Kolektif – Haziran’da Bir Fidan (2014)

1999 doğumlu körpe fidan: Berkin Elvan.

Bu kitapta, Yaşar Kemal başta olmak üzere pek çok yerli ve yabancı yazarın Berkin’e bakan, onu hisseden, onu kucaklayan yazıları yer alıyor.

Katledilen çocuklar ve öldürülen çocukluğumuz hafızamızdan hiç silinmesin diye.

Zira, Stig Dagerman’ın dediği gibi:

“Zaman öldürülmüş bir çocuğun yaralarını iyileştiremez.”

  • Künye: Kolektif – Haziran’da Bir Fidan, Levent Turhan Gümüş, Ayrıntı Yayınları, armağan, 240 sayfa

Marc Ferro – Sinema ve Tarih (2017)

Marc Ferro, sinemanın bir tarih temsilcisi ve kaynağı olarak incelenmesine öncülük eden isim.

Ferro’nun uzun yıllara yayılan deneyimlerinden süzülen elimizdeki çalışması ise, sinema ve tarih arasındaki yakın ilişkiyi zengin örnekler üzerinden irdelemesi ve bu konuda yeni perspektifler geliştirmesiyle büyük öneme haiz.

Ferro’nun burada tartıştığı kimi konular şöyle:

  • Sinema ile tarihi yazma yolları,
  • Sinemada imgesel ve gerçeklik,
  • İdeolojinin yansıma alanı olarak sinema,
  • Sinemada efsane ve tarihin işlenişi,
  • Haberler aracılığıyla bir “koşut tarih” yaratmak,
  • Antimilitarist sinema,
  • Sovyet iktidarı ve sinema,
  • Sinematografik dilin eylem kipleri,
  • Amerika’da sinema ve tarih bilinci,
  • Üçüncü sayfa haberleri ve tarih yazımı…

Yazarın bu konuları, Çapayev, Potemkin Zırhlısı, Yahudi Süss, Üçüncü Adam, Harp Esirleri ve Bir Şehir Katilini Arıyor gibi, sinema tarihinde iz bırakmış filmler üzerinden irdelemesi ise, çalışmayı özgün kılan hususlardan.

Hem sinema hem de tarih tutkunlarına hitap eden şahane bir çalışma.

  • Künye: Marc Ferro – Sinema ve Tarih, çeviren: Handan Demir, Ayrıntı Yayınları, sinema, 224 sayfa

Michel Foucault – Hermenötiğin Kökeni: Kendilik Hakkında, Dartmouth Konferansları, 1980 (2017)

Michel Foucault’nun Dartmouth College’da verdiği iki konferansın dökümlerinden oluşan elimizdeki çalışma, düşünürün külliyatına önemli bir katkı.

Bu konferanslarda ağırlıklı olarak kendilik problemine odaklanan Foucault, yine kendine has tarihsel bakışıyla,

  • Eski Yunan ve Roma dönemindeki kendilik yöntemlerini,
  • Kendilik probleminin tarih içindeki dönüşümlerini,
  • Hakikat ve öznelliği,
  • Kendiliğin karakteri inşa etme sürecindeki gelişim ve dönüşümlerini,
  • Ve modern öznenin soykütüğünü tartışıyor.

Kitabın bir diğer önemi de, Foucault’yla yapılmış ve daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış iki söyleşiyi barındırması.

  • Künye: Michel Foucault – Hermenötiğin Kökeni: Kendilik Hakkında, Dartmouth Konferansları, 1980, çeviren: Şule Çiltaş Solmaz, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 144 sayfa

Kolektif – Yaratılış mı Evrim mi? Bilim İnsanları Yaratılışçılığı Tartışıyor (2017)

Evrim gerçeği her bilimsel gelişmede yeniden ve yeniden doğrulandığı için, kuramın karşıtları da “Dünya altı günde yaratıldı” gibi modası geçmiş tezlerden ziyade daha güncel karşı söylemlere başvurmak zorunda kalıyor.

İşte elimizdeki bu harikulade çalışma da, yaratılışçılığın evrim karşıtı güncel argümanlarını yerle bir etmek konusundaki acil ihtiyaca yanıt veriyor.

Kitapta,

  • Darwinizm, yaratılışçılık ve “akıllı tasarım” arasındaki temel farklar,
  • Yeni evrim karşıtlığı olarak “akıllı tasarım” taraftarlarının özellikleri,
  • Yaratılışçılıkla ilgili problemler,
  • Evrim karşıtlığını canlı tutan dini ve ideolojik dinamikler,
  • Yaratılışçılığın hayatın kökenine getirdiği yorumlar,
  • Biyolojik karmaşıklık,
  • Mantık ve matematiğe aldatmaca için başvurulması,
  • Metodolojik doğalcılığın sınırları,
  • Bilimsel metodolojiler ve evrimsel biyoloji,
  • Ve evrimi öğretmenin neden vazgeçilmez olduğu gibi ilgi çekici konular yer alıyor.

Evrim karşıtlığı geri döndü ve artık yeni isimlere sahip. Fakat bu yeni isimler aynı eski argümanlar üzerine yapıştırılmış yeni etiketlerden fazlası değil.

İşte bu kitap da, bunu eksiksiz bir şekilde gözler önüne sermesiyle değerli ve önemli.

  • Künye: Kolektif – Yaratılış mı Evrim mi? Bilim İnsanları Yaratılışçılığı Tartışıyor, derleyen: Andrew J. Petto ve Laurie R. Godfrey, çeviren: Şeyma Eren, Çağatay Tarhan ve Önder Kılıç, Ayrıntı Yayınları, bilim, 448 sayfa

Robert Stam – Sinema Teorisine Giriş (2014)

Bu kitap, sinema teorisi literatürü ve sinema eleştirisiyle ilgili sağlam bir kullanım kılavuzu arayanlar için biçilmiş kaftan.

Konuyu, ülke ve kültürlere göre değişebilen uluslararası ve çokkültürlü detayları ihmal etmeden anlatan Stam, 20. yüzyılda sinema teorisini şekillendirmiş soru ve tartışmaların kapsamlı bir incelemesi paralelinde, film teorisi ile ilgili hem yetkin hem de rahat okunabilir bir çerçeve çiziyor.

  • Künye: Robert Stam – Sinema Teorisine Giriş, çeviren: Selma Salman ve Çiğdem Asatekin, Ayrıntı Yayınları, sinema, 336 sayfa

Abdullah Topçuoğlu, Gamze Aksan ve Duygu Alptekin – Yoksulluk ve Kadın (2014)

Alana önemli katkı sunan kitap, kadın yoksulluğunu sosyolojik, ekonomik ve feminist perspektiflerden irdeliyor.

Kadınların yoksulluğu ne denli derin yaşadığını verilerle ortaya koyan kitap, sorunu saptamaktan öte, yoksullukla başa çıkma stratejilerini ayrıntılı bir bakışla ele almasıyla da dikkat çekiyor.

    • Künye: Abdullah Topçuoğlu, Gamze Aksan ve Duygu Alptekin – Yoksulluk ve Kadın, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji

Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling – İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine (2017)

Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling, Alman İdealizminin Fichte ve Hegel’le birlikte en önemli filozoflarından biri.

Düşünür, 1809 yılında yayımlanmış elimizdeki önemli yapıtında, insan özgürlüğü ile Mutlak arasındaki ilişkiye odaklanıyor.

Martin Heidegger’in “Schelling’in en büyük eseri ve aynı zamanda Alman, dolayısıyla Batı felsefesinin en derin çalışmalarından biri” olarak selamladığı kitap, insanın özgür iradesiyle yasak meyveyi yediği için cennetten kovulması meselinden yola çıkıyor.

Düşünür, bu meselden üzerinden şu sorulara yanıt arıyor.

  • Tanrı mutlak iyi, mutlak kudretli ve mutlak iradeye sahipse neden insanın kötü olmasına izin vermiştir?
  • Ve eğer Tanrı kötülüğe yalnızca izin veriyorsa ve aslında her şey Tanrı’nın öngörüsüyle gerçekleşiyorsa, burada gerçek anlamıyla bir özgürlükten bahsedebilir miyiz?

Bu sorulara radikal bir alternatif sunan düşünür, iyilik ile kötülük arasındaki ilişkiyi salt insana özgü bir seçim ya da irade sorunu olmaktan çıkarıp, onu bizzat Tanrı’nın kendini tecelli etme sürecinin bir parçası olarak yorumluyor.

Schelling yine bu bağlamda, Tanrı’nın ilahi adaletinin kötülüğe izin verdiğini ya da insanı sınadığını savunan görüşlerle de hesaplaşmakta.

Nietzsche ve Heidegger’i etkilemiş bu klasik metin, Alman İdealizmini daha iyi kavramak açısından çok önemli.

  • Künye: Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling – İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine, çeviren: Mehmet Barış Albayrak, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 112 sayfa

Dinçer Demirkent – Bir Devlet İki Cumhuriyet: Türkiye’de Özyönetim ve Merkeziliğin Anayasal Dinamiği (2017)

Türkiye’de cumhuriyetin anayasal anlamı nedir?

Bu sorunun yanıtını arayan Dinçer Demirkent, Türkiye’nin anayasal düzeninin, iki karşıt kuruluşa dayanan, iki karşıt cumhuriyet ve bu bağlamda seyreden mücadelelerle biçimlendiğini belirtiyor.

Bu mücadelenin kurucu meclislere yansıdığını söyleyen Demirken, 1921 Anayasası’nın yerellik, 1924 Anayasası’nın da merkeziyetçilik vurgusuyla öne çıktığını ve bu durumun egemenliğin kullanılması açısından cumhuriyetin iki farklı ve karşıt kuruluşundan birini tercih etmek anlamına geldiğini savunuyor.

Kitap bu bağlamda, şu soruların yanıtını arıyor:

  • Sınıf çatışması sonucu yoğunlaşan talepler, cumhuriyet kurumlarını nasıl esnetti?
  • Kürtler ve gayri Müslim azınlıklar siyasal birliğin neresinde?
  • Din, cumhuriyet kurumlarını nereye kadar zorladı?
  • Kadınların cumhuriyet içindeki yeri nedir?

Bu sorulara doyurucu yanıtlar veren çalışma, Türkiye’deki anayasa tartışmaları açısından önemli bir kaynak.

  • Künye: Dinçer Demirkent – Bir Devlet İki Cumhuriyet: Türkiye’de Özyönetim ve Merkeziliğin Anayasal Dinamiği, Ayrıntı Yayınları, hukuk, 256 sayfa

Celil Denktaş – Sosyalizmde Eğitim: Küba (2017)

Küba’da kişi başına düşen gelir, pek çok ülkeninkiyle karşılaştırıldığında komik kalır.

Fakat madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, gelir durumu yüksek pek çok ülkenin yapamadığı şeyler, Küba’da gerçek.

Mesela hiç kimse aç, açıkta değil. Sağlık, eğitim, barınma ve eğlenme sorunu hiç yoktur.

Profesörlerin, hukukçuların ve doktorların maaşı devlet başkanının maaşından biraz yüksektir.

Bilim insanları, sanatçılar, sporcular iktidardan nemalanan yalakalar değil, gerçek bilim insanları, gerçek sanatçılar ve gerçek sporculardır.

Sadece bunlar bile, her fırsatta Küba’ya çamur atan sağcıların laflarını ağızlarına tıkmaya yeter de artar.

Cengiz Denktaş da bu kitabında, bir sosyalist ülke olarak Küba’nın birçok gelişmiş ülkeyi sollayan olağanüstü eğitim sistemini masaya yatırıyor.

Sadece bir örnek:

UNESCO tarafından BM üyelerini kapsayacak biçimde her on beş yıl için belirlenen, Herkese Eğitim kampanyasının 2000-2015 yılları ayağı sonuçları ilan edildi.

Buna göre Küba, Karayip ve diğer tüm Latin Amerika ülkeleri arasında UNESCO hedeflerini bu dönemde eksiksiz, yani tam oranla %100 tutturan tek ülke oldu.

İşte bu ve bunun gibi pek çok mucizevi detay sunan elimizdeki kitapta,

  • Küba’nın eğitim sisteminin güçlü oluşunda ülkenin tarihsel altyapısı ve ideolojik birikiminin etkileri,
  • Devrim’den sonra Küba’da başlayan çok yönlü eğitim çalışmaları,
  • Küba eğitim sisteminde kadın özgürlüğü ve siyah özgürlüğüne nasıl öncelik verilerek bunların geliştirildiği,
  • Eğitim sisteminin dine bakışı,
  • Ve okullarda bilinç, ortaklaşmacı ahlak, gönüllü çalışma ve enternasyonalizm gibi değerlerin nasıl öğretildiği gibi pek çok ilgi çekici bilgi yer alıyor.

Denktaş’ın çalışması, bir sosyalist ülke örneği olarak Küba’nın eğitim sistemini merkeze alsa da, ülkenin sağlık, politik katılım, kadın sorununun aşılması gibi alanlarda ne denli büyük gelişmeler kaydettiğini de ortaya koymasıyla önemli.

Türkiye gibi, Küba’dan kat kat zengin ülkemizin, dünyada en yüksek suç oranına sahip, kadınların ve çocukların adeta insandan sayılmadığı ülkelerin ve dünyanın en tehlikeli kentlerinin yer aldığı bir bölgede bulunduğu halde suç oranı 100.000’de 5 olan bu ülkeden eğitim sisteminin muhteşemliğinin yanı sıra öğreneceği çok şey var.

  • Künye: Celil Denktaş – Sosyalizmde Eğitim: Küba, Ayrıntı Yayınları, eğitim, 304 sayfa

Marcel Liebman – Rus Devrimi: Bolşevik Zaferinin Kökenleri, Aşamaları ve Anlamı (2017)

Sosyalizm ve komünizmin tarihine ilişkin sayısız eser kaleme almış Marcel Liebman’ın bu kitabı, Bolşevik Devrimi’ne dair en önemli kaynaklardan biri.

Çarlık Rusya’sındaki siyasi ve toplumsal atmosferi serimleyerek çalışmasına başlayan yazar, Fransız Devrimi’nden bu yana olup biten toplumsal hareketlerin en önemlisi olan Rus Devrimi’ni hemen bütün yönleri ve tarihsel ortamıyla kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Rus Devrimi’nin başlıca aşamalarını anlamak, içinde cereyan ettiği havayı gözünde canlandırmak ve ona önayak olanların doktrin bakımından görüşlerini daha iyi kavramak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Marcel Liebman – Rus Devrimi: Bolşevik Zaferinin Kökenleri, Aşamaları ve Anlamı, çeviren: Samih Tiryakioğlu, Ayrıntı Yayınları, tarih, 416 sayfa