David Renton – Faşizm: Tarihi ve Teorisi (2021)

Son yıllarda o çirkin yüzüyle yeniden hortlamış faşizmin tarihsel dinamiklerini daha iyi kavramak açısından çok önemli bir çalışma.

David Renton, geçmişten günümüze uzanan bir bakışla, faşizmle ilgili teorileri ve iddiaları tartışmaya açıyor.

Ne oldu, nasıl oldu da faşist bir iktidar kitleleri önüne katarak devasa bir soruna dönüştü?

Bu soru hâlâ güncelliğini koruyor.

Renton, cevapların peşine düşerken faşizmin öncelikle neden bir hareket sonra da neden bir siyaset biçimi olduğunu açıklamaya çalışıyor.

Çalışma, Hitler ve Mussolini dönemlerindeki faşist yükselişi, ona karşı çıkan Marksist tepkileri ve faşist söylemlerin ne zaman başladığı konusunu geçmişten günümüze taşıyor.

Troçki ve Gramsci’nin yazıları ile çağdaş teorisyenlerin öne sürdükleri savların çeşitliliği okurun kafasındaki sorulara netlik kazandırıyor.

‘Faşizm: Tarihi ve Teorisi’ geçmişi anlamak ve günümüzde yaşananları yorumlamak isteyenler için bir başvuru kitabı.

  • Künye: David Renton – Faşizm: Tarihi ve Teorisi, çeviren: Meral Kasap Harzem, Nora Kitap, siyaset, 192 sayfa, 2021

Künye: Louis Althusser – Ne Yapmalı? (2021)

Louis Althusser’den ufuk açıcı bir Gramsci ve Machiavelli karşılaştırması.

“İşçi sınıfı ve halk mücadelesini burjuva sınıf mücadelesine karşı üstün gelecek şekilde yönlendirmeye ve örgütlemeye yardım etmek için ne yapmalı?” sorusunun yanıtını arayan Althusser, 1978’de kaleme aldığı ve ölümünden sonra yayımlanan bu metninde, sınıf mücadelesine güncel bir perspektif olması amacıyla Machiavelli ve Gramsci üzerine derinlemesine bir sondaja girişiyor.

Düşünür bunu yaparken de, Gramsci’nin mutlak ampirizmini, Gramsci ve Machiavelli arasındaki görüş farklılıklarını ve Gramsci’nin düşünceleri bağlamında avrokomünizm ve sınıf diktatörlüğü konularını tartışıyor.

  • Künye: Louis Althusser – Ne Yapmalı?, çeviren: Yağmur Ceylan Uslu, Sel Yayıncılık, felsefe, 94 sayfa, 2021

Antonio Gramsci – Hapishane Öncesi Yazılar (2021)

Antonio Gramsci’nin 1929-1935 arasında yazdığı ‘Hapishane Defterleri’ ünlüdür.

Oysa kendisinin cezaevine girmeden önce, 1914-19 arasında kaleme aldığı yazıları, en az bunlar kadar önemli metinlerdir.

İşte elimizdeki kitap, bütün bu metinleri bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor.

Gramsci’nin en bilinen eseri ‘Hapishane Defterleri’ olmasına karşın 1914-19 arası dönemde Avanti ve II. Grido del Popolo’da, daha sonra 1919’da Gramsci’nin çıkarttığı L’Ordine Nuovo’daki makaleleri ve ilk dönem yazışmaları da bulunuyor.

Kitapta, bu yazıların tümü dört bölüm halinde bir araya getirilmiş.

Gramsci’nin düşüncesine daha bütünlüklü bakmak için muhakkak okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Antonio Gramsci – Hapishane Öncesi Yazılar, çeviren: İdem Erman, Kalkedon Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2021

George Rudé – İdeoloji ve Popüler Protesto (2019)

Paris devriminde insanlarda isyan etme ya da başkaldırma isteği uyandıran neydi ve bu insanlar hangi güdülerle hareket ettiler?

Toplumsal hareketler tarihi alanında çalışan George Rudé burada, Paris devriminde esnafların, siyasi akıl hocalarının; burjuvazinin aydınlanma dönemi yazarlarından, yani sırasıyla Montesquieu ve Rousseau’dan miras aldığı fikirleri uyguladıklarında ne denli muazzam dönüşümler yaratabildiğini tartışıyor.

Rudé, toplumsal sınıfların bizzat kendi halk geleneklerine dayanan “doğal” toplumsal ideolojinin ilk dönemleriyle kendiliğinden oluşan başkaldırılar arasındaki ilişkiyi ele alıyor ve Amerika ile Avrupa tarihinin bazı önemli dönüm noktalarından yola çıkarak ideolojinin nasıl ve neden kalabalıkları etkileyebildiğini ve sonuç alıcı devrimci bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Rudé ilkin, temellerini Marx ve Engels’in attığı ve daha sonra Lucacs ve Gramsci’nin endüstri toplumuna uyarladığı protesto ideolojisi teorisinin gelişimine odaklanıyor ve devamında da,

  • Endüstrileşme öncesi dönemde ağırlıklı olarak ortaya çıkan halk popüler protesto hareketlerinin dinamiklerini,
  • Değişik zamanlarda ve değişik ülkelerde köylülerin durumunu,
  • yüzyıl İngiliz Devriminden 1877’deki son Fransız Devrimine uzanan sürecin dinamiklerini,
  • Ve 18. yüzyıl ve 19. yüzyılın başlarından 1850 sonrası endüstri toplumuna kadar İngiltere’deki popüler protesto tarzının ve ideolojisinin gelişimini izliyor.

Rudé bütün bu önemli konuları irdelediği gibi, söz konusu devrimlerin kazanım ve eksikliklerinden de yola çıkarak “Peki ya bundan sonra?” sorusuna da yanıt arıyor.

  • Künye: George Rudé – İdeoloji ve Popüler Protesto, çeviren: Billur Cavidan Yılmazyiğit, Urzeni Yayınevi, siyaset, 264 sayfa, 2019

Chris Bambery – Aktivistler için Rehber: Gramsci (2019)

Erken dönem İtalyan komünizminin en parlak simalarından olan Antonio Gramsci’nin bir Marksist olarak evriminde doğduğu ülkenin ve siyasî olgunluğa eriştiği şehrin çok büyük etkisi vardır.

Başka bir deyişle Gramsci, 1911 yılında üniversite eğitimi almak için gittiği Torino’dan bağımsız düşünülemez.

Bu dönemde Torino’da, tüm zamanların en mücadeleci işçi sınıflarından biri yaşıyordu ve bu durum, Gramsci’nin geleceğine tümüyle yön verecekti.

İşte Chris Bambery, Gramsci’nin hayatının dönüm noktalarını takip ederek onun kişisel, siyasi ve düşünsel serüvenini kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kısa olmakla birlikte özlü bir Gramsci biyografisi olarak okunabilecek metin, Gramsci’nin doğduğu Sardinya adasını, Torino günlerini, devrimci mücadeleye katılışını, entelektüel gelişiminin ana duraklarını, İtalyan Komünist Partisi’yle ilişkilerini, hapishane günlerini, hapishanede kaleme aldığı kült eseri ‘Hapishane Defterleri’nin yazılış sürecini ve bunun gibi, Gramsci’ye dair birçok aydınlatıcı bilgiyi okurlarına sunuyor.

Gramsci’nin mücadelesine ve mirasına daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Chris Bambery – Aktivistler için Rehber: Gramsci, çeviren: Roni Margulies, Z Yayınları, siyaset, 64 sayfa, 2019

Franco Lo Piparo – Gramsci’nin İki Hapishanesi (2019)

1926’da faşist rejim tarafından hapse atılan Antonio Gramsci, hayatının geri kalanını hapishane ve hastanelerde geçirdi.

Gramsci, on yıl süren mahpusluk sürecinde otuzdan fazla deftere siyasi ve felsefi değerlendirmelerini, ayrıca çeviri denemelerini yazdı.

‘Hapishane Defterleri’ adıyla bildiğimiz bu ünlü defterler, halen en önemli siyaset felsefesi eserleri arasında yer alıyor.

Oysa ‘Defterler’in sayısı üzerine yapılan tanıklıklar uyuşmuyor ve Gramsci’nin eniştesinin ölümünden hemen sonra, baldızı Tania tarafından yapılan numaralandırmada açıklama gerektiren boşluklar var.

İşte Franco Lo Piparo bu önemli çalışmasında, Gramsci’nin defter ve mektuplarını adeta cümle cümle okuyarak bu gizemi aydınlatmaya koyuluyor ve böylece bu yönde yürütülen tartışmalara önemli bir katkı sunuyor.

Gramsci’nin defter ve mektuplarında hem faşist yönetimin hem de Komintern’in Stalinci pratiklerinin baskısını aşmak için kendine has mecazi ifadeler kullandığını belirten Lo Piparo, 20. yüzyılın bu dikkat çekici düşünürünün dünyasına farklı bir pencereden bakıyor.

  • Künye: Franco Lo Piparo – Gramsci’nin İki Hapishanesi: Faşist Hapishane ve Komünist Labirent, çeviren: Gökçe Tuğba, İletişim Yayınları, siyaset, 136 sayfa, 2019

Berch Berberoğlu – Klasik ve Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş (2009)

Berch Berberoğlu ‘Klasik ve Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş’te, geç 19. yüzyıldan erken 21. yüzyıla kadarki dönemin en önemli klasik ve çağdaş sosyal teorisyenlerini, tarihsel materyalizmin ilkelerini gözeterek irdeliyor.

Konuya giriş mahiyetindeki çalışmasında Berberoğlu, Marx, Engels, Durkheim, Weber, Pareto, Mosca, Michels, Cooley, Mead, Gramsci, Lenin, Kollontai, Du Bois, Frazer, Althusser, Poulantzas, Mills, Wallerstein ve daha birçok kuramcının katkılarını, sosyolojik bir perspektif ve eleştirel bir analizle ele alıyor.

  • Künye: Berch Berberoğlu – Klasik ve Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş: Eleştirel Bir Perspektif, çeviren: Can Cemgil, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 273 sayfa

Selahattin Yıldırım – Gramsci’yi Okumak (2018)

Antonio Gramsci, 20. yüzyılın ilk yarısındaki düşünsel, siyasal, toplumsal ve kültürel mücadeleleri içinde yoğun etkinlik gösteren en özgün düşünür ve eylem insanlarından biridir.

Kendisi yılmaz bir direnişçi olduğu kadar, siyasal ve düşünsel dünyamıza getirdiği yeni açılım ve yaklaşımlarla özgün ve etkili bir düşünürdür.

İşte Selahattin Yıldırım’ın elimizdeki özenli eseri de, bu çok yönlü şahsiyetin hayatına ve düşünce dünyasına girmek konusunda bir başucu kitabı.

Yıldırım, kitabının ilk bölümünde, Gramsci’nin kendisinin, kendi hakkında söylediklerinden ve yazdıklarından, ardından Gramsci hakkındaki görüşlerden yararlanarak Gramsci’nin, bir insan ve düşünür olarak portresini sunuyor.

Kitabın ikinci bölümü, Gramsci’nin dili ve Gramsci’yi hangi arka plan üzerinden okuyabileceğimizi ele alıyor.

Üçüncü bölümde, bizzat Gramsci’nin metinlerinden yola çıkarak düşünürün temel kavramları ve görüşleri açıklanıyor.

Dördüncü bölüm, Gramsci’nin kişisel, düşünsel ve siyasal ilişki içinde bulunduğu, ancak dünyada ve Türkiye’de nispeten az tanınan kimi insanları tanıtıyor.

Beşinci bölüm, Gramsci’nin hayatı, mücadelesinin evrimi ve döneminin kronolojisine yer veriyor.

Yıldırım’ın anlaşılabilir bir tarzda kaleme aldığı kitabı her seviyeden okura hitap ettiği gibi, Gramsci’ye ait birçok metni barındırmasıyla konunun uzmanlarının da fazlasıyla ilgisini çekebilecek nitelikte.

  • Künye: Selahattin Yıldırım – Gramsci’yi Okumak, İletişim Yayınları, felsefe, 336 sayfa, 2018

Kolektif – Faşizm Üzerine (2018)

Faşizm Avrupa’da Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkımın ardından ortaya çıktı ve tüm dünyayı kendi halklarını da kapsayan daha da yıkıcı ve canice bir savaşa sürükledi.

Peki, faşist hareketlerin doğuşunun altında hangi güçler yatar?

Küreselleşmeyle ve eski Yugoslavya’daki, Afganistan’daki, Irak’taki savaşlarla açıkça sergilenen yeni emperyalist saldırıyla nasıl bir ilişki kuruyorlar?

İşte elimizdeki bu harika derleme, bu iki soruya da tatmin edici yanıtlar veren makaleler sunmasıyla alan için altın değerinde bir kaynak.

Kitabın birinci kısmındaki yazılar, Alman faşizmi üzerine savaş sonrası Marksist akademik yazının belli başlı isimlerinden bazılarını bir araya getiriyor.

İkinci ve üçüncü kısımlar, iki savaş arası döneme odaklanıyor.

İkinci kısım, komünist hareketin önde gelen figürlerinin, İtalyan, Macar ve Alman faşizmini veya genel olarak faşizm olgusunu analiz eden yazılarını bir araya getiriyor.

Üçüncü kısım ise, faşist ideolojinin görünürde masum ve kuşku uyandırmayan yollarla insanların zihinlerini ele geçirmeye başladığı bir mecra olan “kültür” alanına bakıyor.

Derlemenin önemli katkılarından biri de, genel olarak faşizmi tarihsel bir perspektifle irdelese de, günümüzdeki faşist hareketler ve rejimlerin olasılık ve nitelikleriyle ilgili bazı soruları da ortaya koyması.

Kitapta makaleleri bulunan isimler ise şöyle: Anson G. Rabinbach, Antonio Gramsci, August Thalheimer, Bertolt Brecht, Daniel Guérin, Ernst Bloch, Georg Lukács, Georgi Dimitrov, Clara Zetkin, Kurt Gossweiler, Kurt Pätzold, Michal Kalecki, Palmiro Togliatti, Reinhard Kühnl, Robert Erlinghagen ve Tim Mason.

  • Künye: Kolektif – Faşizm Üzerine: Önlenebilir Yükseliş, hazırlayan: Margit Köves ve Shaswati Mazumdar, çeviren: Ezgi Kaya, Yordam Kitap, siyaset, 366 sayfa, 2018

 

Roland Boer – Cennetin Eleştirisi (2013)

Roland Boer, tartışma yaratacak çalışması ‘Cennetin Eleştirisi’nde, 20. ve 21. yüzyılların sekiz önemli Marksist düşünürünün çalışmaları yoluyla Marksizm ve teoloji ilişkisini eleştirel bir bakışla sorguluyor.

Ernst Bloch, Walter Benjamin, Louis Althusser, Henri Lefebvre, Antonio Gramsci, Terry Eagleton, Slavoj Žižek ve Theodor Adorno’nun teolojinin cazibesine kapıldıklarını ve bunlardan büyük bir kısmının da Hıristiyanlıkla ve kiliseyle kişisel bağlantıları olduğunu belirten Boer, bu isimlerin düşünceleri üzerinde teolojinin ne gibi etkileri olduğunu, ayrıca onların düşüncelerinin teoloji ışığında nasıl yeniden değerlendirilebileceğini irdeliyor.

  • Künye: Roland Boer – Cennetin Eleştirisi: Marksizm ve Teoloji, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 560 sayfa, 2013