Behrooz Moazami – İran’da Devlet, Din ve Devrim (2018)

Son iki yüzyıllık siyasi tarihini merkeze alarak İran’ı, Batıdışı bir modern devlet oluşum tecrübesi olarak analiz eden harika bir çalışma.

İran’daki mevcut rejime karşı yıllarca muhalefet etmiş tarihçi Behrooz Moazami’nin kapsamlı çalışması, Kaçar Devleti’nin merkezi bürokratik iktidarını kurmasından Pehlevilere, oradan Şii ulemanın kurumsallaşmasına, ardından İslam devriminin oluşumu ve sonrasına ve nihayet bugünün demokratik reform taleplerine uzanıyor.

1979 Devrimi ve sonrasında devlet oluşumu ve dinin kurumsallaşmasının yakınlaşması konusunda Moazami’nin yürüttüğü tartışma, İran Anayasası’nın cumhuriyetçi ve dinî (teolojik) bir belge olarak ikili doğası ve İran Devleti’nin “teolojik bir güvenlik devleti” olarak tanımlanması İran’daki görünürde tartışmalı rejimin doğasına ve onun bölgedeki güçlü askerî varlığına ışık tutmasıyla önemli.

1979 Devrimi’nin bitmediğini ileri süren ve İran’daki siyasi ve dinî alanlardaki dönüşümleri bölgedeki daha geniş siyasi ve toplumsal istikrarsızlıklara bağlayan çalışma, İran’daki siyasi ve toplumsal karmaşanın yeni bir bölgesel siyasi yapı gelişene kadar devam edeceğini savunuyor.

Moazami’nin eserini, İran’ın devlet, din ve devrim tarihinin doğasına dair bir arka plan ve kavrayış sağlayarak kullanışlı bir analitik araç olarak tavsiye ederiz.

  • Künye: Behrooz Moazami – İran’da Devlet, Din ve Devrim: 1796’dan Bugüne, çeviren: Bahar Bilgen, İletişim Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2018

Firoozeh Kashani-Sabet – Sınır Kurguları (2018)

Coğrafya siyaset ilişkisinin analizi anlamında çok iyi bir örnek olan ‘Sınır Kurguları’, 19. ve 20. yüzyıllarda İran’da ulusal kimliğin ve bununla birlikte sınırlarına dair kurgularının nasıl geliştiğini inceliyor.

Profesör Firoozeh Kashani-Sabet, bu gelişimde İran’ın komşuları olan Osmanlı, Azerbaycan ile dönemin emperyalist güçleri olan Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin nasıl rol aldığını da derinlemesine irdeliyor.

İran’da milliyetçilik ile toplumsal cinsiyet arasındaki ilişki anlamında da zengin değerlendirmeler barındıran, bunun yanı sıra ele aldığı konuyu hikâye etme biçimiyle de keyifli bir okuma vaat eden çalışmayı, yalnızca Ortadoğu’nun özgün ülkelerinden olan İran’da ulusal kimliklerin oluşumu ve sınır kurgularının gelişimi konusunda değil,  modernite ve milliyetçilik konularında da önemli bir kaynak olarak kesinlikle öneriyoruz.

  • Künye: Firoozeh Kashani-Sabet – Sınır Kurguları: İran Ulusunun Şekillenmesi (1804-1946), çeviri: Duygu Şendağ, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 332 sayfa, 2018

Asef Bayat – Sokak Siyaseti (2008)

Asef Bayat ‘Sokak Siyaseti’nde, 1979’daki İran İslam Devrimi başta olmak üzere, ülkedeki yoksul halkın, İran tarihindeki çalkantılı dönemlerindeki ayaklanmalarını inceliyor.

Kitabın en ilgi çeken yanı, siyasetin belli bir azınlığın tekelinde kaldığı üçüncü dünya ülkelerinde, sıradan insanların, bireylerin, ailelerin, gecekondu sakinlerinin, işsizlerin ve yeraltı dünyası sakinlerinin siyasetini, ya da tam adıyla sokak siyasetini, kapsamlı bir biçimde araştırmasıdır diyebiliriz.

Bayat, yoksulların siyaseti icra etmek için başvurdukları araçları, “aşağıdan gelen” muhalefetin, siyasi elitlerin nasıl üstesinden gelebildiğini İran örneği üzerinden anlatıyor.

  • Künye: Asef Bayat – Sokak Siyaseti: İran’da Yoksul Halk Hareketleri, çeviren: Soner Torlak, Phoenix Yayınları, siyaset, 334 sayfa

Bruni Prasske – Devrimin ve Yasakların Gölgesinde İran (2008)

İran, Türkiye için, olumsuz yönleri daha ağır olsa da, cazibesini hiçbir zaman yitirmeyen ülkelerden.

Alman yazar Bruni Praske’nin ‘Devrimin ve Yasakların Gölgesinde İran’ isimli bu kitabı da, kendisinin İran’da yaşadığı daha çok olumsuz deneyimlerinden oluşuyor.

Prasske, İran’a yaptığı ilk gezide, olumlu izlenimler edinmiş.

Fakat daha sonraki gidişleri ve buna ek olarak da bir İranlı erkeğe âşık oluşu, bu ülkeyi daha iyi analiz etmesine ve bunun ardından fikirlerinin değişmesine vesile olmuş.

Prasske’nin İran’ı önemli ayrıntılarla değerlendirdiği anlatısı, aynı zamanda, okurun bu ülkeyle Türkiye arasındaki benzerlik ve farklılıkları karşılaştırmasına da yardımcı olmakta.

  • Künye: Bruni Prasske – Devrimin ve Yasakların Gölgesinde İran, çeviren: Gülderen Pamir, İkarus Yayınları, anlatı, 296 sayfa

 

Abbas Vali – Kapitalizm Öncesi İran (2007)

  • KAPİTALİZM ÖNCESİ İRAN, Abbas Vali, çeviren: İbrahim Bingöl, Avesta Yayınları, tarih, 357 sayfa

kapitalizm-oncesi-iran

‘Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi’ Abbas Vali’nin daha önce Türkçe’de yayınlanmış ilk kitabıydı. Vali’nin bu yeni kitabı ise, İran’da kapitalizm öncesinde yaşanan sorunlar ile ülkede modern ulus-devletin ortaya çıkışına odaklanıyor. Çalışmanın önemi, Türkiye ile yüzyıllardır siyasî ve iktisadi ilişkileri olan ve kültürel alışverişleri bulunan büyük bir komşu ülkenin, modern öncesi dönemine dair oldukça değerli veriler ve analizler barındırıyor olması. Kitabın Türkiye düşün dünyası açısından ikinci önemi de, çalışmanın kapitalizm öncesi toplumlarda devlet ve tarımsal ekonominin analizine yönelik kuramsal bir model olarak kullanılabilir olmasıdır diyebiliriz.

Rabia Özden Kazan – Tahran Melekleri (2007)

  • TAHRAN MELEKLERİ, Rabia Özden Kazan, Birharf Yayınları, kadın, 197 sayfa

 

‘Tahran Melekleri’, gazeteci-yazar Rabia Özden Kazan’ın İran’a dair günlüklerinden oluşuyor. Kazan, Samir Ammari ile tanışmış ve 2006 yılında da İran’a gitmişti. Yazarın bu kitabı da, çoğunlukla İranlı kadınlara dair izlenimlerinden oluşuyor. Bu kadınlardan iş dünyasında yer edinmiş olanlarının, “rejime saygıdan dolayı” örtünmek zorunda kalmaları, genç kızların ise buna karşı çıkarak kendilerince savunma mekanizmaları geliştirmeleri, Kazan’ın metinlerinde öne çıkan çelişki. Yazarın, İran’ın iki arada kalmış kadınlarıyla çerçevelediği yazıları, iyi gözlemleriyle, hakkında pek bir şey bilmediğimiz bu ülkeye dair ilgi çekici ve gerçekçi ayrıntılar da barındırıyor.

Ruy Gonzales de Clavijo – Timur Devrinde Kadis’ten Semerkand’a Yolculuk (2007)

TİMUR DEVRİNDE KADİS’TEN SEMERKAND’A YOLCULUK, Ruy Gonzales de Clavijo, çeviren: Ömer Rıza Doğrul, Kesit Yayınları, seyahatname, 210 sayfa

Osmanlı’nın kültürel tarihine dair en iyi kaynaklardan biri de, bilindiği gibi seyahatnameler. Özellikle Batılı gezginler tarafından kaleme alınan bu geziler, Batının Osmanlı’ya bakışına dair fikir vermeleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun o dönemdeki yapısını anlamamıza katkıda bulunmalarıyla önemli. Clavijo’nun bu seyahatnamesi, dönemin önemli şehirleri olan İstanbul, Trabzon, Erzincan, İran kenti Huy, Tebriz, Meşhed, Merv, Belh ve son olarak Semerkand’a kadar giden bir rotayı izliyor. Seyahatnamenin, Timur’un Osmanlı İmparatorluğu’nu yendiği bir zamanda yapılmasıysa, bu gezi izlenimlerini önemli kılan başlıca unsur.

Mohammed-Reza Djalili ve Thierry Kellner – İran’ın Son İki Yüzyıllık Tarihi (2010)

  • İRAN’IN SON İKİ YÜZYILLIK TARİHİ, Mohammed-Reza Djalili ve Thierry Kellner, çeviren: Reşat Uzmen, Bilge Kültür Sanat Yayınları, tarih, 183 sayfa

Birkaç bin yılı devirmiş, sayısız kopmalar ve derin değişimlerle belirgin İran’ın tarihi, son derece hareketli. İşte Mohammed-Reza Djalili ve Thierry Kellner elimizdeki siyasî tarih çalışmalarında, Doğu’nun simge ülkelerinden İran’ın 1796-2010 zaman aralığına odaklanıyor. İran’ın Kaçar yüzyılıyla başlayan altı bölümlük çalışma, devamında, ülkenin 20. yüzyılını; Rıza Şah’la beraber modern İran’ın ortaya çıkmasını; gel-gitlerle dolu Muhammed Rıza Şah dönemini; İslam cumhuriyetinin kuruluşunu; Humeyni’li yılları ve nihayet, Humeyni sonrası dönemi ele alıyor. Djalili ve Kellner’in çalışması, halen gündemde olan çelişkilerle dolu bu komşumuzun tarihine nitelikli bir giriş yapıyor. Kitap bunun yanı sıra, içine kapanık bir kültüre sahip İran’ın, bize benzeyen ve bizden ayrılan yönleri konusunda da önemli ipuçları sunuyor.

Richard Tapper (ed.) – Yeni İran Sineması (2007)

  • YENİ İRAN SİNEMASI, editör: Richard Tapper, çeviren: Kemal Sarısözen, Kapı Yayınları, sinema, 340 sayfa

Richard Tapper’ın editörlüğünde hazırlanan ‘Yeni İran Sineması’, her biri kendi alanlarında birer uzman olarak kabul edilen isimlerin, İran sinemasını, siyaset, temsil ve kimlik yönleriyle ele alan yazılarından oluşuyor. 90’lı yıllardan sonra gelişme kaydeden İran sineması, sadece özgün bir ulusal sinema olmasıyla değil, dünyanın en yenilikçi ve heyecan uyandırıcı sinemalarından biri olmasıyla da ünlendi. Makaleler, İran sinemasının gelişimi, sinemanın İran kültürü ve toplumundaki yeri, İran sinemasının bir dünya sineması haline gelişi gibi konuları irdeliyor. Kitap, İran sinemasını hem genel bir bakış açısıyla hem de birtakım filmler ve yönetmenler üzerinden incelemesiyle ilgiye değer.