Jean Baudrillard – Neden Her Şey Hâlâ Yok Olup Gitmedi? (2019)

Jean Baudrillard’ın kısa ama çarpıcı metni ‘Neden Her Şey Hâlâ Yok Olup Gitmedi?’, hiçlik üzerine bir tefekkür, bir hiçliğin sınırlarını genişletme girişimi.

Genel olarak insanlar, iyiliğin kötülüğü saf dışı etmesi talebinde olmasına benzer bir bakışla, hiçliğin de üstesinden gelme idealini taşır.

Baudrillard ise, aksini düşünüyor, yani hiçlikle birlikte yaşamayı öğrenmenin elzem olduğunu.

İletişim araçlarıyla sanal teknolojinin ortaya çıktığı ve her yerin değişik tipte ağlarla kaplandığı bir çağda gerçekliğin katledildiğini savunan Baudrillard, sahip olduğu o istisnai öğrenme yeteneği sayesinde insanın bir yandan dünyaya bir anlam, bir değer ve bir gerçeklik kazandırmaya çalışırken, diğer yandan bunlara koşut bir şekilde eriyip gitmelerini sağlayacak bir süreç başlattığını belirtiyor.

Bu noktadan yola çıkan düşünür, insanın şeyleri kafasında canlandırıp, isimlendirip kavramsallaştırarak var ederken aynı zamanda da onları ait oldukları ham gerçekliğin içinden kurnazca çekip alarak yok olmalarına neden olduğunu söylüyor.

Bu durumda Baudrillard’ın söz konusu ettiği hiçlik, bildiğimiz anlamda nihilizmle ilişkilendirilemez.

Fotoğraf, imge, zaman, gerçeklik, teknoloji gibi pek çok kavramı tartışmaya açan düşünür, gerçekliğin abartılı boyutlara ulaşıp her şey yok olmaya başladığında, sınır tanımayan teknolojik olanaklar zihinsel ya da maddi anlamda her yeri sarıp sarmalamaya başladığında, insanın sahip olduğu tüm olanakları zorlayarak kendisini içine kabul etmeyen yapay bir dünya oluşturup ortadan kaybolduğunu belirtiyor.

İşte hiçlik, tamı tamına bu ortadan kaybolma halidir.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Zamandan söz ettiğim sırada onun varlığını hissedemiyorum.

Bir yerden söz ettiğim sırada o yer ortadan kaybolup gitmiş oluyor.

Bir insandan söz ettiğim sırada o insan ölmüş oluyor.

Zamandan söz ettiğim sırada akıp geçmiş oluyor.

Bu durumda insanın ortadan kaybolup gittiği bir dünyadan söz edebiliriz.”

“Başlangıçta Söz vardı. Sessizlik ondan sonra ortaya çıktı. Artık ortada son denilebilecek bir şey kalmadı…”

“Bir şeye bir isim verilip, temsil edilebilir bir hale getirilip, bir kavram niteliği kazandırıldığı andan itibaren o şey bir hakikate dönüşme ya da kendini bir ideoloji olarak dayatma pahasına bile olsa yavaş yavaş canlılığını yitirmektedir.”

“Artık son demlerini yaşadığına tanık olduğumuz gerçekliğin sistematik bir şekilde yok edildiğini gösteren en güzel örnek günümüzde imgenin başına gelenlerdir.”

“Teknoloji kendini kaptırıp her şeye sanal, dokunmatik, enformatik, sayısal bir ‘gerçeklik’ kazandırdığından imge bu antropolojik devrimin en önemsiz ayrıntısı olarak kalmaya mahkûm edilmiş gibidir.”

“Hemen her zaman bizim üstünde yer almadığımız, var olmadığımız bir dünya düşlemedik mi?

İnsanlardan yoksun, hiçbir insani müdahaleye izin verilmeyen şiirsel bir dünya hayal etmedik mi?

Şiirsel dilyetisinden çok büyük bir zevk alınmasının nedeni dilyetisinin anlama boyun eğmeden de sahip olduğu maddi ve edebi özellikleri sergileyebilmesidir. Bizi büyüleyen şey budur.”

  • Künye: Jean Baudrillard – Neden Her Şey Hâlâ Yok Olup Gitmedi?: Analojik İmgeden Sayısal İmgeye, çeviren: Oğuz Adanır, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 46 sayfa, 2019

Gisèle Sapiro – Edebiyat Sosyolojisi (2019)

Edebi eserler ile bu eserlerin üretim şartları arasındaki ilişkilerin sosyo-politik ve sosyo-ekonomik boyutları nedir?

Gisèle Sapiro, edebiyat sosyolojisinin çalıştığı ana konular üzerine rehber nitelikte bir kitapla karşımızda.

Edebiyatın, dünyanın farklı toplumlarında nasıl birbirinden farklı şekillerde kabul gördüğünü ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan Sapiro, aynı zamanda edebiyat tarihi bağlamında bir sorgulama da yürütüyor.

Dört bölümden oluşan kitapta,

  • Edebiyata ilişkin teoriler ve sosyolojik yaklaşımlar,
  • Edebiyatın toplumsal etkileri,
  • Edebiyat tarihinin yasaları,
  • Eserlerin toplumsal üretim şartları,
  • Edebiyatın ideolojik kontrolü,
  • Yazarın toplumsal rolü,
  • Toplumsal ayrışma ve entelektüel işbölümü,
  • Yazarların toplumsal istihdamı,
  • Yazarlık mesleğinin profesyonel gelişimi,
  • Edebiyat ve kimlik,
  • Edebiyat ve ulus,
  • Toplumsal kabulün eser üzerindeki etkileri,
  • Matbaanın kullanımı ve okuma pratiklerinin dönüşümü,
  • Ve okuma sosyolojisi gibi pek çok konu irdeleniyor.

Sapiro bütün bu konuları irdelerken de, genetik yapısalcılık, işlevselcilik, etkileşimcilik ve ilişkisel yaklaşım, alan teorisi, çoklusistem teorisi ve sembolik etkileşimcilik gibi pek çok kavramı da tartışmaya açıyor.

  • Künye: Gisèle Sapiro – Edebiyat Sosyolojisi, çeviren: Ertuğrul Cenk Gürcan, Doğu Batı Yayınları, sosyoloji, 160 sayfa,2019

Jean Baudrillard – Karnaval ve Yamyam (2019)

Jean Baudrillard’ın yeniden basılan ‘Karnaval ve Yamyam’ı, Batının dünyanın geri kalanını Hıristiyanlaştırma, kolonizasyon, dekolonizasyon ve küreselleşme gibi tarihsel süreçler yoluyla sömürgeleştirmesinin çarpıcı sonuçlarını izliyor.

Batıya özgü dini, teknolojik, ekonomik ve politik değerlerin küresel düzeyde tekrarlandığını ve bunun karnavala dönüştürülen bir süreç olarak yaşandığını belirten Baudrillard, dünyanın geri kalanının bunun cazibesine kapılmasına karşın, bazı toplumları Batının birer karnaval düzenine, başka bir deyişle Batının komik birer taklidine indirgediğini belirtiyor.

Baudrillard, Batının ve onun temsil ettiği bu gücün de, bizzat Batının komik taklidine dönüşmüş söz konusu toplumlar tarafından yavaş yavaş tahrip edildiği, yutulup “yenildiği”ni ve böylece olağanüstü bir tersine çevrilme sürecinden geçirildiğini belirtiyor.

Baudrillard bu duruma örnek olarak da 16. yüzyılda yaşanan bir yamyamlık olayını anlatır.

Bu tarihte, yerlilerin hiç direnmeden Hıristiyanlığa geçişini kutlamak üzere Portekiz’den Brezilya’ya özel olarak gelen başrahipler, buradaki yerliler tarafından kızartılıp yenmişti.

Baudrillard bu olaydan yola çıkarak Batının ahlaki değerlerinin, ekonomik akılcılığının; gelişme, performans ve gösteri ilkelerinin küresel boyutlara varan ihracı sonucunda, buna benzer karnaval ve yamyamlık özelliklerini taşıyan ikili bir biçimin çıktığını belirtiyor.

Baudrillar’ın son dönem kitaplarından olan ‘Karnaval ve Yamyam’, aynı zamanda düşünürün simülasyon ve simgesel değiş tokuş gibi önemli kavramlarını yeniden yorumladığı bir metin olmasıyla da önemli.

  • Künye: Jean Baudrillard – Karnaval ve Yamyam, çeviren: Oğuz Adanır, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 75 sayfa, 2019

Ali Akay – Felsefe Yazıları (2019)

Felsefe tarih boyunca gelişir ve bu süreçte hem ortaya çıktığı çağın, hem geçmişin hem de geleceğin sorunlarına yanıt verir.

Ali Akay’ın buradaki yazıları da, felsefe ve edebiyat tarihinin önde gelen kimi düşünürlerinin fikirlerinin bugün bizim için neden önemli olduğunu sorguluyor.

Yazar burada Spinoza, Marx, Foucault, Deleuze ve Kafka gibi isimleri yeniden okuyarak bir anlamda bu düşünür ve yazarların yaşadığımız çağın belli başlı sorunlarına ne gibi çözümler sunabileceğini tartışıyor.

Kitapta fenomenoloji ve ontolojiden Foucault ve Karşı-Tarih’e, anlam ontolojisinden Spinoza’nın mantosuna, Marx’ın bugünkü öneminden 19. yüzyılda “Ceza Toplumu” ve Aydınlanma reformlarına, Kafka’nın atletlerinden faşist yaşamdan nasıl uzaklaşabileceğimize pek çok konu ele alınıyor.

  • Künye: Ali Akay – Felsefe Yazıları, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 148 sayfa, 2019

Kolektif – Etnografi (2019)

Sosyoloji, etnografi çalışmalarını severek okuruz.

Fakat bu çalışmaları yürütenlerin tam olarak neler yaşadıklarını bilmeyiz.

İşte bu özgün ve çok ilginç derleme, bizzat araştırmacıların deneyimlerine yer veriyor.

Araştırmacılar burada, yaptıkları çalışmalardaki alan tecrübelerini bizimle paylaşıyor.

Kitabı en ilginç kılan hususların başında, bu sefer sahnenin farklı noktalarında yer alan etnografın olan biteni nasıl deneyimlediğini ortaya koyması.

Yazarlar burada,

  • Ankara pavyonları ve kuşbazları arasında yaşıyor,
  • Dilencilerin peşinde zabıta ile şehrin sokaklarını kat ediyor,
  • Esnaf ile deli arasındaki “oyuna” katılıyor,
  • Ankara Gençlik Parkı Lunaparkı’nda korku ve eğlencenin beraber tezahür ettiği oyuncaklara biniyor,
  • Tofaş marka araba kullanıcılarının arasına kendi Şahin’iyle karışıyor,
  • Ve bunun gibi, enteresan deneyimlerini bizimle paylaşıyor.

Kitaba katılan isimler ise şöyle: Aslı Yazıcı Yakın, Meriç Kükrer, Gülseren Güldeste, Nilgün Sonkan Gündüz, Berna Küçükoğlu, Sinan Çağırtekin, Alim Koray Cengiz, Semra Özlem Dişli ve Ceren Aksoy Sugiyama.

  • Künye: Kolektif – Etnografi: Olağan-içi Tecrübe, editör: Aslı Yazıcı Yakın ve Meriç Kükrer, Doğu Batı Yayınları, sosyoloji, 216 sayfa, 2019

Claire Colebrook – Gilles Deleuze (2009)

Claire Colebrook, ‘Gilles Deleuze’de, filozofun özgün terminolojisini ve kavramlarını irdeliyor.

Deleuze’ü kronolojik bir biçimde ele almaktan imtina eden Colebrook, filozofun karmaşık ontolojik projesini ve terminolojisini daha anlaşılabilir hale getirmeye çalışıyor.

Yazar, Deleuze’ün felsefeci olarak ne önerdiğini anlamanın, felsefenin sanat ve bilimle ilişkisini anlamaktan geçtiğini savunuyor.

Colebrook, Deleuze’ün felsefi fikirlerini, bilim ve sanattan yararlanarak geliştirdiğini söylüyor.

Yazar buradan hareketle, edebiyat, sanat, psikanaliz, felsefe, genetik bilimi, sinema, toplumsal teori gibi farklı alanlar ekseninde, Deleuze’ün dünyasına iniyor.

  • Künye: Claire Colebrook – Gilles Deleuze, çeviren: Cem Soydemir, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 215 sayfa

Kolektif – Halil İnalcık Armağanı 1 (2009)

Türkiye’nin yanı sıra dünya çapında da tarihçilik alanına önemli katkılarda bulunan Halil İnalcık için hazırlanan armağan kitabın elimizdeki ilk cildi, tarih araştırmaları konulu makalelerden oluşuyor.

İnalcık’ın farklı kesimler tarafından da sayıldığının güzel bir örneği, kitaba yazılarıyla katılan çok sayıda isim.

Bu isimlerin ayrıca, birikimlerini iyi bir şekilde yansıttığı da görülüyor.

Kitap, Halil İnalcık Bibliyografyası ile ‘Türk Tarihi’, ‘Klasik Osmanlı Çalışmaları’, ‘Tarih, Metodoloji ve Tartışmalar’, ‘Tiyatro Tarihi’ ve ‘Cumhuriyet Dönemi’ bölümlerinden oluşuyor.

Kitaba katılan isimler ise şöyle: Selim Aslantaş, İsenbike Togan, Ahmet Yaşar Ocak, Mübahat Kütükoğlu, Feridun M. Emecen, Nenad Moacanin, Evangelia Balta, Evgeni Radushev, İdris Bostan, Geza David, Erdem Sönmez, Özgür Türesay, Mehmet Yüksel, Kemal Beydilli, Metin And ve A. Teyfur Erdoğdu.

  • Künye: Kolektif – Halil İnalcık Armağanı 1: Tarih Araştırmaları, yayına hazırlayan: Taşkın Takış ve Sunay Aksoy, Doğu Batı Yayınları, tarih, 470 sayfa

Ümit Hassan – Eski Türk Toplumu Üzerine İncelemeler (2009)

Ümit Hassan, ilk baskısı 1986 yılında yapılan ‘Eski Türk Toplumu Üzerine İncelemeler’de, antropoloji ve siyaset bilimi disiplinlerinden yararlanarak, Orta Asya ve eski Türk toplumunun gelişim-değişim dinamiklerini ele alıyor.

Kitapta,

  • Eski Türklerde kabile örgütlenmesi,
  • Örgüt-inanç ilişkisi açısından eski Türklerde şamanlık,
  • Kabileden devlete geçişte töre ve değişimi,
  • Khan’ın (Han), baştan itibaren devlet yöneticisi mi, kandaşlığın şaman-lideri mi, yoksa kandaşlık bağının kendisi mi olduğu,
  • Anaerkil örgütlenmenin esasları,
  • Şamanlığın toplum yapısındaki yeri ve bugüne uzanan etkileri,
  • Türk toplumu hakkındaki kemikleşmiş çarpıtmaların nedenleri ve örneklenmesi,
  • Han/hakan kavramının gerisinde yatan toplumsal gerçeklik ve kavramın tarih içerisindeki değişimi, gibi dikkat çekici konular irdeleniyor.

Eserin, Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü’nü aldığını da hatırlatalım.

  • Künye: Ümit Hassan – Eski Türk Toplumu Üzerine İncelemeler, Doğu Batı Yayınları, tarih, 338 sayfa

Elisabeth Özdalga – Tarihsel Sosyoloji (2009)

Bir atölye çalışmasının ürünü olan ‘Tarihsel Sosyoloji’, konuyla ilgili olarak tarihçi ve sosyologlarla yapılmış söyleşilerden oluşuyor.

Kitap, Türkiye’de yeni bir disiplin olan tarihsel sosyolojinin kendine has bir dili ve tarzı nasıl oluşturabileceğine odaklanmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Kitapta, tarihsel sosyolojinin belirli çekirdek öğeleri tanımlanıyor; bu dalın gelişmesinde ortaya çıkan önemli boyutların üzerinde duruluyor ve alana dair iyi bilinen çalışmalardan bir seçki sunuluyor.

Kitaba söyleşileriyle katılan isimler ise şöyle: Şerif Mardin, Mehmet Genç, Çağlar Keyder, Ali Yaşar Sarıbay, Fethi Açıkel, Oktay Özel ve Ferdan Ergut.

  • Künye: Elisabeth Özdalga – Tarihsel Sosyoloji, Doğu Batı Yayınları, sosyoloji, 227 sayfa

Kolektif – Geç Osmanlı’dan Günümüze Modern Doğa Bilimciliği (2019)

Geç Osmanlı döneminden erken Cumhuriyet’e uzanan süreçte, bizdeki doğa bilimciliği nasıl dönüşümler yaşadı?

Elimizdeki kitap, bu konuyu tarihsel ve sosyolojik bir perspektifle irdeleyen ve bu alanda çalışanlar için önemli veri ve değerlendirmeler sunan makaleleri bir araya getiriyor.

Kitapta tartışılan kimi konular:

  • Cumhuriyet dönemi biliminde pozitivizmin etkileri,
  • Yeniçağ Osmanlı’sında astronomi pratikleri,
  • On dokuzuncu yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nda modernleşme, bilim ve mühendislik,
  • Türkiye’de fizikçilerin “sosyal”, “bilim” ve “sosyal bilim” algıları,
  • 1894 İstanbul depremi ve geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nda bilim…

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Ömer Faik Anlı, Özgür Budak, B. Harun Küçük, Berrak Burçak, Amit Bein, Ellen Abrams, Alper Yalçınkaya, Vefa Saygın Öğütle, Sanem Güvenç-Salgırlı, Ozan Doğan ve Ozan Erözden.

  • Künye: Kolektif – Geç Osmanlı’dan Günümüze Modern Doğa Bilimciliği, editör: Vefa Saygın Öğütle ve Sanem Güvenç-Salgırlı, Doğu Batı Yayınları, bilim, 415 sayfa, 2019