Kolektif – Sanatın Gölgedeki Kadınları (2018)

Bu önemli derleme, kendi alanında tarihin dışında bırakılmış, görülmemiş ya da görmezden gelinmiş kadınları, onların yaşamlarını ve eserlerini günışığına çıkarıp görünür kılıyor.

Kitap, 19. yüzyıl ortasından 20. yüzyıl ortalarına kadar uzanan yüzyıllık dönemi, tam olarak söylersek 1850-1950 yılları arasında sanat ve edebiyatta varlık göstermiş kadınları konu ediniyor.

Burada kimler yok ki!

Kitabın “Biyografi” başlığı altında, kimisi eşinin ya da babasının gölgesinde kalmış, kimisi toplumsa cinsiyet kalıplarına odaklı meslek algısıyla köşesine sıkışmış, kimisi eserleri kendisinden daha çok tanınan pek çok kadın var:

Selma Rıza, Sabiha Sertel, Semiha Es, Mebrure Alevok, Mihri Müşfik, Müfide Kadri, Sabiha Bozcalı, Sabiha Bengütaş, Nermin Faruki, Zerrin Bölükbaşı, Güzin Duran ve Muazzez Aruoba, kitapta hayatları ve çalışmalarına yer verilen kadınlar.

Kitapta bunun yanı sıra, yine farklı yazarların, kadınların sanat ve edebiyat dünyasındaki ısrarla görmezden gelinen varlığını Suat Derviş, Afife Jale, Halide Edip Adıvar ve Emine Semiye gibi isimler üzerinden tartıştığı makaleler de zenginleşmiş.

Kadınların üretimlerine, yaratıcılıklarına, güçlükleri aşmada geliştirdikleri stratejilere daha yakından bakmak için muhakkak okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Kolektif – Sanatın Gölgedeki Kadınları, derleyen: Özlem Belkıs ve Duygu Kankaytsın, Ayrıntı Yayınları, sanat, 480 sayfa, 2018

Lars T. Lih – Lenin’i Yeniden Keşfetmek (2018)

Daha önce burada ‘Lenin’ adlı kitabına yer verdiğimiz Lars Lih’ten, Lenin’in ‘Ne Yapmalı?’ adlı önemli eseri üzerine, yürütülegelen tartışmalara kapsamlı bir yanıt.

Lenin’in 1902’de yayınlanan söz konusu kitabı, kimilerine göre yeni bir parti tipinin kurucu belgesiydi, kimilerine göre Bolşevizmin esasını oluşturan öncü parti modeline yönelik bir tartışmaydı, kimilerine göreyse, Lenin’in işçi sınıfına yönelik elitist tavrının dışavurumuydu.

Lih, çağdaş Rus ve Alman kaynaklarına dayanan uzun soluklu çalışmalarla ortaya çıkmış bu kitabında, ‘Ne Yapmalı?’ hakkındaki söz konusu görüşlerin tümünün de gerçeği yansıtmadığını gözler önüne seriyor.

Lih, Lenin’in bu kitaptaki argümanlarının, asıl gücünü işçilerin devrimci eğilimlerinden aldığını belirtiyor.

Lenin’in Alman Sosyal Demokrasi hareketine özel hayranlığı olduğu ise, Lih’in buradaki en dikkat çekici tezi.

Lih’in bu önemli çalışması, Bolşevizm, Sovyetler ve Lenin hakkında ilgi çekici sorular soran, aynı zamanda Lenin’e dair efsanelerle hesaplaşarak Lenin’in devrimci perspektifini güncelleyen bir kitap olmasıyla çok değerli.

Yazar, ‘Ne Yapmalı?’yı kapsamlı bir şekilde tartışmakla kalmıyor, aynı zamanda kitabın kendisi tarafından yapılmış bir çevirisini de sunuyor.

  • Künye: Lars T. Lih – Lenin’i Yeniden Keşfetmek, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 896 sayfa, 2018

Arnd-Michael Nohl – Eşya ve İnsan (2018)

Öğrenmede, eğitimde, özellikle de sosyalleşme ve yönelim geliştirme sürecinde maddi eşyanın vazgeçilmez bir önemi var.

Arnd-Michael Nohl da bu ilgi çekici çalışmasında, eşyayla kurduğumuz pratik ilişkinin felsefesi, pedagojisi ve sosyolojisi üzerine düşünüyor.

Nohl, kitabı boyunca şu soruların yanıtlarını arıyor:

  • Örneğin bisiklete binmekte olduğu gibi, eşya için, eşya ile ve eşya aracılığıyla nasıl öğreniriz?
  • Eğimli oturma yerine sahip ergonomik bir sandalye örneğindeki gibi, eşya bizi belli bir beden duruşu almaya nasıl zorlar?
  • İnternetin oluşum sürecinde görüldüğü gibi, eşya bizimle birlikte nasıl değişir, işlevsellikleri nasıl yeni boyutlar kazanır?
  • Üzerinde yazı yazdığımız masa örneğinde olduğu gibi, büyüme sürecimizde eşya nasıl sıradanlaşır?

Nohl, bu ve bunu gibi pek çok soruyu yanıtlıyor ve bunu yaparken de, insan ve eşya ilişkisindeki pedagojik temel süreçler hakkında aydınlatıcı ve keyifli ayrıntılar sunuyor.

  • Künye: Arnd-Michael Nohl – Eşya ve İnsan: Bir Pratik İlişkinin Felsefesi, Pedagojisi ve Sosyolojisi, çeviren: Özden Saatçi, Ayrıntı Yayınları, kültür, 240 sayfa, 2018

James Edward Hansen – Küresel Isınmanın Kırılma Noktası (2009)

James Edward Hansen, küresel ısınma denince akla ilk gelen isimlerden.

Zira bu küresel ısınma teorisini bilim dünyası ve kamuoyuyla paylaşan ilk isim, Hansen.

‘Küresel Isınmanın Kırılma Noktası’, Hansen’in kaleme aldığı yazıların yanı sıra, kendisi hakkında yazılmış metinleri bir araya getiriyor.

23 Haziran 1988’de, NASA’da iklimbilimci olarak çalışan Hansen, bir Senato komisyonunda, atmosferde sera gazı etkisi tespit ettiğini ve bunun dünyanın iklimini değiştirdiğini söylemişti.

Hansen, bundan yirmi yıl sonra da, küresel ısınmayı etkisiz hale getirmek için artık çok geç kalındığını ifade edecekti.

Kitap, Hansen’in açıklamalarının ve diğer yazılarının yanı sıra, konuya dair bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmaları da barındırıyor.

  • Künye: James Edward Hansen – Küresel Isınmanın Kırılma Noktası, derleyen ve çeviren: Abdullah Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, ekoloji, 250 sayfa

Giorgio Agamben – İstisna Hali (2018)

“İstisna hali”, siyasal belirsizliklerin yaşandığı, iktidarın krizlerle boğuştuğu dönemlerde hukukun feshedilmesi anlamına gelir.

Bu kitabını, George W. Bush’un Irak işgali sonrasında yazan Georgio Agamben de, Batı toplumlarında demokrasinin zayıfladığı ve totalitarizm güç kazandığı dönemlerde ortaya çıkan bu durumu, Roma İmparatorluğu’ndan günümüze uzanan bir perspektifle irdeliyor.

Burada asıl olarak, hukuku ortadan kaldıran iradenin meşruiyetini nereden ve nasıl aldığıyla ilgilenen Agamben, bilhassa Carl Schmitt ve Walter Benjamin’in görüşlerinin sağlam bir tartışması bağlamında “kamu hukuku”, “siyasal olgu”, “kriz”, “hukuk ve şiddetin kaynağı”, “hukuki ve siyasal boşluk”, “zorunluluk”, “belirsizlik” ve “hukuk düzeni” gibi kavramları yeni bir zemine yerleştiriyor.

Agamben’e göre, başlarda istisnai durumlar söz konusu olunca hukuk askıya alınırdı, günümüzde ise bu durum sıradan bir hal almıştır.

Başka bir deyişle Agamben, kriz ve belirsizliklerin aşılması için başvurulan yasasızlık halinin günümüzde sürekli bir hal aldığını, yasasızlığın veya boşluğun artık normal hale geldiğini savunuyor ve bugün Devletin ve hukukun meşruiyetini sağlayan zemini yeni baştan değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyor.

  • Künye: Giorgio Agamben – İstisna Hali, çeviren: Kemal Atakay, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2018

Herman Melville – Toplu Hikâyeler I (2018)

Edebiyat tarihinin en ünlü yapıtlarından ‘Moby Dick’in yazarı Herman Melville’in toplu öykülerinin ilk cildi şimdi raflardaki yerini aldı.

Melville, büyük bir yazardı, fakat hayatı boyunca yazmaktan kazandığı para, bu yeteneğine nazaran çok azdı.

Melville’in yaşamının sonuna dek yazmasına karşın, bir Amerikan yazarı olmak için verdiği kahramanca mücadelesi sonuçsuz kalmıştır diyebiliriz.

Kendisinin tüm kitaplarından yaşam boyu kazancı, Birleşik Devletler’de yaklaşık 5.900 dolar, İngiltere’de ise 4.500 dolardı.

Bu kitapta bir araya getirilen toplu hikâyeler de, bu büyük edebiyatçının dehasını tam anlamıyla ortaya koymalarıyla önemli.

Kitapta, Melville’in bir zamanlar ‘Kâtip Bartleby’ adıyla da Türkçeye çevrilmiş ‘Bir Wall Street Hikâyesi: Yazman Bartleby’ öyküsünün yanı sıra, yazarın her biri apayrı tatlar veren ‘Veranda Öyküleri’, ‘Benito Cereno’, ‘Paratonerci’, ‘Büyülü Adalar’ ve ‘Çan Kulesi’ adlı eserleri bulunuyor.

Derlemenin, John Updike’ın aydınlatıcı bir sunuşuyla açıldığını da belirtelim.

  • Künye: Herman Melville – Toplu Hikâyeler I, çeviren: Mustafa İrfan Seyrek, Ayrıntı Yayınları, öykü, 304 sayfa, 2018

David I. Kertzer – Papa ve Mussolini (2018)

Tarihte de bugün de, dini kurumların başında bulunan kişilerin ve bizzat bu kurumların kendilerinin faşist diktatörlüklere kol değnekliği yaptığını görüyoruz.

Bu ilişki çok açık ve nettir.

Biz yine de bunun daha eski bir örneğine, Papa XI. Pius’un İtalya diktatörü Mussolini’nin “başarı” merdivenlerini hızla çıktığı ve Avrupa’da faşizmin yükseldiği bir dönemdeki utanç verici konumuna bakalım.

David Kertzer’in bu incelemesi, XI. Pius’un Mussolini’yle imzaladığı ve İtalya ile Roma Katolik Kilisesi arasındaki savaşı sona erdiren Lateran Antlaşması’nı ve sonrasında yaşananları kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Lateran Antlaşması, Kilise ile devletin birbirinden ayrılmasına son vermiş, böylece Mussolini’nin faşist hükümetinin hareket alanı artmış ve Kilise bunu yaparak faşist iktidar ile istekli bir ortaklık gerçekleştirmişti.

Kertzer’in çalışması, diktatörlük ile din ve diktatörlük ile Kilise arasındaki ilişkinin bilinmeyenlerini ortaya koymasıyla, en önemlisi de günümüze ışık tutmasıyla çok önemli.

  • Künye: David I. Kertzer – Papa ve Mussolini: XI. Pius’un Gizli Tarihi ve Avrupa’da Faşizmin Yükselişi, çeviren: Ahmet Arslan, Ayrıntı Yayınları, tarih, 560 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman ve Rein Raud – Benlik Pratikleri (2018)

Benlik, en ilginç konulardan biridir.

İlginçtir, çünkü bir başladı mı sonu kolay kolay gelmeyen, bizi bambaşka alanlara ve sorulara götüren bir konudur.

Sosyolog Zygmunt Bauman ile akademisyen Rein Raud arasında da, benlik konulu bir yazışma başlamış ve bir süre sonra iki isim, kendilerini uzun soluklu ve zengin bir yazışmanın içinde bulmuşlar.

Yazarların bu keyifli söyleşi boyunca yanıtını aradıkları bazı sorular şöyle:

  • Bir birey dünyadaki konumunu nasıl anlamlandırır?
  • Bizi belirleyen genetik mirasımız, içinde bulunduğumuz toplumsal koşullar ve kültürel tercihlerimizken, kendi seçimlerimizi kendimizin yaptığına mı inandırılırız?
  • Bizi belirleyen kimlerdir? Benzer etmenlerce belirlenmiş diğer bireyler mi?
  • Tamamen ya da kısmen özerk olduğumuzu söyleyebilir miyiz ve eğer söyleyebilirsek ne kerteye kadar?
  • Yazgımızın omuzlarımıza sorumluluğunu yüklediği mirası denetim altında tutacak ve değiştirecek kadar özerklik sahibi miyiz?
  • Benlik (selfhood) nasıl ortaya çıkar?
  • Her insanda, her kültürde, her yaş grubunda aynı gelişim örüntüsünü mü gösterir?
  • Yoksa tarihsel bağlamı içinde düşünülmesi gereken sosyokültürel bir yapı mıdır?
  • Günümüz teknolojileri bize daha fazla özerklik mi sağlıyor yoksa özgürlüklerimizden feragat etmemiz konusunda bizi baştan mı çıkarıyor?

Bauman ve Raud’un bu diyalogu, yukarıdaki sorulara kapsamlı yanıtlar vermesiyle ve daha da önemlisi benlik konusunu anlaşılır biçimde açıklamasıyla oldukça aydınlatıcı.

  • Künye: Zygmunt Bauman ve Rein Raud – Benlik Pratikleri, çeviren: Mehmet Ekinci, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2018

Michael Löwy – Kafka: Boyun Eğmeyen Hayalperest (2018)

Hakkında bu kadar efsane ve mit üretilmiş Franz Kafka hakkında, yeni ne söylenebilir?

Şu açıktır ki Kafka, yalnızca edebiyat için yaşadı.

Edebiyat onun takıntısı, varlık nedeni ve cankurtaran simidiydi.

Marksist sosyolog ve filozof Michael Löwy de bu kısa ama etkili kitabında, Kafka üzerine; O’nun kişiliği, kitapları, kitaplarının arka planı ve eserlerinin toplumsal/politik izdüşümleri üzerine düşünüyor.

“Kafka’nın romanlarının kozu yazı olarak yazı değildir, birey ile dünya arasındaki ilişkidir.” diyen Löwy, Kafka’ya dair bazı biyografik verilerden ve özellikle de Kafka’nın Praglı anarşist çevrelerle ilişkilerinden yola çıkarak tamamlanmamış üç romanını ve en önemli öykülerinden birkaçını analiz etmesiyle özgün bir çalışmaya imza atmış.

Kafka ve liberter sosyalizm, Kafka’nın eserlerinde baba otokrasisine karşı ortaya konan tepkiler, Kafka’da bir din olarak özgürlük, ‘Şato’daki bürokratik despotizm ve gönüllü kölelik, Kafka’da gerçekçilik ve Kafkaesk durum gibi konuları irdeleyen çalışmanın bir diğer özgünlüğü de,  Kafka’nın eserini kat eden anti-otoriter tutkuyu ayrıntılı bir şekilde tartışmasıdır diyebiliriz.

  • Künye: Michael Löwy – Kafka: Boyun Eğmeyen Hayalperest, çeviren: Işık Ergüden, Ayrıntı Yayınları, edebiyat inceleme, 144 sayfa, 2018

Darrin M. MacMahon – İlahi Gazap (2015)

Deha nedir, dâhi kimdir?

Tarihçi Darrin MacMahon’dan uzun vadeli entelektüel bağlamları çeşitli kavramlarla irdeleyen dikkat çekici bir fikirler tarihi.

Yazarın burada tanımladığı şekliyle deha kavramı, yalnızca geçmişte göze çarpan şahsiyetler ve büyük sanatçıları değil, havarileri, peygamberleri, azizleri, büyücüleri ve hatta iblislerle ifritleri de kapsıyor.

  • Künye: Darrin M. MacMahon – İlahi Gazap, çeviren: Arlet İncidüzen, Ayrıntı Yayınları