Francisco Vergara – Liberalizmin Felsefi Temelleri (2006)

  • LİBERALİZMİN FELSEFİ TEMELLERİ, Francisco Vergara, Bülent Arıbaş, İletişim Yayınları, siyaset, 216 sayfa

Francisco Vargara ‘Liberalizmin Felsefi Temelleri’nde, akıma öncülük etmiş isimlere odaklanıyor; liberalizm ve etik ilişkisini irdeliyor. Klasik liberalizmin felsefi temellerini oluşturanlar denince Condorcet, Adam Smith, John Stuart Mill, John Locke, Jeremy Bentham ve nihayet David Hume, akla ilk gelen isimler. Günümüzde, insan haklarının, özgürlüğün savunulmasında bir referans olarak varlığını koruyan klasik liberalizm ile insanın vahşi ve dizginlenemez hırslarının meşrulaştırıcısı olarak kullanılan bir liberalizmden bahsedilebilir. Vergara’nın kitabı, bu iki farklı liberalizm ailesini ayıran derin farkları açıklamayı amaçlıyor.

Andonis Samarakis – Yanlış (2006)

  • YANLIŞ, Andonis Samarakis, çeviren: Ari Çokana, İletişim Yayınları, roman, 204 sayfa

‘Yanlış’ romanı, totaliter bir rejimin iki gizli servis ajanının, tutukladıkları bir şüpheliyi başkente götürmeleriyle başlar. Yolculuk başladığında, Merkez tarafından tüm detayları dikkatle hazırlanmış plan da işlemeye başlar. Bundan böyle ajanlar resmi görevliler değil, “insan” rolüne bürünmüş birer dosttur. Başkente gitmek için feribota yetişme çabalarından kentte beraber çıktıkları gezintiye kadar her şey, şüphelinin kendini güvende hissetmesi için kurgulanmış bu planın parçalarıdır. Amaç, tutukluya suçunu itiraf ettirmektir. Samarakis bu romanında, birbirlerine üstün gelmeye çalışan kahramanları üzerinden totaliter rejimlerin psikolojik savaşıyla alay ediyor.

Avlonyalı Ekrem Bey – Osmanlı Arnavutluk’undan Anılar (2006)

  • OSMANLI ARNAVUTLUK’UNDAN ANILAR, Avlonyalı Ekrem Bey, çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, anı, 323 sayfa

Avlonyalı Ekrem Bey’in anıları, 1885-1912 zaman aralığında geçiyor. Dolayısıyla bu anılar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son otuz yılına tanıklık ediyor. Avlonyalı ailesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzyıllar boyunca Arnavutluk’taki egemenliğini sürdürmek için işbirliği yaptığı ailelerden biri. 19. yüzyılda bir isyanın başını çekmiş olmalarına rağmen, İmparatorluğun çöküşüne kadar hem yerel hükümranlığını sürdürmüş hem de Osmanlı’ya yönetici kadrolar vermeye devam etmişti. Bilindiği gibi, Osmanlı’da 1903-1908 yılları arasında sadrazamlık yapan Mehmet Ferit Paşa da bir Avlonyalı’ydı. Avlonya ailesinin önemli bir ismi olan Ekrem Bey’in bu anıları da, Osmanlı’nın Balkanlar’da ve özellikle de Arnavutluk’taki geleneksel egemenlik sisteminin nasıl işlediğini ve nasıl çöktüğünü tasvir ediyor. Anılar, Osmanlı’nın son dönemine ışık tutmalarıyla, önemli bir tarihi belge niteliğinde.

İvan Sergeyeviç. Turgenyev – Babalar ve Oğullar (2006)

  • BABALAR VE OĞULLAR, Ivan Sergeyeviç. Turgenyev, çeviren: Leyla Soykut, İletişim Yayınları, roman, 335 sayfa

‘Babalar ve Oğullar’, 1862’de yayımlandığında, bir anda pek çok siyasi, edebi ve felsefi tartışmanın odak noktası haline gelmişti. Unutulmaz kahramanı Bazarov’u ile roman, Turgenyev’in en büyük eseri olmasının yanında, Batılılaşmanın çelişkilerini yaşayan, devrimin eşiğindeki Rusya’nın ruhunu derinden yakalayan bir eser olarak, yayımlanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen edebi çekiciliğini hâlâ koruyor. Yayınevinin bu çevirisinin iyi yönlerinden biri,  Vladimir Nabokov’un ‘Babalar ve Oğullar’ üzerine kaleme aldığı bir inceleme yazısı ile Turgenyev’in, romanı nasıl yazdığını anlattığı, anılarından derlenmiş bir yazının yer alması.

Seyla Benhabib – Ötekilerin Hakları (2006)

  • ÖTEKİLERİN HAKLARI, Seyla Benhabib, çeviren: Berna Akkıyal, İletişim Yayınları, sosyoloji, 242 sayfa

‘Ötekilerin Hakları’, ‘Vatandaşlık’ kavramından hareketle bu kavrama dahil olmayan ya da edilmeyen yabancıları, göçmenleri, mültecileri, vatansızları ve vatandaşlıktan çıkarılanları anlatıyor. Seyla Benhabib, konukseverlik bağlamından yola çıkarak yerli yurtlu olmayı, yurtsuz kalmayı, vatandaşlığı, yabancı ya da göçmen olmayı tartışıyor. Bu tartışma çerçevesinde, imparatorluk sonrası dönemlerin keşiflerini, ulus-devlet sınırlarını ve geleceğe dair yeni bir yaşam biçimi için bu varolan ulus-devlet sınırlarının ne kadar mümkün olabileceğini ele alıyor. Bu aşamada, vatandaşlık çerçevesinin dışında kalanların, farklı inanç topluluklarının, yabancı sayıldıkları bir ülkede verili kimlikle nasıl çarpıştıklarını aktarmak çalışmanın başlıca amacı.