Esengül Akıncı Öztürk – Antik Devir’de Güneybatı Phrygia’da İnanç İstismarı(2023)

Apollon Lairbenos, Geç Hellenistik Devir’den itibaren Roma İmparatorluk Devri’nin sonlarına kadar yüzyıllarca, Denizli’nin Çal yöresi ve civarında yaşamını çiftçilikle uğraşarak sürdürmeye çalışan insanları her açıdan kontrol altında tutan Anadolulu tanrılardan birisidir.

O, bir taraftan haksızlıkları önleyerek sosyal hayatın düzenini sağlayan hukukun temsilcisi görüntüsü verirken diğer taraftan halkın günlük yaşantısını birtakım dini kurallarla yönlendirmekteydi.

Tanrı bazen hastalık formunda gönderdiği cezaların bağışlayıcısı ve iyileştiricisi olur, bazen de güneşi yanına katarak aydınlatan işleviyle her şeyi görür.

Lairbenos’a adanmış olan katagraphe yazıtları insanları hizmetinde nasıl çalıştırdığını, itiraf yazıtları ise onların davranışlarını nasıl kontrol ettiğini gösterir.

Bu epigrafik belgelerde, dini otoritenin etkisi altındaki insanlar sömürüldüklerini bilerek ya da bilmeyerek, Apollon Lairbenos’un tanrısal güçleri üzerine methiyeler düzmekteydiler.

Onun sonsuz güce sahip bir tanrı olduğuna duyulan inancın belgeleri olan söz konusu yazıtlar Roma İmparatorluk Devri’nde Phrygia’nın bu bölümünde yaşanmakta olan inanç istismarını açıkça ortaya koyuyor.

  • Künye: Esengül Akıncı Öztürk – Antik Devir’de Güneybatı Phrygia’da İnanç İstismarı: “Apollon Lairbenos Kültü”, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2023

Katajun Amirpur – Humeyni (2023)

Ortadoğu’nun, dünya siyasetinin, İslâmcılığın biçimlenmesinde dönüştürücü bir etki yaratan İran İslâm devriminin fikrî ve siyasi lideri Ayetullah Humeyni hakkındaki biyografi literatürü, tarihsel önemine nazaran pek sınırlıdır.

Katajun Amirpur’un kitabı, bu eksiği gideriyor.

İslâm ve İran uzmanı Amirpur’un çalışması, Humeyni’nin kişisel hayat hikâyesinin ötesinde, modern İran tarihine, toplumuna, siyasetine, Şii siyasi düşüncesine ve onun devrimci doğrultuda dönüşümüne dair etraflı bir çerçeve çiziyor.

İran devriminin oluşumunu ve Humeyni’nin iktidar dönemini ele almakla kalmıyor, günümüze kadar uzanıyor ve devrimin ilk kuşağının –bu arada Humeyni’nin torunlarının da- muhalif hale gelişini anlatıyor.

İran’da kadınların durumuna da kitapta geniş yer ayrılıyor.

‘Humeyni: Bir İslâm Devrimcisi’nin bir sürprizi de, Humeyni’nin bilinmeyen bir cephesi olan mistik aşk şairliğini tanıtması.

  • Künye: Katajun Amirpur – Humeyni: Bir İslâm Devrimcisi, çeviren: Dilek Çınar, İletişim Yayınları, biyografi, 320 sayfa, 2023

Antony Beevor – Arnhem (2023)

Yıl 1944.

Overlord Harekâtı’yla Kıta Avrupası’na tarihin en büyük amfibi harekâtını gerçekleştiren Müttefikler köprübaşlarını emniyete almış, Avrupa içlerine emin adımlarla ilerlemektedir.

Harekâtın görece olumlu gelişmesiyle Müttefik saflarında savaşın çabucak biteceğine dair umutlar yeşermiş, askerler Noel’de memlekete dönme hayallerine kapılmışlardır.

Bu hayal, Nazi Almanyası’na nakavt darbesi indirmek isteyen Müttefik Yüksek Komutası’nı da etkisi altına almıştır ki, derhâl bir plan hazırlanır.

Mareşal Montgomery’nin cüretkâr fikri, Aşağı Ren ve ötesine uzanan köprüleri ele geçirerek Ruhr havzasından Almanya içlerine ilerlemektir.

Müttefik uçakları 1944 Eylül’ünde işgal altındaki Hollanda semalarında belirdiğinde, Alman tarafı neyle karşılaşacağını anlar ve Hitler’in İtfaiyecisi lakaplı Mareşal Model ile General Kurt Student derhâl bir savunma tertipler.

Avcılar şimdi avlarını beklemektedir.

Almanların çetin direnişi Müttefik akınlarını pek çok yerde durduracak ve karşı taarruzlarla harekâtın beli kırılacaktır.

Hem coğrafî hem de stratejik önem arz eden Hollanda ve bilhassa da Arnhem’deki sert çarpışmalar, savaşın seyrini değiştirmese de uzamasına yol açar ve böylelikle milyonlarca insanın daha hayatını kaybetmesine neden olur.

Yakın dönemin en önemli İngiliz tarihçilerinden Antony Beevor, pek çok övgüye mazhar olan çalışması Arnhem’de bu cüretkâr harekâtı büyük bir ustalıkla kaleme alıyor.

Beevor; Flaman, İngiliz, Amerikan, Leh ve Alman arşivlerinde çoğunlukla gözden kaçan detayları yakalayarak, General Kurt Student’in bizzat “Almanya’nın Son Zaferi” olarak adlandırdığı muharebenin dehşetengiz atmosferini okurun bizzat solumasını sağlıyor.

  • Künye: Antony Beevor – Arnhem: İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın Son Zaferi, çeviren: Arif Kaplan, Kronik Kitap, tarih, 600 sayfa, 2023

Konrad Lorenz – Hazreti Süleyman’ın Yüzüğü (2023)

 

Konrad Lorenz’in Altenberg’deki evi Nuh’un gemisi gibiydi.

Ama hayvanlarla bu ölçüde bir dostluk, ev yaşamında zorluklar da çıkarmıyor değildi hani: Yatak odasında geceyi geçirip, sabah pencereden uçup giden yabankazları mı ararsınız, bulduğu bütün gömlek ve pantolon düğmelerini koparan papağanlar mı, bilumum mobilya ve perdeleri mahveden küçük kuşlar mı…

Nobel ödüllü, dünyaca ünlü etoloji uzmanı Lorenz bu kitabında, hayvanlarla yaşadığı deneyimleri eğlenceli ve ironik bir dille anlatıyor, ama aynı zamanda hayvanların farklı yaşam alışkanlıkları ve davranış biçimleri üzerine çok değerli bilimsel bilgileri de biz okurlara sunuyor.

‘Hazreti Süleyman’ın Yüzüğü’, küçük kargalardan su farelerine, köpeklere, kedilere ve hatta kurtlara kadar her tür canlının yaşamına dair gözlemlerin, içgörülerin yer aldığı keyifli bir hazine.

  • Künye: Konrad Lorenz – Hazreti Süleyman’ın Yüzüğü, çeviren: Evrim Tevfik Güney, Alfa Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2023

Ishay Landa – Faşizm ve Kitleler (2023)

Kitle, genellikle kendisine yüklenen anlam ve değerlerle baş etmesi gereken lanetli bir kavram.

Bildiğimiz modern toplumun esasen biraz da kitle toplumu olduğu gerçeği kimseyi ikna etmiyor; üstelik iki büyük savaş arası faşizm ve onun neredeyse bütün suçları, eğilimleri, ideolojik nitelikleri, kusurları kitle fenomeninin dolaysız sonucu sayılıyor.

Hatta birçok eleştirmen faşizmi kitle siyasetinin nihai ifadesi olarak yorumladı.

Burada şüphesiz faşizmin kitlelere dayanan politik anlatısı kanıt gösteriliyor.

Bu algıyı yıkmaya koyulan Ishay Landa, ‘Faşizm ve Kitleler’de bütün bu iddiaları titizlikle sorgulamaya tâbi tutuyor.

“Faşizmi kitle karşıtı bir hareket olarak” ele alıp hem faşizm-kitleler ilişkisini hem de son on-on beş yıldır sıkça tartışılan çeşitli faşist hareket, ideoloji ve partileri yeniden düşünmeye davet ediyor.

Kitleyi ve kitleselleşmeyi dizginlemek değil, tersine “kitlenin dizginlerinden boşanmasını sağlamak” gerektiğini öne sürüyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Faşist söz dağarcığının merkezinde yer alan ‘millet’, ‘ırk’, ‘halk’ ya da ‘halk topluluğu’ gibi kavramların ‘kitleyle’ karıştırılmamasını, bunların birbirinin tam karşıtı olduğunu vurgulamak gerekir. Andığımız tüm bu sözcükler, kitlelerin olması gereken her şeyi temsil ediyordu. Kitle bağımsız, tembel, barış düşkünü, eşitlikçi, kararsız, asi, kadınsı, şımarık, saygısız, cimri, duygusal ve şehirli olarak görülüyordu. Halk ise bunun tam aksine disiplinli, otoriteye saygılı, çalışkan, alçakgönüllü, terbiyeli, yiğit, fedakârlık yapmaya hazır, köylü zihniyete sahip ve toprağa bağlıydı.”

  • Künye: Ishay Landa – Faşizm ve Kitleler: “Son İnsanlar”a İsyan (1848-1945), çeviren: Utku Özmakas, İletişim Yayınları, siyaset, 472 sayfa, 2023

İsmail Sarp Aykurt – Bir İdeolojiler Alanı Olarak İkinci Dünya Savaşı ve Siyasal Propaganda (2023)

 

Propaganda ve ideoloji, gündelik yaşamda “tehlikeli” olarak kategorize edilen ve ön yargılarla yaklaşılan iki fenomen olarak öne çıkartılır.

Ancak aslında, kavramlar üzerinde bu “tehlikelilik” algısını yaratan, iktidar ilişkileri olduğu kadar buna yaslanan baskın sınıfsal söylemler ve tarihsel deneyimlerdir.

İsmail Sarp Aykurt imzalı bu kitap da; propaganda ve ideoloji arasındaki diyalektik ilişkiyi savaş düzleminde ele alıp kavramın “kirlendiği”, tahribat ve tortu ürettiği düşünülen kritik dönemlerden olan 1939-1945 momentini yani İkinci Dünya Savaşı’nı merkezine alıyor.

Yine çalışma, ideolojilerin çatışma alanı hâline gelen ve teamüller dışı bir siyasi karmaşa hâlinin de eşlik ettiği İkinci Savaş’a değinmekle birlikte psikolojik savaş unsurları, algı yönetimi ile farklı propaganda ilke ve tarzlarının toplumların düşünüşlerini şekillendirdiği bir altüst oluş dönemini “afişler üzerinden” görerek dönemin günümüzle olan tarihsel ilişkisini düşünmeyi öneriyor.

Araştırma, İkinci Savaş’ı önceleyen dönemi de inceleyerek propagandanın savaş konjonktüründe ideolojilerle birlikte kapsamlı bir güce dönüştüğü tespit ediyor, dönemin günümüze önemli bir birikim ve tarihsel miras devrettiğinin yadsınamaz olduğu sonucuna ulaşıyor.

Çalışma, savaşta kamplaşan ülke ve güç odaklarının siyasal propagandaları ve afişlerinin karşılaştırmalı analizinin güncel önemini gözler önüne seriyor.

  • Künye: İsmail Sarp Aykurt – Bir İdeolojiler Alanı Olarak İkinci Dünya Savaşı ve Siyasal Propaganda: 1939-1945 Savaş Dönemi Afişlerinin Karşılaştırmalı Analizi, Nobel Akademi Yayınları, siyaset, 298 sayfa, 2023

Kolektif – Türkiye’de Sanatın Tarihi: Müze (2023)

Türkiye’de sanatın tarihi ve yazımı belirli alanlara odaklanmış, birbiriyle bütünleşmeyen ve konuşmayan alanlara sıkışmıştır.

Tartışmaların ve bunlara dayanan çapraz okumaların bulunduğu kapsamlı ve bütünlüklü bir sanat tarihi yazımı önerisi olarak düşünülen ‘Türkiye’de Sanatın Tarihi’ dizisi, Türkiye’de sanatı şekillendiren ve sanatın kurumsallaşması tartışmasına temel olan konularıyla çok görüşlü bir sanat tarihi yazımına katkıda bulunacak türden bir çalışma.

Dizinin ilk kitabı olan ‘Müze’, bu kapsamda, sanat müzesine dair teorik ve eleştirel bakış açılarını farklı bağlamlarda tarihsel bir çerçevede tartışıyor.

Kitap, sadece profesyonellere değil, amatörlere, sanatı yatırım aracı olarak gören ve bilgi sahibi olmak isteyen koleksiyonerlere, sanatın iletişim gücünü keşfetmiş sponsor ve kurumlara, sayısı giderek artan müze ve müze çalışanlarına, özetle çok geniş bir hedef kitleye hitap ediyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Sanatın Tarihi: Müze, derleyen: Esra Aliçavuşoğlu, Ayşe H. Köksal, Tellekt Kitap, sanat, 360 sayfa, 2023

Töre Sivrioğlu – Zerdüşt ve Avesta’nın İzinde (2023)

  • Zerdüşt kimdi?
  • Avesta ne zaman derlendi?
  • Persler, Parthlar ve Sasaniler Zerdüşti miydi?
  • Avesta hangi dilde yazılmıştı?
  • Bu dilin yaşayan akrabaları var mı?
  • Zerdüştilik, Mecusilik, Mazdaizm gibi terimler ne anlama geliyor?
  • Aralarındaki farklar nelerdir?
  • İslam dini ile Zerdüştlük arasında nasıl bir bağ var?
  • Mazda dininin kutsal simgeleri, nesneleri nelerdir?

Bu kitapta bu sorulara cevap aranıyor.

Kitabın yazımı aşamasında antik dillerde yazılmış belgeler, arkeolojik buluntular taranmış.

Yazar aynı zamanda bir zamanlar Zerdüşt dininin egemen olduğu İran ve Afganistan gibi ülkelerde, bizzat sahada Mazda inancının maddi ve manevi mirasının izini de sürmüş.

Bu çalışma Zerdüşt’ün, Mazda dininin ve Avesta’nın izindeki yolculuğa başlamak için ilk adımları atmak isteyenler için, gelecek zamanlarda bu yolculuğu çok daha ileri noktalara taşıyacak belki de tamamlayacak olan genç araştırmacılar ve meraklılar için yazıldı.

  • Künye: Töre Sivrioğlu – Zerdüşt ve Avesta’nın İzinde: Mazdaizm Tarihine Giriş, Sakin Kitap, inceleme, 144 sayfa, 2023

Michael A. Britt – Psikoloji Deneyleri (2023)

Laboratuvarları ve amfileri unutun.

Evde kendi psikoloji deneylerinizi yapabilirsiniz!

Pavlov’un köpekleri, Skinner’ın kutusu, Stanford mahkûmları gibi ünlü psikoloji deneyleri bilimin insan davranışına olan bakış açısını değiştirdi.

Peki ama bu testler gerçekte nasıl işliyor?

‘Psikoloji Deneyleri’ bu teorileri ve deneyleri kendi başınıza nasıl test edeceğinizi gösteren çarpıcı bir rehber.

Popüler bir podcast olan The Psych Files’ın yaratıcısı Dr. Michael A. Britt’in uzmanlığında yalan söyleyenleri tespit etmenin türlü yollarını, kırmızı rengin satın alma üzerindeki etkisini, daha fazla bahşiş kapmak için neler yapmanız gerektiğini, neden hiç olmamış şeyleri hatırladığımızı, isteğimizin dışında nasıl daha fazla para harcamaya yönlendirildiğimizi ve çok daha fazlasını keşfedeceksiniz.

Bu keyifli kitap psikoloji tarihini sadece okumanızı değil aynı zamanda onu deneyimlemenizi sağlıyor.

  • Künye: Michael A. Britt – Pavlov’un Köpeklerinden Stanford Mahkumlarına En Çarpıcı Psikoloji Deneyleri, çeviren: Özlem Özarpacı, Say Yayınları, psikoloji, 288 sayfa, 2023

Kolektif – İklim Değişikliği (2023)

 

Önceleri sadece yaşamını idame ettirmek amacıyla doğaya yaklaşan insan, modern çağda çevreyi faydacı bir yaklaşımla ele aldı, çevreyi kendine göre, şekillendirdi, tamamen kendi amaçlarına ve çıkarlarına hizmet eder hale getirdi.

Endüstrileşme, kentleşme ve nüfus artışı gibi faktörler dünyanın üzerindeki yükü artırdı ve özellikle dünyanın gelişmiş ülkelerinin benimsemiş olduğu “sürekli tüketim” ve “sürekli üretim” yaklaşımı iklim değişikliği gibi bir küresel sorununu doğurdu.

İklim değişikliği aşırı ısınma veya aşırı soğuma şeklinde kendini gösteren, yağış rejimleri, hava olayları ve tarımsal üretim üzerine etki ederek insan hayatını önemli ölçüde etkileyen bir sorun haline geldi.

Bütün bunlarla birlikte, sınır aşan felaketlere sebebiyet vermesi nedeniyle uluslararası düzeyde önlem alınması gereken bir sorun haline geldi.

İklim değişikliğinin yol açtığı problemlere çözüm üretmek amacıyla, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlatılan uluslararası çalışmalar neticesinde pek çok çevre koruma politikası ve mevzuat üretilmesine rağmen bugün gelinen aşamada maalesef hala istenilen düzeylere ulaşılamadı.

Kentler, nüfusun ve ekonomik etkinliklerin yoğunlaştığı merkezler olarak küresel sera gazı salımında önemli bir paya sahip olduğundan iklim değişikliğinin hem sorumlusu hem de mağdurudur.

Ayrıca kentler, sahip oldukları beşerî, ekonomik ve kültürel zenginlikler nedeniyle iklim değişikliğine bağlı olumsuz etkiler karşısında ciddi bir risk altındadırlar.

İklim değişikliğinin farklı boyutlarıyla ele alındığı bu çalışma bu riskleri gözler önüne sererek varolan ve yaklaşan tehlikelere karşı bir uyarıcı niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – İklim Değişikliği, editör: Murat Sezik, Gülizar Çakır Sümer, İdealKent Yayınları, ekoloji, 318 sayfa, 2023