Lev Nikolayeviç Tolstoy – Savaş ve Barış (2016)

  • SAVAŞ VE BARIŞ, 1-4, Lev Nikolayeviç Tolstoy, çeviren: Mete Ergin, Yordam Kitap, roman, 4 Cilt, 2016 sayfa

Tolstoy’un dünya edebiyatında çığır açmış ve halen aşılamamış romanı ‘Savaş ve Barış’, Yordam Kitap’ın özel edisyonuyla bir kez daha Türkçede. Mete Ergin’in uzun uğraşlarıyla ortaya çıkan bu özenli çeviriyi diğerlerinden ayıran başlıca husus ise, dünyada “en başarılı çeviri” olarak kabul edilen Louise-Aylmer Maude çevirisini esas alması. Bu baskıda ayrıca, Hasan Âli Ediz’in meşhur Tolstoy incelemesini ve Tolstoy’un bu büyük yapıtını irdelediği yazısı da yer alıyor. Gelelim romana… ‘Savaş ve Barış’ 1805-1807 savaşı ile 1812 savaşı gibi, Rusların tarihsel ve toplumsal hafızasında büyük etkiler yaratmış iki savaş ekseninde bir dizi karakterin özgün dünyalarına iniyor. Farklı toplumsal sınıfları işlemesiyle evrensel edebiyatın başyapıtı haline gelmiş bu dev roman, aynı zamanda hem bir tarihsel anlatı, hem bir belgesel, hem felsefi bir metin, hem Rus toplumunu irdeleyen sosyolojik bir inceleme, hem bir dönem romanı, hem bir savaş ve hem de bir aşk romanı olarak okunabilir.

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Kreutzer Sonat (2013)

  • KREUTZER SONAT, Lev Nikolayeviç Tolstoy, çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, İş Kültür Yayınları, roman, 140 sayfa

 KREUTZER

Kısa olmakla birlikte, Tolstoy’un en tartışılan eserlerinden olan ‘Kreutzer Sonat’, kıskançlığı nedeniyle hayatında büyük bir çöküş yaşamış bir adamın hikâyesini anlatıyor. Romanın baş kahramanı Pozdnişev, gençliğinde yaşadığı sefih hayatın etkisiyle, kadınlardan nefret eden bir adam haline gelmiştir. Bu döneminden pişmanlık duyan Pozdnişev, çareyi evlenmekte bulmuştur. Fakat bir süre sonra uyanan kadınlara dair olumsuz düşünceleri, eşiyle arasında büyük bir nefretin uyanmasına neden olacaktır. Pozdnişev’in nefret duygusuna kıskançlığın ve şüphelerin de eklenmesi, onun için büyük bir çöküşün ilk adımları olacaktır.

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Anna Karenina (2011)

  • ANNA KARENİNA, Lev Nikolayeviç Tolstoy, çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, İş Kültür Yayınları, roman, 1062 sayfa

 

Tolstoy’un, uzun yıllardır heybetini koruyan ‘Anna Karenina’sı, adını, yaşadığı yasak aşkla tüm hayatı alt üst olan Anna Karenina’dan alıyor. Rus aristokrasisinin meşhur simalarından Anna Karenina, mutsuz bir evlilik yaşamaktadır. Genç kadın, ağabeyinin evine yaptığı ziyaret esnasında genç kont Vronski ile tanışır. Kont Vronski’nin aşk ilanına, genç kadın da duyarsız kalamaz ve böylece ikili, toplumun ayıplamalarına aldırmadan aşk yaşamaya başlar. Bu hikâye üzerine inşa edilen Anna Karenina’yı özgün kılan asıl husus ise, Tolstoy’un buradan yola çıkarak insana dair daha derin ve daha bütünlüklü bir büyük hikâyeye ulaşmasıdır. Öyle ki, yazarın gözlemleme yeteneği, ayrıntıları yakalamaktaki ustalığı ve karakter inşa etmek konusundaki mükemmelliği, ‘Anna Karenina’yı, dünya edebiyatının mihenk taşlarından biri kılıyor.

Louis William Francis – Sanatçılar ve Düşünürler (2011)

Şu ana kadar sanat ve felsefe temalı muhtelif çalışmalara imza atmış olan Louis William Francis ‘Sanatçılar ve Düşünürler’ adlı kitabında, filozof ve sanatçıların sanat hakkındaki düşüncelerini, çalışma yöntemlerini ve onların eserlerindeki önemli düşünsel ve sanatsal motifleri açığa çıkarmayı amaçlıyor.

Francis bu bağlamda, Maeterlinck, Wagner, Rodin, Hegel, Tolstoy ve Nietzsche’yi ele alıyor. Yazar, bu altı ismin sanatla ne tür bağlar geliştirdiğini irdelerken, aynı zamanda bir meseleye ve böylelikle bir felsefeye sahip olmanın, tümünün ortak yönü olduğunu gözler önüne seriyor.

“Sanatçı aslında bir düşünür, düşünür de bir sanatçı mıdır?” sorusunun yanıtını arayan Francis’in burada ilgilendiği asıl konu, sanat ile felsefe arasındaki etkileşim ile sanatçıdaki düşünürün ve düşünürdeki sanatçının izini sürmek.

  • Künye: Louis William Francis – Sanatçılar ve Düşünürler, çeviren: Orhan Düz, Kapı Yayınları, felsefe, 181 sayfa