Mahmut Davulcu – Türkiye’de Halk Mimarisi ve Geleneksel Yapı Ustalığı (2021)

Somut kültürel mirasımızın olduğu kadar somut olmayan kültürel mirasımızın da önemli bir parçasını oluşturan halk mimarisi olgusu, Türk kültür tarihi yazıcılığında oldukça ihmal edilen konulardan birisidir.

Birkaç nesil öncesine değin halk mimarisine hayat veren geleneksel yapı ustalarıyla tespit, derleme ve belgeleme çalışmalarının yeterli ölçüde yapılmamış olması son derece büyük ve telafisi mümkün olmayan kayıplara neden olmuş, halk mimarisine ilişkin zengin bellek kayıt altına alınarak arşivlenememiştir.

Hiç şüphesiz halk mimarisi halkbilimin spesifik, çalışma gerçekleştirilmesi zor ve meşakkatli konularından birisidir.

Bu konuda çalışan ve emek sarf eden araştırmacıların niceliksel açıdan yetersizliğinin ve çalışmaların halkbilimin diğer konularına göre oldukça gecikmesinin önemli nedenlerinden birisi de budur.

Yirmi yılı aşkın bir zaman dilimine yayılmış olan saha araştırması, yayın faaliyeti ve entelektüel çabanın bir seçkisi olan bu kitap halk mimarisi ile geleneksel yapı ustalığını konu edinmekte ve literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır.

  • Künye: Mahmut Davulcu – Türkiye’de Halk Mimarisi ve Geleneksel Yapı Ustalığı, Gece Kitaplığı, mimari, 566 sayfa, 2021

Alan Watts – Kim Olduğumuzu Anlamamızı Engelleyen Tabular (2021)

Bu kitap, kim ya da ne olduğumuzu görmezden gelmek adına yaptığımız sözsüz bir anlaşmayı, muazzam bir tabuyu araştırıyor.

Alan Watts, bireylerin bir deriyle sarılı ayrı bir benlik biçiminde var olma hissinin, ne Batı bilimiyle ne de Doğu’nun deneysel felsefi dinleriyle (özellikle Hinduizmin Vedanta felsefesi) uyumlu olan bir halüsinasyon olduğunu belirtiyor.

Watts, bu halüsinasyon, insanlığın doğal çevresini şiddete dayalı bir kontrol altına alma uğraşıyla teknolojiyi yanlış şekilde kullanmasının ve nihayetinde de doğanın kaçınılmaz tahribatının temelini oluşturduğunu söylüyor.

Yazar, buradan hareketle, fiziksel gerçeklerle uyumlu olacak, evrene yabancılaşma hissini ortadan kaldıracak ve varoluşumuzu anlamlı kılacak Vedanta felsefesinin modern bir bakışla yorumluyor.

Evrenin geri kalanıyla bağlantısız, izole edilmiş varlıklar olduğumuz yanılsaması, bizi “dış” dünyaya düşmanlıkla bakmaya yöneltti ve bunun yanı sıra teknolojiyi kötüye kullanmamız da bizi doğaya karşı şiddetli bir mücadeleye iterek ona düşmanca boyun eğdirmeye çalışmamıza neden oldu.

Watts, benliğin aslında evrenin çekirdeği ve parçası olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor.

  • Künye: Alan Watts – Kim Olduğumuzu Anlamamızı Engelleyen Tabular, çeviren: Reyhan Miray, Sola Unitas Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2021

Barış Gür – Smyrna’dan Batı Dünyasına (2021)

Ülkesini temsil etmeye ya da ticaret yapmaya gelen Avrupalılar bir tutkuyla bağlanırdı İzmir’e ama en çok da geçmişine ve geçmişinde üretilmiş olan kıymetli eserlerine.

Öyle ki her gelen yabancı giderken bir parça kopartır alırdı kendisi için, bazıları okyanustaki bir kum tanesi gibi gelirdi bu kadim kente, bazıları ise büyük, yerine koyulması zor, can yakan parçalar kopartırdı.

Konsoloslar, demiryolu mühendisleri, din adamları, varlıklı koleksiyonerlerin temsilcileri ve daha niceleri İzmir’de geçirdiği günleri hiçbir zaman yeterli bulamaz ve her zaman daha uzun bir süre kalmayı ya da tekrar gelmeyi amaçlarlardı, ancak onlar için asıl unutulmaz olan İzmir’in köklü geçmişi ile toprağın altındaki ve üstündeki arkeolojik mirasıydı…

Avrupa’nın köklü müzelerinin kurulmasında ve envanterlerinin zenginleştirilmesinde İzmir kökenli eserlerin önemli bir yeri bulunurken söz konusu durum 17. yüzyıldan itibaren Avrupalı gezgin, tüccar ve konsolosların yoğun çabaları ile şekillenmiştir.

  • Künye: Barış Gür – Smyrna’dan Batı Dünyasına: Dünya Müzelerinin Oluşumunda İzmir’in Arkeolojik Mirası, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, müze, 160 sayfa, 2021

Ö. Sıla Durhan ve Yekta Özgüven – Mısır Çarşısı’nı Düşünmek (2021)

İstanbul’un tarihi, mimari ve kültürel mirasında büyük payı olan Mısır Çarşısı üzerine kapsamlı bir inceleme.

Ö. Sıla Durhan ve Yekta Özgüven, Mısır Çarşısı’nın geçirdiği değişim ve dönüşümleri izliyor.

Yeni Cami Külliyesi’nin yapılarından biri olarak inşa edildiği 17. yüzyıldan günümüze uzanan bir aralıkta, farklı yoğunluklarda da olsa, bir aktarlar ya da baharat çarşısı olma işlevinin süreklilik göstermesi; yüzyıllardır İstanbul’un en canlı ticaret bölgelerinden biri olan Eminönü’nde yıkımlar, inşalar, eklemeler içeren çeşitli müdahaleler geçirerek fiziksel ve ekonomik olarak ayakta kalabilmiş olmasıyla önem taşıyan, ancak şimdiye kadar pek az araştırılmış Mısır Çarşısı üstüne, Durhan ve Özgüven’den bir araştırma projesinden kitaba uzanan titiz ve detaylı bir çalışma.

Kitap, yakın çevresi ile birlikte Mısır Çarşısı’nın geçirdiği değişim ve dönüşümlere odaklanarak bunların tarihsel izlerini araştırmakla birlikte bu izlerin, mekândaki, düşüncelerdeki, pratiklerdeki tezahürlerini de ele alıyor.

Başlığında vurgulanan “Mısır Çarşısı’nı Düşünmek” ise yapının var olduğu süreçleri kavramak anlamını taşıyor.

Bu yönüyle kitap, çarşının hangi toplumsal ve zamansal bağlamlarda, yani hangi ortam ve koşullarda varlık kazandığını düşünme, bu mekânı çok yönlü kavrama olanağı sağlıyor.

  • Künye: Ö. Sıla Durhan ve Yekta Özgüven – Mısır Çarşısı’nı Düşünmek: Mekânsal Pratikler, Özneler, Gündelik Yaşam, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yayınları, tarih, 391 sayfa, 2021

Cengiz Sinan Çelik – Serdestan (2021)

“Geçmişimin ve geleceğimin çatal sesinde kavmim

Katilini arıyordu.”

‘Serdestan’, yirmi dört yıldır cezaevinde bulunan Cengiz Sinan Çelik’in kadim Mezopotamya toprakları ve efsaneler ile tanığı ve mağduru olduğu yakın tarihle ördüğü şiirlerini bir araya getiriyor.

Kitap, esasında, Çelik’in elli dört gün süren işkenceli sorgu sonrasında tutuklanması ve devamında müebbet hapse mahkûm edilmesinin ürünü.

Buna rağmen buradaki şiirlerde ne ağırlaştırılmış hüzün ne de yazıklanma var.

Kitaba adını veren şiirden bir alıntı:

“Kaygılanmayın!

Bir gül nasıl katlanıyorsa dikenine

Sırrımın ahı vebaliyle öylece kanıyorum yüreğime.

Kurbanıyım usulluğunuzun.

Kaygılanmayın!

Gecikmeden ve inan olsun ki –tamahkârlığınızın

sebebi–

bir parça ekmeğinize de elimi sürmeden, usulca

ama tükürerek acımı cehennemateşi

parçalanmışlığınıza

gideceğim!

Yolum uzun…

(…)”

  • Künye: Cengiz Sinan Çelik – Serdestan, Ayrıntı Yayınları, şiir, 160 sayfa, 2021

Karen Armstrong – Tanrı Adına Savaş (2021)

‘Tanrı Adına Savaş’, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamda, korkunç örneklerine tanık olduğumuz köktendincilik hakkında iyi bir inceleme.

Karen Armstrong, bizi, militan dindarlığı ciddiye almaya ve onunla baş etmeye yönelik stratejiler geliştirmeye davet ediyor.

Geniş kapsamı kadar ayrıntılarıyla da önem arz eden çalışma, köktendinciliğin zorla kontrol altına alınamayacağını ve eğer yenilgiye uğratılmak isteniyorsa öncelikle anlaşılmak zorunda olduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Konuyu orta çağdan 19. yüzyıla ve oradan 20. yüzyılla uzanarak irdeleyen Armstrong’un çalışması, din ve politikayla çok az ilgisi olanlara da hitap edecek türden.

  • Künye: Karen Armstrong – Tanrı Adına Savaş: Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamda Köktendincilik, çeviren: Murat Erdem, Alfa Yayınları, inceleme, 625 sayfa, 2021

Evren Şar İşbilen – Zeus’un Kadınları (2021)

Zeus, kadın düşmanlığının feriştahıydı.

Evren Şar İşbilen de bu özenli çalışmasında, binlerce yıllık ana tanrıça kültünün toplumda nasıl sistematik olarak değersizleştirildiğini ve eril erkin toplumu şekillendirmede mitlerden nasıl faydalandığını ortaya sererek Zeus ve birlikte olduğu kadınların hikâyelerini feminist bir çerçeveden okuyor.

Mitolojik öyküler, içinde yeşerdikleri toplumun görüş, düşünüş ve duyuş şekillerini, toplumun siyasi ve sosyal yapılanmasını dışa vuran hatta yorumlanma biçimleri üzerinden düşünce tarihinin izdüşümlerini yansıtan karmaşık yapılardır.

Böylece bu hikâyelerin ardındaki toplumsal dinamiklerin ortaya çıkarılmasında kalıplaşmış yorumların ötesine geçilebilmesi için tarih, sosyoloji ve antropoloji bilimleri adeta birbirine muhtaçtır.

Tüm bunların paralelinde eldeki çalışma, alışılagelen klasik alegorik değerlendirmelerin dışına çıkarak ilk kez, Zeus’un hayatına giren kadınları Zeus’un varlığı ile birlikte bir bütün olarak değerlendirmiş ve gerek mitoloji gerekse Yunan kültür tarihi açısından önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitap bu yönüyle Zeus ile kadınlarını, eğlenceli birer anekdot olmanın ötesine taşıyor ve Yunan dünyasında tohumları atılarak günümüze kadar ulaşan cinsiyet ayrımcılığının, Yunan dini yapısındaki köklerine ışık tutuyor.

  • Künye: Evren Şar İşbilen – Zeus’un Kadınları: Antik Yunan Toplumunda Kadın Konumlanmasına Zeus Merkezli Bir Bakış, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 112 sayfa, 2021

Roland Barthes – Moda Sistemi (2021)

‘Moda Sistemi’, göstergebilimi kültürel bir olguya uygulayan klasikleşmiş bir yapıt.

Roland Barthes, modadaki anlamlama sistemini açığa çıkararak insanın giysisiyle ve sözüyle nasıl anlam ürettiğini gözler önüne seriyor.

Beklenmedik ama yine de düzenli, her zaman yeni ve anlaşılır olan moda, psikologların, estetikçilerin, sosyologların hep ilgisini çekti.

Ancak Barthes modayı bambaşka bir bakış açısıyla ele aldı.

Basın betimlerini kullanarak onu kavravıp modada bir anlamlama sistemini açığa çıkardı ve böylece modaya gerçek bir semantik çözümleme uyguladı.

Artık klasikleşen bu kitap göstergebilimin kültürel bir olguya uygulamasının en parlak örneklerinden biri.

  • Künye: Roland Barthes – Moda Sistemi, çeviren: Ayşe Meral, Hayalperest Kitap, sosyoloji, 350 sayfa, 2021

Valerie Hansen – İpek Yolu (2021)

İpek Yolu üzerine harika bir arkeolojik ve tarihsel çalışma.

Seyahat güzergâhında yer alan sekiz arkeolojik kazı alanını inceleyen Valerie Hansen, aynı zamanda ortaçağ Çin keşişlerinin günlüklerinden kadınların kaleme aldığı mektuplara zengin bir arşivden besleniyor.

Dünya tarihine yön veren İpek Yolu tam olarak nedir?

Akla hemen çöl kumlarının üzerinde, Çin’den Roma’ya yol alan bir deve kervanı geliyor.

Ama gerçek bundan daha farklı ve ilgi çekici.

‘İpek Yolu’nda Valerie Hansen, bereketli ticaret rotalarına, kültürlerarası etkileşime, İpek Yolu ekonomisine ve arkeolojik şaheserlere dair bilinmeyenlere ışık tutuyor.

Hansen, seyahat güzergâhında yer alan sekiz arkeolojik kazı alanını inceliyor.

Çangan’dan Semarkand’a kadar uzanan bu coğrafi araştırmada tüccarların, hacıların, gezginlerin iç içe geçtiği kozmopolit toplulukların izini sürüyor.

Kültürel çeşitliliğin yanı sıra dini zenginliklere de değiniyor.

‘İpek Yolu’, ortaçağ Çin keşişlerinin günlüklerinden, hukuki belgelerden, kadınların kaleme aldığı mektuplardan, kasaba tasvirlerinden, yasal ve dini dokümanlardan oluşan zengin bir arşivden besleniyor.

Çalışma, İpek Yolu’nun Moğol hâkimiyetinde olduğu döneme dair belgelerle de destekleniyor.

  • Künye: Valerie Hansen – İpek Yolu, çeviren: İlkem Topal, Nora Kitap, tarih, 336 sayfa, 2021

Andy Hargreaves ve Michael Fullan – Profesyonel Sermaye (2021)

Eğitimi daha iyi hale getirmenin tek yolu öğretmenlik mesleğini onurlandırmak ve geliştirmektir.

Andy Hargreaves ve Michael Fullan’ın bu değerli çalışması, eğitim alanında birçok ülkede başarısız olan reform hareketlerinin keskin bir eleştirisi ve güçlü bir manifesto olarak okunmalı.

Yazarlar, deneyimsiz, hem ucuz ve kısa sürede umutlarını kaybeden bir öğretim kadrosuyla sonuçlanan politikalara karşı duruyor hem de öğretmenliğin geleceğini dönüştürmek için çığır açan yeni bir gündem oluşturuyor.

Fikirlere, kanıta dayalı ve stratejik olarak güçlü kitap, öğretmenlerin ve öğretmenliğin artık eskimiş argüman ve klişeleriyle mücadele etmeye ve öğretmenlik mesleğinden, onu destekleyen sistemlerden daha fazlasını talep ederek mevcut gidişatın nasıl değiştirilebileceğine dair zengin bir içerik ve metodoloji sunuyor.

Çocukların eğitimine önem verenlerin asla görmezden gelmemesi gereken bir kitap.

  • Künye: Andy Hargreaves ve Michael Fullan – Profesyonel Sermaye: Çocuklar İçin Daha İyi Bir Eğitim Mümkün!, çeviren: Burak Şen, Sola Unitas Yayınları, eğitim, 296 sayfa, 2021