Cees J. Hamelink – İletişim ve İnsan Hakları (2025)

Cees J. Hamelink’in bu çalışması, iletişim ve insan hakları arasındaki derin bağı inceler. Yazar, bu iki kavramı birbirinden ayrı düşünülemeyecek kadar iç içe geçmiş olduğunu vurgular. İnsan hakları, ihlalleri ortaya çıkarmak ve diyalogları geliştirmek için iletişime; iletişim ise ifade özgürlüğü ve mahremiyet gibi temel insan haklarını gerçekleştirmek için insan haklarına ihtiyaç duyar.

Hamelink, kitabında iletişim ve insan haklarının tarihsel gelişimini izler. İletişim hakkı ve ifade özgürlüğü gibi konuların yanı sıra, çevre krizi ve dijital teknolojilerin ortaya çıkardığı yeni zorlukları da ele alır. Yazar, uluslararası insan hakları sisteminin iletişimin farklı biçimlerine uygulanmasında “iletişimsel adalet”in nihai hedef olduğunu savunur. Bu hedefe ulaşmak için ise mevcut zayıf liberal insan hakları anlayışından, güçlü evrensel bir insan hakları anlayışına geçilmesi gerektiğini belirtir.

Kitap, iletişim ve insan hakları alanında çalışan akademisyenler, araştırmacılar, uygulayıcılar ve bu konuya ilgi duyan herkes için önemli bir kaynak niteliğindedir. Hamelink, karmaşık bir konuyu anlaşılır bir dille aktarırken, aynı zamanda derinlemesine bir analiz sunar. Kitap, günümüzde iletişimin ve insan haklarının karşı karşıya olduğu zorlukları ve bu zorlukların üstesinden gelmek için neler yapılabileceğini göstermesi açısından da oldukça önemlidir.

  • Künye: Cees J. Hamelink – İletişim ve İnsan Hakları: İletişimsel Adalete Doğru, çeviren: Hamza Eren Sarıçam, Lejand Yayınları, siyaset, 308 sayfa, 2025

Sabine Hossenfelder – Varoluşsal Fizik (2025)

Sabine Hossenfelder’ın bu kitabı, fiziğin evrenin en temel sırlarını çözmeye yönelik çabalarını, insanın varoluşsal sorularını ve bu ikisinin kesişim noktasını mercek altına alıyor.

Kitap, evrenin doğası, zamanın doğası, bilinç ve kuantum mekaniği gibi konularda derinlemesine bir inceleme sunuyor.

Hossenfelder, karmaşık fiziksel kavramları anlaşılır bir dille açıklayarak okuru evrenin gizemli dünyasına bir yolculuğa çıkarıyor. Yazar, kuantum fiziğinin paradokslarından, kara deliklerin gizemine, evrenin genişlemesinden çoklu evrenler teorisine kadar birçok konuyu ele alıyor. Ancak Hossenfelder, sadece bilimsel bilgileri aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda bu bilgilerin felsefi ve varoluşsal boyutlarına da değiniyor.

Kitapta, bilimsel araştırmaların sınırları ve evren hakkındaki bilmediklerimiz de sorgulanıyor. Hossenfelder, bilimsel bilginin mutlak olmadığını ve sürekli geliştiğini vurguluyor. Ayrıca, bilimsel teorilerin felsefi ve kültürel bağlamlarla nasıl etkileşime girdiğini de analiz ediyor.

‘Varoluşsal Fizik’, sadece fizikçiler için değil, evrenin yapısı ve insanın yeri hakkında merak duyan herkes için ilgi çekici bir kitap. Kitap, okuyucuyu evrenin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarırken, aynı zamanda varoluşun anlamı ve insanın evrendeki yeri gibi temel sorulara da yanıtlar arıyor.

  • Künye: Sabine Hossenfelder – Varoluşsal Fizik: Bir Bilim İnsanının Yaşamın En Büyük Sorularına İlişkin Kılavuzu, çeviren: Murat Havzalı, Alfa Yayınları, bilim, 266 sayfa, 2025

Kolektif – Cumhuriyet’in İlk Asrında İşçiler (2025)

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yüzyılının tarihi işçilerin öyküsünün üstünden atlanarak yazılamaz. İlk yüzyılın tarihi başka veçhelerin yanı sıra Türkiye’nin bir tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişinin de öyküsüdür. Bu büyük dönüşüm sosyal ve siyasal sonuçlar üretmiş ve günümüz Türkiye’sini iktisadi, sosyal ve siyasal boyutlarıyla yaratmıştır. Sanayi toplumuna geçişe dair bu öykünün başaktörü hiç kuşkusuz Türkiye işçi sınıfıdır.

Bu cilt bu başaktörün kendisini, farklı kesimlerini ya da bunları şekillendiren yapısal faktörleri değerlendiren makalelerden oluşuyor. Her ne kadar sanayi sonrası topluma geçildiğine dair iddialar duysak da bunlar temelsizdir ve işçi hareketi Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının tarihinin yazılmasında da en önemli aktör olacaktır.

İşçi hareketinin siyasal ve sendikal kurumlarının zayıfladığı, bağımsız bir politik aktör olarak görülmediği son otuz yıl aynı zamanda Cumhuriyet kurumlarının belli bir “çürüme” de yaşadığı bir zaman dilimine denk düşer. Bu iki gelişme birbirinden bağımsız değildir. Oysa bu son otuz yılda yurttaşlarımız arasında işçileşme de yaygın bir sosyolojik olgudur. Bu dönüşümün sonuçları gün geçtikçe daha çok hissedilmektedir.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında işçi hareketi günümüzde sahip olduğu yaygınlık ölçüsünde siyasete etki ederse, umulur ki işçi sınıfının sesi de daha gür çıkar. O zaman toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çok olanlar, yani yaratanlar, silkelenir ve doğrulur.

  • Künye: Kolektif – Cumhuriyet’in İlk Asrında İşçiler, derleyen: M. Görkem Doğan, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2025

Martin J. Dougherty – Yunan Mitolojisi (2025)

‘Yunan Mitleri’, Yunan mitolojisinin zengin dünyasına kapsamlı bir bakış sunuyor. Kitap, Titanların doğuşu ve tanrıların egemenliği için yaptıkları mücadele ile başlıyor. Ardından, Olimpos tanrılarının öyküleri, onların aşkları, kavgaları, kahramanlarla olan ilişkileri detaylı bir şekilde anlatılıyor. Zeus’un tanrıların kralı olarak yükselişi, Poseidon’un denizlere hükmetmesi ve Hades’in ölüler diyarına hükmetmesi gibi önemli mitolojik olaylar canlı bir dille aktarılıyor.

Kitapta, Herakles’in 12 görevinden İason’un Altın Post’u arayışına, Perseus’un Medusa’yı öldürmesinden Theseus’un Minotaur’u yenmesine kadar birçok ünlü kahramanlık öyküsü yer alıyor. Yazar, bu kahramanların cesaretini, zekasını ve karşılaştıkları zorlukları okuyuculara aktarırken, Yunan kültürünün değerlerini ve inançlarını da yansıtıyor.

‘Yunan Mitolojisi’, sadece tanrıların ve kahramanların öykülerini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Yunan mitolojisinin sembolik anlamlarını ve kültürel önemini de açıklıyor. Yazar, mitlerin Yunan toplumunun yaşam biçimini, ahlaki değerlerini ve evren anlayışını nasıl şekillendirdiğini okuyuculara gösteriyor. Kitap, mitolojiye ilgi duyan herkes için keyifli ve bilgilendirici bir okuma deneyimi sunuyor.

  • Künye: Martin J. Dougherty – Yunan Mitolojisi, çeviren: Bahar Çetiner, Kronik Kitap, mitoloji, 256 sayfa, 2025

Miriam Bratu Hansen – Sinema ve Deneyim (2025)

Miriam Bratu Hansen’in ‘Sinema ve Deneyim’ adlı kitabı, 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden üçünün -Siegfried Kracauer, Walter Benjamin ve Theodor W. Adorno- sinema üzerine geliştirdikleri düşünceleri derinlemesine inceliyor. Hansen, bu üç düşünürün sinemaya yaklaşımlarını, modern deneyim, algı, kitle kültürü ve sanatın rolü gibi geniş bir yelpazedeki kavramlar üzerinden analiz ediyor.

Kitap, sadece sinema teorisine değil, aynı zamanda modernite, kültür endüstrisi ve estetik üzerine yapılan tartışmalara da önemli katkılar sunuyor.

Hansen, Kracauer’in “kitle süsleri” kavramından Benjamin’in “teknik olarak yeniden üretilebilirlik çağında sanat eseri” tezi ve “aura” kavramına, Adorno’nun ise “kültür endüstrisi” eleştirisine kadar birçok önemli konuyu ele alıyor. Bu düşünürlerin sinemaya dair görüşlerini, kendi özgün düşünce sistemleri ve yaşadıkları dönemin sosyal ve politik koşulları bağlamında değerlendiriyor. Hansen, bu üç düşünürün sinemayı sadece bir eğlence aracı olarak değil, aynı zamanda modern toplumun ve bireyin deneyimini anlamak için önemli bir anahtar olarak gördüklerini vurguluyor.

Kitap, sinemanın modern deneyimi nasıl şekillendirdiğini, algı ve dikkatin nasıl değiştiğini, kitle kültürünün nasıl üretildiğini ve sanatın bu süreçteki rolünü anlamak için bu üç düşünürün sunduğu kavramsal çerçeveyi detaylı bir şekilde inceliyor. Hansen’in analizi, sinema teorisine yeni bir soluk getirirken, günümüzdeki dijital kültür ve görsel medya üzerine yapılan tartışmalara da ışık tutuyor.

“Sinema ve Deneyim’, sinemaya dair düşüncelerin sadece akademik bir ilgi alanı olmadığını, aynı zamanda modern dünyayı ve kendimizi anlamak için de önemli bir araç olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Miriam Bratu Hansen – Sinema ve Deneyim: Kracauer, Benjamin, Adorno, çeviren: Salih Furkan Sevim, Vakıfbank Kültür Yayınları, sinema, 608 sayfa, 2025

Rich Karlgaard – Geç Çiçek Açanlar (2025)

Rich Karlgaard’ın ‘Geç Çiçek Açanlar’ kitabı, başarıyı geleneksel kalıpların dışına taşıyarak, başarı kavramını yeniden tanımlıyor. Yazar, erken yaşta başarı elde etme baskısının bireyler üzerindeki olumsuz etkilerini vurgularken, “geç çiçek açan” olarak adlandırdığı, potansiyellerini daha geç keşfeden ve başarılı olan kişilerin hikayelerini inceliyor.

Karlgaard’a göre, başarı sadece genç yaşta elde edilen akademik başarılar veya yüksek gelirle sınırlı değil. Sabır, farklı alanları keşfetme ve kendi hızında ilerleme, uzun vadede daha büyük başarılar elde etmeyi sağlıyor. Kitap, başarıyı kişisel tatmin ve mutluluk olarak yeniden tanımlarken, her bireyin farklı bir öğrenme süreci ve yeteneği olduğunu vurguluyor.

‘Geç Çiçek Açanlar’, erken yaşta başarı baskısı altında hisseden veya kariyer yolunda belirsizlik yaşayan kişiler için oldukça faydalı bir kaynak. Kitap, okuyuculara şu konularda ilham veriyor:

Kendi hızında ilerlemek: Herkesin farklı bir zamanlaması olduğunu ve başarı için acele etmenin gereği olmadığını gösteriyor.

Potansiyellerini keşfetmek: Farklı alanları denemek ve kendi ilgi alanlarını takip etmek konusunda cesaretlendiriyor.

Sabırlı olmak: Uzun vadeli hedeflere odaklanmanın önemini vurguluyor.

Mutluluğu yeniden tanımlamak: Başarının sadece maddi kazançlarla sınırlı olmadığını gösteriyor.

‘Geç Çiçek Açanlar’ kitabı, başarı anlayışımızı yeniden şekillendirerek, bireylerin kendilerine olan güvenlerini artırmalarına ve daha mutlu ve tatmin edici bir yaşam sürmelerine yardımcı oluyor. Kitap, özellikle kariyerinde belirsizlik yaşayanlar, erken yaşta başarı baskısı hissedenler ve kişisel gelişimle ilgilenen herkes için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Rich Karlgaard – Geç Çiçek Açanlar: Erken Başarı Odaklı Bir Çağda Sabrın Gücü, çeviren: Şafak Tahmaz, Serenad Yayınları, psikoloji, 362 sayfa, 2025

Hasan Kayalı – Direnen İmparatorluk (2025)

Hasan Kayalı’nın ‘Direnen İmparatorluk’ adlı eseri, Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün beklenenden uzun sürmesini ve bu süreçte ortaya çıkan yeni ulusların oluşumunu derinlemesine inceliyor.

Kayalı, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’nda yenilmesine rağmen hemen çökmemesinin birçok nedenini araştırıyor. İmparatorluğun uzun ömürlü olmasının arkasındaki en önemli faktörlerden biri olarak, merkezden uzak bölgelerdeki yerel güçlerin ve toplumların direnişini gösteriyor. Bu direniş, imparatorluğun dağılmasını yavaşlattığı gibi, yeni ulusların oluşum süreçlerini de karmaşık hale getirmiştir.

Yazar, aynı zamanda imparatorluğun çöküşü sürecinde ortaya çıkan yeni ulusların “tesadüfi” olduğunu savunuyor. Bu uluslar, mevcut siyasi ve coğrafi sınırların yanı sıra, etnik, dini ve kültürel karmaşıklıkların bir sonucu olarak ortaya çıkmışlardır. Kayalı, bu yeni ulusların sınırlarının belirlenmesinde büyük güçlerin çıkarlarının ve yerel güç mücadelelerinin önemli bir rol oynadığını vurguluyor.

Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü sadece siyasi ve askeri bir süreç olarak değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve ekonomik bir dönüşüm olarak ele alıyor. Kayalı, bu dönüşümün uzun vadeli etkilerini ve Ortadoğu’daki siyasi haritanın şekillenmesindeki rolünü analiz ediyor.

‘Direnen İmparatorluk’, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ve yeni ulusların doğuşu hakkında önemli yeni bilgiler sunan, akademik bir çalışma. Kitap, hem tarihçiler hem de Ortadoğu siyasetiyle ilgilenenler için değerli bir kaynak.

Kitapta ele alınan başlıca konular:

  • Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş süreci
  • Merkezden uzak bölgelerdeki yerel güçlerin rolü
  • Yeni ulusların oluşumu ve sınırların belirlenmesi
  • Büyük güçlerin Ortadoğu’daki çıkarları
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası ve Ortadoğu’daki siyasi haritanın şekillenmesi

Künye: Hasan Kayalı – Direnen İmparatorluk: Büyük Savaş’ın Sonu, Osmanlı’nın Uzun Ömrü ve Tesadüfi Uluslar, çeviren: Çağdaş Sümer, Fol Kitap, tarih, 328 sayfa, 2025

Paul Stephenson – Büyük Konstantin (2025)

Paul Stephenson’ın bu eseri, Roma İmparatoru Konstantin’in hayatını ve özellikle Hristiyanlığa geçişini detaylı bir şekilde inceliyor. Kitap, Konstantin’in sadece siyasi bir lider değil, aynı zamanda Hristiyan dünyası için de dönüm noktası olan bir figür olduğunu vurguluyor.

Stephenson, Konstantin’in çocukluğundan başlayarak, Roma İmparatorluğu’nun içine düştüğü kargaşa dolu dönemi ve Konstantin’in bu kargaşadan nasıl sıyrılıp imparatorluğun tek hâkimi haline geldiğini anlatıyor.

Yazar, Konstantin’in zaferlerinin arkasındaki askeri dehayı ve siyasi zekayı gözler önüne sererken, aynı zamanda onun Hristiyanlığa olan ilgisinin ve bu dinin imparatorluk üzerindeki etkilerinin de altını çiziyor.

Kitapta, Milvian Köprüsü Muharebesi öncesinde Konstantin’in gördüğü iddia edilen vizyon ve bu vizyonun Konstantin’in Hristiyanlığa olan inancını nasıl etkilediği gibi önemli olaylara da yer veriliyor. Stephenson, Konstantin’in Hristiyanlığı devlet dini ilan etmesi ve bu kararın Roma İmparatorluğu’nun geleceği üzerindeki derin etkilerini analiz ediyor.

Yazar, Konstantin’in Hristiyan dünyası için neden bu kadar önemli bir figür olduğunu açıklamak için, onun Hristiyanlığın yayılmasındaki rolünü, kilise konseylerindeki etkinliğini ve Hristiyanlık ile devlet arasındaki ilişkiyi şekillendirmesindeki çabalarını detaylı bir şekilde inceliyor.

Stephenson’ın kitabı, Konstantin’i sadece bir imparator olarak değil, aynı zamanda Hristiyanlığın tarihini şekillendiren önemli bir figür olarak sunuyor.

Kitap, hem tarih meraklılarına hem de Hristiyanlık tarihi üzerine çalışanlara hitap edecek nitelikte.

  • Künye: Paul Stephenson – Büyük Konstantin: Yenilmez İmparator, çeviren: Gürkan Engin, Kronik Kitap, biyografi, 464 sayfa, 2025

William Dalrymple – Kralın Dönüşü (2025)

William Dalrymple’ın ‘Kralın Dönüşü’ kitabı, 19. yüzyılın başlarında İngilizlerin Afganistan’ı işgal girişimini ve bu girişimin trajik sonuçlarını detaylı bir şekilde inceliyor. Kitap, sadece bir askeri seferin ötesinde, büyük güçlerin Orta Asya’daki çıkar çatışmalarını, Afganistan’ın karmaşık tarihini ve kültürel dokusunu derinlemesine analiz ediyor.

Kitabın Ana Temaları:

Büyük Oyun: 19. yüzyılda İngiliz ve Rus İmparatorlukları arasındaki Büyük Oyun olarak adlandırılan jeopolitik mücadele ve bu mücadelenin Afganistan üzerindeki etkileri.

  • Afganistan’ın Tarihi ve Kültürü: Afganistan’ın coğrafi konumu, etnik çeşitliliği ve yüzyıllar boyunca dış güçlerin işgallerine maruz kalma geçmişi.
  • Sömürgeciliğin Etkileri: İngiliz sömürgeciliğinin Afganistan’a getirdiği yıkım, yerel halkın direnişi ve savaşın insanlık dışı boyutları.
  • Askeri Stratejiler ve Taktikler: 19. yüzyıl savaşlarının zorlu coğrafi koşullarında uygulanan askeri stratejiler ve bu stratejilerin başarısızlıkları.

Kitapta Ele Alınan Önemli Noktalar:

  • İngiliz İşgalinin Sebepleri: İngilizlerin Afganistan’ı işgal etmelerinin temel nedenleri arasında Hindistan’daki egemenliğini korumak, Rusya’nın Orta Asya’daki ilerleyişini engellemek ve bölgedeki ticaret yollarını kontrol altına almak yer alıyor.
  • Afgan Direnişi: Afgan halkının yabancı işgalcilere karşı gösterdiği şiddetli direniş ve bu direnişin başarısı.
  • Savaşın Sonuçları: İngilizlerin Afganistan’dan çekilmek zorunda kalması ve bu çekilmenin İngiliz İmparatorluğu’nun prestiji üzerindeki etkileri.
  • Afganistan’ın Geleceği: Savaşın Afganistan’ın geleceği üzerindeki uzun vadeli etkileri ve ülkenin bağımsızlık mücadelesi.

Sonuç olarak ‘Kralın Dönüşü’, sadece bir askeri seferin ötesinde, emperyalizm, milliyetçilik ve kimlik gibi evrensel temaları işleyen derinlikli bir tarihsel inceleme. Kitap, Afganistan’ın günümüzdeki sorunlarını anlamak için önemli bir anahtar sunuyor.

  • Künye: William Dalrymple – Kralın Dönüşü: Afganistan’da İktidar Savaşları, çeviren: Uğur Gülsün, Albaraka Yayınları, tarih, 640 sayfa, 2025

Julian Cribb – Gezegeni Nasıl Düzeltiriz? (2025)

Julian Cribb’in bu kitabı, insanlık ve gezegenimiz için ciddi bir tehdit oluşturan birçok sorunu ele alıyor. Kitap, gelecekte karşılaşabileceğimiz on büyük tehdidi sıralayarak, bu tehditlerin üstesinden gelmek için bireysel ve toplumsal düzeyde neler yapılabileceğini tartışıyor.

Küresel Tehditler: İklim değişikliği, ekosistemlerin bozulması, nükleer tehdit, salgın hastalıklar, gıda kıtlığı gibi insanlık için varoluşsal tehditler detaylı bir şekilde inceleniyor.

  • Çözüm Odaklı Yaklaşım: Her bir tehdit için olası çözümler ve bu çözümlerin nasıl uygulanabileceği konusunda somut öneriler sunuluyor.
  • Bireysel ve Toplumsal Sorumluluk: Kitap, bireylerin, toplulukların, şirketlerin ve devletlerin bu sorunlara çözüm bulmak için nasıl birlikte çalışabileceğini vurguluyor.
  • Umut ve İyimserlik: Dünyanın karşı karşıya olduğu sorunların ciddiyetine rağmen, kitap geleceğe dair umut verici bir bakış açısı sunuyor ve insanlığın bu zorlukları aşabileceğine inanıyor.

Kitapta Ele Alınan Bazı Önemli Konular:

  • Ekosistemlerin Bozulması: Ormansızlaşma, biyoçeşitliliğin azalması ve kirlilik gibi sorunlar ve bu sorunların çözüm yolları.
  • İklim Değişikliği: Küresel ısınmanın etkileri, fosil yakıtlardan vazgeçme ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş gibi konular.
  • Nükleer Tehdit: Nükleer silahların yayılması, nükleer kazalar ve nükleer atıklar gibi riskler ve bu risklerin azaltılması için atılabilecek adımlar.
  • Salgın Hastalıklar: Pandemilerin ortaya çıkması ve yayılması, sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve yeni hastalıklara karşı aşı geliştirme gibi konular.
  • Gıda Kıtlığı: Nüfus artışı, iklim değişikliği ve tarım alanlarının azalması nedeniyle ortaya çıkan gıda güvenliği sorunu ve bu sorunun çözümü için sürdürülebilir tarım uygulamaları.

Sonuç olarak kitap, dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlara karşı duyarlı olan herkes için önemli bir kaynak. Kitap, hem sorunların ciddiyetini gösteriyor hem de çözüm önerileri sunarak okuyucuyu harekete geçmeye teşvik ediyor.

  • Künye: Julian Cribb – Gezegeni Nasıl Düzeltiriz?: 21. Yüzyılda Sağ Kalmak İçin Tavsiyeler, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 192 sayfa, 2025