Dinçer Demirkent – Bir Devlet İki Cumhuriyet: Türkiye’de Özyönetim ve Merkeziliğin Anayasal Dinamiği (2017)

Türkiye’de cumhuriyetin anayasal anlamı nedir?

Bu sorunun yanıtını arayan Dinçer Demirkent, Türkiye’nin anayasal düzeninin, iki karşıt kuruluşa dayanan, iki karşıt cumhuriyet ve bu bağlamda seyreden mücadelelerle biçimlendiğini belirtiyor.

Bu mücadelenin kurucu meclislere yansıdığını söyleyen Demirken, 1921 Anayasası’nın yerellik, 1924 Anayasası’nın da merkeziyetçilik vurgusuyla öne çıktığını ve bu durumun egemenliğin kullanılması açısından cumhuriyetin iki farklı ve karşıt kuruluşundan birini tercih etmek anlamına geldiğini savunuyor.

Kitap bu bağlamda, şu soruların yanıtını arıyor:

  • Sınıf çatışması sonucu yoğunlaşan talepler, cumhuriyet kurumlarını nasıl esnetti?
  • Kürtler ve gayri Müslim azınlıklar siyasal birliğin neresinde?
  • Din, cumhuriyet kurumlarını nereye kadar zorladı?
  • Kadınların cumhuriyet içindeki yeri nedir?

Bu sorulara doyurucu yanıtlar veren çalışma, Türkiye’deki anayasa tartışmaları açısından önemli bir kaynak.

  • Künye: Dinçer Demirkent – Bir Devlet İki Cumhuriyet: Türkiye’de Özyönetim ve Merkeziliğin Anayasal Dinamiği, Ayrıntı Yayınları, hukuk, 256 sayfa

Celil Denktaş – Sosyalizmde Eğitim: Küba (2017)

Küba’da kişi başına düşen gelir, pek çok ülkeninkiyle karşılaştırıldığında komik kalır.

Fakat madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, gelir durumu yüksek pek çok ülkenin yapamadığı şeyler, Küba’da gerçek.

Mesela hiç kimse aç, açıkta değil. Sağlık, eğitim, barınma ve eğlenme sorunu hiç yoktur.

Profesörlerin, hukukçuların ve doktorların maaşı devlet başkanının maaşından biraz yüksektir.

Bilim insanları, sanatçılar, sporcular iktidardan nemalanan yalakalar değil, gerçek bilim insanları, gerçek sanatçılar ve gerçek sporculardır.

Sadece bunlar bile, her fırsatta Küba’ya çamur atan sağcıların laflarını ağızlarına tıkmaya yeter de artar.

Cengiz Denktaş da bu kitabında, bir sosyalist ülke olarak Küba’nın birçok gelişmiş ülkeyi sollayan olağanüstü eğitim sistemini masaya yatırıyor.

Sadece bir örnek:

UNESCO tarafından BM üyelerini kapsayacak biçimde her on beş yıl için belirlenen, Herkese Eğitim kampanyasının 2000-2015 yılları ayağı sonuçları ilan edildi.

Buna göre Küba, Karayip ve diğer tüm Latin Amerika ülkeleri arasında UNESCO hedeflerini bu dönemde eksiksiz, yani tam oranla %100 tutturan tek ülke oldu.

İşte bu ve bunun gibi pek çok mucizevi detay sunan elimizdeki kitapta,

  • Küba’nın eğitim sisteminin güçlü oluşunda ülkenin tarihsel altyapısı ve ideolojik birikiminin etkileri,
  • Devrim’den sonra Küba’da başlayan çok yönlü eğitim çalışmaları,
  • Küba eğitim sisteminde kadın özgürlüğü ve siyah özgürlüğüne nasıl öncelik verilerek bunların geliştirildiği,
  • Eğitim sisteminin dine bakışı,
  • Ve okullarda bilinç, ortaklaşmacı ahlak, gönüllü çalışma ve enternasyonalizm gibi değerlerin nasıl öğretildiği gibi pek çok ilgi çekici bilgi yer alıyor.

Denktaş’ın çalışması, bir sosyalist ülke örneği olarak Küba’nın eğitim sistemini merkeze alsa da, ülkenin sağlık, politik katılım, kadın sorununun aşılması gibi alanlarda ne denli büyük gelişmeler kaydettiğini de ortaya koymasıyla önemli.

Türkiye gibi, Küba’dan kat kat zengin ülkemizin, dünyada en yüksek suç oranına sahip, kadınların ve çocukların adeta insandan sayılmadığı ülkelerin ve dünyanın en tehlikeli kentlerinin yer aldığı bir bölgede bulunduğu halde suç oranı 100.000’de 5 olan bu ülkeden eğitim sisteminin muhteşemliğinin yanı sıra öğreneceği çok şey var.

  • Künye: Celil Denktaş – Sosyalizmde Eğitim: Küba, Ayrıntı Yayınları, eğitim, 304 sayfa

Marcel Liebman – Rus Devrimi: Bolşevik Zaferinin Kökenleri, Aşamaları ve Anlamı (2017)

Sosyalizm ve komünizmin tarihine ilişkin sayısız eser kaleme almış Marcel Liebman’ın bu kitabı, Bolşevik Devrimi’ne dair en önemli kaynaklardan biri.

Çarlık Rusya’sındaki siyasi ve toplumsal atmosferi serimleyerek çalışmasına başlayan yazar, Fransız Devrimi’nden bu yana olup biten toplumsal hareketlerin en önemlisi olan Rus Devrimi’ni hemen bütün yönleri ve tarihsel ortamıyla kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Rus Devrimi’nin başlıca aşamalarını anlamak, içinde cereyan ettiği havayı gözünde canlandırmak ve ona önayak olanların doktrin bakımından görüşlerini daha iyi kavramak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Marcel Liebman – Rus Devrimi: Bolşevik Zaferinin Kökenleri, Aşamaları ve Anlamı, çeviren: Samih Tiryakioğlu, Ayrıntı Yayınları, tarih, 416 sayfa

Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman – Çizmelerimi Çıkarayım mı? (2017)

Türkiye, kitlesel katliamların yaşandığı bir ülke haline geldi.

Zonguldak, Reyhanlı, Roboski, Soma, Ermenek, Suruç, Ankara, İstanbul, Cizre ve Ege kıyıları…

Bu katliamların içinde 13 Mayıs 2014’te Soma madeninde öldürülen 301 işçi de, yüreğimizde kanayan bir yara olarak durmakta.

Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman, olay yerine cinayetin ilk saatlerinde varan, İzmir’de gazetecilik yapan iki isim.

İki gazetecinin bizzat deneyimlerine dayanan kitap, oraya vardıkları andan itibaren yaşadıklarını, gördüklerini, duyduklarını ve düşündüklerini okurlarına aktarıyor.

Kitap, olayın bir kaderden ya da kazadan çok, siyasi ve ekonomik boyutuyla tarihsel derinliğe sahip bir mesele olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koyuyor.

Birçok insanla yapılan birebir görüşmelere dayanan kitap, olayın nitelikli bir belgeselini çekiyor.

Devletin ve medyanın ölümleri, katliamları ve iş cinayetlerini normalleştirmeye, unutturmaya çalıştığı bir dönemde bu kitap, yaşananları birer birer kayda almasıyla altın değerinde.

Bir daha Somalar olmasın diye.

  • Künye: Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman – Çizmelerimi Çıkarayım mı?, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 352 sayfa

 

Carl Sagan – Soluk Mavi Nokta: İnsanın Uzaydaki Geleceğine Bir Bakış (2017)

İnsanoğlu, başından beri gezgindi. Diğer bir deyişle türümüz var olduğundan beri geçen zamanın yüzde 99,9’unda bizler avcı ve toplayıcıydık.

Son 10 bin yıldır göçebe hayatını bıraktık. Ki bu süre, uzun tarihimizde bir an kadar kısa bir süredir.

Hâlâ yerimizde duramıyoruz ve yeryüzünden sonraki durağımız da şimdi uzay.

İşte Carl Sagan elimizdeki bu görkemli kitabında, uzayın gizemleri ve insanın uzaydaki geleceği üzerine düşünmekte.

Her okurun rahatça anlayabileceği, zor anlaşılır bilimsel jargondan uzak kaleme alınmış çalışma, şimdi pek çok insana rüya gibi görünen, insanın kozmostaki yolculuğunun tarihini, güneş sistemi ve galaksiler hakkında aydınlatıcı bilgiler eşliğinde irdeliyor.

Sagan, türümüzün bu uçsuz bucaksız evrendeki yolculuğunda başarılı olacağına, bir uzay uygarlığı kuracağına inanıyor ve bilimsel araştırmaların verilerinden yararlanarak biz okurlarını da buna ikna ediyor.

Hem aydınlatıcı, hem tutkulu hem de şiirsel bir kitap.

  • Künye: Carl Sagan – Soluk Mavi Nokta: İnsanın Uzaydaki Geleceğine Bir Bakış, çeviren: Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, bilim, 320 sayfa

Yves Lacoste – Coğrafya, Her Şeyden Önce Savaş Yapmaya Yarar (2014)

Coğrafyacı ve jeopolitika uzmanı Yves Lacoste, polemiklerle ilerleyen elimizdeki incelemesinde, çağlar boyunca coğrafyanın savaş ve yıkımlarla amaçlarına ulaşan iktidarlarca nasıl kullanıldığını tartışıyor.

Uzun yıllar saha çalışmaları yapmış ve ABD’nin Vietnam savaşının sürdüğü esnada, bölgeyi bu anlamda inceleme fırsatı bulmuş Lacoste, devlet aygıtının bölgede yaşayan insanların kontrol edilmesi ve organize edilmesi açısından, coğrafyanın gerek fiziksel ve gerekse iktisadi, sosyal, demografik ve siyasi özellikleri açısından araç olduğunu savunuyor.

Yazar bu argümanını geliştirirken, dünyadan birçok örnek de sunuyor.

  • Künye: Yves Lacoste – Coğrafya, Her Şeyden Önce Savaş Yapmaya Yarar, çeviren: Selim Sezer, Ayrıntı Yayınları, coğrafya, 191 sayfa

Kayhan Delibaş – Risk Toplumu (2017)

Belirsizliklerin arttığı, korku kültürünün yaygınlaştığı, güven erozyonunun doruğa ulaştığı içinde yaşadığımız dönemi en iyi açıklayan iki kavram, risk toplumu ve belirsizlikler çağı.

Bilhassa son on yılda yaşanan inanılmaz toplumsal dönüşüm, kültürel dünyamızı o kadar etkiledi ki, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak söylentiler, dedikodular, şehir efsaneleri ve komplo teorilerinin hızla yayıldığı ve toplumsal hayatın her alanına hızla sirayet ettiği görülüyor.

İşte Kayhan Delibaş da bu nitelikli çalışmasında, söylentileri sosyolojik bir perspektiften risk toplumu, belirsizlikler ve güven erozyonu gibi kuramlar çerçevesinden irdeliyor.

Kitap, söylenti, dedikodu, şehir efsanesi ve komplo teorilerilerinin neden bu denli sık ortaya çıkmaya başladıklarını, toplum içinde hangi yollarla yayıldıklarını, nasıl ve neden bu denli geniş bir alanı etkilediklerini ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Kayhan Delibaş – Risk Toplumu, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 320 sayfa

James M. Jasper – Protesto (2017)

Politika, ahlak ve kültür konuları üzerine çalışan James Jasper, Wall Street’i İşgal Et eylemlerinden Mısır’daki devrime ve Hindistan’daki Dalit hareketine, farklı yer ve farklı zamanlarda ortaya çıkmış toplumsal hareketleri izleyerek bir protestonun ortaya çıkışı ve gelişiminin altındaki etkenleri aydınlatıyor.

  • Protestolar hangi şartlarda ortaya çıkar?
  • Üyelerini nasıl kazanır?
  • Örgütlenme aşamasında hangi sıkıntılarla boğuşur?
  • Medya ve siyasi aktörlerle nasıl ilişkiler kurar?
  • Bireylerin bu eylemlerde bulunmalarını sağlayan temel etkenler neler?
  • Bireylerin psikolojik durumları ve dürtüleriyle siyasi tavırları arasında her zaman doğru bir orantı vardır mıdır?

Bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtını veren Jasper, hiçbir protesto hareketinin ve onlara katılan bireylerin tek bir kategoriye indirgenemeyeceğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: James M. Jasper – Protesto, çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 256 sayfa

Joseph Roth – Sonsuz Kaçış (2017)

Alman edebiyatının önde gelen simalarından Joseph Roth’tan, 1. Dünya Savaşı’nda geçen, başkahramanı Franz Tunda’nın maceralar ve ruhsal dönüşümlerle örülü hikâyesi.

Tunda, Joseph Roth’un neredeyse bütün romanlarında gördüğümüz, kendini hiçbir yere ait hissedemeyen karakterlere iyi örneklerden.

Avusturya-Macaristan ordusuna bağlı bir teğmen olarak Rus cephesine gönderilen Tunda, burada ölümün çerçevelediği birbirinden heyecanlı maceralar yaşamaya başlar.

Burada savaşırken Ruslara esir düşen Tunda, bir yolunu bulup tutulduğu kamptan kaçar.

Fakat her şey daha yeni başlamıştır: Zira bundan sonra Tunda’nın hayatı daha da karmaşık bir hal alır:

Devrimci bir grupla tanışma,

Grubun lideri Nataşa Aleksandrova ile yaşanan aşk,

Görev için Bakü’ye gidiş ve burada yapılan evlilik,

Viyana’ya geri dönüş,

Viyana’dan Berlin ve Paris’e uzanan yıllar…

Franz Tunda, Avrupa’da savaşın yıkıntıları üstüne yükselen yeni insana da tanık olur.

Fakat bu yeni insan da, kahramanımıza hiçbir heyecan vermez.

Zira Tunda, bu abartılan yeni bireyin içinin boş olduğunu, sadece bir mitten ibaret olduğunu fark eder.

Franz Tunda belki maceralarıyla değil, ama hayata ve siyasete dair takındığı muhalif tavrıyla, Joseph Roth’un bizzat kendisidir diyebiliriz.

  • Künye: Joseph Roth – Sonsuz Kaçış, çeviren: Ahmet Arpad, Ayrıntı Yayınları, roman, 160 sayfa

Hüseyin Aygün – Fişlemenin Kısa Tarihi (2014)

Yirmi dördüncü dönem CHP milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi Hüseyin Aygün’den, iktidarların dinleme, izleme ve fişleme faaliyetlerinin tarihsel, güncel ve hukuki bir analizi.

Aygün kitabında,

Gözetleme, dinleme, güvenlik soruşturması ve sabıka kaydı gibi fişlemeyle akraba kategorileri,

Hapsetme, kişisel veri toplanması, nüfus sayımı, jurnalcilik ve gizli tanık gibi fişleme yöntemlerini,

Edebiyat dünyasından fişleme örneklerini,

AKP’nin fişleme seyir defterini,

Fişlemenin hukuki arka planını,

Ve fişlemenin özel hayatın gizliliği, mahremiyet ve insan haklarının korunmasına yönelik oluşturduğu tehditleri anlatıyor.

  • Künye: Hüseyin Aygün – Fişlemenin Kısa Tarihi, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 215 sayfa