkinin geçmişten bugüne dönüşümü,
  • Sosyal yardımların toplumsal cinsiyetli doğası bağlamında cinsiyetçi işbölümünün yeniden üretimi,
  • “Bir paket makarna”nın öz saygı düzeyine etkisi ve klientalizm,
  • Nakit açığını kapatan bir gelir türü ve geçim aracı olarak sosyal yardım,
  • Ve sosyal yardımla geçinmeye çalışan işsiz ve yarı işsizler gibi, önemli konular irdeleniyor.

Sosyal yardımların toplumsal, bireysel ve nihayetinde siyasi temellerini daha sarih görmek açısından çok iyi bir çalışma.

Kitaba makaleleriyle katkıda bulunan isimler ise şöyle: Serdal Bahçe, Utku Balaban, Özge Sanem Özateş Gelmez, Elif Hacısalihoğlu, Recep Kapar, Emirali Karadoğan, Ahmet Haşim Köse, Denizcan Kutlu ve Gülcan Urhan.

  • Künye: Kolektif – Sosyal Yardım Alanlar: Emek, Geçim, Siyaset ve Toplumsal Cinsiyet, derleyen: Denizcan Kutlu, İletişim Yayınları, siyaset, 408 sayfa, 2018

David Bryn Whitehouse ve Richard Hodges – Muhammed, Şarlman ve Avrupa’nın Kökenleri (2018)

Henri Pirenne’in ‘Mahomet et Charlemagne’ (Hazreti Muhammed ve Şarlman) adlı eseri, beşinci ve dokuzuncu yüzyıllar arasındaki klasik dönem Avrupa tarihini incelemişti.

Bu kitabın öne çıkan tezi, Cermen akınlarının Antik dünyanın Akdeniz’deki birliğini kırmadığı, Antik gelenekten kopuşun tek sebebinin İslam’ın beklenmedik bir hızla yayılışı olduğu şeklindeydi.

Literatüre “Pirenne Tezi” olarak geçen bu tez, şu ana kadar çokça tartışılmış olsa da, söz konusu kitabın yayımlandığı elli yıldan bu yana çürütülmüş değil.

Pirenne’in bir diğer özelliği ise, dönemin başat tarihyazımı anlayışından farklı olarak, on dokuzuncu yüzyılın öyküsel tarih geleneğinden ayrılıp ekonomi tarihine odaklanan ilk girişimlere imza atmasıdır.

Ki Pirenne’e tarih yazıcılığının ölümsüzleri arasında yer alma hakkını kazandıran da asıl olarak bu çalışmalarıdır.

İşte elimizdeki kitabın, ikisi de arkeolog olan yazarları, David Bryn Whitehouse ve Richard Hodges, “Pirenne Tezi”ni” Kuzey Avrupa, Akdeniz ve Batı Asya’da elde edilen arkeolojik bilgiler ışığında gözden geçiriyor.

Yazarlar bunu yaparken, hem Karolenj İmparatorluğu’nun kökenlerine dair bilinmeyenleri aydınlatmaya koyuluyor hem de arkeolojik verilerin neredeyse şaşırtıcı potansiyeline işaret ediyor.

  • Künye: David Bryn Whitehouse ve Richard Hodges – Muhammed, Şarlman ve Avrupa’nın Kökenleri, çeviren: Ahmet Aybars Çağlayan, Ayrıntı Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2018

Kolektif – Antik Çağlardan Günümüze, Felsefenin Öyküsü (2018)

Anaksimandros’tan Adorno’ya, Hume’dan Foucault’ya, Spinoza’dan Hegel’e ve Marx’a, felsefenin uzun tarihinde karşımıza çıkmış isimler ile akımlar, kavramlar ve sistemler hakkında iyi bir rehber.

Felsefe tarihi hakkında genel bir fikir edinmek, ayrıca barındırdığı düşünürlerin sistemlerine giriş yapmak isteyen okurlar için iyi bir başlangıç olacağını düşünüyoruz.

Kitap, içeriğinin yanı sıra, barındırdığı pek çok görselle, göze de hitap edecek türden.

  • Künye: Christoph Delius, Deniz Sertcan, Kathleen Wünscher ve Matthias Gatzmeier – Antik Çağlardan Günümüze, Felsefenin Öyküsü, çeviren: Ayşegül Gürsel Duyan, Hep Kitap, felsefe, 160 sayfa, 2018

Dana Sajdi – Şamlı Berber (2018)

Tarihçi Dana Sajdi, daha önce yayınlanan ‘Osmanlı Laleleri, Osmanlı Kahvehaneleri’ isimli önemli derlemesiyle hatırlanacaktır.

Sajdi elimizdeki bu ilgi çekici çalışmasında ise, 18. yüzyılda Şam’da yaşamış bir berber olan İbn Budeyr’in enteresan hikâyesini anlatıyor.

Budeyr, sıradan bir berber değil.

Zira kendisi, hayatı boyunca şehrinde olup bitenleri kaydettiği ve daha sonra Şam hakkında çok önemli bir kaynak haline gelecek bir kitap yazdı.

Sajdi’nin çalışması, toplumsal ve entelektüel bir biyografi olarak nitelenebilecek İbn Budeyr’in hikâyesini eksen alarak bu dönemde ortaya çıkan okuryazarlığın, dönemin Şam’ında yarattığı olağanüstü dönüşümü inceliyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri de, halk tabakası arasında okuryazarlık oranının yükseliş göstermesinin, Arap Rönesansı da denilen Nahda hareketiyle nasıl ilişkili olduğunu ayrıntılı bir bakışla tartışması.

Kitap, Osmanlı ve İslam tarihinde halk tabakasından bir insan hakkında yapılmış kitap formatında ilk mikrotarih çalışması.

  • Künye: Dana Sajdi – Şamlı Berber: 18. Yüzyıl Biladü’ş-Şam’ında Yeni Okuryazarlık, çeviren: Defne Karakaya, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 267 sayfa, 2018

Şevket Pamuk – Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme, 1820-1913 (2018)

Osmanlı, 19. yüzyıldan önce dünya ekonomisinden yalıtık bir hayat sürüyordu.

Fakat 1820’den itibaren gerçekleşen ticaret ve yabancı sermaye yatırımları, ülkenin ekonomisinin Avrupa’nın dişli kapitalizmiyle iletişime geçmesine sebep oldu.

İşte bu kitap da, daha sonra ülkeye miras kalacak bu dönemin Osmanlı ekonomisini nasıl etkilediğini ve ona nasıl yön verdiğini irdeliyor.

Osmanlı ekonomisinin dışa açılmasına vesile olan etkenleri, artan bağımlılığın ülke ekonomisinde yarattığı yapısal dönüşümleri ve bu dönemde gerçekleşen iktisadi büyümenin dinamikleri, Pamuk’un burada irdelediği kimi konular.

İlk baskısı 1984’te yapılan kitap, Osmanlı iktisat tarihi alanında önemli bir kitap olmaya devam ediyor.

  • Künye: Şevket Pamuk – Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme, 1820-1913, İş Kültür Yayınları, tarih, 272 sayfa, 2018

Arthur Coleman Danto – Andy Warhol (2018)

Sanat eleştirmeni ve filozof Arthur Coleman Danto, bizde de, özellikle ‘Sanat Nedir?’, ‘Sıradan Olanın Başkalaşımı’ ve ‘Sanatın Sonundan Sonra’ gibi kitaplarıyla bilinen bir isim.

Danto, elimizdeki önemli çalışmasında ise, ressam, sinemacı, yapımcı ve yayıncı Andy Warhol’un nitelikli bir portresini sunuyor.

Danto, Warhol için, “Beni bir sanat felsefecisine dönüştürdü” diyor.

Bu kitap ise, Warhol’un neden sanatta özel bir yere sahip olduğunu, hayatı ile eserleri arasında nasıl bir bağ bulunduğunu, ünlü atölyesi Fabrika’daki hayatını ve çalışmalarını, uğradığı silahlı saldırının ruh sağlığına ve sanatına ne gibi etkilerde bulunduğunu ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Danto, bununla yetinmiyor.

Aynı zamanda, Warhol’un Amerikan kitle kültürüne ve Amerikan kapitalizmine getirdiği eleştirilerin başta Avrupa olmak üzere dünyanın farklı kesimlerindeki entelektüeller tarafından nasıl yorumlandığını da tartışıyor.

  • Künye: Arthur Coleman Danto – Andy Warhol, çeviren: Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, sanat, 144 sayfa, 2018

Quentin Skinner – Liberalizmden Önce Özgürlük (2018)

Ünlü siyaset bilimci Quentin Skinner’dan, önce liberalizm mi önce cumhuriyet mi konusunda ufuk açıcı bir tartışma.

Başta söyleyelim: Skinner, liberalizmin özgürlük anlayışının karşısına cumhuriyetçi düşünceyi çıkarıyor ve ilk kez bu kitapta, modernliğin doğuşuna da kaynaklık etmiş cumhuriyetçilik anlayışı anlamında “Yeni-romacı” geleneği kavramsallaştırıyor.

Kitap, liberalizmin beşiği sayılan İngiltere’nin iç savaş dönemini cumhuriyetçi bir perspektiften inceliyor.

Skinner, İngiltere’de monarşinin sona erdiği kısa bir Commonwealth sürecinde, zamanın düşünürlerinin yürüttükleri tartışmalar üzerinden bu dönemde liberal görüşlerden ziyade cumhuriyetçi fikirlerin nasıl etkili olduğunu ortaya koyuyor.

Yazar buradan yola çıkarak, liberalizmin özgürlük nosyonu üzerinden dayatılan hegemonyaya itiraz ediyor ve söz konusu özgürlük kavrayışının karşısına, bir zamanlar etkili olmuş ve modernliğin doğuşuna da kaynaklık etmiş cumhuriyetçilik anlayışını koyuyor.

Skinner’ın kitabı, kısa olmakla birlikte, bugün temsili demokrasi açısından gerek dünyada gerekse Türkiye’de yaşanan kimi kafa karışıklıklarına da çok iyi yanıt verecek bir kitap.

  • Künye: Quentin Skinner – Liberalizmden Önce Özgürlük, çeviren: Kemal Özdil, Islık Yayınları, siyaset, 128 safya, 2018

Barış Özener – İnsan Çeşitliliği (2018)

Dünya üzerinde yaşayan çok sayıda halk var.

Peki, neden birbirimizden bu kadar farklıyız?

Barış Özener’in yeni bir baskıyla yayınlanan bu kitabı, yukarıdaki sorunun izini sürerek bu çeşitliliğin tam olarak ne anlama geldiğini ve antropolojinin buna nasıl yanıt verdiğini ortaya koyuyor.

Alan için önemli veriler barındıran ve okurunu insanlar ve halklar üzerine düşündüren kitapta,

  • İnsanları ırklara ayırarak sınıflandırmanın ortaya çıkışındaki etkenler,
  • Antropolojinin ırk kavramına nasıl yaklaştığı,
  • İnsanın, neden postu olmayan tek primat türü olduğu,
  • Bazı kan gruplarına sahip insanların neden bazı hastalıklara karşı daha dirençli olduğu,
  • Afrikalılarla Avrupalıların neden farklı ten renklerine sahip oldukları,
  • Teknolojiyle şehir yaşamının insan evrimini nasıl etkilediği ve bunun gibi birçok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Dünyadaki insan çeşitliliği hakkında açık, anlaşılabilir bir çalışma arayanlar bu kitaba bakmalı.

  • Künye: Barış Özener – İnsan Çeşitliliği, Alfa Yayınları, antropoloji, 240 sayfa, 2018

Richard Florida – Yeni Kentsel Kriz (2018)

Bayağı bir zamandır banliyölerin tadını çıkaran şehirli zenginler, görece kısa sürmüş bir moladan sonra yeniden şehir merkezlerine geri döndü.

Bu durumun en büyük kaybedeni, doğal olarak yoksul kesimler.

Zira zenginlerin arzı endam edişiyle birlikte, onlar buralardan birer birer kovuldu.

Richard Florida’nın bu çalışması ise, ağırlıklı olarak bu durumun gelir eşitsizliği ve ayrımcılığı nasıl körüklediğini gözler önüne seriyor.

Yazar, soylulaştırmanın, kentleri homojenleştirdiğini ve özünde farklılıklar barındırmasıyla değer kazanmış ve zenginleşmiş kentlerin şimdi kültürel/toplumsal yoksullaşmayla, çölleşmeyle yüz yüze kaldığını belirtiyor.

Florida’ya bu konuda katılmamak elde değil.

En bariz örnekler olarak Sulukule ve Tarlabaşı’nın nasıl adım adım yok edildiğini ve bu nedenle nasıl bir zenginliği yitirdiğimizi hatırlayalım.

Florida’nın kitabı, son on beş yıl içinde kentlerin yaşadığı büyük dönüşümü (siz bunu yıkım ve çoraklaşma olarak düşünün) ve daha iyi bir şehircilik ile daha iyi bir gelecek için neler yapılması gerektiğini tartışmasıyla önemli.

  • Künye: Richard Florida – Yeni Kentsel Kriz, çeviren: Derya Nüket Özer, Doğan Kitap, kent çalışmaları, 296 sayfa, 2018

Daniel Bensaïd–Mülksüzler (2018)

Karl Marx’ın oldukça kısa süren bir gazetecilik hayatı var.

Marx bu dönemde, Rheinische Zeitung’da yürütülen odun hırsızlığı konusundaki tartışmalara dâhil olmuş ve bunun üzerinden mülkiyet hakkı, basın özgürlüğü, suç ve ceza gibi konuları irdelemişti.

Bu yazıların üzerinden bir buçuk asır geçti, fakat genç Marx’ın daha o zaman yaptığı saptamalar, bugün de güncelliğini koruyor.

Daniel Bensaïd ise, daha önce Marx’ın bu yazıları üzerine ders vermişti.

Yazar, verdiği derslerden yola çıkarak kaleme aldığı bu kısa ama etkileyici çalışmasında, Marx’ın tartıştığı kavramları güncel bağlamlarına yerleştiriyor.

Bensaïd, Marx’ın odun hırsızlığı üzerinden yürüttüğü ufuk açıcı tartışmayı, bugün tüm dünya çapındaki özelleştirmeye karşı mücadele eden mülksüzlerin mücadelesiyle buluşturuyor ve Marx’ın ne denli önemli analizler ortaya koyacak düşünsel kabiliyete sahip olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

  • Künye: Daniel Bensaïd – Mülksüzler: Marx, Odun Hırsızları ve Yoksulların Hukuku, çeviren: Selim Sezer, Dipnot Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2018