Steven Mithen – Susuzluk (2024)

Gezegenimiz küresel bir su kriziyle karşı karşıya.

Biliminsanları, tatlı su kaynaklarındaki tükenişin 2050’de dünya nüfusunun yüzde 75’ini etkiler hale geleceğini öngörüyor.

Sınır tanımayan bir kentleşme, doğanın tahrip edilmesi ve iklim değişikliği bu krizin başlıca körükleyicileri.

Steven Mithen, yaşadığımız su krizini Susuzluk’ta tarihsel bir perspektif sunarak ele alıyor.

Neolitik Devrim’den bu yana su, bir meta ve ekonomik güç kaynağı olarak görüldü.

Tarih birbirinden iddialı su yönetim projeleri ve hidrolik mühendisliği örnekleriyle doludur.

Mithen, okuru zamanlar arasında bir yolculuğa çıkarıyor: Tarımsal sulamadaki başarılarıyla uygarlık haline gelen Sümerlerden çölün ortasında bir vaha yaratan Nebatilere, sifonlu tuvaletin mucidi Minoslulardan Roma İmparatorluğu’nun hamamlarına, Konstantinopolis’in şehirler arası sukemerlerinden Çin’in su kanallarına dünyanın dört bir yanına uzanan ‘Susuzluk’, geçmişin deneyimlerini geleceğe yol göstermek üzere bir araya getiren kapsamlı bir kitap.

Steven Mithen arkeoloji profesörü, Reading Üniversitesi’nde rektör yardımcısı.

  • Künye: Steven Mithen – Susuzluk: Antik Dünyada Su ve İktidar, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 344 sayfa, 2024

David A. Bell – Napoléon (2024)

Napoléon Bonaparte’ın iki yüzyıldır pek çok biyografi yazarının ilgisini çekmiş olması şaşırtıcı değildir.

Hayatı olağanüstü önemli, çok ama çok büyüleyiciydi; başta Fransız Devrimi olmak üzere dünya tarihindeki en tartışmalı ve sürekli yeniden yorumlanan olaylardan bazılarıyla da bağlantılıydı.

David A. Bell, kitabının girişinde mevcut biyografilerin birçok olumlu özellik taşımasının yanında, her okuyucunun bu hacimli kitapları okuyabilecek vakti ve sabrının olmayabileceğini söylüyor.

Okurun ayrıntılar deryasında kaybolmasına neden olmaktansa, Napoléon’un gerçeğe sadık, okunabilir bir portresini sunmaya, uzmanlık sahibi olmayanlara da hitap eden özlü bir eser ortaya koymaya gayret ettiğini belirtiyor.

1769’da Korsika’da doğan Napoléon, 1821’de çok daha küçük bir adada, Saint Helena’da sürgünde hayata gözlerini yummuş olsa da ölümünden sonra da adı ve şöhreti etrafında mücadeleler yürütülmeye devam etmiştir; aslında bunları da onun hikâyesinin bir parçası saymak gerekir.

Bu hikâyede, Fransa’da ve başka ülkelerde bugün bile muazzam etkisini koruyan kurumların inşasının yanı sıra, inanılmaz bir seviyeye varan can kayıpları ve yıkımlar da vardır.

  • Künye: David A. Bell – Napoléon: Kısa, Büyüleyici Bir Hayat, çeviren: Tansel Demirel, Koç Üniversitesi Yayınları, biyografi, 176 sayfa, 2024

Ersin Kalaycıoğlu, Ali Çarkoğlu – Türkiye’de Seçim Dinamikleri (2024)

Türkiye’de siyasal sistemin demokrasiyle bağlarının zayıfladığı kritik bir dönemeçte yurttaşların siyasete katılımının asli biçimi olan oy verme davranışlarını incelemek kritik önem taşıyor.

Zira Cumhuriyet bir ray değişikliği yaşıyorsa meşruiyet kaynaklarının hangi seçmenlerin ne tür kaygı ve motivasyonlarıyla oluştuğunu, hangi yönlerden çarpıştığını, esnediğini ya da katılaştığını anlamak gerekiyor.

Ersin Kalaycıoğlu ve Ali Çarkoğlu bu olağanüstü döneme dünden bugüne tanık olunan tarihsel bağlamların ve siyasal güç devşirmenin modern biçimlerinin perspektifinden bakıyor.

Yaklaşık 15 yıllık bir dönemi (2002-2015) kapsayan saha araştırmaları siyasal manzarayla ilgili sıkça kullanılan bir kavram olan kutuplaşmanın Türkiye’nin kılcal damarlarında nasıl işlediğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Ersin Kalaycıoğlu, Ali Çarkoğlu – Türkiye’de Seçim Dinamikleri: Kırılgan Ama Dirençli Bir Süreç?, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 400 sayfa, 2024

Özlem Altan-Olcay, Evren Balta – Türkiye’de Amerikan Pasaportu (2024)

  • Çocukları Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olabilsin diye tüm zorlukları göze alıp doğum için binlerce kilometre öteye, ABD’ye giden anne adayları bize neler söylüyor?
  • Amerikan rüyasının peşinde Amerika’ya yerleşen biri neden oradaki kariyerini bırakıp Türkiye’ye döner?
  • Amerikan pasaportu taşıyanlar için gerçek “fırsatlar ülkesi”, ABD’nin dışındaki dünya mı?

‘Türkiye’de Amerikan Pasaportu’, ABD’nin resmi sınırlarının ötesinde ABD vatandaşlığına yüklenen anlamlar, değerler, hayaller ve umutlar üzerine kurulu yeni bir tür Amerikan imparatorluğunun işleyişini, yüzü aşkın insanın somut, gündelik deneyimleri ve bireysel anlatıları üzerinden inceliyor.

Küreselleşen dünyada ulusal vatandaşlığın hâlâ önemini koruduğunu, ama artık yalnızca ülke içiyle sınırlı bir çerçeveden bakılarak anlaşılamayacağını savunuyor.

Günümüzde ulusal vatandaşlıklar, devletler arasındaki asimetrik ilişkilerin şekillendirdiği “ulusötesi” alanda bireylere sağlayabildikleri avantajların eşitsizliği bakımından birbirlerinden ayrışır.

Özlem Altan-Olcay ve Evren Balta’nın Amerikan Sosyoloji Derneği’nden ödül alan çalışması, vatandaşlığın, ülke sınırları ötesindeki sınıfsal konumlar, coğrafi hareketlilik imkânları, aidiyet ve kimlik iddiaları üzerinde oynadığı belirleyici rolü gözler önüne seriyor.

  • Künye: Özlem Altan-Olcay, Evren Balta – Türkiye’de Amerikan Pasaportu: Ulusötesi Çağda Aidiyet ve Vatandaşlık, çeviren: Ezgi Dikici, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 224 sayfa, 2024

Stefano Sandrone – Nobelli Hayatlar (2024)

Çok az insan dünyayı Nobel Ödülü sahipleri gibi değiştirebildi.

Çığır açan buluşlarıyla tıp, kimya, fizik ve ekonomiyi devrime uğratmış Nobel Ödüllü yirmi dört isimle Lindau Nobel Ödüllü Bilim İnsanları Toplantıları’nda yapılmış söyleşiler ‘Nobelli Hayatlar’da bir araya getirildi.

Her biri benzersiz hikâyeler anlatıyor.

Evreka anlarından kariyerleri boyunca karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden nasıl geldiklerine, genç bilim insanlarına ilham verecek tavsiyelerden geleceğin bilimine ve keşiflerine kadar çok şey üzerinde konuşuyorlar.

Sizi alandan alana, düşünceden düşünceye sürükleyecek ‘Nobelli Hayatlar’da Nobel Ödüllülerin yaşamlarına her yönüyle tanık olacaksınız.

Hayatlarının bir döneminde gelen bir telefonla yirmi dört akademisyen Nobel Ödülü’nü almak üzere Stockholm’e davet edildi.

Şimdi onlar sizi Nobelliler dünyasına davet ediyor…

  • Künye: Stefano Sandrone – Nobelli Hayatlar: Nobel Ödüllü Yirmi Dört Bilim İnsanıyla Hayat Hikâyeleri, Geleceğin Bilim İnsanlarına Tavsiyeleri ve İleride Keşfedecekler Üzerine Söyleşiler, çeviren: Cumhur Öztürk, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 216 sayfa, 2024

Henry Mance – İnsanların Şekillendirdiği Bir Dünyada Hayvanları Nasıl Sevmeli? (2024)

Hayvanları seviyoruz, fakat eylemlerimiz bu sevgiye sığıyor mu?

Sevgimizi sınavdan geçirsek, hayvan yaşamının değersizliği üzerine kurulmuş mezbahalarımız, bir günlükken yavrusundan koparılmış, meme iltihabı ve topallıkla boğuşan süt makinesi ineklerimiz, gaddarlığın vücut bulmuş hali olan balıkçılık yöntemlerimiz, hayvanların yapaylığa ve can sıkıntısına mahkûm edildiği hayvanat bahçelerimiz ve hatta cins hayvan hevesimiz yüzünden eklem sorunlarından ve türlü hastalıklardan mustarip köpeklerimiz, bu sınavdan geçebilir mi?

Henry Mance ‘Hayvanları Nasıl Sevmeli’de, sahne ışıklarını yüz çevirdiğimiz, yok saydığımız, görmezden geldiğimiz hoyratlığımıza çeviriyor.

Kendi sınavını vermek için bir mezbahada yüz yüze geldiği başı kopuk koyunun göğüs kafesine kuş bakışı bakıyor, dondurucu soğukta balık tutmaya, puslu ormanda geyik vurmaya çalışıyor.

Avcılıktan veganlığa uzanan yelpazede sevgisini tanımlamaya çalışırken okuru kendi kültürüne, alışkanlıklarına ve duygularına doğru zorlu bir yolculuğa çıkarıyor.

Sırça köşkünüzden çıkmaya, dünya üzerinde bıraktığımız ayak izini görmeye, hayvanlara adil muamelenin daha iyi yollarını aramaya hazır mısınız?

İnsanlar başka hayvanlarla bağlantı kurmak için kendi yollarını bulur, diyor Mance.

Sizinki ne olacak?

Henry Mance, Financial Times için siyaset ve çevre konularında yazıyor.

  • Künye: Henry Mance – İnsanların Şekillendirdiği Bir Dünyada Hayvanları Nasıl Sevmeli?, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2024

Athena Aktipis – Hilekâr Hücre (2024)

Kansere neden olan etkenleri düşündüğümüzde evrim ilk aklımıza gelenler arasında değildir.

Oysaki evrim ve kanser yakından ilişkilidir.

Dünya’nın uzun tarihi içinde yaşamı mümkün kılan süreçler kanserin de yaratıcısıdır.

Kanserin evrimsel kökenlerinin anlaşılması bize kanser tedavisinde daha etkili, devrim niteliğinde çözümler bulma şansı verebilir.

‘Hilekâr Hücre’de Athena Aktipis kanser ile evrim arasındaki sıra dışı ilişkiyi anlayabilmek için milyarlarca yıl geriye giderek tekhücreli yaşamdan çokhücreliliğe geçişin izlerini sürüyor.

İşbirliği içindeki hücrelerden bazıları, hilekâr olanlar, kaynakları aşırı kullanmaya, kontrolsüz çoğalmaya başlar.

Sonuç kanserdir.

Kanserin her yerde karşımıza çıkması evrimin bir sonucudur ve çokhücreli yaşam devam ettiği müddetçe kanser de varlığını sürdürecektir.

Öyleyse kanseri tedavi etmekten vazgeçmemiz mi gerekiyor?

Aktipis, kansere başka bir mercekten bakmayı öneriyor.

Hastalık hemen yok edilmesi gereken bir düşman değil, uzun vadede kontrol altında tuttuğumuz bir yoldaş olabilir.

Kanserin biyolojik geçmişimizin, bugünümüzün ve geleceğimizin parçası olduğu ve evrime karşı vereceğimiz bir savaşı kazanmamızın mümkün olmadığı gerçeğini kabullenirsek, kanser tedavileri daha akılcı, daha stratejik ve daha insani olabilir.

‘Hilekâr Hücre’ kanserin temel doğasını ve kanserle olan ilişkimizi yeniden düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Athena Aktipis – Hilekâr Hücre: Kanseri Anlayıp Tedavi Etmemize Evrim Nasıl Yardımcı Olur?, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, tıp, 264 sayfa, 2024

Kolektif – Kuramdan Pratiğe Duygu Düzenleme (2023)

Duygu düzenleme sıradan bir günde bile neredeyse her bireyin yaşamakta olduğu duyguların farklı boyutlarını değiştirmek için kullandığı bilişsel ya da davranışsal stratejilerin geneline verilen isimdir.

Duygu düzenleme, bireylerin gündelik hayatlarında oldukça büyük yer tutan bir beceriler topluluğu olarak görülse de bu alanda yaygın olarak kabul gören kuramsal yaklaşımların ortaya çıkışı 2000’li yılların başına denk geliyor.

Yaşamın erken dönemlerinde kişilerarası bir süreç olarak başlayan duygu düzenleme, bireyin olgunlaşmasıyla birlikte sosyal, bilişsel ve davranışsal boyutlarıyla bireylerin gündelik hayatını etkilemeye devam eder.

Bu beceriler hem sıradan stres kaynaklarıyla başa çıkmada hem de yakın geçmişte yaşadığımız COVID-19 salgını gibi beklenmedik büyük stres kaynaklarıyla baş etmeye çalışırken el altında bulundurduğumuz ve sıklıkla kullandığımız stratejilerdir.

Bu nedenle duygu düzenleme bu kitapta kuramsal, sosyal, bilişsel, gelişimsel ve klinik alan olmak üzere beş farklı kısımda ele alınıyor.

Kitabın hazırlanmasındaki ana amaç duygu düzenlemeye dair güncel kuramsal yaklaşımları ve görgül araştırmaları içeren Türkçe bir kaynağın okuyucuya ulaştırılması.

  • Künye: Ayşe Altan Atalay, Burcu Kaya Kızılöz, Dilek Sarıtaş Atalar – Kuramdan Pratiğe Duygu Düzenleme, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 408 sayfa, 2023

Peter Singer – En Büyük İyilik (2023)

İnsan başkalarının ihtiyaçlarını ve çıkarlarını kendilerininkinin önüne koyabilir mi?

Elinden gelen “en fazla” iyiliği yapmak, fedakarlığı da beraberinde mi getirmek zorunda?

Başkaları için yaptığımız iyiliklerden duyduğumuz memnuniyet bu iyilikleri daha az ahlaki kılar mı?

Peter Singer, felsefe tarihinde iki yüzyılı aşkındır önemli bir tartışma başlığı olan diğerkamlık (altruism) kavramına bugünden bakarak onu pratik etiğin alanına taşıyor.

1972’de yazdığı ‘Kıtlık, Bolluk ve Ahlak’ makalesiyle daha kavramın adı konmadan etkili diğerkamlığın fikri öncülerinden olan Singer, kavramı 2000’li yılların başında ortaya çıkmaya başlayan yeni bir hayırseverlik anlayışını tarif etmek için kullanıyor.

Bu hayırseverlik anlayışına göre iyilik yapmak isteyenlerin varlıklarının küçük bir kısmını hayır işlerine vakfetmesi yeterli bulunmazken, etik olarak doğru ve meşru olan şeyin kendi hayatını idame ettirmek için kullanılandan arta kalanın başkalarının yararı için kullanılması olduğu savunuluyor.

Bu ilke kimi zaman, ömürleri boyunca maaşlarının yüzde 20’sini hayır işlerine vermeyi taahhüt eden kişilerde hayat bulurken, kimi zaman hiç tanımadığı biri için böbreklerinden birini bağışlamaktan kaçınmayan etkili diğerkâmların eylemlerinde pratik ve teorik sınırlarına ulaşıyor.

Princeton Üniversitesi biyoetik kürsüsü profesörü Avustralyalı filozof Peter Singer, pratik etik, faydacılık, hayvan hakları, türcülük alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınıyor.

  • Künye: Peter Singer – En Büyük İyilik: Etkili Diğerkamlık Etik Yaşam Hakkındaki Fikirlerimizi Nasıl Değiştirir?, çeviren: Akın Emre Pilgir, Koç Üniversitesi Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2023

Ian Mosby, Sarah Rotz, Evan D. G. Fraser – Belirsiz Hasat (2023)

  • Gelecekte ne yiyeceğiz?
  • gıdayı nasıl üreteceğiz?
  • 10 milyar insanı besleyecek gıda artışını, ekolojik, toplumsal, ekonomik ve ahlaki açılardan sürdürülebilir biçimde sağlayabilecek miyiz?

‘Belirsiz Hasat’ın yazarı üç gıda akademisyeni bu sorulara yanıt ararken, gelecekteki olası krizlerle baş etmek için nelerin gerekli olduğunu çözmeye çalışıyor.

Teknoloji iyimseri Evan Fraser, teknoşüpheci Sarah Rotz ve gıda tarihçisi Ian Mosby çiftlik ekonomisinin çamurlu dünyasında bata çıka ilerlerken hem eşitlikçi ve sağlam bir küresel gıda geleceğinin yapıtaşlarını anlamaya çalışıyor hem de okuru insanların daha iyi beslendiği, daha adil bir dünya konusunda ilham verici işler yapanlarla tanıştırıyor.

Böylece iklim değişikliğinin dönüştürdüğü arazilerden robot çiftliklere, blokzinciri sertifikalı balık satıcılarından teknoloji gurusu Nepalli geçimlik çiftçilere, genetiği değiştirilmiş gıdalardan acı biber soslu gevrek böceklere varana kadar elinizdeki kitap, kolektif gıda geleceğimizi tanımlayacak başlıkları ele alırken sapı samandan ayırmaya, kavga gürültünün eksik olmadığı gıda meselesi üzerinde sağlıklı düşünmemizi sağlayacak alet kutusunu oluşturmamıza yardımcı oluyor.

  • Künye: Ian Mosby, Sarah Rotz, Evan D. G. Fraser – Belirsiz Hasat: Isınan Gezegenimizde Gıdanın Geleceği, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, ekoloji, 260 sayfa, 2023