Yücel Demirer – Tören, Simge, Siyaset (2012)

  • TÖREN, SİMGE, SİYASET, Yücel Demirer, Dipnot Yayınları, sosyoloji, 304 sayfa

 

Yücel Demirer ‘Tören, Simge, Siyaset’te, Türkiye’de birbiriyle rekabet halinde kutlanan Newroz ve Nevruz kutlamalarının nasıl bir toplumsal ve siyasal gerçekliğe tekabül ettiğini irdeliyor. Araştırmasının merkezine, özellikle 1990’lardan itibaren keskinleşen Nevruz ve Newroz kutlamalarını yerleştiren Demirer, kültür ve geleneksel kültür alanının nasıl siyasal alana paralel bir mücadelenin odağı haline geldiğini tartışıyor. Yazarın karşılaştırdığı örneklerden ilki, Türkiye Cumhuriyeti’nin tekçi, yalnızca Türklük merkezli kutlamaları, ikincisi de, Kürtler nezdinde kimliğin ifade edilme biçimi olarak Newroz kutlamaları.

Hüseyin Aygün – Dersim 1938 Ve Hacı Hıdır Ataç’ın Defteri (2012)

  • DERSİM 1938 VE HACI HIDIR ATAÇ’IN DEFTERİ, Hüseyin Aygün, Dipnot Yayınları, tarih, 214 sayfa

 

Hüseyin Aygün elimizdeki kitabında, 2006 yılında hayata veda eden Hacı Hıdır Ataç’ın tuttuğu defter üzerinden 1938’de yaşanan Dersim katliamının izini sürüyor. Ataç, 1938 katliamına yakalandığında on iki yaşındaydı. Babası ve kardeşleri Nazımiye’nin Pax nahiyesinin altındaki dereye doğru ölüme götürüldükleri yürüyüşe çıktıklarında o, annesi ve kundaktaki kardeşi ile kaldıkları köyden bir önceki gece ayrılmışlar. Ataç, bu sürece dair tanıklığını elimizdeki deftere kaydedetmiş. Aygün’ün çalışması, söz konusu defterin yanı sıra, ilk kez yayımlanan belge, rapor ve haritalar eşliğinde Dersim’de 1938’de yaşananları ortaya koyuyor.

Maria Mies – Ataerki ve Birikim (2012)

Cinsiyete dayalı işbölümünün toplumsal kökenlerini inceleyen bu -klasikleşmiş- eser, kolonileştirme ve ‘evkadınlaştırma’ süreçlerinin genel tarihinin yanı sıra, yeni uluslararası işbölümünü ve kadınların en ucuzundan birer üretici ve tüketici olarak oynamak zorunda bırakıldıkları rolü eleştirel bir perspektifle tahlil ediyor.

Mies, feminist teoride esaslı bir paradigma değişikliğine yol açan bir yaklaşımla kapitalist ataerkinin günümüzdeki küresel ölçekli egemenliğini betimlerken, bu egemenliğe karşı nasıl bir mücadele verilmesi gerektiğine de açıklık getiriyor.

Teori ile pratiğin otantik ve birlikte gelişimini gözeten bu çalışma feminist teorinin ulaşabileceği doruk noktalardan biri…

  • Künye: Maria Mies – Ataerki ve Birikim: Uluslararası İşbölümünde Kadınlar, çeviren: Yıldız Temurtürkan, Dipnot Yayınları, feminizm, 434 sayfa,

Cengiz Güleç – Ruhun Sırları (2011)

  • RUHUN SIRLARI, Cengiz Güleç, Dipnot Yayınları, psikoloji, 230 sayfa

 

Psikiyatri alanında çok sayıda çalışmaya imza atmış Prof. Dr. Cengiz Güleç, ‘Ruhun Sırları’ isimli elimizdeki kitabında, psikoterapi hikâyeleri aracılığıyla, alanı çok yönlü bir bakışla sorguluyor. Psikoterapinin meşruiyeti, terapilerdeki paradoks, terapiyi engelleyen dış faktörler, kültür odaklı psikoterapinin özellikleri, yaşam krizleri ve kayıplarla baş etmede psikoterapinin nasıl bir rol oynadığı, evlilik ve aile terapileri, Güleç’in burada ele aldığı konulardan birkaçı. Tedavide tek ve mükemmel bir model bulmanın mümkün olmadığını özellikle vurgulayan Güleç, psikoterapi alanında yaşanagelen belli başlı sorunları da değerlendiriyor.

Michael W. Apple ve James A. Beane (haz.) – Demokratik Okullar (2011)

  • DEMOKRATİK OKULLAR, hazırlayan: Michael W. Apple ve James A. Beane, çeviren: Mediha Sarı, Dipnot Yayınları, eğitim, 269 sayfa

 

‘Demokratik Okullar’, eleştirel-demokratik eğitimin imkânlarını tartışıyor. Kitabın dikkat çekiciliği, beş farklı okulda öğretmen ve öğrencilerin halkla elbirliği yaparak demokratik bir eğitim için verdiği kolektif mücadeleyi anlatması. Demokrasinin gerçek anlamının radikal bir biçimde değiştirildiğini ve böylece serbest bir piyasa ekonomisindeki kontrolsüz iş dünyası manevraları olarak tanımlanmaya başlandığını belirten yazarlar, okulların da, özel şirketlerce yönelitmesiyle ticarileştirildiğini söylüyor. Kitap, velileri, civar halkını ve özellikle de öğrencilerin kendisini kapsayacak demokratik bir eğitimin olanaklarını araştırıyor.

Ece Ayhan – Kardeşim Akif (2011)

  • KARDEŞİM AKİF, Ece Ayhan, Dipnot Yayınları, mektup, 144 sayfa

 

‘Kardeşim Akif’, Türkiye şiirinin önde gelen isimlerinden Ece Ayhan’ın, dönemin genç şairi Akif Kurtuluş’a 1982-1984 yılları arasında yazdığı on dokuz mektubtan ve bu mektuplara ve döneme ilişkin Akif Kurtuluş’la yapılmış bir söyleşiden oluşuyor. Her açıdan travma yaratmış 1980 darbesinden iki yıl sonra yazılmaya başlanmış mektupları özgün kılan hususlardan biri, dönemin edebiyat ortamını, toplumunu ve siyasî atmosferini anlamlandırmak konusunda belge niteliği taşıyor olmaları. Mektuplar ayrıca, Ece Ayhan’ın en yalnız ve öfkeli günlerinde kaleme alındığı için, onun travmaların üstesinden gelmeye çabalayan şiirlerini ve düşüncelerini açıklayan kılavuzlardan biri olarak kabul edilebilir. Bunun yanı sıra mektuplar, Ece Ayhan’ın ünlü kitabı ‘Çok Eski Adıyladır’ın yayımlanma sürecine dair ayrıntıları da barındırıyor.

Ahmet Murat Aytaç – Ailenin Serencamı (2007)

  • AİLENİN SERENCAMI, Ahmet Murat Aytaç, Dipnot Kitabevi, sosyoloji, 212 sayfa

 

‘Türkiye’de Modern Aile Fikrinin Oluşması’ alt başlıklı ‘Ailenin Serencamı’, aile ile modernleşme arasındaki ilişkiye dair önemli bir kitap. Çalışmanın temel tezi, ailenin Türk modernleşmesinde, bir dönüştürme alanı olarak tanımlandığı, bundan dolayı da ailenin modern bireyleri üretecek bir araç olarak algılandığı şeklinde özetlenebilir. Bu sürecin başlıbaşına bir gerilim yarattığını öne süren çalışma, aile ve siyaset arasındaki ilişkiyi irdelemeye, öncelikle siyasi aklın aileyi kavrama biçimini eleştirmekle başlıyor. Konuyu “geleneksel aile” veya akrabalık ilişkileri üzerinden izlemekten çok, onu modernleşme süreci çerçevesinden inceleyen çalışma, özellikle bu yönüyle ilgiye değer.

Göran Therborn – Marksizmden Post-Marksizme (2011)

  • MARKSİZMDEN POST-MARKSİZME, Göran Therborn, çeviren: Devrim Evci, Dipnot Yayınları, siyaset, 227 sayfa

 

Cambridge Üniversitesi’nde Sosyoloji Kürsüsü Başkanı olan Göran Therborn nitelikli incelemesi ‘Marksizm ve Post-Marksizm’de, Marksist geleneğin uzun yolculuğunda karşısına çıkmış olan geçit, iniş ve çıkmazları anlatıyor. Marksizme dair bir yol haritası ve pusula olarak düşünülebilecek kitap, erken 21. yüzyılın sol siyasî pratik ve düşüncesini önceki yüzyılın sosyal zeminine oturtması ve sol düşüncenin yüzyılın başında Kuzeyde sergilediği gelişmenin sistematik bir panoramasını vermesiyle dikkat çekiyor. Therborn bunu yaparken de, modernite, postmodernizm ve post-Marksizm konusunda varolan tartışmalara çağdaş bir bakış açısıyla yaklaşıyor.

Ahmet Kardam – Cizre-Bohtan Beyi Bedirhan (2011)

  • CİZRE-BOHTAN BEYİ BEDİRHAN, Ahmet Kardam, Dipnot Yayınevi, tarih, 422 sayfa

Ahmet Kardam elimizdeki çalışmasında, birinci kuşak torunu olduğu Cizre-Bohtan miri Bedirhan Bey’in (1806-1869) yaşamının direniş ve isyan yıllarını (1837-1847) anlatıyor. Kardam, Bedirhan Bey’in isyanının, gerçekte Kürdistan’ın Osmanlı tarafından fethine karşı bir direniş olduğunu söylüyor. Yazara göre, Bedirhan Bey’in tarih sahnesine çıkışı, Osmanlı’nın 1835 yılında Kürdistan’ı fethetmek üzere başlattığı seferle olmuştu. Bedirhan Bey’in başlattığı isyanı tarihsel bağlamına oturtabilmek için, Yavuz Sultan Selim’in yaptığı Çaldıran Seferi’ne kadar uzanıyor; ardından, isyanın öncesini, sonrasını ve sonuçlarını, kapsamlı bir bakışla irdeliyor. Çalışması için Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki belgelerden yararlanan Kardam, kaynak olarak gösterdiği arşiv belgelerinin orijinallerini de DVD olarak okurlarına sunuyor.

Ahmet Murat Aytaç – Kitlelerin Ruhu (2011)

  • KİTLELERİN RUHU, Ahmet Murat Aytaç, Dipnot Yayınları, siyaset, 342 sayfa

Ahmet Murat Aytaç ‘Kitlelerin Ruhu’nda, kalabalık ve kitle kavramlarının değişik imge tahayyülleri içindeki tezahürlerini ve bunun yarattığı gerilimleri inceliyor. Aytaç bunu da, siyaset felsefesinde kök salmış, siyasetin epistemolojik analizi yaklaşımıyla değil, siyasal topluluğun varlık koşullarını ele alan ontolojik bir soruşturma yürüterek yapıyor. Yazar burada, kalabalıklar ve siyaset arasındaki ilişkiyi, bir siyasal teknoloji olarak kitle söylemini ve kalabalık ve kitle arasındaki siyasal imgeleri irdeliyor. Kitapta bunun yanı sıra, modern siyasal imgelemin sorunlarına kuramsal yanıtlar da verilmeye çalışılıyor. Sosyal ve siyasal kuramdaki kalabalık tahayyüllerine yönelttiği eleştiriyle öne çıkan çalışma, bunu yaparken, eşitlikçi ve özgürlükçü düşünceyi donatacak yeni imgelerin üretilmesinin zorunlu olduğunu da gösteriyor.