Canan Balkır – Uluslararası Ekonomik Bütünleşme (2010)

Canan Balkır ‘Uluslararası Ekonomik Bütünleşme’ adlı çalışmasında, konuyu çok yönlü bir bakışla mercek altına alıyor.

Yazar, kitabına, uluslararası ekonomik bütünleşme kavramı, tarihsel gelişim süreci, bölgeselleşme ve küreselleşme ilişkisini değerlendirerek başlıyor.

Balkır devamında, AB örneğinden hareketle, uluslararası ekonomik bütünleşme aşamalarını ele alıyor.

Yazar ayrıca, Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Antlaşması, Doğu ve Güneydoğu Asya Bölgesel Bütünleşme Girişimleri ve Ortadoğu ve Arap Ülkeleri Bölgesel Bütünleşme Girişimleri gibi, uluslararası ekonomik bütünleşme örneklerini de değerlendiriyor.

  • Künye: Canan Balkır – Uluslararası Ekonomik Bütünleşme: Kuram, Politika ve Uygulama, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ekonomi, 568 sayfa

Edward Hallett Carr – Yirmi Yıl Krizi (2010)

Ünlü İngiliz tarihçi ve uluslararası ilişkiler teorisyeni Edward Hallett Carr ‘Yirmi Yıl Krizi’nde, iki dünya savaşı arasında imzalanan Versay Antlaşması’nı ve bundan tam olarak yirmi yıl iki ay sonra ortaya çıkan İkinci Dünya Savaşı’na uzanan süreçteki siyasî yapıyı inceliyor.

Yayımlandığı zaman yankı uyandıran kitap, işlediği konu kadar, konuyu işleyiş tarzıyla da, uluslararası siyaset biliminin ayrı bir disiplin olarak kurulmasına önemli katkıda bulundu.

Carr burada, iki dünya savaşı arasında, Versay Antlaşması’nın imzalanmasıyla başlayan dönemde, diplomasinin canlı yanlarını ve uluslararası ilişkileri kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Edward Hallett Carr – Yirmi Yıl Krizi (1919-1939), çeviren: Can Cemgil, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 302 sayfa

Nancy McWilliams – Psikanalitik Tanı (2020)

Nancy McWilliams kapsam zenginliği, sistematikliği, sentezciliği ve akıcı diliyle, kısa zamanda klasikleşmiş elimizdeki kitabında, psikanalitik bir terapistin danışanını değerlendirirken ne tür tanısal ölçütler/eksenler kullandığını ayrıntılarıyla ve kendi klinik deneyimiyle harmanlayarak sunuyor.

Şimdi oldukça yenilenmiş ikinci edisyonuyla yayımlanan ve iki bölüme ayırdığı kitabında, yazar ilk bölümde, kavramsal konulara odaklanıyor; ikinci bölümünde ise, karakter örgütlenmesi tiplerini kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

Kitap, birkaç açıdan özellikle önemli:

İlki, McWilliams’ın bu kitabıyla psikanalitik tanının iki eksenli kavramsallaştırılması iyice olgunlaştı ve yerleşti.

O kadar ki dünyadaki resmi psikanaliz kurumlarının DSM hegemonyasına karşı daha yeni yayınladığı ansiklopedik ‘Psikodinamik Tanı Kriterleri’ kitabının güçlü bir öncülü sayılmalıdır ‘Psikanalitik Tanı’.

McWilliams’ın diğer önemli bir katkısı da iki eksen üzerine tanısal kategorileri tartışırken psikanalizin tarihsel öneme haiz dört temel ekolünün katkılarına ayrı ayrı yer vermesi.

Bu ekoller, klasik Freudçü psikanaliz, nesne ilişkileri, ego psikolojisi ve kendilik (self) psikolojisi ekolleridir.

McWilliams bu tarzıyla her bir ekolün teorik ve özellikle de klinik meselelere nasıl yaklaştığını, özgün katkılarının neler olduğunu ve dolaylı olarak da hangi alanları boş bıraktıklarını gösteriyor.

McWilliams’ın eserinin diğer bir önemli özelliği de bütün tanısal kategorileri ve kavramları akıcı ve görece kolay nüfuz edilebilir bir dil eşliğinde ve zengin klinik malzemeye/örneklere yer vererek aktarması.

McWilliams’ın ‘Psikanalitik Tanı’ kitabı yayınlandığı 1994 yılından beri psikanaliz alanında dünyada en çok kullanılan ders kitabı niteliğine sahip psikanalitik metinlerden oldu.

Nancy McWilliams, ABD Rutgers, State University of New Jersey’nin Uygulamalı ve Profesyonel Psikoloji Doktora Programı’nda öğretim üyesidir.

American Psychological Association’ın Psikanaliz Bölümü’nün başkanı ve Psychoanalytic Review’un eş-editörü olan McWilliams aynı zamanda Psychoanalytic Psychology’nin de yayın kurulundadır.

  • Künye: Nancy McWilliams – Psikanalitik Tanı, çeviren: Erkan Kalem, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 588 sayfa

İrfan Kaygalak – Mekân ve Ekonomi (2020)

Bu çalışma, ekonomik gelişmişliğin nedeni ve sonucu olarak coğrafya konusunda Türkçe literatüre muazzam bir katkı.

İçinde yaşadığımız yüzyıl, insanın mekânla olan ilişkisinin köklü bir şekilde değiştiği yeni gelişmelere tanıklık etti.

Ekonomik coğrafya, tam da bu dönüşümün beraberinde getirdiklerini konu edinir.

Başka bir ifadeyle, bugün mekân ve ekonomik süreçler arasındaki karşılıklı bağıntının artmış olması, iktisatta da mekânsal dönüşüme kaynaklık etti.

Bu nedenle coğrafya ve iktisat disiplinleri, tematik ve teorik açıdan daha önce hiç olmadığı kadar yakınlaşmış durumda.

İşte İrfan Kaygalak’ın alan açısından büyük önem arz eden çalışması, mekânın ve ekonomik faaliyetlerin birbiriyle olan ilişkisini konu edinen bir disiplinin, ekonomik coğrafyanın, mekân ve ekonomi ilişkisine dair sunduğu açıklayıcı çerçevenin gelişimini ortaya koyuyor.

Kaygalak, ekonomik coğrafyanın epistemolojik ve metodolojik açıdan geçirdiği dönüşümü çok yönlü bir bakışla inceliyor, disiplinde farklı zamanlarda hâkim olan yaklaşımların ve paradigmaların mantığını ve bunların arkasındaki nedenleri ortaya koyuyor.

Beş bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, mekân nosyonuna ilişkin ontolojik ve epistemolojik tartışmaların değerlendirmesi sunuluyor.

İkinci bölümde, Anglo-Amerikan ve Batı Avrupa’daki ekonomik coğrafyanın gelişim tarihi değerlendiriliyor.

Üçüncü ve dördüncü bölümlerde, ekonomik coğrafyada kültürel dönüş ile temsil edilen yeni yaklaşımların değerlendirilmesi sunuluyor.

Beşinci ve son bölümde ise, coğrafya ve iktisat disiplinleri arasındaki yakınlaşma üzerinde duruluyor, iktisat teorisi içinde mekânın yeniden dâhil edilmesini temsil eden “yeni ekonomik coğrafya” teorisi tartışılıyor.

  • Künye: İrfan Kaygalak – Mekân ve Ekonomi: Ekonomik Coğrafyada Yeni Yaklaşımlar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ekonomik coğrafya, 300 sayfa, 2020

Kenneth Allan – Çağdaş Sosyal ve Sosyolojik Teori (2020)

Yirmi birinci yüzyılın ilk onyıllarına özgü bir birey tipi, modernitenin başlangıcından bu yana dramatik değişimlere uğradı.

İşte Kenneth Allan’ın bu harika çalışması, bu değişimi merkeze alarak modernitenin serüvenini anlamaya koyulmuş zengin çağdaş sosyal ve sosyolojik teorileri izliyor.

Dört kısımdan oluşan kitabında Allan ilk olarak, modernite dediğimiz dönemin nasıl başladığına odaklanıyor, modern zamanların belirli bir amaçla başladığını ve daha da önemlisi, bu başlangıcın bütün bilme biçimlerinden daha fazla değer atfedilen bir bilme biçimini, bilimi beraberinde getirdiğini gösteriyor.

Yazar ardından, Frankfurt Okulu’nun eleştirel teorisi ile Talcott Parsons’ın teorisinin sosyal düşünce üzerindeki etkisini anlatıyor, ayrıca ırk, toplumsal cinsiyet ve sınıf gibi sosyolojik söylemin ve sosyal hayatın merkezinde yer alan teorilere odaklanıyor.

Daha sonra modern olmaktan çıkmış olma ihtimalimizi, ya da eğer hâlâ modernsek modernite projelerinin sakatlanmış ya da kontrolden çıkmış olabileceği ve ayrıca kültürün yoldan çıkmış olma ihtimalini değerlendiren Allan, kapitalizmle, kitle iletişimiyle, reklamla, sosyal bilimlerle ve cinsiyet hakkında müphem Freudyen fikirlerle hemhal olmuş bir toplumda ırkın, toplumsal cinsiyetin ve cinselliğin nasıl şekillendiğine ve ifade edildiğine odaklanıyor.

Kitapta fikirleri kapsamlı bir şekilde tartışılan isimler ise şöyle: Talcott Parsons, Max Horkheimer, Theodor W. Adorno, Herbert Blumer, Erving Goffman, Harold Garfinkel, George Homans, Peter Blau, Randall Collins, William Julius Wilson, Janet Saltzman Chafetz, Pierre Bourdieu, Michel Foucault, Immanuel Wallerstein, Manuel Castells, Jürgen Habermas, Jeffrey C. Alexander, Anthony Giddens, Patricia Hill Collins, Cornel West, Dorothy E. Smith ve Judith Butler.

  • Künye: Kenneth Allan – Çağdaş Sosyal ve Sosyolojik Teori: Toplumsal Dünyaları Görünür Kılmak, çeviren: Aksu Bora, Simten Coşar, Hakan Ergül, Mete Pamir ve Erkal Ünal, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 592 sayfa, 2020

Uygur Kocabaşoğlu – “Hürriyet”i Beklerken (2010)

Uygur Kocabaşoğlu ‘”Hürriyet”i Beklerken’de, içlerinde Tanin, Meşveret, İkdam, Şuray-ı Ümmet gibi yayın organlarının bulunduğu İkinci Meşrutiyet döneminin basınını, onun kimi başat özelliklerini ve etkili olmuş aktörlerini inceliyor.

Kocabaşoğlu, dönem basınının kronolojik bir tarihini vermekle yetinmeyerek, İkinci Meşrutiyet’in toplumsal ve siyasal ortamının kendine has özellikleriyle basın özgürlüğü arasındaki ilişkiyi bütünlüklü bir bakışla analiz ediyor.

Çalışma, 31 Mart ve ardından biçimlenen İttihad ve Terakki iktidarı tarafından sonlandırılan İkinci Meşrutiyet’in özgür ortamında, basının ne denli önemli bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Uygur Kocabaşoğlu – “Hürriyet”İ Beklerken, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 186 sayfa

Odile Moreau – Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu (2010)

Odile Moreau ‘Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu’nda, 1826’da yeniçeri ocağının lağvedilmesiyle başlayan “yeni düzen”in, Osmanlı ordusunun, sürekli bir değişim sürecine girişine nasıl etkide bulunduğunu irdeliyor.

Yazar, yeniçeri ocağının kaldırılmasının ardından, 1876 darbesi, 1908 devrimi ve 1920’lerin başındaki devrimlere kadar, Osmanlı siyasetini kesintiye uğratan askeri reformlar çağını inceliyor.

Moreau, Nizam-ı Cedit hareketinden başlayarak askeri eğitim okullarının açılışı, orduya asker alma usullerinin yeni baştan düzenlenişi ve tüm bu olup bitenlerin toplumdaki yansımaları gibi konulara odaklanıyor.

  • Künye: Odile Moreau – Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu, çeviren: Işık Ergüden, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 288 sayfa

Kolektif – Devlet ve Maduniyet (2010)

‘Devlet ve Maduniyet’, ilk kez İtalyan Marksist Antonio Gramsci tarafından kullanılmış “madun” kavramından ve maduniyet çalışmalarından yola çıkarak Türkiye ve İran’da modernleşmeyi, toplum ve devleti konu edinen yazılardan oluşuyor.

Yazılar, devlet eliyle yerinden edilme olgusu, farklı etnik ve dini kimliklerin devlet karşısındaki eşit hak talepleri ve toplumsal cinsiyet sorunu ve kadının toplumsal yaşamındaki yeri gibi başlıklar ekseninde iki ülke arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları işliyor.

Kitapta,

  • Zaman ve iş disiplini bağlamında Türkiye ve İran’da modernleşme,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde işçiler ve devlet,
  • Jön Türk politikalarına Rus Ortodoksların tepkileri,
  • İran’da 1927-1929 arasını kapsayan yeni düzende muhalifler,
  • Kemalist Cumhuriyette Osmanlı mirası,
  • Rıza Şah’ın İran’ında işçiler,
  • Milli Mücadelenin ardından yapılan reformlara sufilerin tepkileri,
  • Türkiye’de Kemalist modernizasyona bir tepki olarak Menemen Olayı,
  • Rıza Şah dönemi kadın aktivizmi,
  • Türkiye’de İsviçre Medeni Kanunu’nun kabulünden önce ve sonra çokeşlilik.
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Touraj Atabaki, Donald Quataert, Vangelis Kechriotis, Stephanie Cronin, Erik Jan Zürcher, Kaveh Bayat, Hülya Küçük, Umut Azak, Afsaneh Najmabadi ve Nicole van Os.

  • Künye: Kolektif – Devlet ve Maduniyet, derleyen: Touraj Atabaki, çeviren: Serhan Afacan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 264 sayfa

Nick Smith – Hatalıydım, Özür Diliyorum (2010)

Nick Smith ‘Hatalıydım, Özür Diliyorum’da, özürlerin, ahlâki rollerini ve sosyal işlevlerini gözler önüne seriyor.

“Özürler, haber başlıklarımıza ve özel ilişkilerimize kadar sızdı da, bu genelde muğlak ve aldatıcı ritüelleri nasıl değerlendireceğiz?” diye soran Smith, geçmiş ve yakın tarihten çok sayıda örneği tartışarak, bireysel ve kolektif özürlerin anlamlarını ortaya koyuyor. Modernitede özür, özürlerin anlamları ve karmaşık yönleri, özür ve toplumsal cinsiyet ilişkisi, farklı dini ve kültürel geleneklerde özür, özür çeşitleri ve hukukta özrün anlamları, başta hükümet olmak üzere kurumların özürlerinin anlam ve önemi, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

  • Künye: Nick Smith – Hatalıydım, Özür Diliyorum: Özürlerin Anlamları, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 333 sayfa

Kolektif – Türkiye’de Ordu, Devlet ve Güvenlik Siyaseti (2010)

‘Türkiye’de Ordu, Devlet ve Güvenlik Siyaseti’, Türkiye’de devlet yapısı, güvenlik siyaseti ve ordunun hem toplumsal ve siyasal aktörlerin dahil olduğu güç ilişkileri sürecinde hem de karşılıklı etkileşim içinde nasıl yapılandıklarının ve dönüştüklerini analiz eden makalelerden oluşuyor.

Ele aldığı konuyu, geç Osmanlı döneminden Cumhuriyet sonrasına uzanarak irdeleyen bu nitelikli çalışmanın, güvenlik pratiklerinin Türkiye örneğinde çeşitli dönemlerde nasıl hayata geçtiğini mercek altına alması ve bunu yaparken de bir dizi kuramsal, kavramsal ve yöntemsel analiz aracı sunmasıyla dikkat çektiğini belirtelim.

Kitapta,

  • Osmanlı’da modern devlet, güvenlik siyaseti ve ordunun dönüşümü,
  • Son dönem Osmanlı İmparatorluğu’nda jandarma teşkilatı,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda askere alma,
  • Osmanlı Devleti ve Hamidiye Alayları,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda asker kaçakları sorunu ve jandarmanın yeniden yapılandırılması,
  • Türkiye’de Cumhuriyet dönemi ordusunda Prusya etkisi,
  • 1942-1960 arasında ABD askeri yardımı ve bu süreçte Türk ordusunun dönüşümü,
  • Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde güvenlik siyaseti ve nüfus politikaları,
  • Türkiye’de milli güvenlik kavramının gelişimi,
  • Türkiye’de doksanlarda ulusal güvenliğin yeniden inşası,
  • Türkiye’de zorunlu askerlik, jandarma ve devlet,
  • Jeopolitik gerçeklerin Türkiye’deki kullanımları
  • Ve Kuvvet kullanma tehdidine dayalı dış politika krizlerinde güvenlik kavramı gibi önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Gül Tokay, Nadir Özbek, Mehmet Hacısalihoğlu, Janet Klein, Mehmet Beşikçi, Gencer Özcan, Dilek Barlas, Serhat Güvenç, Murat Yüksel, İsmet Akça, Evren Balta, Aslı Özgür Peker Dogra, Pınar Bilgin ve Fuat Aksu.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Ordu, Devlet ve Güvenlik Siyaseti, derleyen: Evren Balta ve İsmet Akça, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 513 sayfa