Betül Çotuksöken – Antropontoloji (2023)

Dünyaya ve bilgiye yönelişin temelinde insan varoluşunun her şeyi belirlediği yadsınamaz.

İnsanın varoluşu ise arada kalmışlıkla karakterize olur.

Dışdünya-düşünme-dil arasındaki ilişkileri inceleyen bir etkinlik olarak felsefe de hiç kuşku yok ki “tarihsel özne”nin, bu arada kalmışlığı yaşayan insanın ürünüdür.

İşin bir de diğer tarafı var: varolanlar dünyası.

Varolanları, var dediğimiz şeyleri yalnızca dışdünya boyutuna sıkıştırmayıp buna dilin ve düşünmenin ürünlerini de eklediğimizde, daha geniş bir perspektife sahip bir ontolojiye (varlıkbilgisine) duyulan ihtiyaç daha da artacaktır.

Uzun yıllardır insan, varlık, bilgi, dil felsefesi ve etiğin temel sorunlarıyla uğraşmakta olan Betül Çotuksöken, bu kitabında işte bu iki ucu bir araya getiren yeni bir kavramla karşımıza çıkıyor: antropontoloji.

Antropontoloji, insanın nasıl bir varlık olduğunu, onun söylemini ya da tarihselliğini ihmal etmeden varlığın bilgisine olan yönelimi ifade eden bir kavram.

Bu bakımdan, felsefi bir bakış açısı olduğu kadar felsefenin temel bir disiplini… Betül Çotuksöken bu kitabıyla insana, bilgiye ve dış dünyaya dair tüm konulara yeni bir gözle bakmayı öneriyor…

  • Künye: Betül Çotuksöken – Antropontoloji: Ya Da İnsan-Varlık Bilgisi, Alfa Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2023

David Smail – Mutsuzluğun Kökenleri (2023)

David Smail, ‘Mutsuzluğun Kökenleri’nde sınıfsal bariyerlerin aşılamazlığını izaha girişiyor.

Doğumdan itibaren kendilerini yetersiz görmesi tembihlenmiş insanlar için para ve itibar kazanmak, hayatlarının ilk aşamalarında kazandıkları (kendilerinin ya da başkalarının gözündeki) bu ilkel değersizlik hissini nadiren giderebiliyor.

“Ait olduğu” sosyal çevrenin dışına çıkan biri daima korku ve paniğe boğulma tehlikesiyle yaşıyor.

Psikoloji dünyasında alışık olunanlar dışında bir bakış açısıyla, insanların mutsuzluklarının temelinde yatan sebepleri ortaya koyan Smail, bu eserinde psikoterapinin yanılgılarını ve insana dair daha gerçekçi bir anlayışa ulaşmanın yollarını inceliyor.

İçinde yaşadığımız çağın getirdiği baskılar ve mutsuzlukların ardında yatan güç ilişkileri ve toplumsal etkileri gözler önüne seriyor ve bu çığ gibi büyüyen mutsuzluk dalgasının anlamını kavramaya çalışan okuyuculara ve profesyonellere yeni bir işaret ateşi yakıyor.

  • Künye: David Smail – Mutsuzluğun Kökenleri: Kişisel Buhranlara Yeni Bir Yaklaşım, çeviren: Gökçe Metin, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 236 sayfa, 2023

John Dickie – Kardeşlik (2023)

Modern toplumun en etkili ve en yanlış bilinen gizli topluluklarından Hür Masonların gerçek tarihi…

Londra’da 1717 yılında, erkekleri birbirlerine kardeşlik bağıyla bağlamak amacıyla kurulan hür masonluk o kadar bağımlılık yapıcıydı ki yirmi sene içinde dünyaya yayıldı.

Her şeye nüfuz eder hâle geldi.

Masonluk, George Washington’ın liderliğinde yeni oluşan Amerikan ulusu için bir öğreti hâline geldi.

Mason ağları Britanya İmparatorluğu’nu bir arada tuttu.

Napoléon Devri’nde mason kardeşliği önce otoriter devletin bir aleti, sonraysa devrimci komplolar için bir kılıf oldu.

Hem Mormon kilisesi hem de Sicilya mafyası kökenini hür masonluğa borçluydu.

John Dickie bu bilinmezlikleri ve gizleri kadar etkileriyle de meşhur topluluğun tarihini yazıyor.

Aynı zamanda Masonlar nüfuzlu oldukları kadar korkutuculardı da.

Mason locaları Katolik kilisesine göre şeytana tapanların ini, Hitler, Mussolini ve Franco gibi diktatörlere göreyse pasifizm, sosyalizm ve Yahudi nüfuzu saçan yerlerdi.

Dickie bu sansasyonel birliği hem iğneleyici bir üslup hem de bir tarihçinin soğukkanlı akıl yürütme becerisiyle ele alıyor.

‘Kardeşlik’in satırları arasında Winston Churchill ile Walt Disney, Wolfgang Mozart ile Shaquille O’Neal, Benjamin Franklin ile Buzz Aldrin, Rudyard Kipling ile Jön Türkler bir araya geliyor.

Kitap, çoğu bölümü âdeta bir macera romanını andıran sayfalarıyla hür masonluğa dair bilgilendirici, büyüleyici ve çoğunlukla çok keyifli bir anlatım benimsiyor.

Kısa süre önce açılmış İngilizce arşivlerden faydalanarak hür masonların tarihini daha önce yazılmamış biçimde kaleme alıyor.

Modern toplumu şekillendirmekle kalmayan bu hareketin dünya genelindeki yaklaşık altı milyon üyesiyle günümüzde hâlâ hatırı sayılır bir etkiye sahip olduğunu da gösteriyor.

Kronik Kitap Gizli Teşkilatlar Serisi’nin yeni kitabı ‘Kardeşlik: Hür Masonlar Modern Dünyayı Nasıl Şekillendirdi?’, dünyanın en meşhur ve en yanlış anlaşılmış gizli kardeşliğinin gölgeler arkasında kalan tarihini ortaya koyan büyüleyici bir keşif gezisi sunuyor.

  • Künye: John Dickie – Kardeşlik: Hür Masonlar Modern Dünyayı Nasıl Şekillendirdi?, çeviren: Mehmet Şengöçmen, Kronik Kitap, tarih, 576 sayfa, 2023

Andrew Doig – İnsan Nasıl Hayatta Kaldı? (2023)

İnsan mağaradan bugüne olan yolculuğunda nasıl hayatta kaldı?

Onu hangi keşifler hayatta tuttu?

Peki ya insanın sosyal becerileri bu macerada nasıl bir role sahipti?

Manchester Üniversitesi Biyokimya Profesörü Andrew Doig, bulaşıcı hastalıklardan genetik hastalıklara, şiddetten kazalara kadar ölümün belirli nedenlerine, bunların kimleri nasıl etkilediğine ve ölümün üstesinden gelmeyi mümkün kılan insanlara bakarak ölüm kavramının tarihi perspektifte ufuk açıcı bir tasvirini yapıyor.

Ölümün bizi ve bizim de onu nasıl şekillendirdiğimizi anlatan bu titiz vakayinamede tarih, biyolojiyle buluşuyor.

Doig, bitkileri ve salgın hastalıkları takas ettiğimiz, yeni kıtalar ve hayat kurtaran ilaçlar keşfettiğimiz kolektif geçmişimizin bireysel geleceğimizi nasıl belirlediğini açıklayarak en evrensel deneyimimizin ardındaki tarihi ve bilimsel tuhaflıkları büyüleyici bir tatta aydınlatıyor.

Ölüm nedenlerinin gelecekte nasıl değişebileceğini tartışarak, şu anki durumumuza dair muhteşem, uzun soluklu bir bakış açısı sunuyor.

‘İnsan Nasıl Hayatta Kaldı?’, geleceğe bakmanın ve umudun heyecan verici bir hikâyesi olarak muhakkak okunmalı.

  • Künye: Andrew Doig – İnsan Nasıl Hayatta Kaldı?: Mağaradan Geleceğe İnsanın Ölümle İmtihanı, çeviren: Oylum Tanrıöver, Beyaz Baykuş Yayınları, bilim, 448 sayfa, 2023

Jakob Johann von Uexküll – İnsanların ve Hayvanların Dünyasında Gezintiler (2023)

Biyosemiyotiğin öncüsü Jakob Johann von Uexküll, ekolojik düşüncenin bu kurucu metninde her canlının yalnızca kendisine, onun deyimiyle, Umwelt’ine ait bir mekânı ve buna karşılık gelen bir zamanı olduğu fikrini dile getiriyor.

Bunun sonucunda Agamben’in ifadesiyle, insanmerkezci bakış açısının terk edilmesi ve doğa imgesinin insan ölçütünden arındırılmasının önü açılmış; Deleuze ve Guattari’nin tespitiyle dünyayı anlama ve onunla etkileşime geçmedeki alışıldık yöntemleri sarsacak radikal bir potansiyel ortaya çıkmıştır.

İnsan öznelliğinin, insanın yerleşik sınırlarını kıran yeni bağlantıların ve ilişkilerin yaratılması yoluyla genişletildiği ve dönüştürüldüğü izlek de buradan başlamıştır.

Hayvan algısı ve bilişine dair anlayışı derinden sarsan bu metin teorik biyoloji, felsefe, etoloji ve bilişsel bilim gibi bir dizi disiplin üzerinde önemli bir etkiye sahip oldu.

  • Künye: Jakob Johann von Uexküll – İnsanların ve Hayvanların Dünyasında Gezintiler: Görünmeyen Dünyaların Resimli Kitabı, çizimler: Georg Kriszat, çeviren: Mehmet Göçmen, Akademim Yayıncılık, bilim, 2023

Jenny Williamson ve Genn McMenemy – Dünya Mitolojisinde Kadınlar (2023)

Mitolojide Yunan tanrıçası Athena ve Mısır tanrıçası İsis hakkında çok şey yazıldı.

Peki ya gökyüzündeki bir delikten dünyamıza düşen İrokua mitolojisinin Gökyüzü Kadını veya iki dünya arasında dolaşan Koreli kahraman Prenses Bari gibi dünyanın dört bir yanındaki mitolojik karakterler hakkında neler biliyoruz?

Güçlü tanrıçaların, kudretli kraliçelerin ve efsanevi yaratıkların bilinmeyen özelliklerini gözler önüne seren ‘Dünya Mitolojisinde Kadınlar: Tanrıçalar, Kahramanlar ve Canavarlar’, mitoloji ve folklorun büyüleyici kadınlarını keşfe çağırıyor.

Çeşitli mitolojilerden destansı kadınların öyküsünü anlatan bu kitapta kahramanlardan tanrıçalara, toplum liderlerinden tuhaf canavarlara kadar savaşçı, bilge, şefkatli ve kurnaz kadınlarla karşılaşacaksınız.

Her kültürün bu ilgi çekici hikâyelerde kuralları alt üst eden kadınlardan öğreneceği çok şey var.

  • Künye: Jenny Williamson ve Genn McMenemy – Dünya Mitolojisinde Kadınlar: Tanrıçalar, Kahramanlar ve Canavarlar, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları, mitoloji, 224 sayfa, 2023

Jonathan Glover – Ölüme Sebep Olma ve Hayat Kurtarma (2023)

Uygulamalı etik, ahlaki psikoloji ve biyoetik alanlarına yaptığı önemli katkılarla tanınan İngiliz filozof Jonathan Glover, ‘Ölüme Sebep Olma ve Hayat Kurtarma’ kitabında, yaşam ve ölümü sarmalayan karmaşık ahlaki ve etik soruları ustalıkla irdeliyor.

Glover, okurları ötanazi, kürtaj, intihar, idam cezası ve savaş gibi konuların ardındaki inceliklere yönelik düşünmeye sevk eden bir yolculuğa çıkarırken, hayat kurtarmanın ahlaki yükümlülüklerini de ele alıyor.

Titiz bir analiz ve insan deneyimlerine duyarlılığın kendine özgü uyumuyla çağdaş ahlak felsefesinde ufuk açan kitap; önyargıları yeniden değerlendirmeye ve insanın varoluşunu tanımlayan ahlaki ikilemler hakkında anlamlı bir diyaloğa girmeye davet ediyor.

  • Künye: Jonathan Glover – Ölüme Sebep Olma ve Hayat Kurtarma: Kürtaj, Bebek Öldürme, İntihar, Ötanazi, İdam Cezası, Savaş ve Diğer Ölüm-Kalım Meselelerine Dair Ahlaki Sorunlar, çeviren: Murat Öznaneci ve Dilşad Karakurt, Akademim Yayıncılık, felsefe, 344 sayfa, 2023

 

Nicholas Shaxson – Define Adaları (2023)

April Yayıncılık 2006’da ‘Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları’nı yayınladı.

Üçüncü dünya ülkelerinin nasıl modern zaman sömürgelerine dönüştürüldüğünü birinci ağızdan yazdı John Perkins.

Kalkındırma yalanı altında milyarlarca dolarlık şişirilmiş projeleri ve bu projeleri bilimsel gösteren, üniversite kitaplarına bile geçmiş sahte raporları, uydurma teorileri sıraladı.

Kitap dünyada olduğu gibi ülke çapında da uyanışı tetikledi.

İçinden geçtiğimiz yıllara ışık tuttu.

Zaman geçti, ekonomik tetikçiler yerelleşti.

Şirketokrasi ile yönetilen küresel imparatorluğun kuklaları çoğaldı.

Demir ağlarla örülen memleket, önce inşaat çöplüğüne döndü, sonunda başımıza yıkıldı.

İşte şimdi uzun yıllar boyunca bizi soyan, dünyayı çalan adamların trilyonlarca doları nereye sakladıkları ifşa oluyor.

Araştırmacı gazeteci Nicholas Shaxson karanlık sistemi ve bunun bizim için ne anlama geldiğini ifşa ediyor.

Vergi cennetleri nasıl bir cehennem yarattı?

Define adalarında hangi kanlı hazineler yatıyor?

Shaxson, titiz araştırmaları eğlenceli anekdotlarla birleştirerek açık denizin karanlık dünyasına dair önemli mesajlar içeren bir kitaba imza atmış.

Sadece küresel ekonominin yozlaşmış sistemlerinin can alıcı bir teşhiri değil, aynı zamanda harekete geçmemiz için heyecan verici bir çağrı.

  • Künye: Nicholas Shaxson – Define Adaları: Vergi Cennetleri ve Dünyayı Çalan Adamlar, çeviren: Parla Nemutlu, APRIL Yayıncılık, ekonomi, 504 sayfa, 2023

Arnold J. Toynbee – Uygarlık Yargılanıyor (2023)

‘Uygarlık Yargılanıyor’, Batı uygarlığının kendisine dair genel kabullerini temelden sarsıyor: Köken aldığını ileri sürdüğü Helen uygarlığı ile ilişkisinin aslını, Greko-Romen uygarlığının yekpare görünümünün altında yatan çok parçalılığı, sarsılmaz görülen yapısının içinden gelişen bilim, milliyetçilik ve yeni ideolojilere karşı ne denli savunmasız olduğunu sebep ve sonuçlarıyla ele alıyor.

Batı’nın tarihsel ufku hem mekân hem de zaman boyutunda muazzam bir şekilde genişlediği halde vizyonu hızla daralmakta ve âdeta at gözlüklerinin arasından bakan bir atın görüş açısı kadar dar bir alana sıkışmıştır.

Batı uygarlığının da etkisiyle dünyamızda bugün insani duygular daha önce görülmemiş bir düzeyde gelişmiş; her ulustan, ırktan ve sınıftan insana artık evrensel haklar tanınır olmuştur.

Fakat aynı zamanda, yine bu uygarlığın dayattığı kimi değerler nedeniyle insanlık, ekonomik sınıf savaşının, milliyetçiliğin ve ırkçılığın belki de dünya tarihinde şimdiye dek hiç görülmemiş derinliklerine saplanmış durumdadır.

Tarihsel çatışma hatlarındaki birçok kriz hâlâ çözülebilmiş değil, yakın zamanda da bir şeyler değişecek gibi durmuyor.

Bu evrensel kuşatıcı duygusallık ile grup bölünmüşlüğü arasında kalan insanlığın yarını nasıl olacak?

Uygarlık tarihçisi Arnold J. Toynbee geniş tarihi bir çerçeveden hareketle, insanlığın içerisinde bulunduğu durumu ele alıyor.

Meşhur İngiliz tarihçi, Batı uygarlığının geleceğine, bu uygarlığın içerisindeki güç dengelerine, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın nasıl şekilleneceğine, bu dünyada İslam uygarlığının yerine dair ufuk açıcı ve çarpıcı içgörüler sunuyor.

Tarih boyunca uygarlıkların birbirleriyle karşılaşıp çarpışarak yeni uygarlıklar ve büyük kurumsal dinler ürettiğini tespit eden usta tarihçi Toynbee, ‘Uygarlık Yargılanıyor’da birikimlerini süzerek okura aktarıyor ve geleceğin yine uygarlıklar arası etkileşimle inşa edileceğini savunuyor.

Tarihe, bugüne ve geleceğe ilişkin sunduğu fikirler, dünün ürünü olan bugünden yarını inşa etmek adına ortaya değerli bir yol haritası koyuyor.

  • Künye: Arnold J. Toynbee – Uygarlık Yargılanıyor, çeviren: Mehmet Arif Taşkıran, Kronik Kitap, tarih, 224 sayfa, 2023

Claude Lévi-Strauss – Mit ve Anlam (2023)

Genel okura seslenen bu kitapta, yirminci yüzyılın önde gelen düşünürlerinden Claude Lévi-Strauss, insan varoluşuna dair can alıcı sorular üzerine harcanmış bir ömrün kazanımlarını paylaşıyor.

  • Kaosun bir anlamı olabilir mi?
  • Modern bilim mitlerden neler öğrenebilir?
  • Yapısalcılık nedir?

Bu ve bunun gibi hayati sorulara verdiği cevaplarda Lévi-Strauss, açık ve kesin bir dille, insan zihninin potansiyelleri hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyen okurlara bir yol haritası sunuyor.

Bazı düşünürler etkilidir, bazılarıysa bir ekol yaratır; fakat çok azı bir çağa damgasını vurur.

Bugün bir Aquinas veya Goethe çağından bahsettiğimiz gibi, gelecek kuşakların da bizim dönemimizden Lévi-Strauss çağı diye söz etmeleri mümkündür.

O, modern zihne kimliğini armağan edenlerden biridir.

  • Künye: Claude Lévi-Strauss – Mit ve Anlam, çeviren: Gökhan Yavuz Demir, Minotor Kitap, antropoloji, 104 sayfa, 2023