Katy Turton – Unutulmuş Yaşamlar (2023)

Lenin’in, Çar’a suikast suçlamasıyla genç yaşta idam edilen Aleksandr dışında dört kardeşi daha vardır: Lenin’den yaşça daha büyük 1864 doğumlu Anna; devrimci mücadeleye ve Petersburg’da üniversite eğitimine başladıktan kısa süre sonra erken yaşta tifodan ölen Olga; kardeşlerin en uzun yaşayanı Dmitriy; kardeşlerin en küçüğü Mariya.

Bu kardeşler Rusya’daki devrimci harekette aktif olarak yer almışlardır.

Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ndeki bölünmeden sonra Lenin’in önderlik ettiği Bolşeviklerin saflarında yeraltı mücadelesi vermiş, hapsedilmiş, sürülmüş, Ekim Devrimi’nden sonra da etkin görevlerde bulunmuşlardı.

Ne var ki Rus Devrimi ve Lenin üzerine yapılmış çalışmalarda bu kardeşler hakkında pek az bilgiye rastlanır.

Kardeşler, özellikle de kız kardeşler, satır aralarında, ağırlıkla Lenin’in hayatını kolaylaştırmak için yaptıkları hizmetlerle anılırlar.

Peki, devrimin her anında ve her aşamasında yer alan bu kadınların devrime katkısı satır aralarına sığdırılabilir mi?

Rus devrim tarihi ve bu devrimde kadınların rolü üzerine uzmanlaşan Katy Turton’ın yoğun ve sabırlı çalışmasının ürünü olan bu kitapta Lenin’in kız kardeşlerinin “unutulmuş yaşamlar”ı gün ışığına çıkarılıyor.

Anna İlyiniçna Ulyanova ve Mariya İlyiniçna Ulyanova’nın ilk gençlik yıllarında üniversitede başlayan yeraltı faaliyetlerinden, Bolşeviklerin en önemli gazetesi Pravda’daki editörlük görevlerinden, 1917 sonrasında Sovyet devletinin çeşitli kademelerinde verdikleri hizmetlere uzanarak onları tarihte hak ettikleri yere oturtuyor.

  • Künye: Katy Turton – Unutulmuş Yaşamlar: Rus Devriminde Lenin’in Kız Kardeşlerinin Rolü, 1864-1937, çeviren: Özlem Koşar, Yordam Kitap, tarih, 320 sayfa, 2023

Lee Alan Dugatkin ve Lyudmila Trut – Bir Tilkiyi Nasıl Evcilleştirirsin? (2023)

Sibirya’da, kuyrukları ve sarkık kulaklarıyla, herhangi bir evcil köpek kadar uysal ve dost canlısı, tüylü, dört ayaklı canlılar var.

Ancak bunlar köpek değil, bugüne kadar yapılmış en şaşırtıcı deneyin başaktörleri olan tilkiler.

1959 yılında biyolog Dmitri Belyaev ve Lyudmila Trut, SSCB’deki tilki çiftliklerinden birkaç düzine gümüş tilki üzerinde çalışmaya başlayarak kurtların köpeğe evrimini gerçek zamanlı olarak yeniden yaratmaya, on binlerce yıl süren evrimi birkaç on yıla sığdırmaya çalıştılar.

Belyaev’in 1985’teki ölümünden bu yana bu çalışmanın başındaki bilim insanı olan Lyudmila Trut, biyolog Lee Alan Dugatkin ile birlikte, içinde politik çatışmaların, bilimsel çalışmaların ve hayvan sevgisinin olduğu tüm bu maceranın öyküsünü anlatıyor.

Dugatkin ve Trut, Sibirya’nın zorlu kışlarının ortasında girişilen çığır açan bu deneyin detaylarını, bilim tarihinin nasıl geliştiğini ve bugün nasıl gelişmeye devam ettiğini gözlerimizin önüne seriyor.

‘Bir Tilkiyi Nasıl Evcilleştirirsin?’, bilim insanlarının işbaşında olduğu inanılmaz bir öykü sunuyor, aynı zamanda insanları ve hayvanları zaman içinde bir araya getiren derin bağları da övgüyle anıyor.

  • Künye: Lee Alan Dugatkin ve Lyudmila Trut – Bir Tilkiyi Nasıl Evcilleştirirsin?, çeviren: Ezgi Karaca, Liberus Yayınları, bilim, 250 sayfa, 2023

Melanie Klein – Sevgi, Suçluluk ve Onarım (2023)

Yirminci yüzyılın başlarında hem psikanalitik kurama yaptığı katkılar hem de çocuk psikanalizi üzerine çığır açan çalışmalarıyla kendine özgü bir yer edinen Melanie Klein, ‘Sevgi, Suçluluk ve Onarım’da çocuklarla yaptığı klinik çalışmaları açıklıyor.

Freud, yetişkinde hâlâ aktif olan çocuğu keşfetti.

Klein ise yetişkindeki ve çocuktaki bebeği keşfetti.

Klein, evrelerden ziyade pozisyonlardan söz eder, çünkü bu terim tam bir örgütlenmeyi, egonun durumunu ve nesne ilişkilerinin, düşlemlerin ve savunmaların doğasını anlatır.

Yaşama yeni bir bakış, yeni bir duruş getirir.

Ruhsal gerçekliklere ilişkin bir farkındalığın başlangıcına işaret eder ve psikotik işleyiş ile psikotik olmayan arasında bir sınır işaretidir.

  • Künye: Melanie Klein – Sevgi, Suçluluk ve Onarım ve Diğer Yazıları 1921-1945, çeviren: Ayşen Tekşen, Alfa Yayınları, psikanaliz, 560 sayfa, 2023

Charles C. Cockell – Astrobiyoloji (2023)

4 milyar yıllık evrimin ürettiği göz kamaştırıcı çeşitlilikteki organizmalar hakkında ufuk açıcı bir inceleme.

Charles C. Cockell, dünya üzerindeki yaşamın yapısı, ilişkileri ve olağanüstü yetenekleri hakkında bizi aydınlatıyor.

Evrenimizdeki kozmik ortam içerisinde yaşamı ele alan ‘Astrobiyoloji’, konuyu hakkını vererek anlatmak için astronomi, biyoloji, kimya, jeoloji, gezegen bilimi, fizik, sosyal bilimler gibi pek çok bilim dalını harmanlıyor.

Standart kozmolojik modele göre, Büyük Patlamayla birlikte birinci kuşak yıldızlar ortaya çıkar ve daha sonra bu yıldızların ölüp patlamasıyla yaşam için gerekli olan elementler evrene saçılır.

Gezegenler yeni yıldızların etrafında oluşmaya başlar.

Bu gezegenlerden bazıları yaşamaya elverişlidir ve en az birinde yaşam ortaya çıkar.

Yaşam, tek hücreli organizmalardan hayvanlara geçiş yaparak büyür ve tüm bu süre boyunca yok oluşlarla zarar görür.

Nihayetinde, uzak yıldızları çevreleyen gezegenleri bulmaya kararlı bir zekâ gelişmeye başlar ve diğer uygarlıkları bulmak üzere işe koyulur.

Ancak şu an diğer gezegenlere gitme olanağımız olmadığı için yaşama dair bildiğimiz tek veri, Dünya’daki yaşamın kendisidir.

İşte bu kitap Dünya üzerindeki bildiğimiz yaşamın yapısı, ilişkileri ve yetenekleri hakkında kapsamlı bir değerlendirme yaptıktan sonra, bunu kozmik bağlam içerisinde inceliyor.

  • Künye: Charles C. Cockell – Astrobiyoloji: Evrendeki Yaşamı Anlamak, çeviren: Ceren Şeylan ve Çağatay Tarhan, Alfa Yayınları, bilim, 616 sayfa, 2023

Erol Ülker – Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Mesleki Temsil ve Sol (2023)

Mesleki temsil düşüncesinin Meşrutiyet’ten erken Cumhuriyet dönemine kadar düşünsel ve siyasal temellerine dair çok önemli bir inceleme.

Sol hareketlerin İkinci Meşrutiyet’ten Milli Mücadele’ye ve Cumhuriyet’e uzanan serencamı tarih yazımında öne çıkan konulardan biridir.

İttihatçıların özellikle Milli Mücadele yıllarında sosyalist ve komünist hareketlerle ilişkileri ise İttihatçı sol olarak kavramsallaştırılmıştır.

Bu kitap, İttihatçı solun programatik temelleri arasında önemli bir yere sahip olan ve mesleki temsil olarak Türkçeleştirilen korporatizme odaklanıyor.

Mevcut literatürle birlikte Türkiye, İngiltere ve Fransa arşivlerinden birincil kaynaklara dayanan çalışmada, mesleki temsilin İttihatçı tek parti rejimine özgü iktidar mekanizmaları içinde konumlanan korporatist bir siyasal hareket olduğu vurgulanıyor.

Dolayısıyla mesleki temsilin, en genel olarak Marksizm kaynaklı sosyal demokrat, sosyalist ve komünist akımlardan tamamıyla farklı bir ideolojik yönelim olduğu iddia ediliyor.

Bu yönelimin temel referansları enternasyonalizm değil milliyetçilik, Marksizm değil korporatizmdir.

Kitap, Türkiye solunun, özellikle komünist hareketin gerek İttihatçı soldan gerek mesleki temsilden ayrışarak bağımsız bir siyasal ve ideolojik yönelim haline geldiği tezini ön plana çıkarıyor.

Okur, bu kitapta, arşiv kaynaklarına dayanan bir anlatının yanı sıra, İttihatçı tek parti iktidarından korporatizme, Kemalizmden mesleki temsile, faşizmden sivil topluma değin Osmanlı-Türkiye tarih yazıcılığında atıf yapılan birçok kavramsal ve olgusal tartışmaya ilişkin eleştirel değerlendirmeler bulacaktır.

  • Künye: Erol Ülker – Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Mesleki Temsil ve Sol, Yordam Kitap, inceleme, 192 sayfa, 2023

Wolfram Eilenberger – Büyücüler Çağı (2023)

Yaşam ve insan varoluşu hakkında yeni soruların sorulduğu, bazı fikirlerin ilk kez düşünüldüğü bir on yıl.

Uzun yıllar Philosophie Magazin dergisinin yayın yönetmenliğini yapan Wolfram Eilenberger; iki dünya savaşı arası dönemde 1920’lerin ruh halini, büyük belirsizliği, biten bir savaşın ardında bıraktığı tahribatı ve bir sonrakinin yaklaşan ayak seslerini, yükselen ekonomik krize karşın her şeye eşlik eden yaşam sevincini, eskinin yıkıldığı ama yeninin ne olduğunun da tam bilinemediği bir zaman aralığını dört büyük filozofun hayatı üzerinden anlatıyor.

Dünyaya çarpan bir göktaşı misali aniden ortaya çıkan ve Hannah Arendt’e olan aşkıyla kavrulan Martin Heidegger. Cambridge’deki herkes bir felsefe tanrısı olarak ona taparken taşrada ilkokul çocuklarına yoksulluk içinde ders vermeyi seçen, servetini reddetmiş bir milyarderin oğlu, büyük dâhi Ludwig Wittgenstein. Letonyalı bir anarşistle Capri’de yaşadığı aşkın bir devrimciye dönüştürdüğü Walter Benjamin.

Ve son olarak, ülkesini terk etmeden önce Hamburg’un burjuva mahallelerinde Nazi iktidarının ve Yahudi düşmanlığının yükselişine çıplak gözle tanık olan Ernst Cassirer.

Farklı kökenlerden, farklı dünya anlayışlarından gelip farklı bir geleceğe yelken açsalar da temelde peşine düştükleri soru aynıdır: İnsan nedir?

Eilenberger, bu dört aykırı filozofun yaşamlarında ve devrimci düşüncelerinde bugünkü dünyamızın kökenlerini görüyor.

1920’lere felsefe tarihi üzerinden bu bakış; aynı zamanda günümüz dünyasındaki benzer anlamsızlığa, tıkanmışlığa dair hem bir hatırlatma hem de bir ilham kaynağı.

Ama hepsinden önce büyüleyici bir okuma deneyimi.

  • Künye: Wolfram Eilenberger – Büyücüler Çağı: Felsefenin İhtişamlı On Yılı 1919-1929, çeviren: Ali Nalbant, Kolektif Kitap, felsefe, 376 sayfa, 2023

Iris Murdoch – Sartre (2023)

Jean-Paul Sartre’ı anlamak, içinde yaşadığımız çağa ilişkin önemli bir şeyi anlamak demektir.

Filozof, politikacı, roman yazarı olarak Sartre, derinden derine çağdaş bir kimsedir ve çağdaş olduğunun da farkındadır; çağımızın üslûbu vardır onda.

Çalışmalarının tümüne göz attığımızda, bu üslûbun Avrupa ahlak felsefesinin, metafiziğinin ve politikasının doğal bir ürünü ve sonucu olduğunu kavrarız.

Başka bir yazarda gizli kalabilen bağlantılar, Sartre’ın eserinin açık-seçikliğinde kendilerini oldukları gibi gösterirler.

Düşüncesiyle eylemini durmadan yenilenen ama belirli bir yönde ilerleyen bir sentez içinde kaynaştırmak ister Sartre.

Uyandırdığı büyük ilginin kaynağını, kavranması hayli güç felsefi düşüncelerinden çok bu düşüncelerden kaynak alan edebiyat ürünlerinde ve eyleminde gerçekleştirdiği külyutmaz ve eleştirici tutumda, yürekli ve içten davranışta aramak gerekir.

Sartre’ın romanları ve felsefesi üzerine derinlikli bir analiz.

Kitaptan bir alıntı:

“Sartre, Hegel-sonrası üç düşünce akımının kavşak noktasında bulunan bir düşünürdür. Bu üç düşünce akımı şunlardır: Marksizm, Varoluşçuluk ve Fenomenoloji. Sartre, bu üç akımın her birinin etkisini duymuş ve üç akımı da etkilemiştir.”

  • Künye: Iris Murdoch – Sartre: Romantik Rasyonalist, çeviren: Selahattin Hilav, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 112 sayfa, 2023

Nancy Fraser ve Rahel Jaeggi – Kapitalizm (2023)

Çağdaş kapitalizmin temel sıkıntılarını ortaya koyan, iki seçkin akademisyen arasında ilgi çekici ve derinlemesine bir söyleşi.

Dünya, toplumsal, ekolojik, siyasal, uygarlıkla ilgili pek çok sayıda krizin kasırgasına kapılmış durumdayken Nancy Fraser ve Rahel Jaeggi, bizi acil olarak elimizi taşın altına koymaya davet ediyor.

Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde kapitalizm, hayatta kalma şansımızı zorlayan, giderek derinleşen, üst üste binen -ekolojik, politik, sosyal- bir krizler çağı getirdi.

Siyaset felsefecileri Fraser ve Jaeggi, bu muhteşem ve geniş kapsamlı söyleşide, kapitalizmi yıkımın kaynağı olarak tanımlıyor ve onun içsel kriz eğilimini inceliyorlar.

Tarih, eleştirel kuram, ekoloji, feminizm ve siyaset kuramını bir araya getiren Fraser ve Jaeggi, kapitalizmin bağımlı olanları ayırma eğiliminin -insanı insan olmayan doğadan, meta üretiminden ve toplumsal yeniden üretimden-, kapitalizmin kriz eğiliminin merkezinde yer aldığını keşfediyorlar.

Fraser ve Jaeggi, bu ‘sınır mücadelelerinin’ kapitalizmin en yıkıcı gücünü oluşturduklarını, fakat aynı zamanda da mücadele eden bir sol hareketin yıkımı durdurabileceği ve çok ihtiyaç duyduğumuz kapitalist olmayan bir geleceği inşa edebileceği alanlar olduklarını söylüyorlar.

  • Künye: Nancy Fraser ve Rahel Jaeggi – Kapitalizm: Eleştirel Kuram Çerçevesinde Bir Söyleşi, çeviren: Eren Karaca, Nika Yayınevi, siyaset, 318 sayfa, 2023

Amy Blackstone – Gönüllü Çocuksuzluk (2023)

Annelik içgüdüsü masalıyla hesaplaşan ufuk açıcı bir kitap.

‘Gönüllü Çocuksuzluk’, çocuksuz aile ve birey kavramlarını odağına alıyor.

Hayatın akışında çocuk sahibi olmanın “normal”, olmamanınsa bir şekilde “uygunsuz” olarak algılandığı toplumlarda, kendi iradeleriyle çocuksuz bir hayat sürdüren ailelerin karşılaştıkları tepkileri, haklarındaki önyargıları, bu önyargıların arkasındaki motivasyonları ve aslında çoğunun ne denli yanlış ve yersiz olduğunu ortaya koyuyor.

Amy Blackstone, çocuk sahibi olmama kararının da tıpkı olma kararı kadar doğal olduğunu, bu kararı alan insanların bencil damgası yemelerinin haksızlık olduğunu ve aslında genel kanının aksine gönüllü çocuksuzların da çocukları sevdiklerini, hatta onlara çocuklu ailelerden daha fazla zaman ve imkân tanıyabildiklerini hem kendi deneyimlerinden yola çıkarak hem de bulgulara dayanarak anlatıyor.

Aynı zamanda aile, kadınlık, cinsiyet, cinsel yönelim, politika, feminizm gibi alanlara da değinerek geniş bir çerçeve çizmeyi amaçlıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Ebeveynlik herkes için biçilmiş kaftan değildir. Bunda utanacak bir şey yok. Aksini ileri süren kültürel mesajların yaygınlığına rağmen, ebeveynlik herkes için tatmin edici bir yaşamın anahtarı değildir. Ebeveynlerin bile tatmin olmak için ebeveynlikten fazlasına ihtiyacı vardır. Bazılarımız içinse ebeveynlik tatmin denkleminin hepten bir parçası değildir.”

  • Künye: Amy Blackstone – Gönüllü Çocuksuzluk: Aileyi Baştan Tanımlayan ve Yeni Bir Bağımsızlık Çağı Yaratan Hareket, çeviren: Hilal Dikmen, İletişim Yayınları, inceleme, 278 sayfa, 2023

Boris Cyrulnik – Şahane Bir Mutsuzluk (2023)

Zorluklar karşısında hayatta kalma, uyum sağlama ve hatta gelişme kapasitesi olarak tanımlanan dayanıklılık üzerine eşsiz bir kitap.

Fransız nörolog, psikiyatrist, psikanalist, davranış bilimci Boris Cyrulnik, yaralarımızın nasıl üstesinden geldiğimizi irdeliyor.

İnsanın başına gelen her türlü felaketin onda büyük bir dönüşüm yarattığı fikrinden yola çıkarak dayanıklılık kavramını anlamaya odaklanan Cyrulnik, ‘Şahane Bir Mutsuzluk’ta ruhsal dayanıklılık üzerine eğiliyor.

Cyrulnik insanların savaş, kıtlık veya istismar gibi ezici deneyimlerle nasıl başa çıktığını, ruhu en büyük yaraları almış olanların, içlerinde nasıl yepyeni bir yaşam felsefesi geliştirdiğini; saldırganı daha iyi anlamaya çalışıp ardından, da benliklerinin sağlıklı kısmını keşfetmeye nasıl yol aldığını kendi danışanlarından örneklerle tartışıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Yaralarınızı ne yapacaksınız? Onlara boyun eğerek, yardımınıza koşanların vicdanlarını rahatlatacak bir kurban kariyeri mi yapacaksınız? Size saldıranlarda ya da yardım etmeyi reddedenlerde suçluluk uyandırmak üzere acılarınızı ortaya dökerek öç mü alacaksınız? Trajedinizi güç elde etme aracı olarak kullanacak bir ideolojinin hizmetine mi gireceksiniz? Bir gülümsemenin maskesi ardına saklanıp da gizlice acı mı çekeceksiniz? Yoksa yaralarınızla savaşıp her şeye karşın insan olmayı başarabilmek için kişiliğinizin sağlıklı yanını güçlendirmeye mi çalışacaksınız?”

  • Künye: Boris Cyrulnik – Şahane Bir Mutsuzluk, çeviren: Hasan Can Utku, Monografi Yayınları, psikoloji, 200 sayfa, 2023