Bekir Onur – Türk Modernleşmesinde Çocuk (2009)

Bekir Onur, gelişim psikolojisini temel alarak yazdığı ‘Türk Modernleşmesinde Çocuk’ başlıklı bu kitabında, Türkiye modernleşmesinde çocuğun konumunu irdeliyor; daha da önemlisi bu modernleşme sürecinde ortaya çıkan kimi sorunları yüzeye çıkarıyor.

Onur’un buradaki temel tezi, şu şekilde özetlenebilir:

Türkiye Aydınlanmada geç kalmış, bu nedenle laikleşmeyi tam olarak gerçekleştirememiş, kadın-erkek ilişkilerini geleneksel ve dinsel etkilerden kurtaramamış, bir çocukluk felsefesi oluşturamamış ve çocuk yetiştirme ve eğitme sistemini yeterince çağdaşlaştıramamıştır.

Buna, yoksulluk, kentleşememe ve okullaşma oranının düşüklüğü gibi sorunları da ekleyen yazar, Türkiye’de çocuğun gelişiminde yaşanan sorunları kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Onur ardından, çocukların nasıl kurtarılabileceği konusunda, çağdaş ülkelerin bu olguya nasıl yaklaştıklarını da inceleyerek önerilerde bulunuyor.

  • Künye: Bekir Onur – Türk Modernleşmesinde Çocuk, İmge Kitabevi, psikoloji, 371 sayfa

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Hacı Murat (2009)

Büyük Rus yazarı Lev Nikolayeviç Tolstoy’un 1896-1904 yılları arasında yazdığı ‘Hacı Murat’ yazarın olgunluk dönemi eserlerinden kabul edilir.

On dokuzuncu yüzyılın Kafkas halkları arasında efsaneleşen Şeyh Şamil’le çekişen Hacı Murat’ın hikâyesini kaleme alan Tolstoy, zayıflıklarının ve gücünün farkında olan bir kahramanı anlatıyor.

Hacı Murat yurt edinme, hayata tutunma, bağımsızlık, tutsaklık, ihanet ve iktidar sarmalında biçimlenen bir davanın kahramanıdır.

Rus Çarı I. Nikolay ile dağlı halkların önderi Şeyh Şamil arasında fark görmeyen Tolstoy romanında, dağların gözüpek savaşçısı Hacı Murat’ın, Çar ve Şeyh Şamil’le mücadelesini ve trajik sonunu hikâye ediyor.

  • Künye: Tolstoy – Hacı Murat, çeviren: Günay Çetao Kızılırmak, İmge Kitabevi, roman, 159 sayfa

Jean-Claude Paye – Hukuk Devletinin Sonu (2009)

Sosyolog Jean-Claude Paye ‘Hukuk Devletinin Sonu’nda, özellikle 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra doruğa çıkan güvenlik saplantısının ürünü olan hukuk dışı uygulamaların dayandığı mantığı deşifre ediyor.

‘Olağanüstü Halden Diktatörlüğe Terörle Mücadele’ alt başlığını taşıyan kitabında Paye, terörle mücadelenin sürekli yeniden tanımlanan sanal bir düşmana karşı yapılan uzun süreli bir mücadele olduğunu söylüyor.

Bu mücadelenin, toplumun örgütlenmesini yeniden düzenlemeyi amaçladığını belirten Paye, ele aldığı çok sayıda güncel örnek üzerinden, ceza hukukunun da bu süreçte, yüksek otorite akti olarak belirleyici bir rol oynadığını vurguluyor.

Kitap, dünya çapında örnekler eşliğinde, hukukun askıya alınışının hikâyesini ve buna karşı neler yapabileceğimizi anlatıyor.

  • Künye: Jean-Claude Paye – Hukuk Devletinin Sonu: Olağanüstü Halden Diktatörlüğe Terörle Mücadele, çeviren: Demet Lüküslü, İmge Kitabevi, hukuk, 268 sayfa

H. Tarık Şengül – Kentsel Çelişki ve Siyaset (2009)

Tarık Şengül ‘Kentsel Çelişki ve Siyaset’ başlıklı elimizdeki eserinde, kapitalist kentleşme süreçlerini eleştirel bir bakışla inceliyor.

İşlediği konuyu, siyasal iktisat perspektifiyle ele alan Şengül, toplumsal çelişkilerin en yoğun yaşandığı kentlerde; çalışan sınıfların ve ezilen kesimlerin kentsel kaynaklardan neden pay alamadıklarını, kendi yaşamlarına ilişkin kararlarda neden söz sahibi olamadıklarını ve kendi kimliklerini kent mekânında neden ifade edemediklerini irdeliyor.

Şengül bunu yaparken, kent mekânı ve yerel mekânların özgünlüğü, küreselleşme-yerelleşme, sosyal adalet, katılım ve demokratikleşme gibi konuları da yeniden tartışmaya açıyor.

  • Künye: H. Tarık Şengül – Kentsel Çelişki ve Siyaset, İmge Kitabevi, siyaset, 358 sayfa

Alpaslan Işıklı – Yeni Ortaçağ (2009)

‘Yeni Ortaçağ’da, günümüzdeki emperyalist işgal ve istila olaylarının, 1094-1270 yılları arasında hüküm sürmüş bulunan geçmişin Haçlı Seferleri’ni anımsatan bir vahşet boyutuna vardığını söyleyen Alpaslan Işıklı, bu durumda yeni bir ortaçağdan söz edilebileceğini savunuyor.

Yazar, içinde bulunduğumuz dönemin, geçmiş ortaçağ ile çok belirgin benzerlikleri bulunduğunu, tarihten ve günümüzden örnekler eşliğinde göstermeye çalışıyor.

Kitap, küresel bunalımın beraberinde getirdiği muazzam yıkımı ve bu sürecin özellikle siyasal açıdan yeni bir ortaçağı nasıl yarattığını irdeliyor.

  • Künye: Alpaslan Işıklı – Yeni Ortaçağ, İmge Kitabevi, siyaset, 278 sayfa

Mustafa Durmuş – Büyük Değişim (2018)

Son yıllarda bütün dünyada sağın yükselişine tanık oluyoruz.

Bu aynı zamanda otoriterleşmenin artışıyla da paralel gittiği için, demokratik siyaset kanallarının tıkanmasıyla karşı karşıya bulunuyoruz.

Mustafa Durmuş’un elimizdeki kitabı da, bu büyük değişimi kayda almasıyla önemli bir rol üstleniyor.

Yazar, Türkiye’de tanık olduğumuz muazzam gerilemeyi de, küresel çaptaki daha büyük bir krizin yerel bir yansıması olarak irdeliyor.

Durmuş’un analizinde, dünya çapında büyük etkiler yaratmış 2008 ekonomik krizinin önemli yeri var.

Zira yazara göre, bugünü anlamak için 2008 krizinden öğreneceğimiz çok şey var.

Durmuş, 2008 krizi sonrasında uygulanan politikaların, dünya ekonomisinin gidişatını iyileştirmek yerine, onu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirdiğini, dolayısıyla bugün yaşadığımız sorunların kökeninde de bu politikaların bulunduğunu belirtiyor.

  • Künye: Mustafa Durmuş – Büyük Değişim: Popülist Otoriterleşme, İmge Kitabevi, siyaset, 265 sayfa, 2018

Elliott Sober – Biyoloji Felsefesi (2009)

Elliott Sober ‘Biyoloji Felsefesi’ başlıklı nitelikli çalışmasında, evrim kuramından kaynaklanan felsefi problemleri ele alarak bir kuram tartışmasına girişiyor.

Hem yaratılışçı iddiaların hem de Darwin’in kuramının mantığını irdeleyen Sober, evrimsel biyolojiye özgü felsefi konuları inceliyor.

Evrim kuramına Darwin’den beri renk katan “seçilimin birimleri” tartışması başta olmak üzere, evrim kuramının yapısı, kuramın kanıtları ve onun açıklama gücünün kapsamı, çalışmanın ele aldığı başlıklardan birkaçı.

Biyoloji felsefesi konusunda kapsamlı bir çerçeve sunan eserin dikkat çeken yönlerinden birinin de, okurun evrim kuramı hakkında bütünlüklü bir görüş edinmesini sağlamasıdır diyebiliriz.

  • Künye: Elliott Sober – Biyoloji Felsefesi, çeviren: Ayhan Sol, Can Yağız, Daria Sugorakova, Eda Keskin, Gökhan Akbay, Mehmet Elgin, Orhan Aslan, Şahabettin Yalçın ve Zümrüt Alpınar, İmge Kitabevi, felsefe, 463 sayfa

H. Nermin Çelen – Bana Neler Oluyor? (2009)

Nermin Çelen ‘Bana Neler Oluyor?’da, insanın orta yaşının sonuna kadar neler yapıp neler yapamayacağını artıları ve eksileriyle anlatıyor.

Çelen kitabında, orta yaşa gelene kadar bizi biz yapan temel özelliklerimizi, gençlik dönemindeki deneyimlerimizi, ilişki yapılarımızı, gizlediklerimizi, gizleyemediklerimizi, aşklarımızı, kısacası hayat için verdiğimiz mücadelemizi, bu mücadelenin yapısını, nedenleri ve sonuçlarıyla birlikte ele alıyor.

Akıcı üslubuyla da dikkat çeken kitap aynı zamanda, bir psikoloji profesörü olan Çelen’in, öğrendiklerini, gözlemlediklerini ve deneyimlerini okurla paylaşma çabası olarak da düşünülebilir.

  • Künye: H. Nermin Çelen – Bana Neler Oluyor?, İmge Kitabevi, psikoloji, 222 sayfa

Pertev Naili Boratav – Zaman Zaman İçinde (2009)

‘Zaman Zaman İçinde’, Pertev Naili Boratav’ın ‘Az Gittik Uz Gittik’ isimli kitabı gibi, halk edebiyatının göz bebeği çok sayıda masalı bir araya getiriyor.

Boratav, 1928’de derlemeye başladığı masalların sayısını, zamanla üç bine ulaştırmış.

Sözlü geleneğin en güzel örneklerinden yirmi bir tekerleme ile yirmi iki masaldan oluşan elimizdeki kitap aynı zamanda, Boratav’ın masal ve tekerlemelerin özelliklerini ayrıntılı olarak incelediği bir önsözden ve sözlü kaynakların listelerinden oluşuyor.

Yedi Kardeşler, Nardaniye Hanım, Fesliğenci Kızı, Yatalak Mehmet, Arap Lala, Dülger Kızı, Ahu Melek, Sitti Hatun, Oduncunun Kızı ve Usta Nazar, kitapta yer alan masallardan birkaçı.

  • Künye: Pertev Naili Boratav – Zaman Zaman İçinde, İmge Kitabevi, masal, 271 sayfa

Simone de Beauvoir – Sessiz Bir Ölüm (2009)

Simone de Beauvoir ‘Sessiz Bir Ölüm’de, annesinin ölümünü bütün ayrıntılarıyla betimliyor.

Ölüm karşısındaki korkusunu sık sık dile getirmiş olan de Beauvoir, hasta annesinin başında ölümü bambaşka bir gözle görmeye başladığını, başkalarının ölümünü aklı başında bir seyirci gibi izlemekten vazgeçtiğini anlatıyor.

Yazar, bu süreç içinde yaşadığı karmaşık ve yoğun duygularını ve annesiyle arasına giren büyük yabancılaşmayı, incelikli ve duyarlı bir üslupla okurlara sunuyor.

Bir can çekişme sürecinin sergilendiği ve aynı zamanda annenin bütün yaşamının da anlatıldığı kitapta, de Beauvoir’in arınmış, süzülmüş bir ifade gücüne ulaştığının altını çizmekte fayda var.

  • Künye: Simone de Beauvoir – Sessiz Bir Ölüm, çeviren: Bilge Karasu, İmge Kitabevi, anlatı, 126 sayfa