Ali Güveloğlu – Antik Çağ Mutfak Sözlüğü (2019)

Ali Güveloğlu’nu, kısa bir süre önce yayımlanan önemli çalışması ‘Antik Çağ’da Beslenme ve Damak Tadı’ ile biliyoruz.

Yazar şimdi de, kapsamlı bir Antik Çağ mutfak sözlüğüyle karşımızda.

Güveloğlu, Eski Yunan ve Roma toplumlarında besin maddeleri ve mutfak araç gereçleri için kullanılan terimleri derlemiş ve bunların Türkçe karşılıklarını vermiş.

Sözlükte bunların yanı sıra, yemek ve besin tarihiyle ilgili önemli kişi ve yazarlar, mekânlar, bitki ve hayvan çeşitleriyle bazı yemek adları yer alıyor.

Yemek tarihi alanında çalışanlar kadar, yemeğin kültürel ve tarihsel evrimiyle ilgilenen okurların da severek okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Ali Güveloğlu – Antik Çağ Mutfak Sözlüğü: Aletler, Bitkiler, İçkiler, Kişiler, Mekânlar, Yazarlar ve Yemekler, Pinhan Yayıncılık, sözlük, 144 sayfa, 2019

Kolektif – Etnografi (2019)

Sosyoloji, etnografi çalışmalarını severek okuruz.

Fakat bu çalışmaları yürütenlerin tam olarak neler yaşadıklarını bilmeyiz.

İşte bu özgün ve çok ilginç derleme, bizzat araştırmacıların deneyimlerine yer veriyor.

Araştırmacılar burada, yaptıkları çalışmalardaki alan tecrübelerini bizimle paylaşıyor.

Kitabı en ilginç kılan hususların başında, bu sefer sahnenin farklı noktalarında yer alan etnografın olan biteni nasıl deneyimlediğini ortaya koyması.

Yazarlar burada,

  • Ankara pavyonları ve kuşbazları arasında yaşıyor,
  • Dilencilerin peşinde zabıta ile şehrin sokaklarını kat ediyor,
  • Esnaf ile deli arasındaki “oyuna” katılıyor,
  • Ankara Gençlik Parkı Lunaparkı’nda korku ve eğlencenin beraber tezahür ettiği oyuncaklara biniyor,
  • Tofaş marka araba kullanıcılarının arasına kendi Şahin’iyle karışıyor,
  • Ve bunun gibi, enteresan deneyimlerini bizimle paylaşıyor.

Kitaba katılan isimler ise şöyle: Aslı Yazıcı Yakın, Meriç Kükrer, Gülseren Güldeste, Nilgün Sonkan Gündüz, Berna Küçükoğlu, Sinan Çağırtekin, Alim Koray Cengiz, Semra Özlem Dişli ve Ceren Aksoy Sugiyama.

  • Künye: Kolektif – Etnografi: Olağan-içi Tecrübe, editör: Aslı Yazıcı Yakın ve Meriç Kükrer, Doğu Batı Yayınları, sosyoloji, 216 sayfa, 2019

Kerem Karaosmanoğlu – Komplo Teorileri (2019)

Türkiye’nin toprağı, komplo teorileri açısından bereketlidir.

Siyasette, medyanın neredeyse her alanında ve toplumsal dünyamızda komplo teorilerinden geçilmez.

Komplo teorileriyle örülü kitapları, bizde çoksatar raflarında görmek sıradandır.

Öte yandan komplo teorileri, yalnızca bizde değil, tüm dünyada da, çoğu zaman sadece komplo teorisi değildir.

Örneğin tarihte, kimi komplo teorilerinin siyasi kararların çıkmasına vesile olmuş ve kayda değer etkiler yaratmıştır.

Kerem Karaosmanoğlu’nun bu çalışması ise, komplo teorilerini, komplo teorilerini üretenleri ve yayanları akademik bir bakışla analiz eden, Türkiye’de bu alanda yapılmış ender ciddi çalışmalardan.

Karaosmanoğlu’nun, konunun çok boyutluluğunu ortaya koyan, disiplinlerarası bir yaklaşımla hazırladığı çalışması, Türkiyeli okuru uluslararası literatürlere aşina kılması, farklı disiplinler ve bakış açıları içinden düşünmemize yardımcı olması ve meselenin karmaşıklığını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Kitap, komploculuk ve siyaset, ideoloji, kültür ilişkisine daha yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Kerem Karaosmanoğlu – Komplo Teorileri: Disiplinlerarası Bir Giriş, İletişim Yayınları, siyaset, 248 sayfa, 2019

Waller R. Newell – Tiranlar (2019)

Bu özenli çalışma, tiranlığın doğası ve tarihi üzerine muazzam bir analiz.

Kitapta, eski Yunan siyaset teorisinde tiran kelimesinin kökenlerinden tiranlığın Roma İmparatorluğu’ndan Ortaçağ’a ve bugünkü modern faşist ve totaliter diktatörlüklere uzanan hikâyesi kapsamlı bir şekilde anlatılıyor.

Tiranlığın, insanlık tarihinin daimi bir parçası olduğunu belirten Walter Newell, Büyük İskender’den Tudorlara, Büyük Petro’dan Putin’e, Cihatçı terörizmden Çin’deki diktatörlüğe pek çok tarihsel ve güncel örneği analiz ediyor ve böylece demokrasinin inişli çıkışlı serüvenini baştan sona kat ediyor.

Newell’ın bu kitaptaki en büyük katkılarından birisi de, tiranlığı bizzat demokrasinin içinden çıkan bir tehlike olarak ele alıp bunun nasıl aşılabileceği üzerine düşünmesi.

Yazarın da altını önemle çizdiği gibi, her tiran demokrasinin olanaklarından yararlanarak adım adım güçlenir ve güçlendikten sonra da demokrasiyi ve kurumlarını baltalamaya başlar.

Zengin tarihsel verileriyle dikkat çeken kitap,  tarihe ve özellikle siyaset tarihine ilgi duyanlar kadar, tiranı ortaya çıkaran koşullar ve tiranın davranış biçimi hakkında aydınlanmak isteyenleri cezbedecek türden.

Künye: Waller R. Newell – Tiranlar: Gücün, Adaletsizliğin ve Terörün Tarihi, çeviren: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2019

Murat Arslan – Süleyman Demirel (2019)

Süleyman Demirel’e “baba” diyorlardı, fakat kendisinin babalıkla uzaktan yakından ilgisi yoktu.

Örneğin azılı bir sağcı ve antikomünistti, ayrıca iflah olmaz bir pragmatikti.

Hiçbir büyük meseleyi çözmezdi, en fazla onların çevresinde dolanırdı.

O, milliyetçi, muhafazakâr, demokrat, liberal ve daha birçoğuydu.

Sayısız meslektaşını kıskandıracak uzunluktaki siyasi kariyerinin sırrı aslında onun değişime ayak uydurabilme kapasitesinde saklıydı.

Başka bir deyişle Demirel, zamanın ruhunu anlayıp ona göre davranmayı kendine şiar edinmiş, bu uğurda prensiplerini bir kenara bırakmaktan çekinmeyen siyasetçi tipinin kusursuz bir örneğiydi.

İki askerî darbe, sayısız koalisyon, yedi kez başbakanlık ve sonrasında cumhurbaşkanlığı ile Süleyman Demirel’in Türkiye siyasetinin en önemli aktörlerinden biri olduğu yadsınamaz bir gerçek.

İşte Murat Arslan’ın bu çalışması da, Süleyman Demirel’in zengin bir portresini sunuyor.

Arslan, Demirel’in 1924-1960 arasını kapsayan çocukluk ve yetişme döneminden başlayarak 1960’tan itibaren siyasi arenadaki yükselme sürecine, Türkiye’nin karmaşık zamanlar geçirdiği 1971-1980 arasındaki dönemde Demirel’in tutumuna, oradan Başbakanlık yıllarına ve nihayet Cumhurbaşkanlığı sürecine uzanıyor.

Demirel’in hayatı ve siyasi mücadelesi üzerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarından 2000’li yıllar Türkiye’sine uzanan ve bunu yaparken karşımıza zengin ayrıntılar çıkaran kitap, hem iyi bir siyasi biyografi hem de özgün bir yakın tarih okuması.

  • Künye: Murat Arslan – Süleyman Demirel, İletişim Yayınları, biyografi, 271 sayfa, 2019

Kolektif – Çağdaş Marksizm Seçkisi (2019)

Çağdaş Marksist kuramın önde gelen iki ismi, Bertell Ollman ve Kevin Anderson’ın hazırladığı bu harika derleme, son yüzyılın önde gelen Marksist yazarlarından bazılarının çok geniş yelpazedeki konularla ilgili yaptıkları seçkin çalışmalardan örnekler sunuyor.

Burada yer alan 31 makale, 20. yüzyıl boyunca yazılmış en kritik Marksist metinler olmalarıyla bilhassa önemli.

Makaleler; Marksist kuram ve yöntem, ekonomi politik, devlet ve siyaset, birey ve toplum, kültür ve din, tarih, sömürgecilik, ırk, cinsiyet ve çevrebilim başlıkları altında toplanmış.

Bu makalelerin tartıştığı kimi konular ise, şöyle:

  • Şeyleşme ve proletarya bilinci,
  • Marx’ın yönteminde soyutlama süreci,
  • Gündelik yaşamın yeniden üretimi,
  • Dünya kapitalist sisteminin yükselişi,
  • Mülksüzleştirme yoluyla birikim yolu olarak “yeni” emperyalizm,
  • Hukuksal kurumların toplumsal ve iktisadi işlevleri,
  • “Sivil toplum” kavramının kullanımları ve kötüye kullanımları,
  • Geç kapitalizmin kültürel mantığı,
  • Feodal üretim tarzı,
  • Marx’ın toplumsal cinsiyet üzerine yazıları,
  • Marx’ın sürdürülebilir insani gelişim görüşü…

Çağımızda yaşadığımız sorunlara Marksist bir perspektiften daha iyi kavramak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Marksizm Seçkisi: Yüzyıla Damga Vuran Metinler, hazırlayan: Bertell Ollman ve Kevin B. Anderson, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, felsefe, 624 sayfa, 2019

Derya Yalçıklı – Anadolu’da Neolitik Çağ’da Şaman İnancı (2019)

Bu kitap, Anadolu’da az sayıda bilinen mağara resimlerine çok iyi bir katkı yapmasıyla özellikle önem arz ediyor.

Derya Yalçıklı ‘Anadolu’da Neolitik Çağ’da Şaman İnancı’nda, son yıllarda iki farklı mağarada keşfedilmiş Neolitik Çağ’a tarihlendirilen altın değerinde mağara resimlerini ele alıyor.

Bu resimlerin önemi, resimlerde ele alınan konuların Neolitik Çağ inanç sisteminde şamanın varlığı hakkındaki görüşlere yeni katkılar sunması.

Yalçıklı, resimlerde Şamanizm inanç sistemine has yaşam ve ölüm anlayışının çeşitli safhalarının bu nasıl aktarıldığını ve resimlerin günümüzde süregelen birçok yönden farklılaşmış şaman inanç sisteminin temelleri hakkında bize ne gibi aydınlatıcı bilgiler verdiğini irdeliyor.

Çalışma, bu resimlerden yola çıkarak şaman olgusunun tarihsel süreci içinde Anadolu’da yadsınamaz bir yerinin olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Derya Yalçıklı – Anadolu’da Neolitik Çağ’da Şaman İnancı, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, arkeoloji, 92 sayfa, 2019

Evangelina Balta – Karamanlı Yazınsal Mirasının Ocaklarında Madencilik (2019)

Türkiye’de, Karamanlılar üzerine yapılan çalışmalar düşünüldüğünde ilk akla gelen isim kuşkusuz Evangelina Balta’dır.

Aynı zamanda Osmanlı döneminde ekonomik ve toplumsal tarih konularında da çalışmaları bulunan Balta’nın bu kitabı ise, Karamanlılar ve Karamanlıca üzerine odaklandığı on iki makalesinden oluşuyor.

Makaleler, çok dilli, çok uluslu ve çok kültürlü Osmanlı İmparatorluğu içinde Türkçe konuşan Ortodoksların varlığının ne anlama geldiğinden Anadolu’nun yerli halklarından Hıristiyan inançlı, Türkçe konuşan Karamanlıların Mübadele ile Yunanistan’a göçmelerine ve kök saldıkları topraklardan uzaklaşmalarının sonuçlarına kadar pek çok konuyu irdeliyor.

Balta’nın makaleleri, Karamanlılar ve Karamanlıca konularındaki çeşitliliği, bu alanda yapılan çalışmaların temel odağını ortaya koymalarıyla çok önemli.

Konuların çeşitliliğiyle olduğu kadar örneklerle zenginleşmesiyle de dikkat çeken kitap, bu alanda araştırma yapmak isteyenlerin ufkunu açacak türden.

  • Künye: Evangelina Balta – Karamanlı Yazınsal Mirasının Ocaklarında Madencilik, çeviren: Ayşe Nihal Akbulut, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 352 sayfa, 2019

Nikolaos Mavrokordatos – Philothei Parerga / Bir Allahseverin Meşgaleleri (2019)

El yazması 1719’a tarihlenen ‘Philothei Parerga’nın (Bir Allahseverin Meşgaleleri), kimilerine göre, Yunan edebiyatının roman türündeki ilk denemesi.

Kurgudaki olaylar 1715 civarındaki İstanbul’da geçiyor ve mektup, politika, ahlak ve tarih üzerine tartışmalar ile polisiye bir dava ve dönemin önde gelen kimi isimlerine yönelik eleştiriler barındırıyor.

Özgün kurgusu ve üslubuyla dikkat çeken ‘Philothei Parerga’, aynı zamanda Fenerli Rumların Osmanlı politikası ve Batı ile Doğu arasındaki kültürel ilişkileri hakkında ve ayrıca, Sultan III. Ahmet ve İsveç Kralı XII. Şarl gibi dönemin hükümdarlarına dair canlı tasvirleriyle de, okurunu cezbedecek türden.

Karanlık zindanlar, Boğaz manzaraları, Osmanlı’nın ilahiyat tartışmaları, Osmanlı’nın lalelere olan tutkuları ve başkent İstanbul’da beraber yaşayan milletler, metinde karşımıza çıkan diğer konular.

Kitabın yazarı Nikolaos Mavrokordatos’a (İslerletzade Nikola) gelince…

Nikolaos Mavrokordatos, 1715 yılında Sultan III. Ahmet tarafından Eflak hospodarı olarak atandı ve Avusturyalılara esir düştüğü kısa bir dönemde kesintiye uğramakla birlikte 1730’daki vefatına kadar bu görevini sürürdü.

Mavrokordatos, çokdilli toplumu ve gelişen uluslararası ilişkileriyle 17-18. yüzyılların Osmanlı İmparatorluğu’nda dil ve diplomasi yetenekleriyle önemli konumlara gelen Fenerli Rumlar’ın entelektüel çevresinin bir üyesiydi.

  • Künye: Nikolaos Mavrokordatos – Philothei Parerga / Bir Allahseverin Meşgaleleri, sunuş: Jacques Bouchard, çeviren: Ekin Dedeoğlu, İstos Yayın, roman, 222 sayfa, 2019

Fung Yu-Lan – Çin Felsefesi Tarihi (2019)

“Bizim hayatımız, bizim sahip olduğumuzdur ve onun faydası çok büyüktür. Bu faydanın derecesine gelince, imparator olmak bile, onunla karşılaştırılamaz.” –Yang Chu

Çin felsefesi hakkında bir başucu kitabı olarak önerebileceğimiz bu çalışma, Çin felsefesinin 25 yüzyıllık bir zaman boyunca, alan olarak hem Konfüçyüs hem de Lao Tzu’dan, hatta Konfüçyüsçü ve Taocu okullardan bile daha geniş olduğunu ortaya koyuyor.

Kitaptan öğrendiğimiz bir diğer önemli bilgi ise, Çinli düşünürlerin, hemen hemen Batı’da felsefecilerin zihinlerini meşgul eden bütün ana konuları ele aldığıdır.

Feng Yu-Lan’ın, toplamda yirmi sekiz bölüme ayırdığı kitabında karşımıza çıkan kimi konular şöyle:

  • Çin medeniyetinde felsefenin ruhu,
  • Çin felsefesinin tarihsel, ekonomik, coğrafi, sosyolojik ve sanatsal arka planı,
  • Çin felsefesinde okulların kökeni,
  • “Büyük öğretmen” diye de tanımlanan Konfüçyüs’ün Çin tarihi ve felsefesindeki yeri,
  • Konfüçyüs’ün ilk muhalifi olan Mo Tzu,
  • Taoculuğun safhaları,
  • Mohistler,
  • Yin-Yang Okulu ve ilk dönem Çin kozmogonisi,
  • Konfüçyüsçü metafizik,
  • Han Fei Tzu ve Yasacı Okul,
  • Çin Budizmi’nin kuruluşu,
  • Sessizlik felsefesi (Ch’anizm),
  • Yeni-Konfüçyüsçülük,
  • Batı düşüncesi ve felsefesinin Çin’e girişi,
  • Modern dünyada Çin felsefesi…

Çalışma, Konfüçyüs’le olan başlangıcından günümüze kadar, Çin düşüncesinin tamamını kapsamlı ve sistematik bir anlatımla vermesiyle çok önemli.

  • Künye: Fung Yu-Lan – Çin Felsefesi Tarihi, çeviren: Fuat Aydın, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 498 sayfa, 2019