Hüseyin Solgun – Cevahir (2020)

Hüseyin Cevahir, tıpkı arkadaşları Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve Ulaş Bardakçı gibi, unutulması imkânsız devrimcilerdendir.

Peki, bu isimleri unutulmaz kılan özellikleri nedir?

Hüseyin Solgun bu kitabında, bu isimlerden, son derece mütevazı, eşitlikçi, saygıdeğer ve merhametli olan, yani kelimenin gerçek anlamıyla “iyi” bir insan olan Hüseyin Cevahir’in hayatını anlatıyor.

Murat Bjeduğ’un “başka bir kumaştan dokunmuştu” dediği Cevahir, Ankara Siyasal’da geçen üç yılında üç kulvarda birden çalıştı; derslerini, edebiyat yazılarını ve devrimci eylemlerini ihmal etmedi.

1968 ve 1969 baharında edebiyat alanında yaptığı araştırmalarının bir kısmı yayımlandı.

Aynı dönemlerde devrimci gençlik mücadelesi de büyük bir ivme kazanmıştı.

Cevahir, demokratik siyasi eylemin de önde gelen bir devrimcisi olmayı başarmıştı.

İşte o dönemden pek çok belgeyle desteklenen, ayrıca Hüseyin Cevahir’in arkadaşları ve yakın çevresiyle yapılan görüşmelere dayanan bu çalışma, hem çok iyi bir Hüseyin Cevahir biyografisi, hem de sağlam bir yakın tarih çalışması olarak okunabilir.

  • Künye: Hüseyin Solgun – Cevahir, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 496 sayfa, 2020

Hal Foster – Ya Farstan Sonra (2020)

Corona virüsünden bile daha tehlikeli olan “faşist virüs”ün sınır tanımadığı bugün, Sol’un sanatçı ve eleştirmenleri neler yapabilir?

Hal Forster bu ufuk açıcı çalışmasında, utanmak nedir bilmeyen bir siyasi elitin nasıl küçük düşürülebileceği veya absürdlükten beslenen parti liderleriyle nasıl dalga geçilebileceğini anlatıyor.

Forster’ın 2008 finansal krizinin ve Trump adlı daimi felaketin damga vurduğu son on beş yıllık süreçte kaleme aldığı yazılardan oluşan ‘Ya Farstan Sonra’, mevcut savaş, terör ve gözetim rejimi ile korkunç eşitsizlik, iklim felaketi ve medyada yaşanan büyük yozlaşma karşısında sanat, eleştiri ve kurmaca alanında yaşanan değişimlere dair yaptığı değerlendirmeler ve alternatif öneriler sunuyor.

Kitabın ilk kısmı, 11 Eylül’den beri varolan, travma, paranoya ve kitsch’in kullanımı ve suiistimalini içeren kültürel acil durum siyasetine odaklanıyor.

İkinci kısım, bu süre zarfında neoliberalizmin sanat kurumlarında yarattığı değişimi değerlendiriyor; zira gerek pazar gerek müzeler inanılmaz derecede büyümüş ve sanatçılar da bu muazzam değişime eleştirel veya başka türlü bir şekilde yanıt vermişlerdir.

Üçüncü ve son kısım, medyadaki dönüşümü, yakın zamana ait sanat eserleri, film ve kurmaca alanlarına yansıdığı haliyle mercek altına alıyor ve “makine görüşü/yapay görü” (herhangi bir insan arayüzü olmadan, makinelerin diğer makineler için ürettiği işaretler), “operasyonel imgeler” (dünyayı temsil etmekten ziyade ona müdahalede bulunan imgeler) ve günlük yaşamlarımızın her yerine nüfuz etmiş olan enformasyonun algoritmik kodlanışı gibi olguları keşfe çıkıyor.

  • Künye: Hal Foster – Ya Farstan Sonra: Çöküş Çağında Sanat ve Eleştiri, çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, sanat, 224 sayfa, 2020

Daria J. Kuss ve Mark D. Griffiths – Psikoterapide İnternet Bağımlılığı (2020)

İnternet bize pek çok yeni imkân sunmuş olsa da, diğer taraftan bağımlılık gibi büyük bir risk ve tehdit de barındırıyor.

Bazı araştırmacılar internet bağımlılığını, “21. yüzyıl salgını” olarak tanımlıyor.

Durumun vahametine bakıldığında bu yerinde bir tanımdır.

Zira internette bağımlılığı, madde kullanımı ve bağımlılık bozuklukları kategorisinde yer alıyor ve bu da bugüne kadar tanınmış tek davranışsal bağımlılık olan kumar oynama bozukluğu ile birlikte anılmasına daha fazla zemin hazırlıyor.

İşte bu kitabın yazarları, psikolog-akademisyen Daria Kuss ve Mark Griffiths de, internet bağımlılığın ne olduğundan gerçek yaşamdaki yansımalarına ve tedavi yöntemine pek çok konuyu aydınlatıyor.

Kitap, internet bağımlılığının, internet bağımlılığından mustarip bireylerle çalışan psikoterapistler tarafından nasıl gözlemlendiği ve anlaşıldığını ele almasıyla da büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Daria J. Kuss ve Mark D. Griffiths – Psikoterapide İnternet Bağımlılığı, çeviren: Aslı Koruyucu, Ayrıntı Yayınları, psikoloji, 160 sayfa, 2020

Jacques Rancière – Dissensus (2020)

Politikanın estetiği ve estetiğin politikası üzerine sıkı bir metin.

Jacques Rancière ‘Dissenseus’ta, hem sanat ve politika meselelerini derinlemesine irdeliyor hem de bu konu bağlamında Gilles Deleuze, Antonio Negri, Giorgio Agamben, Alain Badiou ve Jacques Derrida gibi çağdaşlarından bazılarının sağlam bir eleştirisini yapıyor.

Politika üzerine on tezle kitabına başlayan Rancière, devamında da,

  • Politikanın günümüzde bir anlamının olup olmadığını,
  • İnsan haklarının öznesinin kim olduğunu,
  • Biyopolitika ve politika arasındaki girift ilişkiyi,
  • 11 Eylül sonrasında simgesel düzende yaşanan geri döndürülemez kopuşu,
  • İleri plütokratik konsensüsün yüce formu olarak savaşı,
  • Estetik devrimi ve bunun sonuçlarını,
  • Politik sanatın barındırdığı çelişkilerini,
  • Edebiyatın politikasını,
  • Deleuze bağlamında sanatın direniş kabiliyetini,
  • Estetik ve politikanın bugün karşı karşıya bulunduğu etik dönemeci tartışıyor.

Rancière, bütün bu konuları çok yönlü bir bakışla ele alırken, estetiğin ve politikanın etik dönüşümü dahil olmak üzere hem sanat hem de politikadaki çağdaş eğilimleri analiz etmek için nasıl kullanılabileceğini de gösteriyor.

Bu derlemenin, daha önce İngilizcede hiç yayımlanmamış birkaç makaleyle birlikte, eleştirmenlere yanıt olarak yazılmış yepyeni bir “Sonsöz” içerdiğini de ayrıca belirtelim.

  • Künye: Jacques Rancière – Dissensus: Politika ve Estetik Üzerine, çeviren: Mustafa Yalçınkaya, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 240 sayfa, 2020

Gilbert Achcar – Halk İstiyor (2020)

Arap İsyanı’nı kapitalizmin Arap bölgesine has ilerleyiş tarzı,  bölgesel siyasi faktörler ve devrimin aktörleri ve parametreleri bağlamında irdeleyen çok iyi bir inceleme.

Gilbert Achcar, yeni bir baskıyla yayımlanan çalışmasında, isyanın toplumsal, ekonomik ve tarihsel arka planına ışık tuttuğu gibi, bu isyanın geleceğe dair ne gibi ihtimaller doğurduğunu da tartışıyor.

Achcar bunun yanı sıra, başlangıçta isyanla ilişki kuramayan liberallerle ve solcuların neden başarısız olduğunu ve İslamcı partilerin ülkelerinin içinde bulunduğu mevcut krizi aşmakta başarılı olup olamayacağını irdeliyor.

Achcar, Arap İsyanı ve Orta Doğu söz konusu olduğunda ilk akla gelen düşünür ve eylemcilerdendir.

Bu çalışma da, kendisinin bu alandaki yetkinliğinin ne denli ustaca olduğunu bize bir kez daha gösteriyor.

  • Künye: Gilbert Achcar – Halk İstiyor: Arap İsyanı Üzerine Radikal Bir İnceleme, çeviren: Sanem Öztürk, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2020

Ursula K. Le Guin – Başlama Yeri (2016)

 

Sıkıcı bir hayat süren Hugh Rogers, yıllardır peşinde olduğu, cennetten farksız Tembreabrezi’ye giden bir kapı bulmuştur.

Fakat bu cenneti cehenneme çevirecek devasa bir gölge, tam da şimdi kapıda beklemektedir.

Rogers, burada tanıştığı Irena Pannis ile gölgeyi kovmak için kolları sıvar.

İkili bu esnada, birbirine âşık olacaktır.

  • Künye: Ursula K. Le Guin – Başlama Yeri, çeviren: Can Eryümlü, Ayrıntı Yayınları

Uluslararası Af Örgütü – Adil Yargılanma Kılavuzu (2020)

Adil yargılanma hakkı, insan hakları savunucularının hem Türkiye’de hem de dünyada en zorlu çalışma alanlarından biridir.

Günümüzde, özellikle siyasi nitelikteki duruşmaların, hak ihlallerine zemin hazırlamasının bu kadar yaygınlaştığı, bunun tüm dünyada görülen bir sorun olmaya başladığı bir ortamda, bu hakkın detaylarıyla bilinmesi ve bu yolla gerçekleştirilen savunuculuk faaliyeti insan hakları mücadelesinin en önemli ayaklarından birini oluşturuyor.

Uluslararası adil yargılanma ölçütleri uluslararası toplumda, hükümetlerin en ağır suçlardan en hafif suçlara kadar şüpheli, sanık ve hükümlülere nasıl davranılması gerektiğine ilişkin ortak bir anlayış geliştirmiştir.

İşte Uluslararası Af Örgütü tarafından hazırlanan bu el kitabı da, söz konusu ölçütler için rehber niteliği taşımasıyla çok önemli.

Kitap, bir ceza yargılamasının veya hukuk sisteminin adil yargılanma ilkelerine nasıl en iyi şekilde karşılayabileceğini araştıran herkese ilgili insan hakları standartlarını anlatmak üzere pratik bir rehber olmayı amaçlıyor.

Bir davanın adil olup olmadığını inceleyen dava gözlemcilerinin ve diğer kimselerin ve yine bir ülkenin ceza adaleti sistemindeki güvencelerin uluslararası adil yargılanma ölçütlerine uygunluğunu değerlendirmeye çalışan herkesin kullanımını amaçlayan çalışma, aynı zamanda yasa yapıcılar, hâkimler, savcılar ve ceza avukatları için bir kılavuz veya eğitim aracı olarak da işlev görecektir.

  • Künye: Uluslararası Af Örgütü – Adil Yargılanma Kılavuzu, çeviren: Evrim Durmaz, Ayrıntı Yayınları, hukuk, 272 sayfa, 2020

Don Mitchell – Kent Hakkı (2020)

Kamusal alan konusu, 20. yüzyılın akışı boyunca alevlenen bir tartışma, daha doğrusu, süregiden bir sosyal mücadele alanıdır.

Bu kitap ise, kamusallık, kent ve sosyal adalet üzerine yeniden düşünmek için çok iyi fırsat.

Don Mitchell, 20. yüzyılın başındaki işçi hareketlerinden 1968 isyanı ve People’s Park mücadelesine, oradan yetkililerin evsizleri kamusal alandan uzaklaştırma hamlelerinden 11 Eylül sonrası şehirleri rehin alan güvenlikçi yaklaşımlara kadar uzanıyor.

Yazar bunu yaparken, kent hakkına ve kentin kamusal alanlarına kimin sahip olduğu sorusu başta olmak üzere şu hayati soruların yanıtlarını arıyor.

  • Bu hak hem yasalar karşısında hem de sokakların ta kendisinde nasıl belirleniyor?
  • Bu hakkın güvenliği nasıl sağlanıyor, nasıl meşru kılınıyor veya baltalanıyor?
  • Ve bu hak -ki genelde sınırlıdır, doğası gereği tartışmaya açıktır– kentteki sosyal adalete (veya adaletsizliğe) nasıl biçim veriyor?

Mitchell bu soruların yanıtlarını ararken, kent hakkı kavramına sosyal adalet perspektifinden yeni katkılar sunuyor ve bu kavramı toplumun en dezavantajlılarının lehine, onların anlatısına ve hislerine yer vererek yeniden yorumluyor.

  • Künye: Don Mitchell – Kent Hakkı: Sosyal Adalet ve Kamusal Alan Mücadelesi, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 368 sayfa, 2020

Yılmaz Murat Bilican – Babamın Defterleri (2020)

Gençlerin antik felsefeyi daha yakından tanımasını sağlayacak çok güzel bir kitap.

Yılmaz Murat Bilican’ın kaleme aldığı Özlem Deveci’nin resimleriyle zenginleşen çalışma, aklındaki sorulara yanıt arayan meraklı bir gencin, antik filozofların dünyasına yaptığı bir yolculuğu anlatıyor.

Ege, tozlu raflarda, babasına ait eski defterler bulur.

Bu defterlerde antik felsefe döneminden sekiz büyük filozofla yapılan söyleşiler yer almaktadır.

Ege de bu defterlerden yola çıkarak Thales, Heraklit, Parmenides, Protagoras, Sokrates, Platon, Aristoteles ve Epikuros’la tanışacak ve daha da önemlisi, hem o dönemin hem de günümüzün sorularına yanıt bulmaya çalışacaktır.

  • Künye: Yılmaz Murat Bilican – Babamın Defterleri: Filozoflarla Zamandışı Söyleşiler, resimleyen: Özlem Deveci, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 288 sayfa, 2020

Jon Nuttall – Ahlak Üzerine Tartışmalar (2020)

Ahlaki yargımız arzularımız, isteklerimiz veya yaptıklarımızın yanı sıra toplumda ve dünyada olup bitenlere dair tavrımızla da birebir ilişkilidir.

Peki, iyi veya kötü, doğru veya yanlış, sapık veya deli tanımları ile ahlaki yargılarımız arasında nasıl bir bağ vardır?

Jon Nuttall’in bu çalışması, tam da gündelik olaylardan yola çıkarak ahlak konusunu tartışması ve bu bağlamda yukarıdaki soruya doyurucu yanıtlar vermesiyle çok önemli.

İntihar, cinsellik, ötenazi, kürtaj, hayvan hakları, tüp bebek, savaş ve pornografi gibi çağımızın güncel sorun ve konularını ahlaki yargılar ve nesnel değerlendirmeler ekseninde tartışmaya açan Nuttall, bütün iyi felsefecilerin yaptığı gibi, bu konuda açık ve net cevaplar vermek yerine doğru ve yerinde sorular sorarak yolumuzu aydınlatıyor.

Kitap, etik ve ahlak konularıyla ilgilenenler kadar, felsefenin özellikle bu sorunlar söz konusu olduğunda bizim kavrayışımızı geliştirmede ne denli önemli bir araç olduğunu da ortaya koyuyor.

  • Künye: Jon Nuttall – Ahlak Üzerine Tartışmalar: Etiğe Giriş, çeviren: Abdullah Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 272 sayfa, 2020