Kolektif – Asfalt Ovalarda Yürüyen Abdal: Behçet Necatigil (2010)

Elimizdeki kitap, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Merkezi’nce hazırlanan Behçet Necatigil konulu bir sempozyuma sunulan bildirilerden oluşuyor.

Kitaptaki makaleler, Necatigil’in portresinin yanı sıra, onun şiirini modern şiir bağlamında irdeliyor ve psikanalitik açıdan değerlendiriyor.

Makaleler ayrıca, Necatigil’in çevirilerine ve radyofonik piyeslerine de odaklanıyor. Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Talât Sait Halman, Sabit Kemal Bayıldıran, Mehmet Kalpaklı, Rahim Tarım, Laurent Mignon, Emre Zeytinoğlu, Şehnaz Şişmanoğlu Şimşek, Alphan Akgül, Hilmi Yavuz, Can Bahadır Yüce, Mahmut Temizyürek ve Mustafa Şerif Onaran.

  • Künye: Kolektif – Asfalt Ovalarda Yürüyen Abdal: Behçet Necatigil, yayına hazırlayan: Gökhan Tunç, İş Kültür Yayınları, edebiyat, 221 sayfa

Kolektif – Suları Nasıl Tükettik? (2010)

İnsanoğlu, gezegendeki tüm kaynaklarla birlikte suları da acımasızca ve hesapsızca sömürüyor, tüketiyor.

Beş yazarın ortak çabasıyla ortaya çıkan ‘Suları Nasıl Tükettik?’, tehlike altında olan nehirlerin, göllerin, sulak alanların ve diğer tatlı su ekosistemlerinin nasıl korunabileceğine odaklanıyor.

Su ekosistemleri, su ve balık sunmanın yanı sıra, mevsimlik sel sularını depoluyor, sellerden kaynaklanan hazarı azaltıyorlar.

Yeraltı su kaynaklarını yeniden doldurarak, kurak dönemler için su depoluyorlar.

Yazarlar, suyun ve dolayısıyla insanlığın içinde bulunduğu büyük tehdidi saptayarak güncel örnekler eşliğinde, su kaynaklarının korunması için insanlığın ne yapması gerektiğini adım adım anlatıyorlar.

  • Künye: Sandra Postel, Michelle Allsopp, Richard Page, Paul Johnston ve David Santillo – Suları Nasıl Tükettik?, çeviren: Ayşe Başcı, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 234 sayfa

Mehmet Akan ve Timur Kuran – Türkiye’de Postanın Mikrotarihi (2019)

Posta denince aklımıza ilkin mektup, pul veya damga gelir.

Hâlbuki posta koleksiyonerlerinin de çok iyi bildiği gibi, posta söz konusu olunca en az bunlar kadar yaygın olarak kullanılan posta formları da vardır.

Posta formlarını meraklısı dışında pek kimse bilmez, öte yandan bunların tarihsel gelişimi bize çok şey söyler.

Ne yazık ki, bu konuyu ele alan yeterli kaynak bulunmamaktadır.

Bu kitabın koleksiyoner olan iki yazarı, tam da bu eksiklikten yola çıkarak posta formlarının Osmanlı’dan günümüze gelişimini kapsamlı bir şekilde izliyor.

Bu alanda bir başvuru kaynağı olarak öne çıkan çalışmanın, tam 816 sayfalık elimizdeki ilk cildinde yazarlar, posta formlarının Osmanlı döneminde başlayan tarihini belgeliyor ve bunların derli toplu bir kataloğunu çıkarıyor.

Çalışma, çeşitli form kategorilerine dair teknik bilgiler vermekle kalmıyor.

Yazarlar aynı zamanda, tarihten bugüne dönemlerin siyasi, iktisadi, kültürel, sanatsal ve toplumsal dokusunun formlara nasıl yansıdığını, ayrıca formları kullananların üzerlerine düştükleri kayıtların bize neler söylediği gibi daha özel ve merak uyandırıcı pek çok bilgiyi de sunuyor.

İlk cilt, posta formlarının ortaya çıktığı Osmanlı dönemine genel bir bakışın ardından İstanbul’da ve Ankara’da iki ayrı hükümetin bir arada var olduğu 1920’lere ve oradan çok partili dönemin başladığı 1950’lere uzanıyor.

Kurtuluş Savaşı dönemine ait bazıları Osmanlı formülerlerine sürşarjla, bazıları elle hazırlanmış, bazıları kısıtlı şartlarda basılmış nadir ve benzersiz posta formlarıyla başlayan inceleme, otuz yıllık döneme dair nadide form örnekleriyle sürüyor.

  • Künye: Mehmet Akan ve Timur Kuran – Türkiye’de Postanın Mikrotarihi, 1920-2015, Cilt 1: 1920-1950, İş Kültür Yayınları, tarih, 816 sayfa, 2019

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Stepançikovo Köyü (2010)

Dostoyevski’nin Sibirya’daki sürgün döneminde yazdığı ‘Stepançikovo Köyü’, ilginç karakterleri mizahi bir üslupla işlemesiyle dikkat çekiyor.

Roman, bir üniversite öğrencisi olan Sergey’in, dayısının evinde tanıdığı Foma Fomiç’e dair anlatımlarına dayanıyor.

Evin hâkimiyetini eline almış şarlatan ruhlu Foma Fomiç’in komik maceraları romanın omurgasını oluşturuyor.

Tabi Fomiç’in yanı sıra, Nastya, Tatyana İvanovna, Mizinçikov, Bahçeyev, Falaley ve Vidopliyasov gibi özgün karakterler de kendi öyküleriyle karşımıza çıkıyor.

1859’da yayımlanan roman, yazarın ‘Budala’ ve ‘Karamazov Kardeşler’ eserlerinin habercisi niteliğinde.

  • Künye: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Stepançikovo Köyü, çeviren: Nihal Yalaza Taluy, İş Kültür Yayınları, roman, 290 sayfa

Eric R. Wolf – Avrupa ve Tarihsiz Halklar (2019)

Kapitalizmin gelişiminden önceki halkların tarihine ışık tutan ve bunu yaparken de modern çağda Avrupa toplumlarının küresel çapta giriştikleri yayılma ve sömürgeleştirme hareketinin tarihine ışık tutan harikulade bir eser.

Antropolog Eric Wolf’un ilk kez 1982 yılında yayımlanan ‘Avrupa ve Tarihsiz Halklar’ı, henüz aşılamamış, alanın klasikleşmiş yapıtlarındandır.

Kapitalist dünyanın ortaya çıkışını kapsamlı bir şekilde izleyen Wolf, akraba düzenli, haraççı ve kapitalist şeklinde, üç temel üretim tarzı belirliyor.

Kitabın asıl özgünlüğü, Avrupalıların yayılmasından ve kapitalizmin gelişiminden önce “tarihsiz halkların” varoluş biçimlerini, büyüyen dünya piyasasının ve ardından endüstriyel kapitalizmin nüfuzuna nasıl maruz kalıp yok edildiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyması.

Antropoloji ve tarihin enfes bir bireşimi olan kitap, son beş yüzyıllık dünya tarihine geniş ve ayrıntılı bir bakışla irdeleyen bir sosyal bilimler klasiği.

  • Künye: Eric R. Wolf – Avrupa ve Tarihsiz Halklar, çeviren: Hamit Çalışkan, editör: Devrim Çetinkasap, İş Kültür Yayınları, tarih, 736 sayfa, 2019

Olivier Bouquet – Sultanın Paşaları (2016)

Osmanlı ondokuzuncu yüzyılına damga vurmuş paşalar üzerinden Osmanlı mülkiyesini derinlemesine analiz eden bir çalışma.

Olivier Bouquet’nin incelemesi, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan mülki memurların sicillerini içeren Sicill-i Ahvâl defterlerini adeta didik didik inceleyen, Osmanlı devlet ricali hakkında sağlam bir araştırma.

  • Künye: Olivier Bouquet – Sultanın Paşaları, çeviren: Devrim Çetinkasap, İş Kültür Yayınları

Giray Fidan – Cumhuriyet’in Çinli Misafirleri (2019)

Çin modernleşmesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin rolü neydi?

Büyük bir imparatorluğun küllerinden doğmuş Türkiye Cumhuriyeti, kısa süre içinde Çinli yönetici elit ile Çinli entelektüellerin de ilgisini çekmişti.

Zamanında birçok Çinli, yaşanan dönüşümü yerinde görmek için Türkiye’yi ziyaret etmişti.

Giray Fidan da bu çalışmasında, Türkiye’yi ziyaret etmiş Çin’in önemli entelektüel, siyasetçi, diplomat ve reformcularını anlatıyor.

Kitap, Hu Hanmin, Hu Shiqing, Alfred Sze ve He Yaozu, Marksist teorisyenlerinden Cai Hesen gibi isimlerin kaleme aldıkları kitapçıklar, makaleler ve gazete yazılarını içeriyor.

Çalışma bu yönüyle, Çinlilerin gözünden Türkiye’nin siyasi, toplumsal ve kültürel yapısını, gündelik yaşamını ve daha da önemlisi iki ülkenin ortak değerleri hakkında ilginç değerlendirmeler barındırıyor.

  • Künye: Giray Fidan – Cumhuriyet’in Çinli Misafirleri, İş Kültür Yayınları, tarih, 176 sayfa, 2019

A. Refik Gür – Osmanlı İmparatorluğu’nda Kadılık Müessesesi (2016)

Kadılık teşkilatı, Osmanlı müesseselerinin ilk sıralarında yer alır.

Zira kadılık, adalet dağıtımından başka askeri, mülki, idari, beledi ve zabıta amirliği fonksiyonlarının kontrolünde de önemli roller üstleniyordu.

Gür’ün alana dair en önemli çalışmalardan olan bu eseri, kadılık kurumunu ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: A. Refik Gür – Osmanlı İmparatorluğu’nda Kadılık Müessesesi, İş Kültür Yayınları

Averil Cameron – Bizanslılar (2016)

Geç Antik Çağ’dan yıkılış sürecine, Dünya tarihinde önemli yeri olmuş Bizans İmparatorluğu’nun mufassal bir tarihi.

1025 ile 1453 arasında Bizans’ın değişen biçimi, imparatorlukta idari yapı, toplumsal yaşam, eğitim ve kültür, Bizans’ın Avrupa’yla ilişkileri gibi konulara odaklanan enfes bir eser.

2006 yılında John D. Criticos Ödülü’nü kazanan çalışma, Bizans İmparatorluğu’nun karmaşık tarihi, etnik yapısı ve kimliğine bir giriş niteliği taşıyor.

  • Künye: Averil Cameron – Bizanslılar, çeviren: Özkan Akpınar, İş Kültür Yayınları, tarih, 344 sayfa, 2016

Honoré de Balzac – Tılsımlı Deri (2010)

Honoré de Balzac’ın ‘Tılsımlı Deri’si, Dr. Faust-Mephisto ilişkisinin bir benzerini hikâye etmesiyle dikkat çekiyor.

Romanın başkahramanı, yoksulluk içinde yaşayan genç Fransız ressam Raphael’dir.

Tüm parasını kumarda kaybeden Raphael, son çare olarak intihar etmeye karar verir.

Bunun için havanın kararmasını bekleyen Raphael, bu esnada oyalanmak için bir antikacının dükkânına gider.

Antikacı ona, üzerinde Arapça yazıların yer aldığı ve tüm istekleri karşılayabilen bir deri armağan eder. Fakat tılsımlı deri, yerine getirdiği her istek karşılığında, kişinin hayatını da kısaltacak; genç adam da böylece, isteklerine kavuşmayı kısalan ömrüyle ödeyecektir.

  • Künye: Honoré de Balzac – Tılsımlı Deri, çeviren: Volkan Yalçıntoklu, İş Kültür Yayınları, roman, 267 sayfa