Gordon Childe – İnsan Kendini Nasıl Yarattı (2026)

‘İnsan Kendini Nasıl Yarattı’, insanlık tarihini biyolojik evrimden çok toplumsal ve üretim ilişkileri üzerinden okuyor. V. Gordon Childe, insanı doğaya pasifçe uyum sağlayan bir varlık olarak değil, doğayı dönüştüren bir özne olarak ele alıyor. Alet yapımı, ateşin kullanımı ve ortak emek pratikleri insanın evrimini belirleyen temel dinamikler olarak öne çıkıyor. Childe, kültürel gelişmenin biyolojik süreçlerden bağımsız bir hız ve mantık kazandığını vurguluyor.

‘İnsan Kendini Nasıl Yarattı’ (‘Man Makes Himself’), tarih öncesi topluluklardan başlayarak tarım devrimi, yerleşik yaşam, işbölümü ve sınıflı toplumların ortaya çıkışını bütünlüklü bir çerçevede ele alıyor.

Childe, tarihin devrimsel sıçramalarla ilerlediğini, tarihöncesine damgasını vuran iki büyük olayın ise neolitik devrim (tarım devrimi) ile kent devrimi olduğunu ortaya koyuyor. Üretim biçimlerinin değişmesiyle birlikte düşünme tarzlarının, inanç sistemlerinin ve toplumsal örgütlenmenin de değiştiğini gösteriyor. İnsan, yalnızca çevresine uyum sağlamıyor, aynı zamanda emeği aracılığıyla kendi toplumsal gerçekliğini kuruyor. Böylece tarih, rastlantıların değil, maddi koşulların yön verdiği bir süreç olarak okunuyor.

Kitap, insanı merkeze alan ama bireyci olmayan bir tarih anlayışı kuruyor. Childe, ilerlemeyi teknolojik buluşlarla sınırlamıyor, kolektif emek ve toplumsal örgütlenmeyle ilişkilendiriyor. Bu yönüyle eser, tarih, arkeoloji ve sosyal teori arasında köprü kuran öncü metinlerden biri olarak görülüyor. İnsanlık tarihini üretim, emek ve toplumsal dönüşüm üzerinden okumak isteyenler için hâlâ temel bir referans olmayı sürdürüyor.

Bu klasikleşmiş eserin bu baskısı, yazar hayattayken basılmış son (üçüncü) edisyonunun eksiksiz/tam metni.

Gordon Childe — İnsan Kendini Nasıl Yarattı
Çeviren: İbrahim Yıldız • Dipnot Yayınları
İnceleme • 288 sayfa • 2026

Antonio Gramsci – Gramsci Kitabı (2025)

Yirminci yüzyılın en etkili Marksist kuramcılarından olan Antonio Gramsci’nin buradaki seçme yazıları, Gramsci’nin siyasi mücadeleyle geçen yaşamı boyunca kaleme aldığı yazıların özlü bir derlemesi. Bu seçki, onun gençlik döneminde sosyalist basındaki makalelerinden, İtalya Komünist Partisi liderliğine uzanan sürecine ve nihayet Mussolini rejimi tarafından hapsedildiği yıllarda yazdığı ‘Hapishane Defterleri’nden bölümlere kadar geniş bir aralığı kapsıyor. David Forgacs’ın titizlikle hazırladığı kitap, Gramsci’nin düşünsel evrimini, teorik derinliğini ve politik tutkusunu bir araya getirerek okura sunuyor.

Gramsci, bu yazılarında özellikle “hegemonya” ve “sivil toplum” kavramlarını geliştirerek Marksist teoriye önemli katkılarda bulunuyor. Ona göre egemenlik yalnızca ekonomik ya da zor kullanımıyla değil, aynı zamanda kültürel rıza aracılığıyla sürdürülür. Bu nedenle, iktidar mücadelesi yalnızca fabrikalarda değil, okullarda, gazetelerde ve gündelik yaşamda da verilir. Gramsci, buradan hareketle, kültürel alanı politik mücadelenin merkezine yerleştirir.

Kitapta yer alan “organik aydın” kavramı da Gramsci’nin özgün fikirlerinden biri. Toplumun alt sınıflarından çıkacak ve onların bilincini yükseltecek entelektüellere duyulan ihtiyacı vurgular. Bu bağlamda eğitim, dil ve edebiyat da onun teorisinin vazgeçilmez parçalarıdır. Gramsci’ye göre toplumsal dönüşüm, yalnızca ekonomik yapının değil, kültürel yapının da dönüşümünü gerektirir.

Forgacs’ın seçkisi, Gramsci’nin fikir dünyasını yalın ama derinlikli biçimde ortaya koyar. ‘Gramsci Kitabı: Seçme Yazılar, 1916-1935’ (‘The Antonio Gramsci Reader: Selected Writings 1916-1935’), yalnızca siyasal düşünceye değil, edebiyata, eğitime ve kültürel üretime dair eleştirel bir bakış geliştirmek isteyen herkes için güçlü bir kaynak. Gramsci’nin muazzam devrimci sezgisi, hâlâ günümüzün mücadelelerine ışık tutuyor.

  • Künye: Antonio Gramsci – Gramsci Kitabı: Seçme Yazılar, 1916-1935, hazırlayan: David Forgacs, çeviren: İbrahim Yıldız, Dipnot Yayınları, siyaset, 520 sayfa, 2025

John Bagnell Bury – Özgür Düşüncenin Kısa Tarihi (2024)

Düşünce ve ifade özgürlüğü, sorgulayan beyinler için yaşamsal önemdedir.

Ancak tarihte (ve ne yazık ki günümüzde de) geleneksel ya da dinsel kabullerin dışında kalan bağımsız düşüncelerin aforoz edildiğini ve büyük baskılara maruz kaldığını görüyoruz.

Doğanın ve toplumun akla ve bilime dayalı bir eleştirel anlayışla ele alınması, insan zihninin dogmaların prangalarından kurtulması ancak Aydınlanma Çağı’yla birlikte hız kazanmış, bu uğurda çaba harcayan insanların çoğu kez hayatlarını tehlikeye atarak verdikleri mücadeleler yüzyıllar sürmüştür.

John Bagnell Bury, elinizdeki kitapta, antik çağlardan 20. yüzyılın başlarına kadar, aklın hakikat arayışını özlü bir şekilde anlatıyor.

Okuru eski Yunan’da felsefi sorgulamanın şaşırtıcı parlaklığından Ortaçağ’da dini otoritenin özgür düşünceye nefes aldırmamasına, oradan Rönesans’ta Yunan ve Roma felsefesinin yeniden keşfine ve son olarak Aydınlanma ve bilimsel devrim çağlarında akılcılığın ilerlemesine götürüyor. Ayrıca, bağımsız düşünceyi savunan ve çağdaş Batı kültürünün temelini atan birçok önemli kişinin eserlerinin anlam ve önemini küçük değinilerle ortaya koyuyor.

  • Künye: John Bagnell Bury – Özgür Düşüncenin Kısa Tarihi, çeviren: İbrahim Yıldız, Dipnot Yayınları, siyaset, 200 sayfa, 2024

Peter Hudis – Fanon: Barikatların Filozofu (2020)

“Biz… artık nefes alamadığımız için de isyan ediyoruz.”

Frantz Fanon bu sözü, Amerika’da siyahilere yönelik uygulanagelen protestolarda gündeme gelen bir slogan olmasından çok önce, 1960’ların başında söylemişti.

Peter Hudis’in eldeki kitabı da, Fanon’un hayatı ve mücadelesi üzerine dört dörtlük bir çalışma.

Hudis, Fanon’un hayatını ve çalışmalarını eleştirel bir bakışla izlemekle kalmıyor, aynı zamanda Fanon’un yazdıklarının günümüzde ırkçılık ve onun doğurduğu yabancılaşmaya nasıl güçlü yanıtlar verdiğini de gözler önüne seriyor.

Fanon, kendi döneminin toplumsal mücadeleleri içerisinde yeni bir insanlık uğruna bıkmadan usanmadan çabaladığı için yirminci yüzyılın önde gelen düşünürlerinden biriydi.

Hudis’in çalışması ise, Fanon’un mevcut momente özgürleştirici bir alternatif geliştirme çabasının yeniden canlanmasına yardımcı olup olamayacağını tartışmasıyla özellikle dikkat çekiyor.

  • Künye: Peter Hudis – Fanon: Barikatların Filozofu, çeviren: İbrahim Yıldız, Dipnot Yayınları, biyografi, 216 sayfa, 2020

Raymond Geuss – Sokrates’ten Adorno’ya Felsefe (2019)

Bizde ‘Kamusal Şeyler, Özel Şeyler’ ve ‘Eleştirel Teori’ adlı kitapları da çevrilmiş bulunan Raymond Geuss, şimdi de felsefenin tarihini en eski çağlardan bugüne izlediği bu rehber kitapla karşımızda.

Guess’in kitabını diğer felsefe tarihi çalışmalarından ayıran ve dolayısıyla kitabı daha etkili kılan asıl husus, kapsamı geniş tutmak yerine konusunu on iki filozofla sınırlaması.

Guess ele aldığı filozofların düşüncelerinden yola çıkarak, felsefenin başından beri yanıt aradığı soruların izini sürüyor, bunun yanı sıra felsefenin bireysel ve toplumsal sorunların aşılması konusunda ne gibi perspektifler sunabileceğini tartışıyor.

Kitap, Batı tarihinin en yenilikçi ve en önemli bazı filozoflarını yetkin bir yaklaşımla anlatırken, yine bu filozofların tutumundan yola çıkarak felsefenin nasıl yapılması gerektiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Raymond Geuss – Sokrates’ten Adorno’ya Felsefe, çeviren: İbrahim Yıldız, Dipnot Yayınları, felsefe, 302 sayfa, 2019

Murray Bookchin – Geleceğin Devrimi (2015)

Şiddete başvurmayan devrim konusunda bir uzman olan Murray Bookchin’den, halk meclisleri ve doğrudan demokrasinin özgür bir toplumu inşa yolunda ne gibi imkânlar sunacağını tartışan denemeler.

Bu projeyi “Komünalizm” olarak adlandıran düşünür, bizi gezegenimize sahip çıkmaya çağırıyor.

Ursula K. Le Guin’in önsözüyle.

  • Künye: Murray Bookchin – Geleceğin Devrimi, çeviren: İbrahim Yıldız ve Soner Torlak, Dipnot Yayınları

Adrian McKinty – Soğuk Toprak (2018)

Biri yol kenarındaki hurda bir arabanın içine bırakılmış bir ceset.

İkincisi bir müzik öğretmeni, evinde alnından vurulmuş halde bulunmuş.

Üçüncüsü, genç bir kadın, ormanda bir ağaca asılı halde bulunmuş. Cinayetten ziyade bir intihar vakasını andırıyor.

‘Soğuk Toprak’, IRA ile İngiliz devleti arasındaki çatışmanın yoğun şekilde yaşandığı 1980’lerin başındaki İrlanda’da geçen sağlam bir roman.

İrlandalı yeni kuşak polisiye yazarlarının önde gelen kalemlerinden Adrian McKinty, ilk bakışta bir seri katilin işlediği izlenimi veren, fakat daha sonra ucu “çok önemli” kişilere ve yapılanmalara uzanan gizemli cinayetleri hikâye ediyor.

Başkahramanımız Dedektif Sean Duffy, ilk başlarda birbiriyle ilgisizmiş gibi görünen bu gizemli cinayetlerin izini sürmeye başlar.

Bir süre sonra Duffy, olayların göründüğü gibi olmadığını, siyasetin ve toplumun çürüdüğü bu dönemde, söz konusu cinayetlerin arkasında çok daha büyük yapılanların olduğuna dair güçlü ipuçlarına ulaşır.

Duffy, yaşamını tehlikeye atma pahasına bu cinayetlerin ardındaki gizemleri aydınlatmaya koyulur.

‘Soğuk Toprak’, ritmi her sayfada yükselen, sağlam bir polisiye.

  • Künye: Adrian McKinty – Soğuk Toprak, çeviren: İbrahim Yıldız ve Osman İşçi, Dipnot Yayınları, roman, 384 sayfa, 2018

Alex Rosenberg – Bilim Felsefesi (2015)

Bilim felsefesine çağdaş, kapsamlı bir giriş olan bu kitap, alanın en iyilerinden.

Alex Rosenberg imzalı çalışma, bilimsel kuramların yapısından bilim felsefesinin güncel sorunlarına, bilimsel açıklamanın mahiyetinden bilimin doğasına, bilim ve görecelikten bilimde kuram inşasına ve bilimin nasıl temellendirilebileceğine, bu konuda aydınlanmak isteyen öğretmen ve öğrenciler için bir başucu kitabı.

  • Künye: Alex Rosenberg – Bilim Felsefesi, çeviren: İbrahim Yıldız, Dipnot Yayınları

Giovanni Arrighi – Adam Smith Pekin’de (2009)

Giovanni Arrighi ‘Adam Smith Pekin’de başlıklı bu özgün çalışmasında, küresel politik ekonominin merkez üssünün Kuzey Amerika’dan Doğu Asya’ya kayışını, ünlü iktisatçı Adam Smith’in iktisadi gelişme teorisi ışığında yorumluyor.

Arrighi, Çin’in, Doğu Asya’da yaşanan iktisadi rönesansın lideri olarak ortaya çıkışını, yeni-muhafazakâr, yani Yeni Amerikan Yüzyılı’nın yükselişi ve çöküşü ekseninde inceliyor.

Arrighi, Yeni Amerikan Yüzyılı’nın hüsranla sonuçlanması ve Çin’in ekonomik gelişmede sağladığı başarısının, Smith’in, dünyadaki uygarlıklar arasında eşitliğe dayalı bir dünya-pazar toplumu vizyonunun gerçekleşmesini olası kıldığını savunuyor.

  • Künye: Giovanni Arrighi – Adam Smith Pekin’de, çeviren: İbrahim Yıldız, Yordam Kitap, iktisat, 416 sayfa

Anthony Elliott – Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş (2017)

Çağdaş sosyal teorisyenlerin düşüncelerini kapsamlı, aydınlatıcı ve yalın bir bakışla serimleyen çok önemli bir çalışma.

Anthony Elliott, sosyal teori alanındaki önemli geleneklerin ayrıntılı bir bakışla ele alıyor aynı zamanda düşünceleriyle sosyal teoriye adeta yön vermiş Adorno, Marcuse, Foucault, Lacan, Derrida, Giddens, Bourdieu, Kristeva, Habermas, Butler, Žižek, Castels, Beck, Bauman, Chodorow, Agamben ve DeLanda isimlerin fikirlerinin kapsamlı bir dökümünü yapıyor.

Kitabın en büyük katkılarından bir diğeri de, küreselleşme, feminizm, ağ toplumu, yapısalcılık, postmodernizm ve iklim değişikliği gibi alanlarda yürütülen güncel tartışmalardan hareketle, klasik sosyal teoriyi modern tartışmalarla ilişkilendirmesi.

Zenginliği ve sadeliğiyle hem akademik camiada bu alanda çalışanların hem öğrencilerin hem de konuya ilgi duyan okurların fazlasıyla dikkatini çekebilecek bir çalışma.

  • Künye: Anthony Elliott – Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş, çeviren: İbrahim Yıldız ve Aylin Görgün Baran, Dipnot Yayınları, sosyoloji, 448 sayfa