Sirvart Malhasyan – Patrik Avedik’in Gizemli Yaşamı (2023)

Bu kitap, Rahip Tokatlı Avedik’in (1657, Tokat-1711, Paris) hayatı, patriklik makamına yükselişi ve gizemli ölümüyle ilgili önemli parçaları birleştirerek trajik ve düşündürücü bir tarihi olaylar silsilesini okuyuculara sunuyor.

İstanbul Ermeni Patriği Tokatlı Avedik’in hayatı, rahiplik günlerinden itibaren romanlara, filmlere konu olabilecek maceralarla geçmiş, 1711 yılında, doğduğu topraklardan çok uzakta, Paris’te trajik bir şekilde sonlanmıştır.

Fransa Kralı XIV. Louis’nin Katolik faaliyetlere giderek artan desteği ve bürokrasinin patrik üzerinde yoğunlaşan öfkesi sürgün edilmesine ve ölümüne neden olmuştur.

Patrik Avedik’in hayatının son günleri, neredeyse yüz yıl boyunca bir sır olarak kalmış, uzunca bir süre kendisinin Alexandre Dumas’nın romanına konu olan Demir Maskeli Adam olduğuna inanılmıştır.

Demir Maskeli Adam’la karıştırılması, tarihçilerin onunla ilgili merakını körüklemiş ve gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır.

On sekizinci yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğu’ndaki misyonerlik faaliyetlerini ve Ermeni toplumunun yaşadığı dini ve siyasi tartışmaları ele alan bu kitap, Sirvart Malhasyan’ın pek çok Ermenice kaynağın yanı sıra Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve Fransız Ulusal Kütüphanesi’ndeki belgeler ve dönemin ünlü tarihçilerinin, araştırmacılarının farklı dillerde kaleme alınmış çalışmaları ışığında yürüttüğü araştırmanın ürünü.

Osmanlı-Ermeni tarihinin az bilinen gizemli ve önemli bir kesitine Türkçede ilk kez bu kadar yakından bakıyoruz.

  • Künye: Sirvart Malhasyan – Patrik Avedik’in Gizemli Yaşamı: İstanbul Patrikliğinden Bastille Zindanlarına, Aras Yayıncılık, biyografi, 112 sayfa, 2023

Thomas Hager – Antibiyotiğin Öyküsü (2023)

Antibiyotiğin icadı, modern tarihin en önemli hikâyelerinden biridir.

Thomas Hager, ilaç endüstrisinin karanlık yüzünü de ihmal etmeden, antibiyotiğin keşfine giden heyecan verici süreci adım adım izliyor.

Çok eski değil, yıl 1931.

Tıp, bakteriyel enfeksiyonlar karşısında çaresiz.

Zatürre, veba, verem, difteri, kolera, menenjit gibi hastalıklara sebep olan bakteriyel enfeksiyon bir kez başladı mı, yeryüzündeki hiçbir şey onu durduramıyor.

Gazlı kangren, yaralı askerler için gayriresmî ölüm cezası demek.

Loğusa humması doğum yapan kadınların korkulu rüyası.

Ameliyathanede giyilen kanlı önlük şeref nişanı.

Mikroplara hiç dikkat edilmiyor.

O günlerde bakterilerin hastalığa yol açması sadece teoride kalıyor, olgu değil.

Bu yüzden cerrahlar, çıplak elle kullandıkları aletleri herhangi bir masaya bırakıyor, maske takmıyor.

Peki ne oldu da 20 sene sonra doğan çocuklar bütün bu hastalıkları bilmeden büyüdü?

Her şey 1930’lu yılların ortalarında, Almanya ve Fransa’daki bir dizi bulguyla, o zamanlar modern tıpta “mucizelerin mucizesi” olarak göklere çıkarılan keşiflerle, insanlara bakteriyel enfeksiyonları durdurmanın ilk etkili yolunu gösteren ilerlemelerle başladı.

Sülfa bulundu.

Bu çalışmalar daha sonra, henüz deneysel aşamadaki ilaçların –ABD başkanının oğlu dahil olmak üzere– insanlar üzerinde test edilip etkilerinin doğrulanmasıyla sürdü…

Araştırdıkça öykü daha tuhaf ve daha renkli, karakterler ve hikâyelerse daha çarpıcı hâle geliyor; bu öykünün içinde inanılmaz küçük hayvanlar ve büyük karteller var.

Merakla okunacak bir yakın tarih kitabı.

Thomas Hager; havadaki azotu kullanarak gübre üretmenin yolunu bulan iki Alman bilim insanının, Fritz Haber ve Carl Bosch’un öyküsünü anlattığı ‘Havadaki Simya’ kitabındaki gibi bu kitapta da Hitler’den, Nazilerden, Yahudi bilim insanlarının Amerika, Almanya ve Fransa’nın savaş şartlarında yaptıkları bilimsel araştırmalardan ve tabii ilaç sektörünün karanlık yüzünden söz ediyor.

  • Künye: Thomas Hager – Sahra Hastanelerinden Nazi Laboratuvarlarına Antibiyotiğin Öyküsü, çeviren: Ebru Elbaşıoğlu, Pan Yayıncılık, inceleme, 472 sayfa, 2023

T. M. Thomas Isaac – Hindistan’da Toplumcu Bir Deneyim: Kerala (2023)

Hindistan çok geniş bir ülke, yirmi sekiz eyalet, sekiz birlik bölgesi, neredeyse bir buçuk milyara ulaşan bir nüfus…

Ülkenin güney ucunda kırk milyona yakın nüfusuyla “aykırı” bir eyalet…

1950’lerden itibaren uzun yıllardır komünistlerin iktidara gelip gittiği, son iki seçimde ise eyalet tarihinde ilk kez üst üste iki defa seçimi zaferle noktalayıp iktidardaki yerini pekiştirdiği bir eyalet: Kerala!

  • Peki, komünistler bunca yıldır ne yapıyor Kerala’da?
  • Ne gibi toplumcu uygulamalar devrede?
  • Nasıl iktidara geliyor, nasıl koruyor, nasıl geliştiriyorlar?
  • Geliştiriyorlar mı sahiden?
  • Eğitim, sağlık, barınma gibi sosyal sektörlerden teknoloji ve altyapı yatırımlarına nasıl bir yol takip ediyorlar?
  • Kitaplara konu olan mikro-kredi, mikro-finans, plan seferberliği, yetki devri, yerinden yönetim vb. uygulamalar kapitalizmden ayrı bir yol mu oluşturuyor?

Kerala’da 2006-2011 ve 2016-2021 yılları arasında on yıl Maliye Bakanlığı yapan, “Halkın Planı”nın sorumluluğunu üstlenen iktisatçı, akademisyen, siyasetçi ve Hindistan Komünist Partisi (Marksist) Merkez Komite üyesi T.M. Thomas Isaac anlatıyor.

  • Künye: T. M. Thomas Isaac – Hindistan’da Toplumcu Bir Deneyim: Kerala (Başka Bir Dünya Mümkün!), çeviren: Ali Haluk İmeryüz, Yordam Kitap, siyaset, 192 sayfa, 2023

Richard Wagner – Geleceğin Sanat Eseri (2023)

Ünlü Alman opera bestecisi, tiyatro direktörü, müzik teorisyeni ve yazarı Richard Wagner (1813-1883), ‘Geleceğin Sanat Eseri’nde, geliştirdiği “toplam sanat eseri” kavramı çerçevesinde tüm sanat dallarının bir araya geldiği bir sanat eseri kurgular.

Ona göre geçmişte bunun bir örneği de vardır; eski Yunan tragedya geleneği tam da bu fikirle örtüşmektedir.

Yunan sanatının, Yunan dinine ve mistisizmine temelden bağlı olduğunu ve dinin yıkılmasıyla sanatın da bütünlüğünden kopup yozlaşarak “bireysel sanatlara” ayrıldığını ileri süren Wagner’e göre ana sanat dalları, “dans,” “müzik” ve “şiir”dir.

Bu üç sanat artık yeniden birleşmeli ve kusursuz sanat eserini oluşturmalıdır.

İkincil sanatlar olarak kabul ettiği “resim,” “heykeltıraşlık” ve “mimarlık” da bu sanat eserine dekor ve mekân olarak destek vermelidir.

Wagner, “halk” sözcüğünü dilinden düşürmez, ona göre her şeyin en iyisi halktan kaynaklanır.

Operalarında yoğun biçimde halk destanlarını, efsaneleri konu eden Wagner, geleceğin sanat eserinin de halka dayanması gerektiğini savunur.

  • Künye: Richard Wagner – Geleceğin Sanat Eseri, çeviren: Çağatay Ünaltay, Alfa Yayınları, müzik, 220 sayfa, 2023

Mona Chollet – Aşkı Yeniden İcat Etmek (2023)

Aşkı bize sunulandan farklı bir biçimde tasavvur edebilir miyiz?

Daha güçlü, daha tatmin edici, daha eşit bir aşk…

Televizyon dizileri, filmler, romanlar, gündelik hayatın görünmez kodları kadınların susmasını ve aşkta mutluluğu yakalamak için kendileri ile sevgilileri arasında bir seçim yapmaları gerektiğini öğütlüyor.

Erkek her şeye hakkı olan, kadın ise fedakârca kendini adaması gereken taraf olarak kabul ediliyor.

Sadakat ve tekeşliliğe değer yükleyen toplumsal kaideler bazen kadın kırımının yolunu açabiliyor; bu olmadığında bile kadın için yıkıcı, yıpratıcı ve tüketici oluyor.

Tahakkümün görünür ve görünmez bin bir çeşidi hayatımızı esir almaya devam ediyor.

Mona Chollet, ‘Aşkı Yeniden İcat Etmek’te patriyarkanın heteroseksüel ilişkileri nasıl manipüle ettiğini, hem kadınları hem de erkekleri koşullandırdığını, aşkı ve arzuyu yaşamamıza engel olduğunu anlatıyor.

Kadın-erkek ilişkisinin hakiki ve eşit bir ilişkiye dönüşebilmesi için öncelikle kadınların kendi seslerini bulması gerektiğini söylüyor.

‘Aşkı Yeniden İcat Etmek’, hem eleştirel üslubuyla hem de yüreklendirici bakış açısıyla aşkın gücüne duyulan inancın manifestosu âdeta.

“Kadınların kimliklerine, kıymetlerine dair çok güçlü ve sağlam hisleri olması, her alandaki egemenliklerinden emin olmaları gerekir. İşte tüm bu ögeler kadınların sahip olmakta çok az şanslı oldukları noktalar; ama onları beslemeye kararlı olmak da bizim elimizde.”

  • Künye: Mona Chollet – Aşkı Yeniden İcat Etmek: Patriyarka Heteroseksüel İlişkileri Nasıl Sabote Ediyor?, çeviren: Z. Hazal Louze, İletişim Yayınları, inceleme, 256 sayfa, 2023

Dietrich Bonhoeffer – Ahmaklık Teorisi (2023)

“Ahmaklık, entelektüel bir kusurdan ziyade ahlaki bir kusurdur.”

Alman teolog ve aktivist Dietrich Bonhoeffer, 5 Nisan 1943’te Gestapo tarafından tutuklanarak hapse atıldı ve 9 Nisan 1945’te idam edildi.

Bu kitap onun hapisteyken yazdığı mektup, deneme ve şiirlerin bir derlemesidir.

Ailesine ve bir arkadaşına yazdığı bu metinler, inancı ve hizmetine adanmışlığı asla sarsılmayan, ruhani derinliği sayesinde en zorlu koşulların üstesinden gelebilen hassas bir adama dair olağanüstü bir resim çizmektedir.

Modern dünyanın sorunlarını gayet iyi anlayan, büyük bir inanca, zekâya ve merhamete sahip bir adamdı.

Kolaycılığa ve taviz vermeye direnerek diğer mahkûmlara yardım etmeye, yanlış olduğunu bildiği şeylere karşı kararlılıkla direnmeye ve teoloji ve etik alanındaki harikulade çalışmalarına ölene kadar devam etti.

Bonhoeffer asla pes etmedi.

Yazıları herkese ilham vermeye devam edecektir.

Onun teolojik tartışmaları akademisyenler için yeni düşünce dünyalarının kapılarını açacaktır.

Yaşamı, gerçekten de herkesin faydalanabileceği örnek bir yaşamdı.

  • Künye: Dietrich Bonhoeffer – Ahmaklık Teorisi: Direniş ve Teslimiyet (Hapishaneden Mektuplar ve Belgeler), çeviren: Reyyan Denizci, Lejand Yayınları, deneme, 250 sayfa, 2023

Fırat Mollaer – Modernlik Kehanetleri (2023)

Modernlik felsefi kuruluşunda kehanetin güçlü çağrışımlarını bilimsel kesinlik arayışıyla sınırlamıştır.

Descartes kesinlik araştırmasında meşhur “cin”i başından savarken kâhinin yerini modern bilim adamı/filozof alır.

Ne var ki Descartes’ın kendisi de bir modernlik kehaneti ortaya koyar: Modernlik şaşmaz yasalarla düzenlenen, doğanın nesneye dönüştüğü, şeylerin ve toplumun apaçık olduğu bir kesinlikler evrenidir.

Bunu, modern toplumun ilk eleştirmenlerinden Rousseau’nun kehaneti takip eder: Modernlik, tarihin “tamahkâr bir tüccar” gibi ilerlemesiyle yüreğin yabancılaştığı bir bozulma dünyasıdır.

Eski bir efsane olan Faust, Goethe’nin kaleminde tam da bu kehanetleri takiben modernliğin hep inkâr ederek ilerleyen ruhuna dönüşmüştür.

Goethe ve Alman romantiklerini modern ruhun zaman/tarih aracılığıyla kaçınılmaz bir biçimde yabancılaşarak ilerlediğini söyleyen Hegel takip eder.

Marx’ın katı olan her şeyin buharlaştığı modern-kapitalist topluma dair unutulmaz kehaneti de kendinden önceki modernlik kehanetlerinin mirasçısıdır.

Baudelaire şiirindeki zaman sıkıntısı, Madam Bovary’nin baştan çıkarılması bu modernlik kehanetlerini söylemsel olarak pekiştirir.

Weber, modern rasyonaliteyi formüle eder: Dünyanın büyüsünün bozulması.

Simmel, metropolün tinsel hayatını anlatırken bu kehanetleri alır ve toplumsal bir ruhla yeniden işler.

Benjamin ise bütün bu modernlik kehanetlerini mesiyanik bir ruhla toplar ve modernliğe karşı yeni bir bakış açısına evirir.

Eğer modern bir toplumda yaşıyorsak modernlik kehanetleri bizi halen ilgilendiriyor demektir.

  • Künye: Fırat Mollaer – Modernlik Kehanetleri: Felsefe, Siyaset ve Estetik, Lejand Yayınları, felsefe, 352 sayfa, 2023

 

Nigel Barber – Acımasız Bir Dünyada Merhamet (2023)

İnsan toplulukları ve doğadaki diğer bireyler, gerek kendi tabiatları gerekse de hayatlarını güven içinde sürdürmelerini sağlayacak ortak çıkarlar nedeniyle bir araya gelirler.

Yiyecek içecek kaynaklarına ulaşmak, barınmak, tehlikeler karşısında birbirlerini korumak ve sosyalleşmek başlıca kaygılarını oluşturur.

Bu topluluklardaki ilişkiler yalnızca çıkar odaklı mıdır?

Birlik, aidiyet, utanç, suçluluk hissi de bir çeşit fedakârlık eylemi sayılabilir mi?

Peki, düzenli kan bağışında bulunan, vergilerini ödeyen, zor durumdakilere yardım eden ve vatanını korumak için canından vazgeçen kişilerin olduğu bir toplumda katil doktorlara, pedofil rahiplere, hırsızlara ve beyaz yakalı suçlulara ne demeli?

Sabah erkenden kalkan, kahvaltısını yapan, takım elbisesini giyen ve topluma karışmak üzere sokağa çıkan insanlar bu denli ahlaksız olabiliyorsa kime güveneceğiz?

Nigel Barber ‘Acımasız Bir Dünyada Merhamet: Fedakârlığın Evrimi’nde ilkel toplumlardan günümüze fedakârlık biçimlerini ve evrimini irdeliyor.

Barber, evrimsel psikolojinin açıklayıcı içgörüleri eşliğinde, nezaket konusunda cinsiyet farklılıkları, suçluları ıslah etmede yeni yaklaşımlar, nezaketin sağlıkla bağlantısı ve çevre hareketindeki fedakârlığın siyasi tezahürleri gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

  • Künye: Nigel Barber – Acımasız Bir Dünyada Merhamet: Fedakârlığın Evrimi, çeviren: Orhan Düz, Alfa Yayınları, inceleme, 480 sayfa, 2023

Jay Winter – Savaşı Hatırlamak (2023)

‘Savaşı Hatırlamak’, yirminci yüzyıldaki anma ve savaş hakkında ustaca kaleme alınmış özgün bir eser.

Otuz yıllık bir çalışmanın ürünü.

Jay Winter, kendine özgü güçlü ve derinlikli üslubuyla çağdaş kültür tarihi üzerine yapılan tartışmaların ve akademik görüşlerin en etkili konularından birini ele alıyor: bellek ve belleğin tarihle ilişkisi.

Yazar bellek konusuna olan ilgiyi Birinci Dünya Savaşı’na yoğunlaşan bir çizgide konumlandırıyor.

İki dünya savaşı sırasında ve sonrasında ortaya çıkan imgeler, geliştirilen diller ve ortaya konan yöntemler, savaşın kurbanlarının hakkını teslim etme ihtiyacına odaklanmış ve ileride yaşanacak çatışmaların yeniden tahayyülü ve hatırlanma biçimlerini şekillendirmiştir.

Kitap, belleğe yönelik mevcut ilginin kökenlerinin izini sürerek başlıyor, ardından özellikle yirminci yüzyılın ilk yarısında tarih ve belleği birbirine bağlayan anma pratiklerini irdeliyor.

Yazar ayrıca, film, televizyon, müzeler ve geçmişin anıların kamusal temsilleri aracılığıyla görüldüğü savaş suçları davaları gibi “hafıza tiyatrolarını” da ele alıyor.

Kitap, bu pratiklerin bir bütün olarak yirminci yüzyıl kültür tarihi için önemini ortaya koyuyor.

‘Savaşı Hatırlamak’, önde gelen Birinci Dünya Savaşı tarihçisinin bu alana yaptığı bir katkı olarak öne çıkıyor.

  • Künye: Jay Winter – Savaşı Hatırlamak: Yirminci Yüzyılda Bellek ve Tarih Arasındaki Büyük Savaş, çeviren: Petek Onur, Runik Kitap, tarih, 328 sayfa, 2023

Kolektif – Acayip Merak Ettim! (2023)

Dünyaca ünlü The Economist’ten sıra dışı sorulara sıra dışı cevaplar!

  • Avokadolar ile kriminal olaylar arasında nasıl bir bağ olabilir?
  • Robotlar bütün gün ne yapar?
  • Tenisçiler neden sarf ettikleri eforla haykırır?
  • Çokeşlilik arttıkça iç savaş ihtimali neden artıyor?
  • Niye kurtlar Fransa’ya akın ediyor?
  • Neden kum sıkıntısı yaşanıyor?
  • Hidrolik kırılma doğum oranlarını nasıl sıçratır?
  • Boko Haram gibi terör örgütleri niçin kadın intihar bombacıları kullanıyor?
  • “Beyin-bilgisayar arayüzü” nedir?
  • Amerika çocuk evliliklerine neden hâlâ izin veriyor?

Bilmediğinizin farkında bile olmadığınız konularda, The Economist’in alametifarikası olan nükteli bir dille yazılmış, şaşırtıcı, merak uyandırıcı ve aydınlatıcı cevaplar, bu kitapta.

The Economist’in açıklayıcı metinleri ve günlük grafiklerinin sağladığı verilerden derlenen kitap şaşkınlık veren vakaları bir araya getiriyor.

Kitap, bir dizi eğlenceli örnek kullanarak, mantık ve verilerin, dünyanın bu şekilde işlemesinin altında yatan gizli mekanizmaları nasıl aydınlatabileceğini gösteriyor.

  • Künye: Kolektif – Acayip Merak Ettim!: The Economist Açıklıyor, Dünyamızı Altüst Eden Gerçekler, hazırlayan: Tom Standage, çeviren: Cansu Varol İzmirli, Mundi Kitap, inceleme, 272 sayfa, 2023